İlamsız icra takibinde borçlunun ödeme emrine itiraz etmesiyle takip durabilir. Alacaklı, itirazın haksız olduğunu düşünüyorsa şartları mevcutsa itirazın iptali davası açarak takibin devamını sağlayabilir ve aynı zamanda borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep edebilir.
Ancak borçlunun itirazının mahkeme tarafından haksız bulunması, her durumda otomatik olarak icra inkâr tazminatına hükmedileceği anlamına gelmez.
Özellikle alacağın likit, yani miktarının belirli veya borçlu tarafından belirlenebilir nitelikte olması, tazminat talebinde bulunulması ve İcra ve İflas Kanunu'nda aranan diğer şartların gerçekleşmesi önem taşımaktadır.
İcra İnkar Tazminatı Nedir?
İcra inkâr tazminatı, ilamsız icra takibinde borçlunun haksız itirazı nedeniyle duran takibin yeniden devamını sağlamak amacıyla yürütülen hukuki süreçte, kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde borçlu aleyhine hükmedilebilen özel bir tazminattır.
İİK m.67 kapsamında açılan itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verilmesi hâlinde, alacaklının talebi üzerine icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Bu tazminatın temel amacı, miktarı belirli veya belirlenebilir bir borca haksız şekilde itiraz edilerek alacağın tahsilinin geciktirilmesinin önüne geçmektir.
İcra İnkar Tazminatı Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?
İcra inkâr tazminatının temel düzenlemelerinden biri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde yer almaktadır.
İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi hâlinde borçlu, diğer tarafın talebi üzerine kanunda belirtilen orandan aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkûm edilebilir.
İtirazın kaldırılması yolunda da İİK'nın ilgili hükümleri kapsamında icra inkâr tazminatı gündeme gelebilmektedir.
İcra İnkar Tazminatı Oranı Ne Kadardır?
İİK m.67 uyarınca icra inkâr tazminatı hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Bu nedenle uygulamada sıklıkla “%20 icra inkâr tazminatı” ifadesi kullanılmaktadır.
Ancak yüzde yirmi kanundaki alt sınırdır.
Mahkeme, kanundaki şartları dikkate alarak somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapar.
İcra İnkar Tazminatı Otomatik Olarak Verilir Mi?
Hayır.
Alacaklının itirazın iptali davasını kazanması, tek başına her durumda icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için yeterli değildir.
Yargıtay uygulamasında özellikle;
alacaklının tazminat talep etmiş olması, borçlunun itirazının haksız bulunması ve alacağın likit veya belirlenebilir nitelikte olması
önem taşımaktadır.
Dolayısıyla mahkemenin alacağın varlığına karar vermesi ile icra inkâr tazminatına hükmetmesi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
İcra İnkar Tazminatı İçin Talep Gerekir Mi?
Evet.
İcra inkâr tazminatına mahkeme tarafından kendiliğinden hükmedilmesi kural olarak mümkün değildir.
Alacaklının dava dilekçesinde veya usulüne uygun şekilde yargılama sırasında icra inkâr tazminatı talebinde bulunması gerekir.
İİK m.67'de de tazminatın “diğer tarafın talebi üzerine” hükmedileceği düzenlenmiştir.
Bu nedenle itirazın iptali davası açılırken icra inkâr tazminatı talebinin açık biçimde belirtilmesi önemlidir.
Alacağın Likit Olması Ne Demektir?
İcra inkâr tazminatında en önemli kavramlardan biri likit alacak kavramıdır.
Yargıtay uygulamasına göre alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması veya borçlunun alacağın miktarını belirleyebilmesi için gerekli bütün unsurları bilmesi ya da bilmesinin gerekmesi hâlinde alacak likit kabul edilebilir.
Başka bir ifadeyle borçlu, yalnız başına elindeki bilgilerden ne kadar borçlu olduğunu hesaplayabilecek durumdaysa alacağın likit olması gündeme gelebilir.
Alacağın mutlaka tek bir belgede rakamsal olarak yazılı olması şart değildir.
Önemli olan borçlunun borç miktarını belirleyebilecek durumda olup olmadığıdır.
Likit Olmayan Alacak Nedir?
Alacağın miktarının belirlenebilmesi için kapsamlı bir yargılama, bilirkişi incelemesi veya hâkimin takdirinin gerekli olması hâlinde alacağın likit olmadığı sonucuna varılabilir.
Örneğin zararın miktarının mahkeme tarafından belirlenmesi gereken bazı tazminat uyuşmazlıklarında alacağın miktarı takip tarihinde borçlu tarafından tek başına hesaplanabilir durumda olmayabilir.
