İcra takibi başlatmak alacaklının kanuni hakkıdır. Ancak bir kişinin gerçekte borçlu olmadığını bildiği hâlde hakkında icra takibi başlatılması veya mevcut olmadığı bilinen bir alacağın tahsil edilmeye çalışılması hâlinde icra takibinin kötü niyetli olduğu ileri sürülebilir.
İcra ve İflas Kanunu, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde haksız ve kötü niyetli takip başlatan alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine imkân tanımaktadır.
Ancak alacaklının icra takibinde veya açtığı davada haksız çıkması, tek başına kötü niyet tazminatı için yeterli değildir. Alacaklının takip başlatırken haksız olduğunu bilmesi veya somut olayın özelliklerine göre kötü niyetli olduğunun ortaya konulması gerekir.
Kötü Niyet Tazminatı Nedir?
Kötü niyet tazminatı, haksız olduğunu bildiği hâlde icra takibi başlatan veya kanunda belirtilen diğer kötü niyetli icra işlemlerini gerçekleştiren taraf aleyhine hükmedilebilen özel bir tazminattır.
İlamsız icra takibinde borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında alacaklının takipte haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması hâlinde borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir.
Kötü niyet tazminatı özellikle İİK m.67 ve menfi tespit davaları bakımından İİK m.72 kapsamında karşımıza çıkmaktadır.
İcra İnkar Tazminatı ile Kötü Niyet Tazminatı Aynı Şey Midir?
Hayır.
İcra inkâr tazminatı ile kötü niyet tazminatı birbirinden farklıdır.
İcra inkâr tazminatı, şartları oluştuğunda haksız şekilde borca itiraz eden borçlu aleyhine ve alacaklı lehine hükmedilir.
Kötü niyet tazminatı ise şartları oluştuğunda haksız ve kötü niyetli takip başlatan alacaklı aleyhine ve borçlu lehine hükmedilebilir.
Dolayısıyla aynı icra uyuşmazlığında tarafların konumuna göre iki farklı tazminat türü söz konusu olabilir.
İtirazın İptali Davasında Kötü Niyet Tazminatı İstenebilir Mi?
Evet.
İİK m.67/2 uyarınca itirazın iptali davasında alacaklının takipte haksız ve kötü niyetli olduğunun belirlenmesi hâlinde, borçlunun talebi üzerine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir.
Örneğin alacaklı icra takibi başlatmış, borçlu takibe itiraz etmiş ve alacaklı bunun üzerine itirazın iptali davası açmış olabilir.
Yargılama sonucunda alacağın bulunmadığı ortaya çıkarsa takip haksız kabul edilebilir.
Ancak kötü niyet tazminatı bakımından yalnızca davanın reddedilmesi yeterli değildir. Alacaklının takip başlatırken kötü niyetli olduğunun da ortaya konulması gerekir.
İtirazın İptali Davasının Reddedilmesi Kötü Niyet Tazminatı İçin Yeterli Midir?
Hayır.
Bu konuda uygulamada en sık yapılan hatalardan biri budur.
Alacaklı itirazın iptali davasını kaybetmiş olabilir. Ancak bu durum alacaklının otomatik olarak kötü niyetli olduğunu göstermez.
Alacaklı hukuki ilişkinin farklı yorumlanması, delillerin yetersizliği veya alacağın miktarının ispatlanamaması nedeniyle davayı kaybetmiş olabilir.
Kötü niyet tazminatı için takibin haksız olmasının yanında kötü niyet unsurunun da bulunması gerekir.
Alacaklının Kötü Niyetli Olduğu Nasıl Belirlenir?
Kötü niyet her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Alacaklının borcun bulunmadığını bildiği hâlde takip başlatması, borcun daha önce tamamen ödendiğini bilmesine rağmen aynı borcu yeniden takibe koyması veya alacağın kendisine ait olmadığını bildiği hâlde takip yapması kötü niyet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Taraflar arasındaki yazışmalar, banka dekontları, ödeme belgeleri, sözleşmeler, önceki dava ve takip dosyaları ile alacaklının takip öncesindeki bilgisi bu değerlendirmede delil olarak kullanılabilir.
