Evlilik içerisinde şiddet yalnızca fiziksel saldırıdan ibaret değildir. Eşlerden birinin diğer eş üzerinde para ve ekonomik kaynaklar aracılığıyla sistematik baskı kurması, temel ihtiyaçlarını karşılamaması, gelirine el koyması veya çalışma hayatını kontrol etmesi de ekonomik şiddet niteliğinde olabilir.
Ekonomik şiddet, somut olayın ağırlığı ve evlilik birliği üzerindeki etkisine göre boşanmada kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir ve Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya dayanak oluşturabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesine göre eşler evlilik birliğinin mutluluğunu birlikte sağlamak ve birbirlerine yardımcı olmak zorundadır. Aynı Kanun’un 186. maddesinde ise eşlerin evlilik birliğini birlikte yöneteceği ve birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılacakları açıkça düzenlenmiştir.
Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından ekonomik şiddete dayalı bir boşanma dosyası hazırlanırken yalnızca;
“Eşim bana para vermiyordu.”
şeklinde genel bir ifade kullanılmamalı; ekonomik baskının ne şekilde gerçekleştiği, ne kadar sürdüğü ve hangi delillerle ispatlanabileceği ayrıntılı biçimde ortaya konulmalıdır.
Ekonomik Şiddet Nedir?
Ekonomik şiddet, kişinin ekonomik açıdan zarar görmesine veya ekonomik bağımsızlığının baskı aracı olarak sınırlandırılmasına neden olan davranışları ifade eder.
6284 sayılı Kanun kapsamındaki resmi açıklamalarda da şiddet; kişinin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesine neden olan ya da olması muhtemel davranışları, tehdit ve baskıları kapsayacak şekilde tanımlanmaktadır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ekonomik şiddete ilişkin çalışmalarında;
- Kişinin çalışmasının engellenmesi,
- Gelirine el konulması,
- Para harcamasının aşırı şekilde kontrol edilmesi,
- Temel ev ihtiyaçları için maddi kaynaktan yoksun bırakılması,
- Ekonomik kaynakların kontrol veya cezalandırma aracı olarak kullanılması
ekonomik şiddetin görünüm biçimleri arasında sayılmaktadır.
Ancak aile bütçesinin birlikte planlanması veya ekonomik sıkıntı nedeniyle harcamaların azaltılması tek başına ekonomik şiddet değildir.
Önemli olan davranışın baskı, kontrol, cezalandırma veya mağdur etme niteliğine ulaşıp ulaşmadığıdır.
Ekonomik Şiddet Boşanma Sebebi Sayılır Mı?
Evet.
Ekonomik şiddet Türk Medeni Kanunu’nda “ekonomik şiddet” adıyla ayrı bir özel boşanma sebebi olarak düzenlenmemiştir. Ancak ekonomik şiddet oluşturan davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.
TMK m.166/1’e göre evlilik birliği, ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Örneğin eşin yıllarca diğer eşin temel ihtiyaçlarını karşılamaması, parasını kontrol etmesi ve gelirine el koyması diğer olaylarla birlikte evlilik birliğinin sürdürülemez hale gelmesine neden olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13 Şubat 2024 tarihli kararına konu dosyada erkeğin kadına para vermemesi ekonomik şiddet kapsamında kusurlu davranışlar arasında değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından ekonomik şiddet dosyası değerlendirilirken ekonomik davranışın evlilik birliği üzerindeki gerçek etkisi özellikle ortaya konulmalıdır.
Eşe Para Vermemek Ekonomik Şiddet Midir?
Her durumda aynı sonucu doğurmaz.
Örneğin eşin hiçbir geliri bulunmuyor ve aile ekonomik olarak ciddi sıkıntı içerisindeyse, diğer eşin istenilen her harcamayı karşılayamaması ekonomik şiddet olarak nitelendirilemez.
