Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Aynı Evde Yaşanır Mı?

Boşanma davasının açılması, eşlerden birinin mutlaka aynı gün ortak konuttan ayrılması gerektiği anlamına gelmez. Taraflar boşanma davası devam ederken ekonomik zorunluluklar, müşterek çocukların düzeni, sağlık sorunları veya yeni bir konut bulunamaması gibi nedenlerle bir süre daha aynı evde yaşamaya devam edebilir.

Boşanma davası açıldıktan sonra aynı evde yaşamak hukuken yasak değildir ve tek başına boşanma davasının reddedilmesine neden olmaz.

Ancak burada önemli olan, tarafların yalnızca aynı konutta bulunmaları ile barışarak evlilik birliğini yeniden sürdürmeye başlamaları arasındaki farktır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 6 Mayıs 2024 tarihli kararında da dava tarihinden sonra eşlerin aynı aile konutunda yaşamaya devam etmelerinin ve adreslerinin aynı olmasının tek başına barışma veya af olarak değerlendirilemeyeceği; evlilik birliğini sürdürme iradesinin ayrıca ortaya konulması gerektiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından dava devam ederken tarafların aynı evde yaşamaya devam ettiği bir dosya değerlendirilirken yalnızca adres kayıtlarına değil, birlikte yaşamın gerçek niteliğine bakılması gerekir.

Boşanma Davası Açılınca Evden Çıkmak Zorunlu Mudur?

Hayır.

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma davası açan veya kendisine boşanma davası açılan eşin ortak konutu derhal terk etmesini zorunlu tutan genel bir düzenleme bulunmamaktadır.

Aksine Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, dava süresince eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alabilir.

Dolayısıyla eşler birlikte yaşamaya devam edemiyorsa aile konutunun kullanımının geçici olarak eşlerden birine bırakılması talep edilebilir.

Ancak böyle bir karar bulunmadığı sürece yalnızca boşanma davasının açılmış olması eşlerden birinin otomatik olarak evi terk etmesi gerektiği anlamına gelmez.

Aynı Evde Yaşamak Boşanma Davasını Düşürür Mü?

Hayır.

Boşanma davası açıldıktan sonra tarafların aynı evde bulunmaya devam etmesi davayı kendiliğinden sona erdirmez.

Mahkeme;

  • Tarafların neden aynı evde kaldığını,
  • Gerçekten barışıp barışmadıklarını,
  • Evlilik birliğini yeniden sürdürme iradelerinin bulunup bulunmadığını,
  • Ayrı odalarda yaşayıp yaşamadıklarını,
  • Ekonomik veya sağlık nedeniyle zorunlu bir birliktelik bulunup bulunmadığını

somut olayın özelliklerine göre değerlendirebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tarafların aynı evde bulunmasının ancak evlilik birliğini sürdürme iradesiyle gerçekleşmesi halinde af veya hoşgörü bakımından anlam taşıyabileceğini belirtmektedir. Sadece aynı konutta yaşamak ve aynı adreste kayıtlı olmak tek başına yeterli değildir.

Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından dosya değerlendirilirken bu nedenle tarafların fiziksel olarak aynı konutta bulunması ile evlilik hayatına gerçekten devam etmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Aynı Evde Yaşamak Önceki Olayların Affedildiği Anlamına Gelir Mi?

Her durumda hayır.

Boşanma hukukunda affedilmiş veya en azından hoşgörüyle karşılanmış olayların daha sonra eşe kusur olarak yüklenmesi mümkün olmayabilir.

Ancak aynı evde yaşamak otomatik olarak af anlamına gelmez.

Yargıtay’ın 2024 tarihli kararında dava açıldıktan sonra tarafların aynı evde bir süre yaşamaya devam ettikleri, ancak iki taraf bakımından da barışma iddiası ve evlilik birliğini devam ettirme iradesinin ispatlanmadığı bir dosyada aynı evde yaşamanın af olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla;

“Boşanma davasından sonra aynı evde kaldılar, demek ki bütün olaylar affedildi.”

