Ceza hukukunda bazı suçların soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun veya suçtan zarar gören kişinin şikâyetine bağlıdır. Şikâyete tabi bir suç söz konusuysa kanunda öngörülen süre içerisinde şikâyet hakkının kullanılması gerekir.
Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesine göre şikâyete bağlı suçlarda genel şikâyet süresi 6 aydır. Bu süre geçirildiğinde, kural olarak ilgili suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Şikâyet Süresi Ne Zaman Başlar?
Altı aylık şikâyet süresi her durumda suçun işlendiği tarihten itibaren başlamaz.
TCK m.73'e göre süre, zamanaşımı süresini aşmamak şartıyla şikâyet hakkı bulunan kişinin;
- Suç oluşturan fiili,
- Failin kim olduğunu
bildiği veya öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Örneğin kişi dolandırıldığını 1 Ocak tarihinde öğrenmiş ancak failin kimliğini 1 Mart tarihinde tespit etmişse, somut olayın şartlarına göre şikâyet süresinin başlangıcında failin kimliğinin öğrenildiği tarih önem taşıyabilir.
Bu nedenle;
“Suçun üzerinden 6 ay geçti, artık kesinlikle şikâyet edilemez.”
şeklinde yalnızca suç tarihine bakılarak değerlendirme yapılması doğru değildir.
Failin Kim Olduğu Bilinmiyorsa Şikâyet Süresi Başlar Mı?
Kural olarak kişinin hem fiili hem de failin kim olduğunu öğrenmesi gerekir.
Mağdur suç işlendiğini biliyor ancak suçu kimin işlediğini bilmiyorsa altı aylık şikâyet süresinin başlangıcı bakımından failin kimliğinin ne zaman öğrenildiği önem taşır.
Ancak şikâyet hakkı sınırsız değildir. TCK m.73 açıkça şikâyet süresinin dava zamanaşımı süresini geçemeyeceğini düzenlemektedir.
Dolayısıyla failin yıllar sonra öğrenildiği bir olayda ayrıca ilgili suçun dava zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı incelenmelidir.
Her Suçta Şikâyet Süresi Var Mıdır?
Hayır.
Şikâyet süresi yalnızca kanunda soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olarak düzenlenen suçlar bakımından önemlidir.
Bazı suçlar ise şikâyete bağlı değildir ve Cumhuriyet savcılığı tarafından re'sen soruşturulur.
Bu tür suçlarda mağdurun;
“Şikâyetçi değilim.”
demesi soruşturmanın mutlaka sona ermesi sonucunu doğurmaz.
Örneğin ağır nitelikteki birçok suç bakımından savcılık suçu öğrendiğinde mağdurun ayrıca şikâyette bulunmasını beklemeksizin soruşturma yapabilir.
Bu nedenle ilk olarak isnat edilen suçun şikâyete tabi olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.
Şikâyete Bağlı Suçlara Örnekler Nelerdir?
Türk Ceza Kanunu'nda farklı suçlar veya bazı suçların belirli hâlleri şikâyete tabi tutulmuştur.
Örneğin şartlarına göre;
- Hakaret,
- Basit kasten yaralamanın bazı hâlleri,
- Mala zarar vermenin bazı hâlleri,
- Güveni kötüye kullanmanın bazı hâlleri,
- Cinsel tacizin kanunda şikâyete bağlanan hâlleri,
- Tehdit suçunun bazı şekilleri
şikâyete tabi olabilir.
Ancak aynı suçun nitelikli hâli veya farklı işleniş biçimi şikâyete tabi olmayabilir.
Bu nedenle yalnızca suçun adına bakılarak;
“Bu suçta 6 aylık şikâyet süresi vardır.”
sonucuna ulaşılmamalıdır. Somut olayın hangi kanun maddesine girdiği ayrıca belirlenmelidir.
6 Aylık Şikâyet Süresi Geçerse Ne Olur?
Şikâyete tabi bir suçta hak sahibi kişi altı aylık süre içerisinde şikâyette bulunmazsa kural olarak soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Başka bir ifadeyle şikâyet hakkı süresinde kullanılmadığında hak düşer. TCK m.73/1 bu sonucu açıkça düzenlemektedir.