Buna karşılık ekonomik imkânı bulunduğu halde eşini;
- Temel gıda ihtiyaçlarından,
- Sağlık giderlerinden,
- Ulaşım imkanından,
- Çocukların gerekli ihtiyaçlarından
sistematik biçimde mahrum bırakmak farklı değerlendirilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin güncel bir kararında kadına para vermeyen erkeğin bu davranışı doğrudan ekonomik şiddet olarak kusur değerlendirmesine dahil edilmiştir.
Dolayısıyla;
“Eve hiç para vermiyorum ama faturaları ben ödüyorum, eşimin paraya ihtiyacı yok.”
gibi bir savunmanın yeterli olup olmadığı somut yaşam düzenine göre incelenir.
Eşin Maaş Kartına El Koymak Ekonomik Şiddet Midir?
Somut olayın koşullarına göre evet.
Çalışan eşin maaşına diğer eş tarafından el konulması, kişinin kendi geliri üzerinde hiçbir tasarruf hakkının bırakılmaması ve paranın nereye harcandığı konusunda kendisine bilgi dahi verilmemesi ekonomik kontrol oluşturabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12 Eylül 2024 tarihli kararına konu dosyada kadın; çalıştığı yıllarda maaş kartına eşinin el koyduğunu, maaşını aldığını ve paranın nereye harcandığı konusunda kendisine bilgi vermediğini ekonomik şiddet iddiası kapsamında ileri sürmüştür.
Başka bir Yargıtay kararında ise kadının maaşının erkek tarafından elinden alınması mahkemece ekonomik şiddet olarak kabul edilerek kusur değerlendirmesine dahil edilmiştir.
Bu nedenle bir Büyükçekmece boşanma avukatı tarafından maaşa el koyma iddiasının bulunduğu dosyada banka hareketleri ve tarafların gelir kullanım biçimleri önemli deliller haline gelebilir.
Eşin Çalışmasına Engel Olmak Ekonomik Şiddet Midir?
Somut olayın özelliklerine göre evet.
Eşlerden birinin diğer eşin çalışmasını keyfî biçimde engellemesi, ekonomik bağımsızlık kazanmasını önlemeye çalışması veya çalışabilmesini baskı yoluyla engellemesi ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ekonomik şiddete ilişkin açıklamalarında da istihdama katılımın engellenmesi ekonomik şiddetin örnekleri arasında gösterilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28 Mayıs 2024 tarihli bir kararına konu boşanma dosyasında da kadının çalışmasına engel olunduğu iddiası ekonomik şiddet vakıaları içerisinde ileri sürülmüştür.
Ancak her;
“Eşim çalışmamı istemedi.”
beyanı tek başına yeterli değildir.
Davranışın baskıya dönüşüp dönüşmediği ve gerçekten çalışmanın engellenip engellenmediği ispatlanmalıdır.
Çalışan Eşe Ekonomik Şiddet Uygulanabilir Mi?
Evet.
Ekonomik şiddetin yalnızca hiçbir geliri bulunmayan kişilere karşı uygulanabileceği düşüncesi yanlıştır.
Kişi çalışıyor ve kendi maaşını kazanıyor olabilir ancak eşi;
- Maaş kartını alıyor,
- Maaşın tamamına el koyuyor,
- Harcamaları üzerinde aşırı kontrol kuruyor,
- Kazandığı gelir üzerinde hiçbir karar hakkı tanımıyor
olabilir.
Dolayısıyla gelir sahibi olmak kişinin ekonomik şiddete uğramayacağı anlamına gelmez.
Yargıtay'ın güncel kararlarında da çalışan eşin maaşına el konulması ekonomik şiddet değerlendirmesine konu olmuştur.
Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından bu tür bir uyuşmazlıkta yalnızca tarafların maaş miktarları değil, gelirler üzerinde fiilen kimin tasarruf ettiği de incelenmelidir.
Ev Hanımına Para Vermemek Ekonomik Şiddet Midir?
Eşlerden birinin gelir getirici bir işte çalışmaması, aile içerisindeki ekonomik haklarını ortadan kaldırmaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesi eşlerin aile giderlerine yalnızca para ile değil, emek ve malvarlıklarıyla güçleri oranında katılacağını düzenlemektedir.
