Evlilik yalnızca iki kişinin değil, çoğu zaman iki farklı aile çevresinin de birbirleriyle ilişki kurduğu bir birliktir. Anne, baba ve kardeşlerle görüşülmesi veya aile büyüklerinin eşlere zaman zaman fikir vermesi tek başına boşanma sebebi değildir.
Ancak eşlerden birinin ailesinin evlilik hayatına sürekli şekilde müdahale etmesi, eşler arasındaki kararları belirlemeye çalışması, diğer eşe hakaret veya baskı uygulaması ve eşin de bu davranışlara izin vermesi ya da sessiz kalması, somut olayın özelliklerine göre boşanmada kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesine göre eşler evlilik birliğinin mutluluğunu birlikte sağlamak, birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmakla yükümlüdür. Kanunun 186. maddesine göre de eşler oturacakları konutu birlikte seçer ve evlilik birliğini beraberce yönetirler.
Bu nedenle eşlerden birinin;
“Annem ne derse o olur.”
“Babam istemiyorsa ayrı eve çıkmayız.”
“Ailem sana istediğini söyleyebilir, ben karışmam.”
şeklindeki tutumu evlilik birliğinin ortak yönetimi ve eşlerin birbirlerine karşı yükümlülükleri bakımından sorun oluşturabilir.
Bir boşanma avukatı tarafından böyle bir dosya değerlendirilirken yalnızca kayınvalide veya kayınpederin davranışları değil, eşin bu müdahalelere karşı nasıl davrandığı özellikle incelenmelidir.
Kayınvalide veya Kayınpederin Evliliğe Müdahalesi Tek Başına Boşanma Sebebi Midir?
Her durumda değil.
Boşanma davasının tarafları eşlerdir. Dolayısıyla kayınvalide, kayınpeder veya başka bir aile ferdinin kötü davranışı doğrudan diğer eşe otomatik olarak kusur olarak yüklenemez.
Önemli olan eşin;
- Ailesinin müdahalesine izin verip vermediği,
- Müdahaleyi destekleyip desteklemediği,
- Diğer eşe yönelik hakaret veya baskıya sessiz kalıp kalmadığı,
- Evlilik kararlarını ailesinin kontrolüne bırakıp bırakmadığı,
- Eşini ailesinin baskısından korumak için makul bir tutum gösterip göstermediğidir.
Yargıtay uygulamasında da aile müdahalesine sessiz kalmak veya izin vermek, şartları bulunduğunda eşe kusur olarak yüklenebilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında, kadının annesinin evlilik birliğine müdahalesine izin vermesi kusur olarak değerlendirilmiş; bununla birlikte diğer eşin daha ağır kusurlu davranışları nedeniyle kusur derecelendirmesi ayrıca yapılmıştır.
Dolayısıyla;
“Kayınvalidemle anlaşamıyorum, kesin boşanma sebebidir.”
şeklinde bir genelleme yapılamaz.
Müdahalenin niteliği, sıklığı ve eşin buna karşı tutumu önemlidir.
Eş Ailesinin Müdahalesine Sessiz Kalırsa Kusurlu Olur Mu?
Somut olayın özelliklerine göre evet.
Örneğin erkeğin annesi sürekli olarak kadına hakaret ediyor ve erkek;
- Hiçbir müdahalede bulunmuyor,
- Annesinin davranışlarını destekliyor,
- Eşini suçluyor,
- Aynı davranışların tekrar etmesine izin veriyor
olabilir.
Bu durumda aile ferdinin davranışının yanında eşin sessiz ve kayıtsız kalması da boşanma açısından değerlendirilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/400 sayılı kararına konu dosyada ilk derece mahkemesi, erkeğin ailesinin baskılarına ve eşine yönelik hakaretlere sessiz kalmasını duygusal şiddet niteliğinde değerlendirmiş ve ailesinin evlilik birliğine müdahalesine kayıtsız kalmasını kusur olarak kabul etmiştir.
Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından bu tür bir dava hazırlanırken yalnızca;
“Ailesi evliliğimize karışıyordu.”
denilmesi yerine hangi aile ferdinin, hangi tarihte, hangi konuda müdahale ettiği ve eşin buna nasıl tepki verdiği açıklanmalıdır.
