Boşanma davalarında en sık karşılaşılan sorulardan biri, eşlerden birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin boşanmaya karşı çıkması halinde ne olacağıdır.
Türk hukukunda boşanabilmek için her durumda iki eşin de boşanmayı kabul etmesi gerekmez. Eşlerden biri boşanmak istemese dahi diğer eş, kanunda düzenlenen boşanma sebeplerinden birinin bulunduğunu ve gerekli vakıaları ispatlayabildiği takdirde çekişmeli boşanma davası yoluyla boşanabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre evlilik birliği, ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Dolayısıyla;
“Ben boşanmak istemiyorum, bu nedenle hâkim bizi boşayamaz.”
şeklindeki düşünce hukuken doğru değildir.
Bununla birlikte diğer eşin boşanmak istememesi tamamen önemsiz de değildir. Özellikle boşanma davasını açan eşin daha ağır kusurlu olduğu durumlarda, davalı eşin boşanmaya karşı çıkmasının TMK m.166/2 kapsamında hukuki sonuçları olabilir.
Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından dosya değerlendirilirken yalnızca tarafların boşanma konusundaki iradeleri değil, boşanmaya neden olan olaylar ve tarafların kusur durumları birlikte incelenmelidir.
Eşlerden Biri İstemese de Boşanma Olur Mu?
Evet.
Eşlerden birinin boşanmayı kabul etmemesi, boşanma davasını otomatik olarak engellemez.
Eğer taraflar anlaşamıyorsa dava anlaşmalı boşanma olarak değil, çekişmeli boşanma davası şeklinde yürütülür.
Davacı eş;
- Fiziksel şiddet,
- Hakaret,
- Tehdit,
- Sadakat yükümlülüğüne aykırılık,
- Evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirmeme,
- Ekonomik şiddet,
- Psikolojik baskı,
- Haklı neden olmaksızın ortak yaşamdan uzaklaşma
gibi ileri sürdüğü boşanma vakıalarını delilleriyle birlikte mahkemeye sunmalıdır.
Mahkeme de evlilik birliğinin hukuken sona ermesini gerektirecek koşulların oluşup oluşmadığını değerlendirir.
Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından çekişmeli boşanma davası hazırlanırken bu nedenle “eşim boşanmayı kabul etmiyor” meselesinden daha çok, boşanma sebebinin hangi delillerle ispatlanabileceği üzerinde durulması gerekir.
Eş Boşanmayı Kabul Etmezse Dava Reddedilir Mi?
Hayır.
Davalının;
“Boşanmak istemiyorum.”
demesi tek başına davanın reddedilmesini sağlamaz.
Mahkeme tarafların evliliğin devamı konusundaki kişisel isteklerinden bağımsız şekilde hukuki koşulları inceler.
Eğer davacı eş, boşanma sebebini ve davalıya yüklediği kusurlu davranışları ispatlayabilmişse, davalı boşanmayı kabul etmese bile boşanmaya karar verilebilir.
Örneğin eşin sürekli fiziksel şiddet uyguladığı hastane kayıtları, kolluk tutanakları ve tanık anlatımlarıyla ispat edilmişse;
“Ben eşimi seviyorum ve boşanmak istemiyorum.”
şeklindeki savunma şiddet vakıasını ortadan kaldırmaz.
Aynı şekilde kanıtlanan ağır hakaret, tehdit veya sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar bakımından da mahkeme delilleri değerlendirerek karar verir.
Boşanmak İçin Eşin İmzası Gerekir Mi?
Çekişmeli boşanma davasında diğer eşin imzası veya onayı gerekmez.
Eşlerden biri tek başına boşanma davası açabilir.
Diğer eş;
- Davaya cevap verebilir,
- Boşanmayı reddedebilir,
- Kusur iddialarına itiraz edebilir,
- Karşı boşanma davası açabilir,
- Nafaka ve tazminat talebinde bulunabilir.