şeklinde kesin bir sonuç çıkarılamaz.

Gerçekten Barışılırsa Ne Olur?

Tarafların yalnızca aynı konutta kalması değil, gerçekten barışarak evlilik birliğini yeniden devam ettirmesi farklı sonuçlar doğurabilir.

Örneğin tarafların;

  • Evlilik hayatını yeniden normal şekilde sürdürmesi,
  • Önceki uyuşmazlıkları geride bıraktıklarını açıkça ifade etmesi,
  • Uzun süre karı-koca hayatına dönmesi,
  • Birbirlerine yönelik davranışlarıyla açık bir barışma iradesi göstermesi

önceki olayların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı iddiasını gündeme getirebilir.

Bu durumda dava dilekçesinde ileri sürülen bazı önceki kusurlu davranışların artık boşanma sebebi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ayrıca incelenir.

Ancak barışmanın varlığını ileri süren tarafın bunu somut olayın özelliklerine göre ispatlaması gerekir.

Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından bu nedenle dava devam ederken gerçekleşen barışma veya birlikte yaşam olaylarının ileride kusur değerlendirmesine etkisi dikkatle değerlendirilmelidir.

Barışmayı Denemek Affetmek Anlamına Gelir Mi?

Her zaman değil.

Eşlerin evliliği kurtarmak amacıyla bir süre yeniden birlikte yaşamayı denemeleri tek başına önceki bütün olayların affedildiği anlamına gelmeyebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 9 Mayıs 2024 tarihli kararında tarafların boşanma davası açıldıktan sonra yaklaşık bir hafta aynı evde yaşadığı, ancak bu süreçte yeni bir şiddet olayı meydana geldiği dosyada birlikte yaşamanın barışma girişimi olduğu, kesin bir af olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay, evliliği kurtarma amacıyla yapılan barışma girişiminin tek başına af iradesi oluşturmadığını da kabul etmektedir.

Dolayısıyla;

“Bir kez yeniden denedik, artık eski olaylardan söz edemem.”

şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.

Ekonomik Nedenlerle Aynı Evde Yaşamak Af Sayılır Mı?

Kural olarak yalnızca ekonomik veya fiili zorunluluk nedeniyle aynı konutta yaşamaya devam etmek af olarak kabul edilmemelidir.

Boşanma sürecinde özellikle yüksek kira giderleri nedeniyle taraflardan birinin hemen başka bir konut tutması mümkün olmayabilir.

Eşler;

  • Ayrı odalarda yaşayabilir,
  • Ekonomik nedenle aynı evi paylaşabilir,
  • Müşterek çocukların düzenini bozmamak amacıyla geçici olarak aynı konutta kalabilir.

Bu durumda tarafların gerçekten evlilik birliğini yeniden kurup kurmadığı önemlidir.

Yargıtay’ın 2024 tarihli kararlarında yeni ev bulunana kadar zorunlu şekilde birlikte yaşamanın af olarak değerlendirilmediği örnekler bulunmaktadır.

Bu nedenle bir Bahçeşehir boşanma avukatı tarafından aynı evde yaşamaya ilişkin değerlendirme yapılırken birlikte yaşamanın sebebinin de açıklığa kavuşturulması önemlidir.

Sağlık Nedeniyle Aynı Evde Yaşamak Boşanmayı Etkiler Mi?

Sağlık zorunlulukları da ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/1808 Esas, 2024/1598 Karar sayılı kararında kadın eşin kanser tedavisi görmesi ve çocuklarla ilgilenmekte zorlanması nedeniyle boşanma davasından sonra tarafların bir süre aynı evde yaşamaları söz konusu olmuştur.

Yargıtay, bu birlikte yaşamın zorunluluktan kaynaklandığını ve tek başına af olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Dolayısıyla hastalık, bakım ihtiyacı veya çocukların korunması nedeniyle bir süre aynı evde yaşanması boşanma iradesinden vazgeçildiğini otomatik olarak göstermez.