Eşin Annesinin Hakaret Etmesine Sessiz Kalması Boşanmada Kusur Mudur?
Koşulları bulunuyorsa kusur olarak değerlendirilebilir.
Örneğin kayınvalide eşlerden birine sürekli;
- Hakaret ediyor,
- Aşağılıyor,
- Evden gitmesini söylüyor,
- Eşini değersizleştiriyor
ve diğer eş bunlara sistematik biçimde sessiz kalıyorsa, bu tutum evlilik yükümlülükleriyle bağdaşmayabilir.
Ancak burada önemli bir usul kuralı bulunmaktadır:
Bu olayların boşanma dilekçelerinde usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş olması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23 Mayıs 2024 tarihli kararında kadına, annesinin erkeğe hakaret etmesine sessiz kalma davranışı ilk derece mahkemesince kusur olarak yüklenmiş; ancak bu vakıaya dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında usulüne uygun biçimde dayanılmadığı tespit edildiğinden bu olayın kusur olarak yüklenemeyeceği belirtilmiştir.
Bu nedenle bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından aile müdahalesine dayalı dava hazırlanırken olayların tanık aşamasına bırakılmaması, dava veya cevap/karşı dava dilekçelerinde somutlaştırılması önemlidir.
Eşin Ailesiyle Birlikte Yaşamaya Zorlanmak Boşanma Sebebi Midir?
Bu konu Yargıtay uygulamasında özellikle bağımsız konut başlığı altında karşımıza çıkmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesine göre eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
Eşlerden birinin diğerini iradesi dışında sürekli olarak kendi anne-babası veya kardeşleriyle aynı konutta yaşamaya zorlaması ve makul bir bağımsız yaşam düzeni oluşturmaması kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/523 sayılı kararına konu olayda erkeğin kadını önce kız kardeşiyle, daha sonra annesiyle birlikte yaşamaya zorlaması ve bağımsız konut sağlamaması kusur olarak değerlendirilmiştir. Kararda, eşin aile fertleriyle yaşanan çatışmalara karşı sağlıklı bir tutum göstermemesi de değerlendirme konusu yapılmıştır.
Dolayısıyla;
“Evlenmeden önce annemle yaşayacağımızı kabul etmişti, artık hiçbir şekilde ayrı ev isteyemez.”
şeklinde değişmez bir kural bulunmamaktadır.
Evlilik içerisindeki fiili koşullar ayrıca değerlendirilir.
Bağımsız Konut Sağlamamak Her Zaman Kusur Mudur?
Hayır.
Her dosyanın kendine özgü şartları bulunmaktadır.
Örneğin taraflar gerçekten bağımsız bir konuta çıkmışsa yalnızca evliliğin ilk döneminde aileyle birlikte yaşamış olmak eşe sürekli kusur olarak yüklenmeyebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/796 sayılı kararına konu olayda mahkeme, erkeğin eşine ailesinden ayrı bağımsız konut temin etmiş olması nedeniyle bu hususta erkeğe kusur yüklenemeyeceğini kabul etmiştir.
Bu nedenle önemli olan;
- Tarafların nerede yaşadığı,
- Konutun fiilen bağımsız olup olmadığı,
- Aile fertlerinin günlük yaşam üzerindeki etkisi,
- Eşin diğer eşin makul bağımsız yaşam talebine karşı tutumu
gibi hususlardır.
Aynı Apartmanda Kayınvalideyle Oturmak Boşanma Sebebi Midir?
Tek başına hayır.
Eşlerin anne veya babayla aynı apartmanda, aynı sitede hatta çok yakın mesafede yaşamaları tek başına boşanma sebebi değildir.
Sorun, fiziki yakınlığın evlilik birliğinin bağımsızlığını ortadan kaldıracak ölçüde müdahaleye dönüşmesidir.