Ancak davanın açılması için eşin izin vermesi gerekmez.
Anlaşmalı boşanmada ise durum farklıdır. Anlaşmalı boşanmanın temelinde eşlerin boşanma ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda anlaşmaları bulunmaktadır.
Bu nedenle bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından öncelikle dosyanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi yürütülmesi gerektiği belirlenmelidir.
Eş Protokolü İmzalamazsa Boşanma Olmaz Mı?
Anlaşmalı boşanma protokolünün imzalanmaması yalnızca anlaşmalı boşanmayı engeller.
Boşanmanın tamamen imkânsız hale gelmesine neden olmaz.
Örneğin taraflardan biri;
“Ben protokolü imzalamıyorum, boşanamazsın.”
diyebilir.
Bu durumda diğer eş, hukuki sebepleri varsa çekişmeli boşanma davası açabilir.
Çekişmeli boşanmada tarafların;
- Nafaka,
- Tazminat,
- Velayet,
- Mal paylaşımı,
- Ziynet
gibi konularda anlaşmış olması gerekmez.
Bu uyuşmazlıklar mahkeme tarafından ilgili hukuki kurallara göre değerlendirilir.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Ne Demektir?
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine göre ortak hayatın devamı eşlerden beklenemeyecek ölçüde evlilik birliği temelinden sarsılmışsa boşanma davası açılabilir.
Bu nedenle her tartışma veya fikir ayrılığı boşanmayı gerektirmez.
Mahkeme;
- Olayların sürekliliğini,
- Davranışların ağırlığını,
- Evlilik üzerindeki etkisini,
- Tarafların kusur durumunu
değerlendirir.
Örneğin sistematik hakaret ve aşağılamayla tarafların birkaç kez günlük konularda tartışmış olması aynı ağırlıkta değerlendirilmez.
Bir Bahçeşehir boşanma avukatı tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı dava hazırlanırken olayların tarih ve içerik itibarıyla somutlaştırılması gerekir.
Davacı Eş Daha Ağır Kusurluysa Ne Olur?
Boşanmak istemeyen eş açısından en önemli hukuki konulardan biri budur.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/2. maddesine göre davacının kusuru daha ağır ise davalının boşanma davasına itiraz hakkı bulunmaktadır. Ancak bu itiraz hakkı mutlak değildir. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine boşanmaya karar verilebilir.
Örneğin boşanma davasını açan eşin ağır kusurlu, davalının ise az kusurlu olduğu bir dosyada davalının;
“Boşanmak istemiyorum.”
şeklindeki itirazı mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle diğer eşin boşanmayı istememesi bazı dosyalarda gerçekten hukuki önem taşıyabilir.
Tam Kusurlu Eş Boşanma Davası Açabilir Mi?
Dava açabilir; ancak davanın kabul edilip edilmeyeceği ayrı konudur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18 Kasım 2025 tarihli güncel kararında, evlilik birliğinin tamamen davacı erkeğin kusurlu davranışlarıyla sarsıldığı ve davalı kadına yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı durumda boşanma davasının reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay, kişinin yalnızca kendi kusurlu davranışlarıyla evliliği sona erdirip ardından bu duruma dayanarak boşanma elde edemeyeceğini vurgulamıştır.
Dolayısıyla;
“Evlilik zaten bitmiş, kim kusurlu olursa olsun hâkim mutlaka boşar.”
şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Kusur durumu özellikle bu tür dosyalarda belirleyici hale gelebilir.
Ağır Kusurlu Eşin Davası Her Zaman Reddedilir Mi?
Hayır.
Ağır kusurlu taraf da boşanma davası açabilir.
Yargıtay uygulamasında davalının da az da olsa kusurlu olduğu ve boşanmaya itirazının hakkın kötüye kullanılması oluşturduğu durumlarda ağır kusurlu davacının davasının kabul edilebileceği belirtilmektedir.