Kötü Niyeti Kim İspat Etmelidir?
Kural olarak kötü niyet iddiasında bulunan taraf bunu ispatlamalıdır.
Borçlunun yalnızca;
“Alacaklı haksız takip başlattı.”
demesi kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için yeterli değildir.
Takibin başlatıldığı sırada alacaklının alacağının bulunmadığını bildiğini veya somut olayın özelliklerine göre takipte kötü niyetli olduğunu gösteren deliller ortaya konulmalıdır.
Alacaklının Haksız Olması ile Kötü Niyetli Olması Arasındaki Fark Nedir?
Bir alacaklı haksız olabilir ancak kötü niyetli olmayabilir.
Örneğin taraflar arasındaki sözleşmenin nasıl yorumlanacağı konusunda gerçek bir hukuki uyuşmazlık bulunabilir.
Alacaklı sözleşmenin kendisine alacak hakkı verdiğini düşünerek icra takibi başlatmış ancak mahkeme sözleşmeyi farklı yorumlayarak davayı reddetmiş olabilir.
Bu durumda takip haksız çıkmış olsa dahi alacaklının baştan itibaren kötü niyetli olduğu söylenemeyebilir.
Kötü niyet tazminatının temel farkı burada ortaya çıkar.
Borcun Ödendiğini Bilen Alacaklı Tekrar Takip Başlatırsa Kötü Niyet Tazminatı Verilebilir Mi?
Şartları varsa evet.
Borç tamamen ödenmiş ve alacaklı bu ödemeden haberdar olduğu hâlde aynı borç için icra takibi başlatmışsa kötü niyet iddiası ciddi şekilde gündeme gelebilir.
Özellikle ödeme doğrudan alacaklının banka hesabına yapılmışsa veya alacaklı tarafından ödeme makbuzu düzenlenmişse alacaklının borcun sona erdiğini bildiğinin ispatlanması daha kolay olabilir.
Ancak yine de somut dosyadaki takip miktarı, faiz, fer'iler ve ödemenin kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
Aynı Borç İçin İkinci Kez Takip Yapılırsa Kötü Niyet Tazminatı İstenebilir Mi?
Aynı alacağın daha önce tahsil edildiğini veya başka bir dosyada tamamen takip konusu yapıldığını bilen alacaklının mükerrer şekilde icra takibi başlatması kötü niyet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ancak her mükerrer takip otomatik olarak kötü niyet tazminatı doğurmaz.
İkinci takibin hangi nedenle açıldığı ve alacaklının gerçek amacı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Borç Olmadığını Bilen Alacaklı Takip Başlatırsa Ne Olur?
Alacaklının herhangi bir alacağı bulunmadığını bildiği hâlde borçlu aleyhine icra takibi başlatması kötü niyet tazminatının en tipik örneklerinden biri olabilir.
Örneğin taraflar arasında hiç sözleşme bulunmamasına rağmen gerçekte mevcut olmadığı bilinen bir alacağın takibe konulması veya daha önce ibra edilen borcun yeniden talep edilmesi hâlinde kötü niyet tartışması gündeme gelebilir.
Borçlu bu durumda takibe itiraz edebileceği gibi şartlarına göre menfi tespit davası da açabilir.
Fahiş Miktarda İcra Takibi Başlatılması Kötü Niyet Sayılır Mı?
Her zaman değil.
Alacaklının talep ettiği miktarın mahkeme tarafından daha düşük belirlenmesi tek başına kötü niyetli takip yapıldığını göstermez.
Özellikle zarar, tazminat, hesaplaşma veya bilirkişi incelemesi gerektiren alacaklarda tarafların alacak miktarı konusunda farklı değerlendirmelerde bulunması mümkündür.
Ancak alacaklının gerçek alacağını bildiği hâlde bilinçli biçimde çok daha yüksek bir miktarı takibe koyduğu ispatlanabiliyorsa kötü niyet değerlendirmesi değişebilir.
Fatura Alacağı İspatlanamazsa Alacaklı Kötü Niyetli Sayılır Mı?
Hayır.
Bir faturaya dayalı alacağın mahkemede ispatlanamaması, tek başına alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez.
Faturanın dayandığı mal veya hizmet ilişkisi konusunda gerçek bir uyuşmazlık bulunabilir.
Alacaklının kötü niyetli olduğunun ayrıca ortaya konulması gerekir.
Bu nedenle davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi birbirinden ayrı meselelerdir.
Kötü Niyet Tazminatı İçin Borçlunun Talepte Bulunması Gerekir Mi?
Evet.
İİK m.67 kapsamında kötü niyet tazminatına mahkeme tarafından kendiliğinden hükmedilmez.
Borçlunun açık biçimde kötü niyet tazminatı talep etmesi gerekir.
Bu nedenle itirazın iptali davasına verilen cevap dilekçesinde, somut olayın şartları bulunuyorsa alacaklının haksız ve kötü niyetli takibi nedeniyle tazminat talebinin açıkça ileri sürülmesi önemlidir.
Kötü Niyet Tazminatı Ne Kadardır?
İİK m.67 kapsamında hükmedilecek kötü niyet tazminatı, reddedilen miktarın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Dolayısıyla yüzde yirmi kanundaki alt sınırdır.
Örneğin kötü niyetli olduğu belirlenen takipte 500.000 TL'lik talebin tamamı reddedilmiş ve tazminat şartları oluşmuşsa yüzde yirmilik alt sınır 100.000 TL olacaktır.
Ancak tazminata esas alınacak miktar davanın ve takibin sonucuna göre belirlenir.
Yüzde 20 Kötü Niyet Tazminatı Otomatik Midir?
Hayır.
Yüzde yirmi, tazminata hükmedilmesine karar verilmesi hâlindeki kanuni alt sınırdır.
Önce kötü niyet tazminatının şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir.
Alacaklının davayı kaybetmiş olması nedeniyle otomatik olarak yüzde yirmi tazminat uygulanmaz.
Takibin Bir Kısmı Haksızsa Kötü Niyet Tazminatı Verilebilir Mi?
Somut olayın şartlarına göre mümkündür.
Alacaklı takip konusu alacağın yalnızca bir bölümü bakımından haksız ve kötü niyetli olabilir.
Bu durumda kötü niyetin bulunduğu ve reddedilen bölüm bakımından tazminat değerlendirmesi yapılabilir.
Ancak sırf dava kısmen reddedildi diye reddedilen bütün miktar yönünden otomatik olarak kötü niyet tazminatına hükmedilemez.
Menfi Tespit Davasında Kötü Niyet Tazminatı İstenebilir Mi?
Evet.
İİK m.72 kapsamında borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açabilir.
Dava borçlu lehine sonuçlanır ve borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilir.
Bu tazminatın miktarı, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Menfi Tespit Davasını Kazanmak Kötü Niyet Tazminatı İçin Yeterli Midir?
Hayır.
Borçlunun menfi tespit davasını kazanması, takip konusu borcun bulunmadığını gösterebilir.
Ancak İİK m.72 kapsamında kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin yalnızca haksız olması değil, aynı zamanda kötü niyetli olarak başlatıldığının da anlaşılması gerekir.
Bu nedenle mahkeme kötü niyet unsurunu ayrıca değerlendirir.
Menfi Tespit Davasında Kötü Niyeti Kim İspatlar?
Kural olarak kötü niyet tazminatı isteyen borçlu, alacaklının kötü niyetini ortaya koymalıdır.
Yargıtay uygulamasında da takibin haksız olmasının tek başına yeterli olmadığı ve kötü niyetin ispat yükünün tazminat isteyen tarafta bulunduğu kabul edilmektedir.
Dolayısıyla yalnızca borçlu olmadığının tespit edilmesi, kötü niyet tazminatını otomatik olarak doğurmaz.
Menfi Tespit Davası Takipten Önce Açılırsa Kötü Niyet Tazminatı İstenebilir Mi?
İİK m.72'deki kötü niyet tazminatı bakımından haksız ve kötü niyetli bir icra takibinin bulunması önem taşır.
Menfi tespit davası henüz herhangi bir takip başlatılmadan açılmış ve sonrasında da icra takibi yapılmamışsa İİK m.72/5 kapsamında haksız ve kötü niyetli takipten kaynaklanan tazminatın şartları oluşmayabilir.
Buna karşılık dava devam ederken icra takibi başlatılmışsa somut durum ayrıca değerlendirilmelidir.
Menfi Tespit Davası Açılınca İcra Takibi Durur Mu?
Menfi tespit davasının açılması tek başına her durumda icra takibini durdurmaz.
İİK m.72, davanın icra takibinden önce veya sonra açılmasına göre farklı ihtiyati tedbir hükümleri öngörmektedir.
Bu nedenle kötü niyetli olduğu düşünülen bir takibe karşı yalnızca dava açılmasıyla yetinilmemeli; takip ve tedbir hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Menfi Tespit Davası Alacaklı Lehine Sonuçlanırsa Ne Olur?
Menfi tespit davası alacaklı lehine sonuçlanırsa borçlunun borçlu olmadığı yönündeki talebi reddedilmiş olur.
İİK m.72'de ihtiyati tedbir nedeniyle alacaklının alacağını geç alması hâlinde alacaklı lehine tazminata ilişkin ayrıca düzenleme bulunmaktadır.
Bu tazminat da kanunda öngörülen özel şartlara tabidir ve borçlu lehine hükmedilen kötü niyet tazminatıyla aynı şey değildir.
Kötü Niyet Tazminatı İçin Gerçek Bir Zarar İspatlanmalı Mıdır?
İİK m.67 kapsamında kötü niyet tazminatının kanuni alt sınırı bulunduğundan, şartların gerçekleşmesi hâlinde borçlunun bu alt sınır bakımından zararını tek tek belgeleyerek ispatlaması aranmaz.
Ancak kanuni alt sınırı aşan bir zararın talep edilmesi hâlinde zarar miktarının ispatı önem kazanabilir.
İİK m.72 kapsamında da kanun, kötü niyetli takip nedeniyle borçlunun uğradığı zarar için haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmayan bir alt sınır öngörmektedir.
İcra Takibi Başlatmak Tek Başına Kötü Niyet Sayılır Mı?
Hayır.
Alacaklıların alacaklarını cebri icra yoluyla tahsil etmeye çalışması kanuni bir haktır.
Bir kişinin icra takibi başlatmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilmesi mümkün değildir.
Kötü niyet tazminatı ancak kanunda aranan şartların ve kötü niyet unsurunun somut olayda ortaya çıkması hâlinde uygulanabilir.
Alacaklı Hukuki Hata Yaparsa Kötü Niyetli Sayılır Mı?
Her hukuki hata kötü niyet değildir.
Alacaklı sözleşmeyi yanlış yorumlamış, zamanaşımı konusunda yanılmış veya delillerinin alacağını ispatlamak için yeterli olduğunu düşünmüş olabilir.
Mahkemenin daha sonra farklı sonuca ulaşması alacaklının baştan itibaren kötü niyetli olduğunu otomatik olarak göstermez.
Kötü niyet bakımından takip tarihindeki bilgi ve davranışlar önem taşır.
Zamanaşımına Uğramış Alacak İçin Takip Yapılması Kötü Niyet Sayılır Mı?
Tek başına her durumda kötü niyet sayıldığı söylenemez.
Zamanaşımı kural olarak borcu kendiliğinden ortadan kaldıran değil, şartları varsa borçluya defi imkânı sağlayan bir kurumdur.
Bu nedenle zamanaşımına uğradığı ileri sürülen bir alacağın takibe konulmasının kötü niyet oluşturup oluşturmadığı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlu Olduğunu Kabul Eden Kişi Sonradan Kötü Niyet Tazminatı İsteyebilir Mi?
Borçlunun daha önce borcu açık biçimde kabul etmiş olması, kötü niyet tazminatı talebinin değerlendirilmesinde önemli olabilir.
Ancak kabulün kapsamı, sonradan ödeme yapılıp yapılmadığı ve takip tarihinde borcun devam edip etmediği incelenmelidir.
Örneğin borçlu daha önce borcu kabul etmiş ancak takipten önce tamamen ödemişse, alacaklının ödeme bilgisine rağmen takip başlatıp başlatmadığı ayrıca önem taşır.
Sahte veya Gerçeğe Aykırı Belgeyle Takip Başlatılırsa Kötü Niyet Tazminatı İstenebilir Mi?
Alacaklının gerçeğe aykırı olduğunu bildiği bir belgeye dayanarak takip başlatması kötü niyet değerlendirmesinde son derece güçlü bir olgu olabilir.
Ancak belgenin sahte olup olmadığı ve alacaklının bu durumu bilip bilmediği somut delillerle değerlendirilmelidir.
Olayın özelliklerine göre icra hukuku dışında ceza hukuku ve genel tazminat sorumluluğu bakımından da farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.
Takip Dayanağı Belgenin Geçersiz Çıkması Kötü Niyet İçin Yeterli Midir?
Hayır.
Belgenin sonradan geçersiz olduğunun belirlenmesi tek başına alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez.
Alacaklı belgenin geçerli olduğuna makul şekilde inanmış olabilir.
Kötü niyet bakımından alacaklının takip başlatıldığı tarihte belgenin geçersizliğini bilip bilmediği veya somut olayın şartlarına göre bilmesi gerekip gerekmediği önem taşır.
Kambiyo Senetlerine Özgü Takipte Kötü Niyet Tazminatı Var Mıdır?
Evet, İcra ve İflas Kanunu kambiyo senetlerine özgü takiplerde de belirli durumlar için özel tazminat hükümleri içermektedir.
Örneğin İİK m.169/a kapsamında borçlunun borca itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabul edilmesi hâlinde, kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, borçlunun talebi üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilebilir.
Burada genel haciz yolundaki itirazın iptali davasından farklı özel şartlar bulunmaktadır.
Kambiyo Takibinde Alacaklının Ağır Kusuru Yeterli Midir?
İİK m.169/a kapsamında kötü niyet veya ağır kusurdan birinin bulunması yeterli olabilir.
Dolayısıyla kambiyo senetlerine özgü takiplerdeki tazminat düzenlemesi İİK m.67'deki kötü niyet tazminatından birebir aynı değildir.
Bu nedenle çek, bono veya poliçeye dayalı takiplerde hangi tazminat hükmünün uygulanacağı takip türüne göre ayrıca belirlenmelidir.
Kötü Niyet Tazminatı Davanın Hangi Aşamasında Talep Edilmelidir?
Tazminat talebinin usulüne uygun biçimde yargılama sırasında ileri sürülmesi gerekir.
İtirazın iptali davasında davalı borçlu, cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebini açıkça belirtebilir.
Menfi tespit davasında ise davacı borçlu, dava dilekçesinde haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talep edebilir.
Talebin zamanında ve açık şekilde ileri sürülmesi önemlidir.
Kötü Niyet Tazminatı Mahkemece Kendiliğinden Verilir Mi?
Kural olarak hayır.
İİK m.67 ve m.72 kapsamındaki kötü niyet tazminatlarında talep önemlidir.
Borçlu kötü niyet tazminatı talep etmemişse mahkemenin kendiliğinden bu tazminata hükmetmesi söz konusu olmaz.
Bu nedenle yalnızca davanın reddini veya borçlu olunmadığının tespitini istemekle yetinilmemelidir.
Kötü Niyet Tazminatı Hangi Miktar Üzerinden Hesaplanır?
İtirazın iptali davasında İİK m.67 kapsamında tazminat, şartları oluşan reddedilen takip miktarı dikkate alınarak belirlenir.
Menfi tespit davasında İİK m.72 kapsamında ise kanun, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağı esas almaktadır.
Kısmi kabul veya kısmi ret hâllerinde tazminata esas miktar da buna göre ayrıca belirlenmelidir.
Kötü Niyet Tazminatına Faiz İstenebilir Mi?
Mahkeme tarafından hüküm altına alınan kötü niyet tazminatı para alacağı niteliğindedir.
Tazminata uygulanacak faiz ve başlangıç tarihi, hükmün içeriği ve genel faiz kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Takip konusu asıl alacağın faiz başlangıcı ile kötü niyet tazminatının faiz başlangıcının mutlaka aynı olacağı varsayılmamalıdır.
Kötü Niyet Tazminatı ile Manevi Tazminat Aynı Şey Midir?
Hayır.
İcra ve İflas Kanunu'ndaki kötü niyet tazminatı özel bir icra hukuku yaptırımıdır.
Manevi tazminat ise kişilik haklarının hukuka aykırı biçimde ihlal edilmesi gibi farklı maddi hukuk şartlarına bağlıdır.
Haksız bir icra takibi nedeniyle şartları mevcutsa ayrıca genel hükümlere dayalı tazminat talepleri gündeme gelebilir; ancak bunların koşulları İİK'daki kötü niyet tazminatından farklıdır.
Haksız Haciz Nedeniyle Ayrıca Tazminat İstenebilir Mi?
Somut olayın özelliklerine göre mümkün olabilir.
Haksız icra takibi sonucunda borçlunun malvarlığı üzerine haciz konulması, ticari faaliyetinin zarar görmesi veya başka somut zararların meydana gelmesi hâlinde genel hükümlere dayalı tazminat sorumluluğu ayrıca değerlendirilebilir.
Ancak İİK kapsamındaki kötü niyet tazminatı ile genel hükümlere göre talep edilen maddi veya manevi tazminatlar aynı hukuki kurum değildir.
Kötü Niyet Tazminatı İçin Avukat Zorunlu Mudur?
Avukatla temsil zorunlu değildir.
Ancak kötü niyet tazminatında takibin haksızlığı ile kötü niyetin birbirinden ayrılması, kötü niyetin ispatlanması ve hangi İİK hükmünün uygulanacağının doğru belirlenmesi önemlidir.
Özellikle yüksek miktarlı takiplerde yüzde yirmilik alt sınır önemli tutarlara ulaşabileceğinden dosyanın takip tarihinden itibaren bütün belgeleriyle değerlendirilmesi gerekir.
Kötü Niyet Tazminatı Talep Edilirken En Sık Yapılan Hata Nedir?
En sık yapılan hata, alacaklının davayı kaybetmesini kötü niyetin kesin kanıtı olarak görmektir.
Oysa haksız takip ile kötü niyetli takip aynı şey değildir.
Takibin haksız olduğunun belirlenmesinden sonra alacaklının takip tarihinde alacağın bulunmadığını bildiği veya takip hakkını kötü niyetle kullandığı da somutlaştırılmalıdır.
Bir diğer önemli hata ise kötü niyet tazminatı talebinin açıkça ileri sürülmemesidir.
Sonuç
Kötü niyet tazminatı, haksız olduğunu bildiği hâlde icra takibi başlatan alacaklıya karşı, kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde borçlu lehine hükmedilebilen özel bir tazminattır.
İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasının reddedilmesi tek başına kötü niyet tazminatı için yeterli değildir. Alacaklının takipte hem haksız hem de kötü niyetli olduğunun belirlenmesi ve borçlunun tazminat talebinde bulunması gerekir.
İİK m.72 kapsamında menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlandığında da, borçluyu dava açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması hâlinde talep üzerine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir.
Her iki durumda da kanunda öngörülen tazminatın alt sınırı, şartları oluşan takip miktarının yüzde yirmisidir.
Bununla birlikte alacaklının yalnızca davasını ispatlayamaması, hukuki değerlendirmede yanılması veya mahkemenin uyuşmazlığı farklı yorumlaması kötü niyetin varlığını kendiliğinden göstermez.
Bu nedenle kötü niyet tazminatı bakımından takibin başlatıldığı tarihte alacaklının ne bildiği, ödeme ve borcun sona ermesine ilişkin belgeler, tarafların yazışmaları ve takip öncesindeki hukuki ilişkinin tamamı önem taşımaktadır.
İcra Takiplerinde Hukuki Destek
Kötü niyet tazminatı, icra inkâr tazminatı, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları, mükerrer takip, haksız haciz, borca itiraz ve diğer icra hukuku uyuşmazlıklarında takip dosyası ile taraflar arasındaki temel hukuki ilişkinin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde icra takibi, kötü niyet tazminatı, icra inkâr tazminatı, itirazın iptali, itirazın kaldırılması, menfi tespit, istirdat, haksız haciz, mükerrer takip ve diğer icra hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.