Bu durumda borçlu davayı kaybetmiş olsa dahi icra inkâr tazminatına hükmedilmesi her zaman mümkün değildir.
Bilirkişi İncelemesi Yapılması Alacağı Likit Olmaktan Çıkarır Mı?
Her zaman değil.
Bu konuda sık yapılan hatalardan biri, “bilirkişi incelemesi yapıldıysa alacak likit değildir” şeklindeki değerlendirmedir.
Bir alacağın hesaplanması için bilirkişiden yararlanılmış olması tek başına alacağı likit olmaktan çıkarmaz.
Borçlu, takip tarihinde elindeki bilgi ve belgelerden borç miktarını objektif olarak belirleyebilecek durumdaysa bilirkişi yalnızca teknik bir hesaplama yapmış olabilir.
Asıl önemli olan alacağın miktarının borçlu açısından önceden belirlenebilir olup olmadığıdır.
Fatura Alacağı Likit Midir?
Fatura alacakları bakımından her dosya kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Taraflar arasındaki ticari ilişki, malın teslim edilip edilmediği, hizmetin verilip verilmediği, faturanın içeriği, tarafların ticari defterleri ve varsa ödemeler önem taşır.
Borçlu, kendisine teslim edilen mal veya hizmet nedeniyle ne kadar borçlu olduğunu biliyor veya belirleyebilecek durumdaysa alacağın likit kabul edilmesi mümkün olabilir.
Ancak faturanın dayanağı veya miktarı ciddi şekilde tartışmalıysa farklı bir değerlendirme yapılabilir.
Cari Hesap Alacağı İçin İcra İnkar Tazminatı Verilebilir Mi?
Cari hesap veya ticari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacaklarda da likitlik değerlendirmesi yapılır.
Tarafların ticari kayıtları, faturalar, ödemeler, mahsuplar ve hesap mutabakatları üzerinden borç miktarı kolaylıkla belirlenebiliyorsa icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Buna karşılık taraflar arasında hangi kalemlerin hesaba dahil edileceği konusunda ciddi uyuşmazlık bulunması ve alacağın kapsamlı bir inceleme sonucunda ortaya çıkması hâlinde likitlik ayrıca değerlendirilmelidir.
Kira Alacağında İcra İnkar Tazminatı Verilebilir Mi?
Kira bedeli sözleşmede açıkça belirlenmiş ve hangi aylara ilişkin kira borcunun ödenmediği tespit edilebiliyorsa alacak belirlenebilir nitelikte olabilir.
Bu nedenle kira alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda şartları mevcutsa icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkündür.
Ancak kira bedelinin miktarı, artış oranı, yapılan ödemeler veya mahsuplar konusunda uyuşmazlık bulunuyorsa somut dosya ayrıca değerlendirilmelidir.
Sözleşmeden Kaynaklanan Alacaklarda İcra İnkar Tazminatı Verilebilir Mi?
Evet.
Sözleşmede borcun miktarı açıkça belirlenmiş veya sözleşmedeki objektif ölçütlere göre kolaylıkla hesaplanabiliyorsa alacağın likit olması mümkündür.
Örneğin belirli bir satış bedeli veya açıkça kararlaştırılmış hizmet bedelinin ödenmemesi hâlinde borçlu ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumda olabilir.
Ancak sözleşmenin yorumlanması, edimin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği veya karşı tarafın zararının belirlenmesi kapsamlı bir yargılama gerektiriyorsa sonuç değişebilir.
Tazminat Alacaklarında İcra İnkar Tazminatı Verilir Mi?
Her tazminat alacağı bakımından aynı sonuca varılamaz.
Tazminat miktarı hâkimin takdirine bağlıysa veya zararın miktarı ancak bilirkişi incelemesi ve yargılama sonucunda belirlenebiliyorsa alacağın likit olmadığı kabul edilebilir.
Bu durumda alacaklı davayı kazanmış olsa dahi icra inkâr tazminatı talebinin reddedilmesi gündeme gelebilir.
Ancak tazminat alacağının miktarı önceden objektif olarak belirlenebilir durumdaysa farklı değerlendirme yapılabilir.
İtirazın İptali Davasında İcra İnkar Tazminatı İstenebilir Mi?
Evet.
İcra inkâr tazminatının en sık uygulandığı alanlardan biri itirazın iptali davasıdır.
Borçlu genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ettiğinde takip durur.
Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren kanundaki bir yıllık süre içerisinde itirazın iptali davası açabilir.