Çocuklar İçin Aynı Evde Yaşamaya Devam Edilebilir Mi?

Evet.

Bazı eşler özellikle çocukların okul düzenini veya psikolojik durumunu hemen değiştirmemek amacıyla dava devam ederken bir süre aynı konutta yaşamayı tercih edebilir.

Bu durumda da belirleyici unsur tarafların evlilik birliğini gerçekten yeniden kurup kurmadığıdır.

Çocukların yanında aynı evde bulunmak;

  • Tek başına barışma,
  • Tek başına af,
  • Tek başına davadan vazgeçme

anlamına gelmez.

Ancak bu yaşam düzeninin çocuklar bakımından ciddi tartışma, şiddet veya psikolojik baskı ortamına dönüşmesi halinde aile konutunun kullanımı ve çocuklara ilişkin geçici tedbirlerin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.

Aynı Evde Ayrı Odalarda Yaşanması Mümkün Müdür?

Evet.

Boşanma davası devam ederken tarafların aynı evde fakat ayrı odalarda yaşamalarına hukuki bir engel bulunmamaktadır.

Uygulamada özellikle ekonomik nedenlerle bu tür durumlarla sık karşılaşılabilir.

Tarafların;

  • Ayrı odalarda yatması,
  • Ortak hayatı fiilen sona erdirmesi,
  • Birbirlerinin günlük hayatına karışmaması,
  • Yalnızca zorunlu ortak alanları kullanması

evlilik birliğini yeniden kurma iradesinin bulunmadığını gösterebilecek olgulardan olabilir.

Ancak bunların her biri diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Mahkeme yalnızca;

“Aynı adreste oturuyorlar.”

tespitiyle sonuca varmamalıdır.

Aynı Adreste Kayıtlı Olmak Barışma Sayılır Mı?

Hayır.

Adres kaydının aynı olması tek başına tarafların barıştığını göstermez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi açık şekilde dava tarihinden sonra eşlerin aile konutunda yaşamaya devam etmesinin ve adreslerinin aynı olmasının, evlilik birliğini devam ettirme iradesi ispatlanmadığı sürece af olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Özellikle eşlerden biri fiilen başka yerde kalmasına rağmen resmi adres kaydını değiştirmemiş de olabilir.

Dolayısıyla adres kayıtları yalnızca diğer delillerden biridir.

Aynı Evde Yaşamaya Devam Etmek Tazminat ve Nafakayı Etkiler Mi?

Dolaylı olarak etkileyebilir.

Tarafların gerçekten barıştığının ve önceki olayların affedildiğinin kabul edilmesi halinde bazı eski kusur vakıaları artık tazminat ve kusur değerlendirmesinde kullanılamayabilir.

Bu durum özellikle;

  • Maddi tazminat,
  • Manevi tazminat,
  • Yoksulluk nafakası

bakımından önem taşıyabilir.

Çünkü bu taleplerin değerlendirilmesinde tarafların boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur durumu önemlidir.

Ancak yalnızca aynı konutta kalmak nedeniyle nafaka veya tazminat hakkının otomatik olarak sona erdiğini söylemek doğru değildir.

Aynı Evde Yaşayan Eş Tedbir Nafakası Alabilir Mi?

Aynı evde yaşanması tek başına tedbir nafakası verilmesine kesin engel teşkil eden bir kural değildir.

Boşanma davası devam ederken TMK m.169 uyarınca hâkim eşlerin geçimine ilişkin gerekli geçici önlemleri alabilir.

Ancak tarafların fiilen aynı evde yaşaması, ortak giderlerin kim tarafından karşılandığı ve eşlerin ekonomik koşulları tedbir nafakasının miktarı ve gerekliliği bakımından değerlendirilebilir.

Dolayısıyla her dosyada tarafların gerçek ekonomik yaşam düzenine bakılmalıdır.

Aynı Evde Şiddet veya Baskı Devam Ediyorsa Ne Yapılabilir?

Boşanma davasının açılmış olması şiddete karşı ayrıca tedbir alınmasına engel değildir.