Bu nedenle mahkeme;
- Davacı ve davalının kusurunu,
- Davalının boşanmaya karşı çıkış nedenini,
- Evliliğin devamında eş ve çocuklar açısından korunmaya değer bir yarar bulunup bulunmadığını
birlikte değerlendirir.
Bir Büyükçekmece boşanma avukatı tarafından boşanmaya itiraz bulunan dosyada yalnızca davacının kusurlu olduğunu söylemek yerine tarafların kusur derecesinin neden farklı olduğunun somut delillerle ortaya konulması önemlidir.
Boşanmak İstemeyen Eş Davayı Uzatabilir Mi?
Davalı eş savunma hakkını kullanabilir ve hukuken sahip olduğu kanun yollarına başvurabilir.
Örneğin;
- Cevap dilekçesi sunabilir,
- Delil bildirebilir,
- Tanık dinletebilir,
- Bilirkişi veya sosyal inceleme raporuna itiraz edebilir,
- İstinaf ve koşulları varsa temyiz yoluna başvurabilir.
Ancak yalnızca boşanmayı istememek davayı süresiz şekilde durdurma imkânı vermez.
Yargılama tamamlandığında mahkeme delilleri değerlendirerek karar verir.
Boşanma koşulları ispatlanmışsa davalının boşanmayı kabul etmemesi tek başına evliliğin hukuken sürdürülmesini sağlamaz.
Duruşmaya Gelmeyen Eş Boşanmayı Engelleyebilir Mi?
Davalının duruşmaya katılmaması davayı kendiliğinden durdurmaz.
Usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra davalının duruşmaya gelmemesi halinde yargılama usul kuralları çerçevesinde devam edebilir.
Ancak davalı duruşmaya katılmasa bile davacı iddialarını ve boşanma sebeplerini ispatlamak zorundadır.
Davalının gelmemesi otomatik boşanma anlamına gelmez.
Aynı şekilde davalının mahkemeye gelmemesi;
“Boşanmayı kabul etti.”
şeklinde de değerlendirilemez.
Mahkeme yine delilleri inceler.
Eş Dilekçelere Cevap Vermezse Ne Olur?
Davalı eşin cevap dilekçesi sunmaması da davacının bütün iddialarının kendiliğinden doğru kabul edilmesini sağlamaz.
Boşanma davaları kişilerin medeni durumunu değiştiren önemli davalardır ve hâkim boşanma sebebinin oluşup oluşmadığını inceler.
Davacı;
- İddialarını,
- Tanıklarını,
- Belgelerini,
- Diğer hukuka uygun delillerini
dosyaya sunmalıdır.
Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından çekişmeli boşanma davasında karşı tarafın pasif kalacağı varsayılarak eksik delille hareket edilmemelidir.
Eş “Seni Asla Boşamayacağım” Derse Ne Olur?
Hukuken tek başına bir etkisi yoktur.
Türkiye’de boşanmanın gerçekleşmesi için diğer eşin;
“Seni boşuyorum.”
şeklinde bir irade açıklamasında bulunması gerekmez.
Boşanmaya mahkeme karar verir.
Bir eş boşanmayı istemese bile mahkeme;
- Kanuni boşanma sebebinin bulunduğunu,
- Gerekli vakıaların ispatlandığını,
- Boşanmanın yasal koşullarının oluştuğunu
tespit ederse boşanma kararı verebilir.
Dolayısıyla taraflardan hiçbiri diğer eşi sırf izin vermeyerek süresiz biçimde evli kalmaya zorlayabilecek mutlak bir hakka sahip değildir.
Eş Barışmak İstiyorsa Boşanma Davası Reddedilir Mi?
Davalı eşin barışmak istemesi de tek başına davayı sona erdirmez.
Mahkeme evlilik birliğinin gerçekten devam edip edemeyeceğini hukuki vakıalar üzerinden değerlendirir.
Örneğin yıllarca fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamış eşin dava açıldıktan sonra;
“Ben artık değiştim, boşanmak istemiyorum.”
demesi tek başına daha önceki olayları ortadan kaldırmaz.
Buna karşılık taraflar dava devam ederken gerçekten barışır ve evlilik birliğini yeniden sürdürmeye başlarsa önceki olayların affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olup olmadığı farklı bir hukuki tartışma oluşturabilir.
Davacı Davadan Vazgeçerse Ne Olur?
Davayı açan eşin sonradan boşanmaktan vazgeçmesi mümkündür.
Ancak davadan feragat, çekişmeli boşanma dosyasındaki diğer tarafın varsa bağımsız karşı davasından ayrı değerlendirilmelidir.
Örneğin kadın boşanma davası açmış, erkek de karşı boşanma davası açmış olabilir.
Kadının kendi davasından vazgeçmesi erkeğin karşı boşanma davasını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle dosyada;
- Asıl dava,
- Karşı dava,
- Feragat,
- Kabul
gibi usul işlemlerinin sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.
Eş Boşanmayı Kabul Ederse Dava Otomatik Anlaşmalıya Döner Mi?
Her durumda değil.
Anlaşmalı boşanma için Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesindeki koşulların bulunması gerekir.
Bunların başında evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu üzerinde anlaşmaları gelmektedir. Mahkemenin de tarafları bizzat dinleyerek anlaşmayı uygun bulması gerekir.
Dolayısıyla çekişmeli davada davalı yalnızca;
“Ben de boşanmak istiyorum.”
derse, nafaka, tazminat veya velayet konusunda uyuşmazlık devam ediyorsa dosyanın otomatik olarak anlaşmalı boşanmaya dönüşeceğini söylemek doğru değildir.
Evlilik Bir Yıldan Az Sürmüşse Eş İstemeden Boşanmak Mümkün Müdür?
Evet.
Bir yıllık süre anlaşmalı boşanma için geçerlidir.
Evlilik henüz bir yılını doldurmamış olsa bile çekişmeli boşanma sebepleri varsa boşanma davası açılabilir.
Örneğin evliliğin üçüncü ayında fiziksel şiddet yaşanmışsa;
“Bir yıl dolmadan hiçbir şekilde boşanma davası açılamaz.”
şeklinde bir kural bulunmamaktadır.
Adalet Bakanlığı Adalet Dergisi'ndeki hukuki değerlendirmelerde de bir yıllık koşulun anlaşmalı boşanmaya özgü olduğu, bir yıl dolmadan TMK m.166/1-2 veya özel boşanma sebeplerine dayanılabileceği açıklanmaktadır.
Boşanma Davası Reddedilirse Artık Boşanılamaz Mı?
Hayır.
Bir boşanma davasının reddedilmiş olması eşlerin hiçbir zaman boşanamayacağı anlamına gelmez.
Örneğin ilk davada ileri sürülen olaylar yeterince ispatlanamamış olabilir.
Sonradan yeni boşanma sebepleri ortaya çıkarsa bunlara dayanılarak yeni bir dava açılması mümkün olabilir.
Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesindeki özel düzenleme kapsamında, önceki boşanma davasının reddine ilişkin karar kesinleştikten sonra ortak hayat yeniden kurulamamışsa belirli koşullarda tekrar boşanma talebinde bulunulabilir.
Reddedilen Boşanma Davasından Sonra Kaç Yıl Beklemek Gerekir?
Bu konuda eski bilgilerle güncel düzenlemenin birbirinden ayrılması önemlidir.
Önceki düzenlemede ret kararının kesinleşmesinden sonra üç yıllık süre bulunmaktaydı. Ancak 27 Kasım 2024 tarihli yasal değişiklikle bu süre bir yıla indirilmiştir.
Güncel TMK m.166/4 kapsamında boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddedilmesi ve ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayatın yeniden kurulamaması halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilebilir.
Anayasa Mahkemesi de 12 Şubat 2026 tarihli kararında bu yeni bir yıllık süreyi Anayasa’ya uygun bulmuştur.
Bu nedenle internette yer alan “boşanma davası reddedilirse üç yıl beklenir” şeklindeki eski bilgilerin bugün itibarıyla güncel olmadığını belirtmek gerekir.
Boşanmak İstemeyen Eş Çocukları Gerekçe Gösterirse Ne Olur?
Müşterek çocukların bulunması boşanmayı tek başına engellemez.
Mahkeme boşanma koşullarının oluştuğu kanaatine varırsa çocukların bulunmasına rağmen boşanma kararı verebilir.
Ancak çocukların durumu boşanmanın sonuçları bakımından büyük önem taşır.
Mahkeme;
- Velayeti,
- Çocukla kişisel ilişkiyi,
- Tedbir ve iştirak nafakasını,
- Çocuğun barınma ve eğitim düzenini
ayrıca değerlendirir.
Dolayısıyla;
“Çocuklarımız var, bu nedenle mahkeme bizi boşayamaz.”
şeklinde bir kural bulunmamaktadır.
Çocuğun üstün yararının korunması boşanmanın engellenmesinden ziyade boşanma sonrasındaki düzenlemeler bakımından önemlidir.
Boşanmak İstemeyen Eş Velayeti Alabilir Mi?
Boşanmak istememek veya boşanmayı kabul etmek velayeti doğrudan belirlemez.
Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Mahkeme;
- Çocuğun mevcut yaşam düzenini,
- Anne ve babayla ilişkisini,
- Bakım imkanlarını,
- Okul ve sosyal çevresini,
- Sosyal inceleme raporlarını,
- Yeterli olgunluk varsa çocuğun görüşünü
değerlendirir.
Dolayısıyla davayı kabul eden veya etmeyen eşe otomatik olarak velayet verilmez.
Eş Boşanmak İstemiyorsa Nafaka ve Tazminat Talep Edebilir Mi?
Evet.
Davalı eş;
“Ben boşanmak istemiyorum.”
demekle birlikte, mahkemenin boşanmaya karar vermesi ihtimaline karşı nafaka ve tazminat taleplerini de ileri sürebilir.
Örneğin şartları bulunuyorsa;
- Tedbir nafakası,
- Yoksulluk nafakası,
- Maddi tazminat,
- Manevi tazminat,
- Çocuk için iştirak nafakası
talep edilebilir.
Bu taleplerin her birinin farklı hukuki koşulları vardır.
Özellikle maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasında kusur değerlendirmesi önem taşıyabilir.
Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından boşanmaya karşı savunma hazırlanırken yalnızca davanın reddinin talep edilmesi değil, boşanma kararı verilmesi ihtimaline karşı fer'î taleplerin de süresinde ileri sürülmesi önemlidir.
Eş Boşanmak İstemiyorsa Ne Kadar Sürede Boşanılır?
Diğer eşin boşanmaya karşı çıkması halinde dava çekişmeli hale geldiğinden anlaşmalı boşanmaya kıyasla daha uzun sürebilir.
Davanın süresi;
- Tanık sayısına,
- Tebligat süreçlerine,
- Sosyal inceleme yapılmasına,
- Kurumlardan kayıt istenmesine,
- Bilirkişi incelemelerine,
- İstinaf ve temyiz süreçlerine
göre değişebilir.
Bu nedenle çekişmeli boşanma için herkes bakımından geçerli kesin bir süre vermek mümkün değildir.
Ancak davalının boşanmak istememesi, davanın hiçbir zaman sonuçlanmayacağı anlamına gelmez.
Eşin Boşanmak İstememesi Davacının İspat Yükünü Ortadan Kaldırır Mı?
Hayır.
Çekişmeli boşanmada temel meselelerden biri ispat yüküdür.
Davacı, dava dilekçesinde ileri sürdüğü olayların doğru olduğunu hukuka uygun delillerle ortaya koymalıdır.
Örneğin;
- Tanıklar,
- WhatsApp mesajları,
- Hastane kayıtları,
- Kolluk tutanakları,
- Ceza dosyaları,
- Sosyal medya kayıtları,
- Fotoğraf ve videolar,
- Diğer resmi belgeler
somut olaya göre kullanılabilir.
Yalnızca;
“Eşimle artık anlaşamıyorum.”
şeklindeki soyut bir beyan her dosyada boşanma için yeterli olmayabilir.
Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından dava hazırlanırken her kusur vakıasının hangi delille ispatlanacağı baştan belirlenmelidir.
Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Eşin Boşanmayı Kabul Etmediği Davalar
Eşlerden birinin boşanmayı kabul etmediği uyuşmazlıklarda dava çoğunlukla çekişmeli boşanma usulünde yürütülmektedir.
Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından böyle bir dosya hazırlanırken boşanma sebeplerinin, tarafların kusur durumlarının ve her bir olayın ispatına yarayacak delillerin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekir.
Bir Büyükçekmece boşanma avukatı ile yürütülen çekişmeli boşanma davasında davacının daha ağır kusurlu olup olmadığı ve davalı eşin boşanmaya itirazının TMK m.166/2 kapsamında sonuç doğurup doğurmayacağı ayrıca incelenmelidir.
Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından boşanmayı istemeyen eşin savunması hazırlanırken dava reddedilse dahi gelecekte TMK m.166/4 kapsamında ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar ve güncel bir yıllık süre de dikkate alınmalıdır.
Aynı şekilde bir Bahçeşehir boşanma avukatı ile boşanma süreci takip edilirken yalnızca boşanma talebi değil; velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, aile konutu ve kişisel ilişki talepleri de birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç
Eşlerden birinin boşanmak istememesi, diğer eşin boşanmasını tek başına engellemez.
Taraflardan biri boşanmayı kabul etmiyorsa dava çekişmeli boşanma davası olarak devam eder. Mahkeme, ileri sürülen boşanma sebeplerinin ve kusurlu davranışların ispatlanıp ispatlanmadığını değerlendirir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca evlilik birliği ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek ölçüde temelinden sarsılmışsa boşanmaya karar verilebilir. Ancak davacı eşin daha ağır kusurlu olduğu durumlarda davalı eşin boşanmaya karşı çıkması ayrıca önem taşır. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değilse ve evliliğin devamında korunmaya değer yarar bulunuyorsa davanın reddi gündeme gelebilir.
Buna karşılık davalının da kusurlu olduğu, evlilik birliğinin fiilen sona erdiği ve boşanmaya karşı çıkmanın hakkın kötüye kullanılması oluşturduğu durumlarda, davalı boşanmayı istemese dahi mahkeme boşanmaya karar verebilir.
Ayrıca boşanma davasının reddedilmesi halinde eski uygulamadaki üç yıllık bekleme süresi güncel değildir. 27 Kasım 2024 tarihinde yapılan değişiklik sonrasında, ret kararının kesinleşmesinden başlayarak bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, TMK m.166/4 kapsamında yeniden boşanma kararı verilmesi mümkün hale gelmiştir. Anayasa Mahkemesi bu bir yıllık düzenlemeyi 12 Şubat 2026 tarihli kararıyla Anayasa’ya uygun bulmuştur.
Esenyurt boşanma avukatı, Büyükçekmece boşanma avukatı, Beylikdüzü boşanma avukatı ve Bahçeşehir boşanma avukatı kapsamında çekişmeli boşanma, eşin boşanmaya itirazı, kusur tespiti, nafaka, tazminat, velayet ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarının somut dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmesi için hukuki destek alınabilir.
Boşanma ve aile hukukuna ilişkin hukuki danışmanlık için:
İletişim: 0542 547 48 51