Mahkeme borçlunun itirazını haksız bulur ve diğer şartlar da gerçekleşirse alacaklının talebi üzerine icra inkâr tazminatına hükmedebilir.
İtirazın İptali Davası Bir Yıl İçinde Açılmazsa İcra İnkar Tazminatı İstenebilir Mi?
İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasının, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılması gerekir.
Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
Alacaklı bu süreyi geçirirse genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı şartları varsa devam edebilir.
Ancak bu dava artık İİK m.67 anlamında itirazın iptali davası niteliğinde olmayacağından aynı hükme dayanılarak icra inkâr tazminatına karar verilmesi mümkün olmaz.
İtiraz Alacaklıya Tebliğ Edilmemişse Bir Yıllık Süre Başlar Mı?
Kural olarak hayır.
Yargıtay uygulamasında İİK m.67'deki bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı borçlunun itirazının alacaklıya veya varsa vekiline tebliğ edildiği tarihtir.
İtiraz alacaklıya tebliğ edilmemişse kural olarak bir yıllık süre işlemeye başlamaz.
Ancak alacaklının itirazı başka bir yolla tam olarak öğrendiğinin kabul edildiği bazı durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.
İtirazın Kaldırılmasında İcra İnkar Tazminatı İstenebilir Mi?
Evet.
İtirazın kaldırılması yolunda da İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili hükümleri kapsamında icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
İtirazın kaldırılması, itirazın iptali davasından farklı olarak icra hukuk mahkemesinde ve kanunda öngörülen belgeler çerçevesinde yürütülen daha sınırlı incelemeye dayalı bir yoldur.
Bu nedenle hangi hukuki yola başvurulduğuna göre tazminatın kanuni dayanağı ve şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlunun Kötü Niyetli Olması Şart Mıdır?
İİK m.67 kapsamında borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için genel olarak ayrıca borçlunun kötü niyetinin ispat edilmesi şart değildir.
Asıl olarak itirazın haksızlığı ve alacağın likit olması değerlendirilir.
Ancak kanunda özel olarak itiraz edenin veli, vasi veya mirasçı olması hâlinde, borçlu hakkında tazminata hükmedilmesi kötü niyetin ispatına bağlanmıştır.
Bu nedenle “icra inkâr tazminatı için mutlaka borçlunun kötü niyetli olması gerekir” şeklindeki genel bilgi doğru değildir.
Borçlu Borcu Bilmediğini Söylerse Tazminattan Kurtulur Mu?
Tek başına borcun bilinmediğinin ileri sürülmesi yeterli değildir.
Mahkeme borçlunun objektif olarak borç miktarını bilip bilemeyeceğini değerlendirir.
Borç miktarı sözleşme, fatura, hesap mutabakatı veya tarafların kayıtlarından açıkça belirlenebiliyorsa borçlunun yalnızca “miktarı bilmiyordum” savunması tazminatı engellemeyebilir.
Borçlunun Kısmen Haklı Çıkması Hâlinde İcra İnkar Tazminatı Verilir Mi?
Evet, şartları varsa kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilebilir.
Örneğin alacaklı 500.000 TL üzerinden takip yapmış ancak mahkeme borçlunun 350.000 TL borçlu olduğuna karar vermiş olabilir.
350.000 TL'lik kabul edilen bölüm likit nitelikteyse ve diğer şartlar da bulunuyorsa bu bölüm üzerinden icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Tazminatın reddedilen kısım üzerinden hesaplanması mümkün değildir.
Kısmi İtirazda İcra İnkar Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Borçlu yalnızca borcun belirli bir kısmına itiraz etmiş olabilir.
Bu durumda takip itiraz edilmeyen bölüm bakımından devam eder.
İtiraz edilen bölüm yönünden açılan itirazın iptali davasında alacaklı haklı çıkarsa ve alacak likitse icra inkâr tazminatı uyuşmazlık konusu olan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden değerlendirilir.
İtiraz edilmeyen miktar bakımından icra inkâr tazminatı hesaplanması söz konusu olmaz.
İşlemiş Faiz Üzerinden İcra İnkar Tazminatı Hesaplanır Mı?
Yargıtay'ın güncel uygulamasında icra inkâr tazminatının asıl alacak üzerinden değerlendirilmesi gerektiği ve takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceği kabul edilmektedir.
Bu nedenle takip talebinde ana para yanında işlemiş faiz bulunması hâlinde tazminat hesabında hangi kalemlerin esas alındığı ayrıca kontrol edilmelidir.