Taraflar aynı evde yaşamaya devam ederken;

  • Fiziksel şiddet,
  • Tehdit,
  • Hakaret,
  • Psikolojik baskı,
  • Israrlı takip veya kontrol

gibi olaylar bulunuyorsa 6284 sayılı Kanun kapsamında gerekli koruma ve uzaklaştırma tedbirlerinin değerlendirilmesi mümkündür.

Ayrıca TMK m.169 kapsamında aile konutunun dava süresince eşlerden birine tahsis edilmesi talep edilebilir.

Bir Büyükçekmece boşanma avukatı tarafından böyle bir dosya takip edilirken boşanma davası, aile konutu tahsisi, uzaklaştırma kararı ve çocuklara ilişkin geçici tedbirlerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Meydana Gelen Yeni Olaylar Ne Olur?

Boşanma davasında temel olarak dava tarihine kadar gerçekleşmiş ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş olaylar değerlendirilir.

Dava açıldıktan sonra gerçekleşen yeni hakaret, şiddet, sadakatsizlik veya başka olayların mevcut davadaki kusur değerlendirmesinde kullanılması her zaman mümkün değildir.

Yargıtay uygulamasında her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği ve dava tarihinden sonraki olayların doğrudan mevcut davada kusur olarak yüklenemeyeceği kabul edilmektedir.

Yeni olayın niteliğine göre ayrı bir boşanma davası açılması ve davaların birleştirilmesi gibi hukuki yollar gündeme gelebilir.

Bu nedenle dava devam ederken yaşanan yeni ve önemli olayların mutlaka tarihleriyle birlikte kayıt altına alınması ve hukuki açıdan ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Aynı Evde Yaşamak Davadan Feragat Anlamına Gelir Mi?

Hayır.

Boşanma davasından feragat ile eşlerin aynı evde yaşamaya devam etmesi farklı hukuki konulardır.

Davacının yalnızca eve dönmesi veya eşlerle bir süre birlikte yaşaması, usul hukuku anlamında kendiliğinden davadan feragat ettiği anlamına gelmez.

Feragat, davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin ayrı bir usul işlemidir.

Bununla birlikte birlikte yaşam olayının önceki boşanma sebeplerinin affedilip affedilmediğine etkisi ayrıca değerlendirilebilir.

Bu iki kavram birbirine karıştırılmamalıdır.

Eşler Gerçekten Barışırsa Dava Nasıl Sona Erdirilir?

Taraflar boşanma davası sırasında gerçekten barışmış ve boşanmak istemiyorsa, davanın usulüne uygun şekilde sona erdirilmesi gerekir.

Davacının feragat etmesi veya dosyanın durumuna uygun başka bir usul işlemi yapılması gündeme gelebilir.

Yalnızca;

“Biz barıştık, artık duruşmaya gitmeyelim.”

şeklinde hareket edilmesi dosyanın hukuki durumuna göre farklı sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle barışma halinde de mahkemeye sunulacak beyanın hukuki sonucunun bilinmesi önemlidir.

Birlikte Yaşama Ne Zaman Af Olarak Kabul Edilebilir?

Af konusunda her dosyada uygulanabilecek otomatik bir süre bulunmamaktadır.

Bir gün, bir hafta veya birkaç ay şeklinde belirlenmiş sabit bir süre yoktur.

Mahkeme;

  • Bir araya gelme nedenini,
  • Birlikte geçirilen süreyi,
  • Tarafların birbirlerine karşı davranışlarını,
  • Evlilik hayatının gerçekten yeniden kurulup kurulmadığını,
  • Barışma iradesinin açık olup olmadığını

değerlendirir.

Örneğin Yargıtay’ın bir kararında tarafların yalnızca bir gece aynı otelde kalmasının tek başına önceki olayların affedildiğini göstermeye yeterli olmadığı; evliliği sürdürme amacıyla yeniden bir araya gelindiğinin somut delillerle gösterilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla önemli olan yalnızca ne kadar süre aynı yerde kalındığı değil, ortak yaşamın hangi iradeyle sürdürüldüğüdür.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Aynı Evde Yaşayan Taraflar Nelere Dikkat Etmelidir?