Dolayısıyla çocukların bakımını ve ev işlerini üstlenen bir eş için;
“Sen çalışmıyorsun, bu nedenle evde hiçbir ekonomik söz hakkın yok.”
şeklindeki yaklaşım Türk Medeni Kanunu’nun evlilik birliğinin ortak yönetimine ilişkin anlayışıyla bağdaşmaz.
Bununla birlikte ekonomik şiddet olup olmadığı her olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Aile Giderlerine Katılmamak Kusur Mudur?
Ekonomik imkânı bulunmasına rağmen evlilik birliğinin giderlerine hiçbir şekilde katılmamak kusur oluşturabilir.
TMK m.186 eşlerin aile giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılmasını açık bir yükümlülük olarak düzenlemektedir.
Örneğin eş yüksek gelir elde ettiği halde;
- Kira giderlerine katılmıyor,
- Çocukların okul ihtiyaçlarını karşılamıyor,
- Evin zorunlu giderlerini sürekli diğer eşe bırakıyor,
- Gelirini tamamen kendisi için kullanıyor
olabilir.
Bu durumda evlilik birliğinden doğan ekonomik yükümlülüklerin ihlali gündeme gelebilir.
Ancak işsiz kalan veya ekonomik gücü gerçekten bulunmayan eş ile ödeme gücü bulunmasına rağmen ailesinin ihtiyaçlarını bilinçli şekilde karşılamayan eş aynı durumda değildir.
Cimrilik Ekonomik Şiddet Sayılır Mı?
Her cimri davranış ekonomik şiddet değildir.
Kişinin tasarruflu olması veya gereksiz harcamalardan kaçınması tek başına boşanma sebebi oluşturmaz.
Ancak tasarruf anlayışı;
- Ailenin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamamak,
- Eşe sürekli para vermemek,
- Her harcamayı aşağılayıcı biçimde sorgulamak,
- Parayı cezalandırma yöntemi olarak kullanmak,
- Çocukların zorunlu ihtiyaçlarını karşılamamak
boyutuna ulaşmışsa ekonomik şiddet tartışması gündeme gelebilir.
Bu nedenle mahkeme kişinin karakterine;
“Cimri mi değil mi?”
diye karar vermekten ziyade somut davranışlara bakar.
Eşin Her Harcamayı Sorgulaması Ekonomik Şiddet Midir?
Her durumda değil.
Evlilik içerisinde ortak bütçenin konuşulması normaldir.
Örneğin eşler;
- Büyük harcamalarda birbirlerine bilgi verebilir,
- Birikim hedefleri belirleyebilir,
- Kredi ve borçlar konusunda ortak plan yapabilir.
Bunlar ekonomik şiddet değildir.
Ancak eşlerden biri diğerine;
- Hiçbir kişisel harcama hakkı tanımıyor,
- Her küçük harcama nedeniyle hakaret ediyor,
- Parasını kullanmasını yasaklıyor,
- Banka hesaplarını sürekli kontrol ediyor,
- Paraya erişimi cezalandırma aracı olarak engelliyor
ise davranışın niteliği değişebilir.
Ekonomik şiddeti sağlıklı aile bütçesi yönetiminden ayıran temel nokta tek taraflı baskı ve kontrol unsurudur.
Eşin Banka Kartını Almak Ekonomik Şiddet Sayılır Mı?
Tarafların ortak iradesiyle aile bütçesinin tek hesaptan yönetilmesi ekonomik şiddet değildir.
Ancak kişinin banka kartının iradesi dışında alınması, hesaba erişiminin engellenmesi ve kazandığı para üzerinde tasarruf imkanının ortadan kaldırılması ekonomik şiddet iddiasına dayanak olabilir.
Bu durumda;
- Banka hesap hareketleri,
- Kart kullanım kayıtları,
- Para transferleri,
- Mesajlaşmalar
önemli deliller arasında yer alabilir.