İcra İnkar Tazminatı Ana Paraya Ek Olarak Mı Ödenir?
Evet.
İcra inkâr tazminatı, takip konusu asıl borcun yerine geçen bir ödeme değildir.
Borçlu hakkında şartları oluşmuşsa asıl alacağın yanında ayrıca icra inkâr tazminatına hükmedilebilir.
Bunun yanında yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücreti gibi başka kalemler de ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla haksız itirazın borçlu açısından mali sonucu yalnızca takip konusu borçla sınırlı kalmayabilir.
100.000 TL Borç İçin İcra İnkar Tazminatı Ne Kadar Olur?
İcra inkâr tazminatının alt sınırı yüzde yirmidir.
Örneğin tazminata esas alınabilecek likit asıl alacağın 100.000 TL olması hâlinde yüzde yirmilik alt sınır 20.000 TL olacaktır.
Ancak somut dosyada tazminatın hangi miktar üzerinden hesaplanacağı, davanın kabul edilen kısmı ve takipteki alacak kalemleri dikkate alınarak belirlenir.
500.000 TL Borç İçin İcra İnkar Tazminatı Ne Kadar Olur?
Tazminata esas miktarın 500.000 TL olması ve yüzde yirmilik alt sınırın uygulanması hâlinde icra inkâr tazminatı 100.000 TL olacaktır.
Ancak mahkemenin takip konusu alacağın yalnızca bir bölümünü kabul etmesi hâlinde tazminat hesabı kabul edilen ve tazminata esas alınabilecek miktara göre yapılır.
İcra İnkar Tazminatının Üst Sınırı Var Mıdır?
İİK m.67'de tazminat bakımından yüzde yirmiden aşağı olmama kuralı düzenlenmiştir.
Dolayısıyla yüzde yirmi bir üst sınır değil, kanuni alt sınırdır.
Mahkeme iki tarafın durumunu, davanın ve hükmolunan şeyin özelliklerini dikkate alarak kanun çerçevesinde uygun tazminata hükmeder.
İcra İnkar Tazminatı ile Kötü Niyet Tazminatı Aynı Şey Midir?
Hayır.
İcra inkâr tazminatı ile kötü niyet tazminatı birbirinden farklıdır.
Borçlunun haksız itirazı nedeniyle şartları mevcutsa alacaklı lehine icra inkâr tazminatı gündeme gelir.
Buna karşılık alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun belirlenmesi hâlinde, borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı gündeme gelebilir.
Bu nedenle her iki tazminatın şartları aynı değildir.
Alacaklı Davayı Kaybederse Otomatik Olarak Kötü Niyet Tazminatı Öder Mi?
Hayır.
Alacaklının itirazın iptali davasının reddedilmesi tek başına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için yeterli değildir.
İİK m.67 kapsamında alacaklının takipte haksız ve kötü niyetli olduğunun da değerlendirilmesi gerekir.
Dolayısıyla alacaklının alacağını ispatlayamaması ile kötü niyetli takip yapması aynı şey değildir.
Borçlu İtirazdan Sonra Borcu Öderse İcra İnkar Tazminatı Verilir Mi?
Borçlunun itirazından sonra ödeme yapması hâlinde ödemenin tarihi, kapsamı ve davanın açılıp açılmadığı önemlidir.
Dava açılmadan önce borcun tamamen ödenmesi ile dava devam ederken ödeme yapılması farklı sonuçlar doğurabilir.
Özellikle dava açıldıktan sonra yapılan ödeme, dava tarihindeki haklılık durumu ve icra inkâr tazminatı talebi bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle sonradan ödeme yapılmış olması tazminat sorununu her durumda otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Borçlu İtirazını Geri Çekerse İcra İnkar Tazminatı Ne Olur?
Borçlunun icra dosyasındaki itirazından vazgeçmesi veya itirazını geri alması hâlinde takibin devamına ilişkin durum değişebilir.
Ancak daha önce açılmış bir itirazın iptali davası bulunuyorsa yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve tazminat bakımından davanın hangi aşamada olduğu ve tarafların talepleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İcra İnkar Tazminatı İçin Zararın İspatlanması Gerekir Mi?
İcra inkâr tazminatı, klasik anlamda gerçekleşmiş zararın miktarının tek tek ispat edilmesine dayanan bir tazminat değildir.
Kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde İİK'daki özel düzenleme kapsamında hükmedilir.