Tarafların aynı konutta yaşamaya devam ettiği bir boşanma dosyasında daha sonra “barışma ve af” tartışması ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.

Özellikle birlikte yaşamanın;

  • Ekonomik zorunluluktan mı,
  • Çocuklar nedeniyle mi,
  • Sağlık nedeniyle mi,
  • Gerçek bir barışmadan mı

kaynaklandığı önem taşımaktadır.

Tarafların dava devam ederken sergilediği davranışlar daha sonra mahkeme tarafından bu iradenin tespitinde değerlendirilebilir.

Bu nedenle bir boşanma avukatı ile dava yürütülürken fiili yaşam düzeninde meydana gelen önemli değişikliklerin de avukata bildirilmesi gerekir.

Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Boşanma Davası Sonrası Aynı Evde Yaşama

Boşanma davası devam ederken aynı evde yaşanması özellikle büyük şehirlerde ekonomik ve pratik nedenlerle sık karşılaşılan bir durumdur.

Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından böyle bir dosya değerlendirilirken tarafların yalnızca aynı adreste bulunup bulunmadığına değil, evlilik birliğini sürdürme iradelerinin bulunup bulunmadığına bakılması gerekir.

Bir Büyükçekmece boşanma avukatı ile yürütülen çekişmeli boşanma davasında tarafların dava sonrasında bir süre birlikte yaşaması varsa bunun ekonomik zorunluluk, çocukların düzeni veya gerçek bir barışma nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediği önem taşır.

Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından kusur ve tazminat talepleri değerlendirilirken, dava sonrasındaki birlikte yaşamın önceki olayların affedildiği iddiasına etkisi güncel Yargıtay kararları ışığında incelenmelidir.

Aynı şekilde bir Bahçeşehir boşanma avukatı ile boşanma süreci takip edilirken ortak konutta yaşamın devam etmesi halinde aile konutunun tahsisi, tedbir nafakası, müşterek çocukların geçici velayeti ve kişisel ilişki düzenlemeleri de birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç

Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin aynı evde yaşamaya devam etmesi mümkündür. Davanın açılması eşlerden birinin ortak konutu zorunlu olarak terk etmesi sonucunu doğurmaz.

Aynı evde yaşamaya devam edilmesi de boşanma davasını kendiliğinden düşürmez ve önceki olayların otomatik olarak affedildiği anlamına gelmez.

Yargıtay’ın güncel yaklaşımına göre asıl önemli olan tarafların evlilik birliğini devam ettirme iradesiyle yeniden ortak hayat kurup kurmadığıdır. Sadece aynı aile konutunda kalınması veya resmi adreslerin aynı olması tek başına af için yeterli görülmemektedir.

Ekonomik zorunluluk, sağlık sorunları, yeni konut bulunamaması veya müşterek çocukların düzeni nedeniyle aynı evde kalınması ile eşlerin gerçek anlamda barışıp evlilik hayatını yeniden sürdürmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Gerçek bir barışma ve evlilik birliğini devam ettirme iradesi varsa önceki boşanma sebeplerinin affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olup olmadığı tazminat, nafaka ve kusur değerlendirmesini de etkileyebilir. Buna karşılık yalnızca bir barışma girişiminin veya zorunlu ortak yaşamın otomatik olarak af anlamına gelmediği Yargıtay tarafından açıkça kabul edilmektedir.

Esenyurt boşanma avukatı, Büyükçekmece boşanma avukatı, Beylikdüzü boşanma avukatı ve Bahçeşehir boşanma avukatı kapsamında çekişmeli boşanma, kusur, af ve barışma, aile konutunun tahsisi, nafaka ve velayete ilişkin uyuşmazlıkların somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi için hukuki destek alınabilir.

Boşanma ve aile hukukuna ilişkin hukuki danışmanlık için:

İletişim: 0542 547 48 51

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES