Tutuklama, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında şüpheli ya da sanığın özgürlüğünü kısıtlayan en ağır koruma tedbirlerinden biridir. Ancak bir kişi hakkında tutuklama kararı verilmiş olması, suçlu olduğunun kesinleştiği anlamına gelmez.
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tutuklama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir.
CMK m.101/5, tutuklamaya ilişkin kararlara itiraz edilebileceğini açıkça düzenlemektedir. Ayrıca tutuklama kararının yalnızca suçun niteliğine dayanması yeterli değildir. Mahkeme veya hâkim; kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenini, tedbirin ölçülülüğünü ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağını somut olgularla ortaya koymalıdır.
Bu nedenle bir ceza avukatı tarafından hazırlanacak tutuklamaya itiraz dilekçesinde yalnızca “şüpheli suçsuzdur” denilmesi yerine tutuklamanın kanuni şartlarının dosyada bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Tutuklama Kararına İtiraz Edilebilir Mi?
Evet.
CMK m.101/5 gereğince tutuklama kararına karşı itiraz mümkündür. Bu hak yalnızca ilk tutuklama kararında değil, kanundaki şartlara göre tutukluluğun devamına veya tahliye talebinin reddine ilişkin kararlar bakımından da kullanılabilir.
Dolayısıyla kişinin cezaevine gönderilmesiyle hukuki denetim sona ermez.
Tutukluluk devam ederken de koşulların ortadan kalktığı ileri sürülerek tahliye talep edilebilir.
Tutuklama Kararına İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Güncel düzenlemeye göre itiraz süresi iki haftadır.
CMK m.268/1 uyarınca, kanunda ayrıca başka bir süre öngörülmemişse hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, ilgilinin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır.
Burada özellikle eski bilgiler konusunda dikkatli olunmalıdır.
Daha önce CMK'daki genel itiraz süresi 7 gündü. 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda bu süre iki haftaya çıkarılmış ve düzenleme 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu nedenle bugün;
“Tutuklama kararına 7 gün içinde itiraz edilmesi gerekir.”
şeklindeki genel bilgi güncel değildir.
İki Haftalık Süre Ne Zaman Başlar?
Süre, kural olarak kararın öğrenilmesinden itibaren başlar.
Tutuklama kararı çoğu durumda sorgu sırasında şüpheli veya sanığın yüzüne karşı açıklanır. Kararın içeriğinin kişiye bildirilmesi ve bir örneğinin verilmesi CMK m.101'de ayrıca düzenlenmiştir.
Süre hesabı somut olayın tefhim veya tebliğ şekline göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle süre bakımından tereddüt bulunuyorsa son günü beklemeden başvuru yapılması daha güvenlidir.
Tutuklama Kararına İtiraz Nereye Yapılır?
İtiraz doğrudan incelemeyi yapacak mahkemeye değil, kural olarak tutuklama kararını veren mercie sunulur.
CMK m.268'e göre itiraz;
kararı veren mercie verilecek dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılabilir.
Kararı veren hâkim veya mahkeme itirazı haklı bulursa kararını kendisi düzeltebilir. İtirazı yerinde görmezse dosyayı en çok üç gün içerisinde yetkili itiraz merciine göndermelidir.
Sulh Ceza Hâkimliğinin Tutuklama Kararına Kim Bakar?
Soruşturma aşamasında tutuklama kararı çoğunlukla sulh ceza hâkimliği tarafından verilir.
CMK m.268/3-b uyarınca sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazları, aynı yargı çevresinde bulunan asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.
Dolayısıyla eski uygulamadaki;
“Bir sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararını sonraki numaralı sulh ceza hâkimliği inceler.”
bilgisi, tutuklama ve adli kontrol kararları bakımından güncel değildir.
Sulh ceza hâkimliği işlerinin asliye ceza hâkimi tarafından görüldüğü özel durumlarda ise itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına ait olabilir.
Tutuklama Kararına İtirazda Hangi Gerekçeler İleri Sürülebilir?
Her dosyanın özelliği farklı olmakla birlikte tutuklamaya itirazda özellikle şu konular incelenir:
- Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil bulunup bulunmadığı,
- Kaçma veya saklanma tehlikesinin somut olup olmadığı,
- Delillerin karartılması ihtimalinin devam edip etmediği,
- Tanık veya mağdur üzerinde baskı tehlikesinin bulunup bulunmadığı,
- Delillerin zaten toplanmış olup olmadığı,
- Tutuklamanın beklenen ceza ile ölçülü olup olmadığı,
- Adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağı,
- Tutuklama kararının kişiselleştirilmiş ve somut bir gerekçe içerip içermediği.
CMK m.100'e göre tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ile bir tutuklama nedeninin birlikte bulunması gerekir. Ayrıca tutuklamanın işin önemi ve beklenen yaptırımla ölçülü olması gerekir.
Sadece Suçun Ağır Olması Tutuklama İçin Yeterli Midir?
Kural olarak hayır.
İsnat edilen suçun cezasının yüksek olması değerlendirmede önemli olabilir; ancak tutuklama kararının yalnızca;
“Suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve cezanın üst sınırı...”
gibi soyut ifadelerle verilmesi yeterli kabul edilmemelidir.
CMK m.101/2 gereğince tutuklama kararında;
kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri, ölçülülük ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir.
Bu nedenle tutuklamaya itiraz dilekçesinde kararın gerekçesi dosyadaki gerçek delillerle karşılaştırılmalıdır.
Katalog Suçlarda Tutuklama Otomatik Midir?
Hayır.
CMK m.100'de bazı suçlar bakımından tutuklama nedeninin var sayılabileceği düzenlenmiştir. Ancak bu suçlardan birinin isnat edilmesi;
“Katalog suç var, mutlaka tutuklama gerekir.”
anlamına gelmez.
Güncel düzenlemede katalog suç bakımından da somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunması gerekir. Tutuklama yine ölçülülük ve somut olay koşulları bakımından değerlendirilmelidir.
Sabit İkametgâh Tutuklamaya İtirazda Önemli Midir?
Evet, ancak tek başına tahliye sebebi değildir.
Şüpheli veya sanığın;
aynı adreste uzun süredir yaşaması, düzenli işi bulunması, ailesinin Türkiye'de olması, çağrıldığı işlemlere kendiliğinden katılması ve kaçmaya yönelik hiçbir davranışının bulunmaması;
kaçma şüphesi değerlendirilirken dikkate alınabilir.
Bununla birlikte yalnızca;
“Sabit ikametgâh sahibidir.”
şeklindeki standart ifade yerine kişinin neden kaçma ihtimalinin bulunmadığı somutlaştırılmalıdır.
Deliller Toplandıysa Tutukluluğun Devamı Gerekir Mi?
Dosyaya göre yeniden değerlendirme gerekir.
Tutuklamanın gerekçelerinden biri delillerin yok edilmesi, gizlenmesi veya değiştirilmesi tehlikesidir.
Ancak;
kamera kayıtları alınmış, telefonlara el konulmuş, bilirkişi incelemeleri tamamlanmış, tanıklar dinlenmiş ve temel maddi deliller dosyaya girmişse;
delil karartma ihtimalinin hâlen somut olarak nasıl devam ettiği ayrıca açıklanmalıdır.
Adalet Bakanlığı eğitim materyalinde de tutukluluğa itiraz değerlendirilirken toplanması gereken delil bulunup bulunmadığı ve şüphelinin bu delillere müdahale etme imkânının somut olarak incelenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Tutuklama Yerine Adli Kontrol Talep Edilebilir Mi?
Evet.
Tutuklama yerine daha hafif bir koruma tedbiri olan adli kontrol uygulanması talep edilebilir.
Somut olaya göre;
yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere düzenli başvuru, belirli kişilere yaklaşmama veya kanunda düzenlenen başka adli kontrol yükümlülükleri uygulanabilir.
CMK m.101 gereğince hâkim, tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağını da somut olarak gerekçelendirmek zorundadır.
Bu nedenle tutuklamaya itiraz dilekçesinde;
“Öncelikle tahliye, aksi kanaatte olunması hâlinde uygun adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılma”
talebine yer verilmesi mümkün olabilir.
Tutuklamaya İtiraz ile Tahliye Talebi Aynı Şey Midir?
Tam olarak aynı değildir.
Tutuklamaya itiraz, verilmiş bir tutuklama kararının kanun yolu denetimine götürülmesidir ve CMK m.268'deki süreye tabidir.
Buna karşılık CMK m.104 gereğince şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir. Tutukluluğun devamına veya salıverme isteminin reddine ilişkin kararlara da itiraz edilebilir.
Bu ayrım önemlidir.
Tutuklama kararına karşı ilk itirazın reddedilmiş olması;
“Artık dava bitene kadar bir daha tahliye istenemez.”
anlamına gelmez.
Delil durumunun değişmesi, raporların gelmesi, tanıkların dinlenmesi veya tutuklama sebeplerinin ortadan kalkması hâlinde yeniden tahliye talep edilebilir.
İtiraz Reddedilirse Bir Daha Başvuru Yapılamaz Mı?
İtiraz merciinin itiraz üzerine verdiği karar kural olarak kesindir. CMK m.271/4 bunu açıkça düzenlemektedir. İstisna olarak, itiraz merciinin ilk kez kendisinin tutuklama kararı vermesi hâlinde bu karara ayrıca itiraz edilebilir.
Ancak bu durum yeni bir tahliye talebine engel değildir.
CMK m.104 gereğince tutuklu kişi soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir.
Dolayısıyla;
itirazın reddi ile tahliye talebi hakkının tüketilmesi aynı şey değildir.
Tutuklamaya İtiraz Duruşmalı Mı İncelenir?
Kural olarak hayır.
CMK m.271'e göre itiraz hakkında esas olarak duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilir.
Ancak merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısını ve ardından müdafi veya vekili dinleyebilir. İtirazın yerinde görülmesi hâlinde merci yalnızca kararı kaldırmakla yetinmez; itiraz konusu hakkında da karar verebilir.
Bu nedenle dilekçenin dosya üzerinden yapılacak incelemeye uygun şekilde açık ve somut hazırlanması önemlidir.
Tutuklamaya İtiraz Dilekçesinde Ne Yazılmalıdır?
Tutuklama kararına itiraz dilekçesi dosyanın özelliklerine göre hazırlanmalıdır.
Standart;
“Müvekkil sabit ikametgâh sahibidir, kaçma şüphesi yoktur.”
ifadelerinin tek başına kullanılması yerine soruşturmadaki deliller tek tek değerlendirilmelidir.
Örneğin uyuşturucu ticareti suçunda;
ele geçirilen maddenin miktarı, paketleme şekli, hassas terazi bulunup bulunmadığı, telefon inceleme sonuçları, para trafiği, kullanıcı veya alıcı beyanları ve kan-saç-idrar analizleri gibi deliller tartışılabilir.
Dolandırıcılık suçunda;
para transferinin hukuki sebebi, taraflar arasındaki ticari ilişki, sözleşmeler, mesajlar ve başlangıçtan itibaren hile kastının bulunup bulunmadığı değerlendirilebilir.
Kasten yaralama dosyasında ise kamera kayıtları, adli rapor, meşru savunma, karşılıklı saldırı ve tanık beyanları önem kazanabilir.
Başka bir ifadeyle tutuklamaya itiraz, suç tipine ve dosyadaki gerçek delillere özgü hazırlanmalıdır.
Tutuklama Bir Ceza Mıdır?
Hayır.
Tutuklama bir mahkûmiyet cezası değil, koruma tedbiridir.
Bu nedenle;
“Suç ağır, biraz cezaevinde kalsın.”
şeklinde bir yaklaşım tutuklamanın hukuki amacıyla bağdaşmaz.
Tutuklama ancak kanundaki şartların bulunduğu süre boyunca devam edebilir.
Tutukluluk şartları ortadan kalkmışsa kişinin yargılamasının tutuksuz sürdürülmesi gerekir.
Tutuklamaya İtirazda Masumiyet Karinesi Önemli Midir?
Evet.
Hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan kişi kural olarak suçlu kabul edilemez.
Tutuklama kararı verilmiş olması da kişinin suçu kesin olarak işlediğini göstermez.
Bu nedenle itiraz dilekçesinde mahkûmiyet değerlendirmesi ile tutuklama için gerekli kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri birbirinden ayrılmalıdır.
Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Tutuklama Kararına İtiraz
Bir Esenyurt ceza avukatı tarafından tutuklama kararına itiraz hazırlanırken yalnızca suçlamanın adı değil, dosyadaki somut deliller ve tutuklama gerekçesi birlikte değerlendirilmelidir.
Bir Büyükçekmece ceza avukatı ile yürütülen soruşturmalarda sulh ceza hâkimliği tarafından verilen tutuklama kararına karşı güncel CMK m.268 uyarınca iki haftalık itiraz süresi dikkate alınmalıdır.
Bir Beylikdüzü ceza avukatı tarafından tahliye talebi hazırlanırken delillerin toplanıp toplanmadığı, kaçma şüphesinin somut olup olmadığı ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağı ayrıca incelenmelidir.
Bir Bahçeşehir ceza avukatı veya ağır ceza avukatı tarafından özellikle ağır ceza soruşturmalarında tutuklama kararının CMK m.100 ve m.101'deki koşulları taşıyıp taşımadığı dosyaya özgü biçimde değerlendirilmelidir.
Sonuç
Tutuklama kararına itiraz edilebilir.
Güncel CMK m.268 uyarınca itiraz süresi, kanunda özel bir düzenleme bulunmadığı hâllerde kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Eski düzenlemedeki 7 günlük süre 7499 sayılı Kanun'la değiştirilmiş ve yeni süre 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimliğinin verdiği tutuklama kararına yapılan itirazı kural olarak yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.
Tutuklamaya itirazda temel olarak;
kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin devam edip etmediği, kaçma veya delil karartma tehlikesinin somut olup olmadığı, tedbirin ölçülü olup olmadığı ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı
değerlendirilmelidir.
CMK m.101 gereğince bu unsurların tutuklama kararında somut olgularla gerekçelendirilmesi zorunludur.
Ayrıca ilk itirazın reddedilmesi kişinin tutukluluk boyunca bir daha tahliye isteyemeyeceği anlamına gelmez. CMK m.104 gereğince şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini talep edebilir.
Bu nedenle tutuklama dosyalarında yalnızca ilk itiraz değil, soruşturmanın ilerlemesiyle birlikte delil durumundaki değişikliklerin ve tutuklama nedenlerinin devam edip etmediğinin düzenli olarak değerlendirilmesi önemlidir.
Esenyurt ceza avukatı, Büyükçekmece ceza avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Bahçeşehir ceza avukatı ve İstanbul ağır ceza avukatı kapsamında tutuklama, tutukluluğa itiraz, tahliye talebi ve adli kontrol tedbirlerine ilişkin hukuki destek alınabilir.
İletişim: 0542 547 48 51