Bu nedenle alacaklının “borçlunun itirazı nedeniyle tam olarak şu kadar zarar ettim” şeklinde ayrıca maddi zarar hesabı sunması tazminatın temel şartı değildir.
İcra İnkar Tazminatına Faiz İşler Mi?
Mahkeme tarafından hüküm altına alınan icra inkâr tazminatı bir para alacağı niteliği kazanır.
Kararın infazı ve tazminata ilişkin faiz başlangıcı bakımından hükmün içeriği ve uygulanacak genel kurallar dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle icra inkâr tazminatının takip konusu asıl alacağın faiziyle aynı tarihten itibaren otomatik olarak faiz doğurduğu şeklinde değerlendirme yapılmamalıdır.
İcra İnkar Tazminatı Nasıl Tahsil Edilir?
İtirazın iptali davasında hükmedilen icra inkâr tazminatı mahkeme kararında ayrıca gösterilir.
Kararın icrası sırasında asıl takip ile tazminat, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kalemlerinin hukuki nitelikleri birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
İtirazın kaldırılması kararında hükmedilen icra inkâr tazminatı bakımından da Yargıtay uygulamasında tazminatın eda hükmü niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.
İcra İnkar Tazminatı Talebi Dava Dilekçesinde Nasıl Gösterilmelidir?
Talebin açık olması önemlidir.
Uygulamada alacaklı tarafından “davalının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi” şeklinde talepte bulunulmaktadır.
Ancak hangi alacak miktarının tazminata esas olacağı takip ve dava kapsamına göre belirlenir.
İİK m.67 uyarınca kanunda öngörülen icra inkâr tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınmaktadır.
İcra İnkar Tazminatı İçin Avukat Zorunlu Mudur?
Avukatla temsil zorunlu değildir.
Ancak icra inkâr tazminatı bakımından alacağın likit olup olmadığı, itirazın kapsamı, itirazın iptali davasının bir yıllık süresi, tazminata esas miktar ve borçlunun itirazının gerçekten haksız olup olmadığı önem taşımaktadır.
Özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda yüzde yirmilik tazminat dahi önemli miktarlara ulaşabileceğinden takip ve dava stratejisinin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
İcra İnkar Tazminatında En Sık Yapılan Hata Nedir?
En sık yapılan hatalardan biri, itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde icra inkâr tazminatının mutlaka verileceğinin düşünülmesidir.
Oysa Yargıtay uygulamasında alacağın likit veya belirlenebilir nitelikte olması önem taşımaktadır.
Bir diğer hata ise tazminat talebinin açıkça ileri sürülmemesidir.
Ayrıca yüzde yirmilik oranın sabit ve tek oran olduğu düşünülmemelidir. Kanunda yüzde yirmi alt sınır olarak düzenlenmiştir.
Sonuç
İcra inkâr tazminatı, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı haksız itiraz nedeniyle, kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde alacaklı lehine hükmedilebilen özel bir tazminattır.
İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi bakımından özellikle geçerli bir icra takibinin bulunması, borçlunun takibe itiraz etmiş olması, itirazın iptali davasının kanuni süresinde açılması, alacaklının davada haklı çıkması, tazminat talebinde bulunması ve alacağın likit veya belirlenebilir nitelikte olması önem taşımaktadır.
Tazminatın kanuni alt sınırı yüzde yirmidir.
Ancak borçlunun itirazının haksız bulunması, tek başına her durumda icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için yeterli değildir. Alacağın miktarının takip tarihinde borçlu tarafından belirlenebilir olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Alacağın miktarı ancak kapsamlı yargılama, hâkimin takdiri veya önceden belirlenemeyen unsurlar sonucunda ortaya çıkıyorsa tazminat talebinin reddedilmesi gündeme gelebilir.
Buna karşılık borç miktarı sözleşme, hesap kayıtları, faturalar veya tarafların bildiği objektif veriler üzerinden belirlenebiliyorsa şartları mevcut olmak kaydıyla en az yüzde yirmi icra inkâr tazminatına hükmedilebilir.
İcra Takiplerinde Hukuki Destek
İcra inkâr tazminatı, itirazın iptali davası, itirazın kaldırılması, kötü niyet tazminatı, borca itiraz, ticari alacakların tahsili, kira alacakları, fatura alacakları ve diğer icra hukuku uyuşmazlıklarında takip dosyası ile temel hukuki ilişkinin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde icra takibi, icra inkâr tazminatı, itirazın iptali, itirazın kaldırılması, kötü niyet tazminatı, borca itiraz, haciz, ihtiyati haciz, menfi tespit, istirdat ve diğer icra hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.