Eşin Ailesinden Sürekli Para İstemeye Zorlamak Ekonomik Şiddet Midir?
Somut olayın koşullarına göre kusur oluşturabilir.
Örneğin eş kendi gelirini kullanmıyor, sürekli olarak diğer eşten;
“Baban para versin.”
“Ailenden para getir.”
şeklinde taleplerde bulunuyor ve eş üzerinde sistematik ekonomik baskı kuruyor olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25 Nisan 2024 tarihli bir kararına konu dosyada kadının, erkeğin maaş kartına el koyduğunu ve ailesinden para alması için baskı yaptığını ekonomik şiddet iddiaları arasında ileri sürdüğü görülmektedir.
Ancak sırf evlilik sürecinde ailelerden ekonomik yardım alınmış olması tek başına ekonomik şiddet değildir.
Eşin Parasını Kendisinden Gizlemesi Ekonomik Şiddet Midir?
Her gelir bilgisinin paylaşılmaması otomatik olarak ekonomik şiddet değildir.
Ancak evlilik birliği ortak yönetilir.
Eşlerden biri bütün ekonomik kaynakları gizli tutarak diğer eşin ve çocukların temel ihtiyaçlarını karşılamıyor veya ekonomik kaynakları kontrol aracı olarak kullanıyorsa farklı değerlendirme yapılabilir.
Örneğin gelirinin yüksek olduğunu bildiği halde;
“Param yok.”
diyerek aile giderlerini tamamen diğer eşin üzerine bırakan kişinin davranışı somut olayın koşullarına göre kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Borç Yapmak Ekonomik Şiddet Midir?
Her borçlanma ekonomik şiddet değildir.
Konut, araç, eğitim veya ticaret amacıyla aile düzeni içerisinde yapılan makul borçlanmalar evlilik hayatının olağan parçası olabilir.
Ancak eşin;
- Ailenin ekonomik güvenliğini sürekli tehlikeye atması,
- Gelirine göre kontrolsüz borçlanması,
- Aile bütçesini diğer eşten gizli şekilde ağır borç altına sokması
somut olayın bütününe göre boşanmada kusur olarak değerlendirilebilir.
Bu noktada “ekonomik şiddet” kavramıyla “ekonomik açıdan kötü karar verme” kavramlarının da birbirine karıştırılmaması gerekir.
Kumar ve Benzeri Harcamalar Ekonomik Şiddet Sayılabilir Mi?
Kumar veya benzeri davranışlar nedeniyle aile bütçesinin ciddi biçimde zarara uğratılması ve eş ile çocukların zorunlu ihtiyaçlarının karşılanamaz hale getirilmesi boşanma hukukunda kusur bakımından önem taşıyabilir.
Ancak bu tür olayların hukuki nitelendirmesi yalnızca “ekonomik şiddet” başlığıyla sınırlı değildir.
Mahkeme;
- Davranışın sürekliliğini,
- Aile bütçesine etkisini,
- Borçların miktarını,
- Diğer eş ve çocukların mağduriyetini
birlikte değerlendirir.
Kadın Erkeğe Ekonomik Şiddet Uygulayabilir Mi?
Evet.
Ekonomik şiddet cinsiyete bağlı bir kavram değildir.
Kadın da erkeğe ekonomik şiddet uygulayabilir.
Örneğin çalışan erkeğin bütün gelirine zorla el koymak, temel ihtiyaçları için parasına erişimini engellemek veya ekonomik imkanları sistematik kontrol aracı olarak kullanmak somut olayın koşullarına göre ekonomik şiddet oluşturabilir.
Aile hukukunda kusur değerlendirmesi tarafların cinsiyetine göre değil, somut davranışlara göre yapılır.
Bir Bahçeşehir boşanma avukatı tarafından ekonomik şiddet dosyası hazırlanırken bu nedenle kadın veya erkek lehine otomatik bir varsayımdan hareket edilmemelidir.
Ekonomik Şiddet Nasıl İspatlanır?
Ekonomik şiddetin önemli bölümü ev içerisinde gerçekleştiğinden deliller önem taşır.
Somut olaya göre;
- Banka hesap hareketleri,
- Kredi kartı kayıtları,
- Maaş ödeme kayıtları,
- Para transferleri,
- Hukuka uygun WhatsApp ve SMS mesajları,
- Tanık anlatımları,
- SGK ve çalışma kayıtları,
- Çocukların veya evin zorunlu giderlerini gösteren belgeler,
- İcra ve borç kayıtları
delil olarak kullanılabilir.
Örneğin eş mesajında;
“Sana para vermeyeceğim, ailenden iste.”
şeklinde ifade kullanmış olabilir.
Veya kişinin bütün maaşının düzenli şekilde eşinin hesabına aktarıldığı banka kayıtlarından görülebilir.
Mahkeme delilleri birlikte değerlendirir.
Tanıkla Ekonomik Şiddet İspatlanabilir Mi?
Evet.
Tanık anlatımları ekonomik şiddet iddiasının ispatında kullanılabilir.
Ancak tanığın doğrudan bilgisi önemlidir.
Örneğin;
“Davacı bana eşinin para vermediğini söyledi.”
şeklindeki duyuma dayalı anlatımla;
“Davalının davacıya para istediği için hakaret ettiğini ve para vermediğini defalarca bizzat gördüm.”
şeklindeki anlatım aynı ispat gücüne sahip değildir.
Yargıtay'ın 2024/5049 Esas sayılı kararına konu dosyada da tanıkların doğrudan görgüye dayalı yeterli bilgi sunup sunmadığı tartışılmıştır.
Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından tanık listesi hazırlanırken ekonomik yaşamı gerçekten bilen kişilerin seçilmesi önemlidir.
Ekonomik Şiddet Dilekçede Nasıl Anlatılmalıdır?
Ekonomik şiddet iddiası mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır.
Yalnızca;
“Davalı ekonomik şiddet uygulamıştır.”
demek yerine;
“Davalı, müvekkilin 2023 yılında çalışmaya başlamasından itibaren maaş kartını elinde tutmuş, müvekkilin hesabına yatırılan ücretin tamamını her ay çekmiş, müvekkile kişisel ve zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabileceği herhangi bir ekonomik imkan bırakmamıştır.”
şeklinde somut vakıa yazılması daha doğru olacaktır.
Aynı şekilde;
“Evliliğe maddi katkı sunmadı.”
yerine hangi giderin kim tarafından karşılandığı açıklanabilir.
Ekonomik Şiddet İspatlanırsa Eş Ağır Kusurlu Sayılır Mı?
Ekonomik şiddetin bulunması kusur değerlendirmesinde önemlidir ancak eşin otomatik olarak “ağır kusurlu” sayılacağı şeklinde değişmez bir kural yoktur.
Mahkeme her iki eşe yüklenebilen bütün kusurlu davranışları karşılaştırır.
Örneğin bir eş ekonomik şiddet uygulamış olabilir ancak diğer eşin de fiziksel şiddet veya ağır hakaret gibi farklı kusurları bulunabilir.
Bu nedenle kusur derecesi bütün olaylar birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Yargıtay'ın 2024/1011 Esas sayılı kararına konu dosyada kadına para vermeyerek ekonomik şiddet uygulayan erkek ile diğer eşe yüklenen farklı kusurlar birlikte değerlendirilmiş ve taraflar eşit kusurlu kabul edilmiştir.
Ekonomik Şiddet Maddi ve Manevi Tazminat Sebebi Olur Mu?
Koşulları varsa ekonomik şiddet boşanmadaki kusur değerlendirmesine etki ederek maddi ve manevi tazminat sonucunu etkileyebilir.
TMK m.174 kapsamında tazminat bakımından tarafların kusur durumu ve manevi tazminatta kişilik haklarına saldırının bulunması önemlidir.
Örneğin ekonomik şiddet;
- Eşi sürekli aşağılamayla,
- Para istediğinde hakaret etmeyle,
- Çalışmasını engellemeyle,
- Bütün gelirine el koymayla
birlikte uygulanıyorsa kişilik haklarına yönelik davranışlar da gündeme gelebilir.
Ancak;
“Ekonomik şiddet ispatlandıysa mutlaka manevi tazminat verilir.”
şeklinde otomatik bir kural bulunmamaktadır.
Tazminatın bütün yasal şartları ayrıca değerlendirilir.
Ekonomik Şiddet Yoksulluk Nafakasını Etkiler Mi?
Etkileyebilir.
Yoksulluk nafakasında nafaka isteyen eşin boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir.
Ekonomik şiddet, nafaka yükümlüsü olduğu ileri sürülen eşe kusur olarak yüklenirse tarafların toplam kusur karşılaştırmasında etkili olabilir.
Bunun yanında eşin ekonomik şiddet nedeniyle çalışma hayatından uzak kalması veya ekonomik bağımsızlığını kaybetmesi, boşanma sonrasındaki ekonomik koşulların değerlendirilmesinde fiilen önem taşıyabilir.
Ancak tedbir nafakası ile yoksulluk nafakasının şartları birbirinden farklıdır.
Ekonomik Şiddet Varsa Tedbir Nafakası İstenebilir Mi?
Boşanma davası devam ederken ekonomik olarak desteğe ihtiyaç duyan eş ve müşterek çocuklar lehine TMK m.169 kapsamında tedbir nafakası gündeme gelebilir.
Ekonomik şiddet nedeniyle eşin ev ve çocuk giderlerini tek başına karşılamak zorunda kalması, tedbir nafakası ihtiyacının ortaya konulmasında önemli olabilir.
Tedbir nafakası bakımından boşanmadaki nihai kusur değerlendirmesinin tamamlanması beklenmez.
Bu nedenle ekonomik şiddete dayalı dava açılırken;
- Boşanma,
- Tedbir nafakası,
- Çocuklar için nafaka
talepleri birlikte değerlendirilebilir.
Ekonomik Şiddet 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Mıdır?
Evet.
6284 sayılı Kanun ve uygulama düzenlemelerinde şiddet yalnızca fiziksel davranışlarla sınırlı değildir; ekonomik şiddet de açıkça şiddet tanımının içindedir.
Dolayısıyla kişinin ekonomik şiddete uğraması veya uğrama tehlikesinin bulunması halinde somut olayın koşullarına göre 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirlerin değerlendirilmesi mümkündür.
Bu imkan için mutlaka fiziksel darp meydana gelmesini beklemek gerekmez.
Ekonomik Şiddet İçin Darp Raporu Gerekir Mi?
Hayır.
Ekonomik şiddetin niteliği gereği zaten çoğu durumda fiziksel yaralanma bulunmaz.
6284 kapsamında koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için ayrıca darp raporu bulunması şart değildir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da koruyucu tedbirlerde delil veya belge aranmadığını açıkça belirtmektedir.
Boşanma davasında ise ekonomik şiddet vakıasının kusur olarak kabul edilebilmesi için iddianın usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi ve dosyanın koşullarına göre ispatlanması gerekir.
Bu iki süreç birbirinden ayrılmalıdır.
Ekonomik Şiddet Velayeti Etkiler Mi?
Ekonomik şiddet boşanmadaki kusur ile velayet bakımından aynı şekilde değerlendirilmez.
Velayette temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Ancak ekonomik şiddet müşterek çocukları da doğrudan etkiliyorsa önem kazanabilir.
Örneğin ebeveyn;
- Ekonomik imkânı bulunmasına rağmen çocuğun sağlık giderlerini karşılamıyor,
- Okul ve temel bakım ihtiyaçlarını bilinçli olarak ihmal ediyor,
- Çocuğu diğer ebeveyne baskı yapmak için ekonomik araç olarak kullanıyor
olabilir.
Bu durumda ebeveynlik tutumu çocuğun üstün yararı kapsamında ayrıca değerlendirilir.
Ancak bir eşin diğer eşe ekonomik şiddet uygulamış olması velayetin otomatik olarak karşı tarafa verilmesine neden olmaz.
Ekonomik Şiddet Mal Paylaşımını Etkiler Mi?
Genel kural olarak boşanmadaki ekonomik şiddet veya diğer kusurlar mal rejiminin tasfiyesini otomatik olarak değiştirmez.
Örneğin eşin ekonomik şiddet uyguladığı gerekçesiyle evlilik içerisinde alınan bütün ev ve araçların diğer eşe verilmesi söz konusu değildir.
Mal paylaşımında;
- Malın ne zaman edinildiği,
- Kişisel veya edinilmiş mal niteliği,
- Katılma alacağı,
- Değer artış payı
gibi mal rejimi kuralları uygulanır.
Ancak ekonomik şiddet içerisinde eşin malları kaçırması veya diğer eşin malvarlığı değerlerini hukuka aykırı biçimde kullanması gibi ayrıca değerlendirilmesi gereken işlemler bulunabilir.
Eş Maaşını Eve Vermek Zorunda Mıdır?
Türk Medeni Kanunu;
“Eş bütün maaşını diğer eşe teslim etmek zorundadır.”
şeklinde bir düzenleme içermemektedir.
TMK m.186'ya göre eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.
Dolayısıyla her eşin maaşının tamamını ortak hesaba yatırması zorunlu değildir.
Ancak aile giderlerinden tamamen kaçınmak ve bütün ekonomik yükü diğer eşe bırakmak farklı bir konudur.
Bu nedenle aile bütçesi uyuşmazlıklarında;
“Maaşını bana vermedi.”
ile;
“Aile giderlerinin hiçbirine katılmadı.”
aynı şey değildir.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Evden Ayrılmak Kusur Sayılır Mı?
Her durumda hayır.
Ekonomik şiddet diğer psikolojik veya fiziksel baskılarla birlikte ortak yaşamı sürdürülemez hale getirmiş olabilir.
Bu durumda ortak konuttan ayrılan eşin neden ayrıldığı değerlendirilmelidir.
Yalnızca;
“Evi o terk etti.”
denilerek otomatik kusur sonucuna gidilmemelidir.
Eşin evden ayrılmasını haklı gösterebilecek ekonomik, psikolojik veya fiziksel şiddet olayları varsa bunlar birlikte değerlendirilir.
Ekonomik Şiddet Davasında Hangi Belgeler Önemlidir?
Dosyanın niteliğine göre özellikle;
- Banka hesap dökümleri,
- Maaş bordroları,
- SGK kayıtları,
- Kredi kartı ekstreleri,
- Para transferleri,
- Kira ve fatura ödemeleri,
- Çocukların okul ve sağlık giderleri,
- Mesajlaşmalar,
- Tanık anlatımları
önem taşıyabilir.
Örneğin bütün ev giderlerinin yıllardır yalnızca bir eşin hesabından ödendiği, diğer eşin gelir sahibi olduğu halde hiçbir katkıda bulunmadığı banka kayıtlarıyla desteklenebilir.
Ya da çalışmasına izin verilmediği iddiasını doğrulayan mesajlar bulunabilir.
Ekonomik Şiddet İddiasında En Sık Yapılan Hata Nedir?
En sık yapılan hata, “ekonomik şiddet” kavramının çok genel kullanılmasıdır.
Dilekçede;
“Davalı cimriydi ve ekonomik şiddet uyguladı.”
denilmesi yerine;
- Hangi giderin karşılanmadığı,
- Gelirin nasıl kontrol edildiği,
- Maaşa ne şekilde el konulduğu,
- Çalışmanın nasıl engellendiği,
- Baskının hangi tarihlerde gerçekleştiği
açıklanmalıdır.
Çünkü mahkeme hukuki kavrama değil, o kavramın altında yatan maddi vakıalara göre karar verir.
Bir boşanma avukatı tarafından bu nedenle önce olaylar somutlaştırılmalı, ardından bunların hukuki niteliği belirlenmelidir.
Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma
Ekonomik şiddete dayalı boşanma davalarında tarafların gerçek ekonomik yaşamının ortaya konulması önemlidir.
Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından ekonomik şiddet iddiası değerlendirilirken eşin aile giderlerine katılıp katılmadığı, diğer eşin temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığı ve ekonomik kaynakları baskı amacıyla kullanıp kullanmadığı araştırılmalıdır.
Bir Büyükçekmece boşanma avukatı ile yürütülen çekişmeli boşanma davasında maaşa el koyma, banka hesaplarını kontrol etme, çalışmayı engelleme ve aile ihtiyaçlarını bilinçli olarak karşılamama gibi vakıaların banka kayıtları ve diğer delillerle desteklenmesi önemlidir.
Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından ekonomik şiddet dosyası hazırlanırken aile bütçesinin birlikte yönetilmesi ile bir eşin ekonomik olarak kontrol altında tutulması birbirinden ayrılmalıdır.
Aynı şekilde bir Bahçeşehir boşanma avukatı ile boşanma süreci takip edilirken ekonomik şiddetin kusur, maddi ve manevi tazminat, nafaka ve müşterek çocuklar üzerindeki etkileri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Sonuç
Ekonomik şiddet, somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi oluşturabilecek kusurlu davranışlardan biridir.
Türk Medeni Kanunu eşlerin evlilik birliğini birlikte yönetmesini, birbirlerine yardımcı olmasını ve aile giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılmasını öngörmektedir.
Bu nedenle ekonomik gücü bulunmasına rağmen eşini temel ihtiyaçlardan yoksun bırakmak, eşe hiç para vermemek, gelirine el koymak, çalışmasını sistematik şekilde engellemek veya ekonomik imkanları kontrol ve cezalandırma aracı olarak kullanmak somut olayın niteliğine göre ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay'ın güncel kararlarında da eşe para vermeme ve eşin maaşını elinden alma davranışlarının ekonomik şiddet olarak kusur değerlendirmesine dahil edildiği örnekler bulunmaktadır.
Ancak ekonomik şiddet ile ekonomik sıkıntı birbirine karıştırılmamalıdır. Geliri gerçekten yetersiz olan kişinin her ihtiyacı karşılayamaması tek başına ekonomik şiddet değildir. Aynı şekilde eşlerin bütçe oluşturması veya tasarruf konusunda birlikte karar vermesi de ekonomik şiddet sayılmaz.
Ekonomik şiddetin ortaya çıkabilmesi bakımından özellikle tek taraflı kontrol, sistematik baskı, ekonomik kaynaklardan mahrum bırakma ve kişinin ekonomik bağımsızlığını sınırlama unsurları önemlidir. 6284 sayılı Kanun kapsamında da ekonomik zarar doğuran davranışlar şiddet tanımı içerisinde açıkça yer almaktadır.
Ekonomik şiddet boşanma davasında kusur tespitini etkileyebileceği gibi somut olayın koşullarına göre nafaka ve maddi-manevi tazminat talepleri bakımından da önem taşıyabilir. Ancak bu taleplerin her biri kendi yasal koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle dava dilekçesinde yalnızca;
“Eşim ekonomik şiddet uyguladı.”
denilmesi yerine hangi ekonomik davranışın, ne zaman, ne şekilde gerçekleştirildiği ve bunun hangi delille ispatlanacağı açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Esenyurt boşanma avukatı, Büyükçekmece boşanma avukatı, Beylikdüzü boşanma avukatı ve Bahçeşehir boşanma avukatı kapsamında ekonomik şiddet nedeniyle boşanma, kusur tespiti, nafaka, maddi ve manevi tazminat, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma talepleri ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarının somut olayın özelliklerine ve güncel Yargıtay uygulamasına göre değerlendirilmesi için hukuki destek alınabilir.
Boşanma, ekonomik şiddet ve aile hukukuna ilişkin hukuki danışmanlık için:
İletişim: 0542 547 48 51