Örneğin aile fertleri;
- Her gün izinsiz eve giriyor,
- Eşlerin özel kararlarını belirliyor,
- Çocuk yetiştirme konusunda baskı kuruyor,
- Harcamalara müdahale ediyor,
- Diğer eş üzerinde sürekli kontrol kuruyor
ve eş de buna engel olmuyorsa farklı bir hukuki değerlendirme yapılabilir.
Dolayısıyla mesele kilometre veya daire numarası değil, evliliğin fiilen bağımsız yönetilip yönetilemediğidir.
Eş Her Kararını Annesine veya Babasına Danışıyorsa Kusur Mudur?
İnsanların anne ve babalarından fikir alması normaldir.
Bu nedenle;
“Eşim annesine danışıyor.”
tek başına boşanma sebebi değildir.
Ancak evlilikle ilgili bütün kararların üçüncü kişiler tarafından verilmesi farklıdır.
Örneğin;
- Nerede yaşanacağı,
- Çocuğun hangi okula gideceği,
- Paranın nasıl harcanacağı,
- Eşin çalışıp çalışmayacağı,
- Eşlerin aileleriyle ne zaman görüşeceği
gibi kararların sürekli şekilde kayınvalide veya kayınpeder tarafından belirlenmesi ve eşlerden birinin diğer eşin görüşünü tamamen dışlaması evlilik birliğinin ortak yönetimiyle bağdaşmayabilir.
TMK m.186 eşlerin oturacakları konutu birlikte seçmesini ve evlilik birliğini birlikte yönetmesini öngörmektedir.
Bir Bahçeşehir boşanma avukatı tarafından bu tür bir uyuşmazlık değerlendirilirken aileden fikir almak ile evliliğin karar mekanizmasını aileye devretmek birbirinden ayrılmalıdır.
Eşin Ailesinin Diğer Eşi Evden Kovması Boşanma Sebebi Olabilir Mi?
Somut olayın özelliklerine göre evet.
Örneğin kayınvalide;
“Bu evden çık git.”
diyerek gelini veya damadı evden çıkarmış ve eş de bunu desteklemiş veya engel olmak için hiçbir şey yapmamış olabilir.
Bu durumda eşin davranışı;
- Eşini korumama,
- Ortak yaşamı sürdürmeme,
- Aile müdahalesine izin verme
bakımından kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Ancak olayın gerçekten nasıl gerçekleştiği ve eşin bu olay karşısındaki davranışı ispatlanmalıdır.
Sadece aile ferdinin söylediği bir cümle üzerinden diğer eşin otomatik kusurlu kabul edilmesi doğru değildir.
Eşin Ailesi Eşe Sürekli Hizmet Ettiriyorsa Ne Olur?
Eşlerden biri diğerini;
- Anne ve babasına sürekli hizmet etmeye,
- Bütün ev işlerini tek başına yapmaya,
- Hasta aile fertlerinin bakımını zorunlu şekilde üstlenmeye
mecbur bırakamaz.
Eşin kendi anne ve babasına destek vermesi insani ve ailevi bir davranış olmakla birlikte, diğer eş üzerinde sistematik bir baskı oluşturulması ve evlilik ilişkisinin bu hizmet yükümlülüğüne indirgenmesi farklı değerlendirilir.
Bu noktada tek bir olay yerine evlilik hayatının bütünü ve davranışların sürekliliği önemlidir.
Kayınvalide ile Tartışmak Eşi Kusurlu Yapar Mı?
Her tartışma diğer eşi otomatik olarak kusurlu yapmaz.
Örneğin kadın ile kayınvalidesi karşılıklı tartışmış olabilir.
Mahkeme;
- Tartışmayı kimin başlattığını,
- Hakaret veya şiddet bulunup bulunmadığını,
- Eşin bu olaylara nasıl tepki verdiğini,
- Tartışmaların neden sürekli tekrarlandığını
değerlendirir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/523 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta kadın ile kayınvalide arasındaki karşılıklı fiziksel olay değerlendirilirken, erkeğin anne ile eşi arasındaki ilişkiye sağlıklı şekilde müdahale etmemesi ve eşine bağımsız yaşam alanı sağlamaması da kusur değerlendirmesinde dikkate alınmıştır.
Dolayısıyla aile içi çatışmalarda yalnızca;
“Kayınvalidemle tartıştı.”
denilerek sonuç çıkarılamaz.
Eşin Kendi Ailesine Evliliğin Bütün Özelini Anlatması Kusur Mudur?
Eşin zaman zaman ailesinden destek alması tek başına kusur değildir.
Ancak evlilik içerisindeki bütün özel olayların sürekli olarak anne-babaya aktarılması ve bunun sonucunda ailenin evliliğe müdahil hale gelmesi farklı değerlendirilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/3761 sayılı kararına konu dosyada kadının özel hayatlarını ayrıntılı şekilde annesine anlatması kusur tespitinde değerlendirilmiştir.
Burada özellikle eşler arasındaki mahremiyet ile ihtiyaç halinde aileden destek istemek birbirinden ayrılmalıdır.
Ailenin Evliliğe Müdahalesi Nedeniyle Evden Ayrılmak Kusur Mudur?
Her durumda değil.
Eşlerden biri;
- Sürekli aile baskısı,
- Hakaret,
- Fiziksel şiddet,
- Bağımsız konut sağlanmaması
nedeniyle ortak konuttan ayrılmış olabilir.
Bu durumda yalnızca;
“Evi o terk etti.”
denilerek ayrılan eşin kusurlu kabul edilmesi doğru değildir.
Yargıtay uygulamasında ortak konuttan ayrılmanın nedeninin değerlendirilmesi gerekir.
Ayrılma haklı bir nedene dayanıyorsa bu davranış kusur oluşturmayabilir.
Eş “Ya Ailem Ya Sen” Derse Bu Boşanma Sebebi Midir?
Somut olayın koşullarına göre bu tür davranışlar ciddi bir evlilik problemi oluşturabilir.
Evlilik, eşlerden birinin kendi ailesiyle bütün ilişkisini kesmesini gerektirmez.
Ancak diğer eşe sürekli;
“Benim ailem senden önce gelir.”
“Annem ne derse onu yapacaksın.”
“Ailem seni istemiyorsa burada yaşayamazsın.”
gibi baskılar uygulanması evlilik birliğinin ortak yönetimi ve eşlerin karşılıklı destek yükümlülüğüyle bağdaşmayabilir.
Mahkeme bu sözlerin tek seferlik tartışma sırasında mı söylendiğini yoksa sistematik bir davranış biçimi mi olduğunu değerlendirecektir.
Eşin Ailesiyle Görüşmeyi Engellemek Kusur Mudur?
Eşin diğer eşin kendi anne ve babasıyla görüşmesini hiçbir haklı neden bulunmaksızın sistematik biçimde engellemesi de boşanma açısından değerlendirilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/400 sayılı kararına konu dosyada erkeğin eşini ailesiyle görüştürmemesi ve görüşmesini baskıyla engellemesi duygusal şiddet niteliğinde kusurlu davranış olarak değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla aile müdahalesi yalnızca;
“Kendi ailesini evliliğe karıştırmak”
şeklinde ortaya çıkmaz.
Eşin diğer tarafın ailesiyle sağlıklı ilişkisini haksız şekilde engellemesi de sorun oluşturabilir.
Eşin Ailesi Çocuk Yetiştirmeye Sürekli Müdahale Ederse Ne Olur?
Müşterek çocukların bakım ve yetiştirilmesi konusunda temel sorumluluk anne ve babaya aittir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesine göre eşler çocukların bakımına, eğitimine ve gözetimine birlikte özen göstermekle yükümlüdür.
Büyükanne ve büyükbabaların çocuklarla ilişki kurması doğal olmakla birlikte, çocuk hakkındaki bütün kararların onlar tarafından verilmesi ve ebeveynlerden birinin sistematik olarak dışlanması evlilik birliği bakımından sorun oluşturabilir.
Örneğin;
- Çocuğun okuluna,
- Sağlık kararlarına,
- Uyku ve beslenme düzenine,
- Disiplin yöntemlerine
sürekli üçüncü kişilerin karar vermesi ve diğer ebeveynin görüşünün yok sayılması somut olayda değerlendirmeye alınabilir.
Aile Müdahalesi Fiziksel Şiddete Dönüşürse Ne Yapılabilir?
Kayınvalide, kayınpeder veya başka bir aile ferdinin eşe fiziksel şiddet uygulaması yalnızca boşanma dosyası bakımından değil, ceza ve koruma hukuku bakımından da sonuç doğurabilir.
Somut olayda;
- Kolluğa başvuru,
- Sağlık raporu,
- Ceza soruşturması,
- 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir
gündeme gelebilir.
Şiddete diğer eşin katılması, destek vermesi veya sistematik biçimde göz yumması ise boşanma davasındaki kusur bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Kayınvalidenin Hakaretleri Nasıl İspatlanır?
Aile müdahalesi çoğunlukla ev içerisinde gerçekleştiğinden ispat önemlidir.
Somut olaya göre;
- Tanık anlatımları,
- Hukuka uygun WhatsApp yazışmaları,
- SMS mesajları,
- Ses veya görüntünün hukuka uygun elde edildiği özel durumlar,
- Kolluk kayıtları,
- 6284 sayılı Kanun kapsamındaki dosyalar,
- Ceza soruşturmaları
delil olarak gündeme gelebilir.
Özellikle tanıkların olayları bizzat görmesi veya duyması önem taşır.
“Kızım bana kayınvalidesinin sürekli hakaret ettiğini söyledi.”
şeklindeki duyuma dayalı anlatımla;
“Kayınvalidesinin ona ‘bu evden git’ diyerek hakaret ettiğini bizzat duydum.”
şeklindeki doğrudan anlatım aynı ispat gücüne sahip değildir.
Aile Müdahalesi Dilekçede Nasıl Anlatılmalıdır?
Boşanma dilekçesinde;
“Davalının ailesi sürekli evliliğimize müdahale etmiştir.”
şeklindeki tek cümle çoğu zaman fazla soyut kalır.
Bunun yerine örneğin;
- Hangi aile ferdinin müdahale ettiği,
- Müdahalenin konusu,
- Yaklaşık tarihi,
- Söylenen sözler veya yapılan davranışlar,
- Eşin olay sırasındaki tutumu
somutlaştırılmalıdır.
Örneğin;
“Davalının annesi 15.03.2026 tarihinde müşterek konutta müvekkile ‘bu evde benim sözüm geçer, istemiyorsan babanın evine git’ demiş; davalı bu sözler karşısında annesine müdahale etmediği gibi ‘annem haklı’ diyerek müvekkilin evden ayrılmasını istemiştir.”
şeklindeki anlatım, genel bir “aile müdahalesi” iddiasına göre çok daha somuttur.
Yargıtay'ın 2024/3761 sayılı kararında da usulüne uygun biçimde ileri sürülmeyen bir aile müdahalesi vakıasının sonradan kusur olarak yüklenemeyeceği özellikle görülmektedir.
Tanık Sonradan Aile Müdahalesini Anlatırsa Yeterli Olur Mu?
Her durumda hayır.
Boşanma yargılamasında tanık delili, dilekçelerde ileri sürülen vakıaları ispatlamak için kullanılır.
Dava veya cevap dilekçesinde hiçbir şekilde ileri sürülmemiş bir olayın ilk kez tanık tarafından anlatılması halinde bu olayın doğrudan kusur olarak yüklenmesi usul hukuku bakımından sorun yaratabilir.
Yargıtay'ın 23 Mayıs 2024 tarihli kararında da tam olarak bu noktaya dikkat çekilmiş ve dilekçelerde dayanılmayan “annesinin hakaretine sessiz kalma” vakıasının kadına kusur olarak yüklenemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından dava hazırlanırken aile müdahalesine ilişkin önemli olayların dilekçede atlanmaması gerekir.
Eşin Ailesinin Müdahalesi Maddi ve Manevi Tazminatı Etkiler Mi?
Etkileyebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi kapsamında tazminat değerlendirmesinde boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur ve kişilik haklarına saldırı önemlidir.
Eşin;
- Ailesinin diğer eşe hakaretlerine sürekli göz yumması,
- Eşini ailesinin ağır baskısı altında bırakması,
- Bağımsız aile yaşamı oluşturmaması
kusur değerlendirmesine dahil edildiğinde, tarafların toplam kusur derecesi tazminat sonucunu da etkileyebilir.
Ancak tazminata yalnızca;
“Kayınvalidesi evliliğe karışmış.”
diye otomatik olarak hükmedilmez.
Bütün kusurlu davranışlar birlikte değerlendirilir.
Aile Müdahalesi Nafakayı Etkiler Mi?
Aile müdahalesi doğrudan bir nafaka miktarı değildir.
Ancak eşin bu müdahaleye izin vermesi boşanmadaki kusur belirlemesine dahil edilirse özellikle yoksulluk nafakası bakımından dolaylı önemi olabilir.
Yoksulluk nafakası isteyen eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir.
Tedbir nafakası ise dava devam ederken farklı esaslara göre değerlendirilir.
Bu nedenle kusur ile farklı nafaka türleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Aile Müdahalesi Velayeti Etkiler Mi?
Eşlerin birbirlerinin aileleriyle yaşadığı sorunlar velayeti tek başına belirlemez.
Velayette temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Ancak aile müdahalesi çocuğun yaşamını da etkiliyorsa durum farklılaşabilir.
Örneğin büyükanne veya büyükbaba;
- Çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendiriyor,
- Ebeveynle kişisel ilişkiyi engelliyor,
- Çocuğun yanında diğer ebeveyne hakaret ediyor,
- Çocuğun bakımında zararlı davranışlarda bulunuyor
ve velayet isteyen ebeveyn buna sistematik biçimde izin veriyorsa bu durum çocuğun üstün yararı yönünden değerlendirmeye alınabilir.
Eşin Kendi Ailesiyle Yakın Olması Kusur Mudur?
Hayır.
Eşin anne, baba veya kardeşleriyle yakın ilişki kurması, onları ziyaret etmesi veya onlara maddi ve manevi destek sağlaması tek başına kusur değildir.
Boşanma hukukunda amaç eşleri ailelerinden koparmak değildir.
Sorun;
- Evlilik birliğinin ikinci plana atılması,
- Diğer eşin sürekli dışlanması,
- Evlilik kararlarının üçüncü kişilere bırakılması,
- Aile baskısına karşı eşin korunmaması
halinde ortaya çıkabilir.
Bu ayrım önemlidir.
“Annesine Çok Düşkün” Olmak Boşanma Sebebi Midir?
Tek başına böyle bir hukuki boşanma sebebi bulunmamaktadır.
Mahkeme kişinin annesiyle olan duygusal yakınlığını yargılamaz.
Ancak bu yakınlık;
- Eşi sürekli ikinci plana atma,
- Her tartışmada annesini evliliğe dahil etme,
- Annenin hakaretlerini destekleme,
- Eşi aileyle birlikte yaşamaya zorlama,
- Evliliğin bütün kararlarını anneye bırakma
şeklinde somut davranışlara dönüşürse bu davranışlar ayrı ayrı değerlendirilebilir.
Dolayısıyla dava dilekçelerinde;
“Eşim annesine bağımlıdır.”
gibi kişilik değerlendirmeleri yerine somut olayların anlatılması daha doğru olacaktır.
Eşin Ailesinin Müdahalesi Nedeniyle Boşanma Davası Açılabilir Mi?
Eğer müdahaleler ve eşin bunlara karşı tutumu evlilik birliğini ortak hayatın devamı beklenemeyecek derecede sarsmışsa TMK m.166/1 kapsamında boşanma davası gündeme gelebilir.
Ancak her aile tartışması boşanma kararı için yeterli değildir.
Mahkeme;
- Müdahalelerin sürekliliğini,
- Müdahalelerin ağırlığını,
- Eşin davranışını,
- Evliliğin devamına etkisini,
- Tarafların diğer kusurlarını
birlikte değerlendirir.