Ancak burada;
- Suçun gerçekten şikâyete tabi olup olmadığı,
- Altı aylık sürenin hangi tarihte başladığı,
- Failin ne zaman öğrenildiği,
- Daha önce geçerli bir şikâyet bulunup bulunmadığı
ayrıca incelenmelidir.
Şikâyet Süresi ile Dava Zamanaşımı Aynı Şey Midir?
Hayır.
Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Şikâyet süresi, şikâyete bağlı suçlarda mağdur veya suçtan zarar gören kişinin şikâyet hakkını kullanması gereken süreyi ifade eder.
Dava zamanaşımı ise belirli bir sürenin geçmesi nedeniyle devletin kişiyi ilgili suçtan dolayı cezalandırabilme yetkisinin sona ermesiyle ilgilidir.
TCK m.73 kapsamında genel şikâyet süresi 6 ay olmakla birlikte dava zamanaşımı süresi isnat edilen suçun cezasına göre daha uzun olabilir.
Dolayısıyla;
“Dava zamanaşımı dolmadıysa istediğim zaman şikâyet edebilirim.”
şeklinde bir değerlendirme şikâyete tabi suçlar bakımından doğru değildir.
Savcılığa Şikâyet Nasıl Yapılır?
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158. maddesine göre suça ilişkin ihbar veya şikâyet;
- Cumhuriyet Başsavcılığına,
- Polis veya jandarma gibi kolluk makamlarına
yapılabilir.
Valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan ihbar ve şikâyetler de ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
Şikâyet yazılı olarak yapılabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak da yapılabilir.
Yurt dışında işlenen ve Türkiye'de takip edilmesi gereken suçlar bakımından ise Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da başvuru yapılması mümkündür.
Karakola Yapılan Şikâyet Geçerli Midir?
Evet.
CMK m.158 uyarınca şikâyet kolluk makamlarına da yapılabilir. Bu nedenle polis veya jandarma birimine yapılan usulüne uygun şikâyet de geçerlidir.
Şikâyetin mutlaka doğrudan Cumhuriyet savcısına verilmesi şart değildir.
Önemli olan şikâyet iradesinin süresi içerisinde yetkili makamlardan birine bildirilmesidir.
Birden Fazla Mağdur Varsa Şikâyet Süresi Nasıl Hesaplanır?
Şikâyet hakkına sahip birden fazla kişi bulunuyorsa her hak sahibi bakımından süre ayrı değerlendirilebilir.
TCK m.73/3'e göre şikâyet hakkına sahip kişilerden birinin altı aylık süreyi geçirmesi, diğer kişilerin şikâyet hakkını ortadan kaldırmaz.
Örneğin aynı suçtan zarar gören iki kişiden biri şikâyet süresini kaçırmış ancak diğer kişinin süresi henüz dolmamışsa, ikinci kişinin şikâyet hakkı sırf diğer kişi süreyi kaçırdığı için sona ermez.
Şikâyetten Vazgeçilebilir Mi?
Evet.
Şikâyete bağlı suçlarda suçtan zarar gören kişi şikâyetinden vazgeçebilir.
TCK m.73'e göre kanunda aksi düzenlenmemişse şikâyetten vazgeçme kamu davasının düşmesine neden olabilir.
Ancak vazgeçmenin hukuki sonuç doğurması bakımından sanığın kabulü de önemlidir.
Kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçme, vazgeçmeyi kabul etmeyen sanığı etkilemez.
Bu nedenle;
“Mağdur şikâyetini çektiği anda dava otomatik olarak kapanır.”
şeklinde her olay bakımından geçerli bir sonuç çıkarılamaz.
Şikâyetten Vazgeçme Diğer Sanıkları da Etkiler Mi?
Suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmişse TCK m.73/5 önem taşır.
Kanuna göre iştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme diğer sanıkları da kapsar.
Dolayısıyla şikâyetçi kural olarak aynı fiile katılan sanıklardan biri bakımından vazgeçip diğerleri bakımından şikâyetini sürdürerek farklı sonuç yaratamaz.
Ancak somut olayda sanıkların farklı eylemleri veya farklı suçlar bulunuyorsa durum ayrıca değerlendirilmelidir.
Mahkûmiyet Kesinleştikten Sonra Şikâyetten Vazgeçilirse Ceza Kalkar Mı?
Kural olarak hayır.
TCK m.73/4'e göre hüküm kesinleştikten sonra yapılan şikâyetten vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
Örneğin şikâyete bağlı bir suç nedeniyle kişi hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş, karar kesinleşmiş ve infaz aşamasına geçilmişse mağdurun daha sonra şikâyetinden vazgeçmesi kural olarak kesinleşmiş cezanın ortadan kalkmasını sağlamaz.
Bu nedenle şikâyetten vazgeçmenin hangi aşamada gerçekleştirildiği önemlidir.
Şikâyetten Vazgeçen Kişi Tazminat Davası Açabilir Mi?
Her durumda tazminat hakkı ortadan kalkmaz.
Ancak TCK m.73/7'ye göre kamu davası şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmüş ve suçtan zarar gören kişi vazgeçerken şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa, daha sonra hukuk mahkemesinde aynı olaya ilişkin dava açamaz.
Bu nedenle şikâyetten vazgeçme dilekçesinde kullanılan ifadeler önemlidir.
Yalnızca ceza şikâyetinden vazgeçilmesi ile hem şikâyetten hem de maddi ve manevi tazminat gibi şahsi haklardan vazgeçilmesi aynı sonucu doğurmayabilir.
Dava Açıldıktan Sonra Suçun Şikâyete Bağlı Olduğu Anlaşılırsa Ne Olur?
CMK m.158/6'da bu durum ayrıca düzenlenmiştir.
Yürütülen soruşturmanın ardından kovuşturma aşamasına geçildikten sonra suçun aslında şikâyete bağlı olduğu anlaşılırsa, mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği sürece yargılamaya devam edilir.
Dolayısıyla yargılama başladıktan sonra suç vasfının değişmesi hâlinde de mağdurun şikâyet iradesi önem taşıyabilir.
Şikâyet Süresi Kaçırıldıysa Yeniden Şikâyet Edilebilir Mi?
Şikâyete bağlı bir suç bakımından altı aylık hak düşürücü süre gerçekten geçmişse daha sonra yapılan şikâyet kural olarak soruşturma yapılmasını sağlamaz.
Ancak uygulamada öncelikle;
- Failin hangi tarihte öğrenildiği,
- Suçun devam eden veya zincirleme bir eylem olup olmadığı,
- Eylemin hukuki niteliğinin doğru belirlenip belirlenmediği,
- Suçun gerçekten şikâyete bağlı olup olmadığı,
- Daha önce yetkili bir makama yapılmış başvuru bulunup bulunmadığı
incelenmelidir.
Bu nedenle yalnızca olay tarihinden altı ay geçtiği gerekçesiyle şikâyet hakkının kesin olarak sona erdiğini kabul etmek her durumda doğru olmayabilir.
Sonuç
Ceza hukukunda şikâyete tabi suçlarda genel şikâyet süresi 6 aydır.
Ancak bu süre kural olarak;
- Yalnızca suç tarihinden değil,
- Şikâyet hakkına sahip kişinin fiili öğrenmesinden,
- Failin kimliğini bilmesi veya öğrenmesinden
itibaren hesaplanır ve dava zamanaşımı süresini aşamaz. TCK m.73'te bu esas açıkça düzenlenmiştir.
Bununla birlikte her suç şikâyete tabi değildir. Re'sen soruşturulan suçlarda altı aylık şikâyet süresi aynı şekilde uygulanmaz.
Bu nedenle;
“Olayın üzerinden 6 ay geçti, artık hiçbir şekilde ceza soruşturması yapılamaz.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Öncelikle suçun hukuki niteliği, şikâyete tabi olup olmadığı, failin hangi tarihte öğrenildiği ve dava zamanaşımı süresi birlikte değerlendirilmelidir.
Esenyurt ceza avukatı, Büyükçekmece ceza avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Bahçeşehir ceza avukatı ve İstanbul ağır ceza avukatı kapsamında şikâyet süresi, suç duyurusu, savcılık soruşturması, şikâyetten vazgeçme ve ceza davalarına ilişkin hukuki destek alınabilir.
İletişim: 0542 547 48 51