Yargıtay'ın 2024 tarihli kararlarında aile müdahalesine izin verme, aile baskısına sessiz kalma ve bağımsız konut sağlamama davranışlarının kusur değerlendirmesine girdiği örnekler bulunmaktadır.
Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Aile Müdahalesi Nedeniyle Boşanma
Ailelerin evliliğe müdahalesine dayalı boşanma davalarında soyut iddialardan ziyade somut olayların ve eşin bu olaylardaki tutumunun ortaya konulması önemlidir.
Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından aile müdahalesine dayalı boşanma davası hazırlanırken kayınvalide, kayınpeder veya diğer aile fertlerinin hangi davranışlarda bulunduğu ve eşin bu davranışlara izin verip vermediği ayrı ayrı açıklanmalıdır.
Bir Büyükçekmece boşanma avukatı ile yürütülen çekişmeli boşanma davasında bağımsız konut sağlanmaması, aileyle birlikte yaşamaya zorlama ve eşin ailesinin hakaretlerine sessiz kalması gibi vakıalar kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından dava hazırlanırken aile müdahalesine ilişkin olayların dilekçede süresinde ileri sürülmesi önemlidir. Yalnızca tanıkların sonradan anlattığı ancak tarafın dilekçelerinde yer almayan vakıaların kusur tespitinde kullanılması mümkün olmayabilir.
Aynı şekilde bir Bahçeşehir boşanma avukatı ile boşanma süreci takip edilirken aile müdahalesinin tazminat, nafaka ve müşterek çocuk bulunması halinde velayet üzerindeki olası sonuçları diğer bütün delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç
Eşin ailesinin evliliğe müdahalesi her durumda ve tek başına otomatik bir boşanma sebebi değildir.
Anne, baba veya kardeşlerin eşlere fikir vermesi ve aile içi iletişim doğal yaşamın parçasıdır. Ancak müdahale;
- Evlilik kararlarını kontrol etme,
- Eşe hakaret veya baskı yapma,
- Eşleri sürekli aileyle birlikte yaşamaya zorlama,
- Diğer eşin ailesiyle görüşmesini engelleme,
- Evlilik birliğinin bağımsızlığını ortadan kaldırma
boyutuna ulaşmışsa ve eş de bu davranışlara izin veriyor, destekliyor veya sistematik biçimde sessiz kalıyorsa boşanma açısından kusurlu davranış gündeme gelebilir.
Türk Medeni Kanunu eşlerin evlilik birliğinin mutluluğunu birlikte sağlama, birbirlerine yardımcı olma ve evlilik birliğini beraberce yönetme yükümlülüklerini düzenlemektedir. Ayrıca eşlerin oturacakları konutu birlikte seçmeleri esastır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin güncel kararlarında da ailenin evliliğe müdahalesine izin verilmesi, eşe yönelik aile baskısına sessiz kalınması ve bağımsız konut sağlanmaması somut olayın koşullarına göre kusur değerlendirmesinde dikkate alınmaktadır.
Bununla birlikte aile müdahalesinin dava dilekçelerinde somut olaylarla ileri sürülmesi gerekir. Yargıtay, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanılmayan bir aile müdahalesi vakıasının yalnızca daha sonra ortaya çıkması halinde eşe kusur olarak yüklenemeyeceğini de açıkça kabul etmektedir.
Bu nedenle aile müdahalesine dayalı boşanma davalarında;
“Ailesi sürekli karışıyordu.”
şeklindeki genel bir iddia yerine, kimin ne yaptığı, eşin buna nasıl tepki verdiği ve bu olayların evlilik birliğini nasıl etkilediği somutlaştırılmalıdır.
Esenyurt boşanma avukatı, Büyükçekmece boşanma avukatı, Beylikdüzü boşanma avukatı ve Bahçeşehir boşanma avukatı kapsamında aile müdahalesi nedeniyle boşanma, bağımsız konut uyuşmazlığı, kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, nafaka ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarının somut olayın özelliklerine ve güncel Yargıtay uygulamasına göre değerlendirilmesi için hukuki destek alınabilir.
Boşanma ve aile hukukuna ilişkin hukuki danışmanlık için:
İletişim: 0542 547 48 51