Ceza Davasında Sanığın Susma Hakkını Kullanması Aleyhine Değerlendirilebilir Mi?

Ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında şüpheli ya da sanık kendisine yöneltilen suçlamalar hakkında açıklama yapmak zorunda değildir.

Sanık olay hakkında ayrıntılı savunma yapabileceği gibi bazı sorulara cevap vermeyebilir veya tamamen susma hakkını kullanabilir.

Susma hakkının kullanılması;

suçun kabul edildiği,

sanığın saklayacak bir şeyinin bulunduğu

veya suçluluğun dolaylı biçimde ortaya çıktığı

anlamına gelmez.

Anayasa m.38/5 uyarınca hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

CMK m.147/1-e uyarınca da şüpheli veya sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir.

Bu nedenle ceza yargılamasında;

“Sanık neden konuşmadı?”

sorusundan önce;

“İddia makamı sanığın suçunu, sanığın açıklamasına ihtiyaç duymaksızın hukuka uygun delillerle ispatlayabildi mi?”

sorusunun cevaplandırılması gerekir.

Susma Hakkı Nedir?

Susma hakkı, şüpheli veya sanığın kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklamada bulunmaya zorlanamamasını ifade eder.

Şüpheli veya sanık;

olay hakkında ayrıntılı savunma yapabilir,

yalnızca belirli sorulara cevap verebilir,

bazı sorulara cevap vermeyebilir

veya tamamen susabilir.

Bunların tamamı savunma hakkının kullanılması kapsamında değerlendirilmelidir.

Susma Hakkının Hukuki Dayanağı Nedir?

Susma hakkının temel anayasal dayanağı Anayasa m.38/5'tir.

Bu hükme göre;

“Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.”

Ceza Muhakemesi Kanunu m.147/1-e de şüpheli veya sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğunun bildirilmesini zorunlu tutmaktadır.

Dolayısıyla susma hakkı sanığa tanınmış bir ayrıcalık değil, anayasal ve kanuni bir savunma hakkıdır.

Sanığın Susması Suçu Kabul Ettiği Anlamına Gelir Mi?

Hayır.

Sanığın susma hakkını kullanması ikrar olarak değerlendirilemez.

Sanık konuşmadığı için;

“Suçlamaya cevap veremediğine göre suçludur.”

veya;

“Masum olsaydı mutlaka açıklama yapardı.”

şeklinde otomatik bir sonuca ulaşılamaz.

Ceza yargılamasında sanığın suçsuzluğunu ispatlama yükümlülüğü bulunmamaktadır.

İsnadın ispatı iddia makamına aittir.

Sanığın Susması Mahkûmiyet Delili Olabilir Mi?

Tek başına hayır.

Susma hakkının kullanılması maddi bir delil değildir.

Sanığın konuşmaması;

kamera kaydı,

DNA,

parmak izi,

HTS kaydı,

tanık beyanı,

mağdur beyanı,

dijital materyal

veya başka bir maddi delilin yerine geçmez.

Mahkûmiyet sanığın susmasına değil, dosyadaki hukuka uygun delillere dayanmalıdır.

“Masum Olsaydı Konuşurdu” Gerekçesi Hukuken Geçerli Midir?

Tek başına geçerli değildir.

Bir kişinin neden susmayı tercih ettiği konusunda çok farklı sebepler bulunabilir.

Sanık yanlış anlaşılmaktan çekinebilir, olay hakkında açıklama yapmak istemeyebilir, müdafiiyle görüştükten sonra savunma yapmayı tercih edebilir veya doğrudan kanunun kendisine tanıdığı susma hakkını kullanabilir.

Dolayısıyla;

“Masum insan susmaz.”

şeklindeki varsayım ceza mahkûmiyetinin hukuki gerekçesi olamaz.

Sanık Susma Hakkını Neden Kullanabilir?

Sanığın susma hakkını kullanmak için mahkemeye veya kolluğa özel bir gerekçe açıklaması gerekmez.

Susma hakkının kullanılması başlı başına kanuni bir haktır.

Sanık;

“Neden susuyorsunuz?”

sorusuna dahi susma hakkını neden kullandığını açıklamak zorunda değildir.

Hakkın kullanılmasının geçerliliği sanığın makul bir gerekçe göstermesine bağlı değildir.

Sanık Kollukta Susma Hakkını Kullanabilir Mi?

Evet.

Susma hakkı yalnızca mahkeme aşamasında kullanılabilecek bir hak değildir.

Şüpheli kolluk tarafından ifadesi alınırken de yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir.

CMK m.147 uyarınca ifade alma sırasında şüpheliye bu hakkın bildirilmesi gerekir.

Dolayısıyla şüpheli polis veya jandarma tarafından ifadesi alınırken;

“Susma hakkımı kullanıyorum.”

diyebilir.

Sanık Savcılıkta Susma Hakkını Kullanabilir Mi?

Evet.

Şüpheli Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınırken de susma hakkına sahiptir.

Savcılık makamının soruşturmayı yürütüyor olması şüphelinin açıklama yapma zorunluluğu bulunduğu anlamına gelmez.

Şüpheli bütün sorulara cevap vermeyebileceği gibi yalnızca belirli sorulara cevap vermeyi de tercih edebilir.

Sanık Sulh Ceza Hâkimliğinde Susabilir Mi?

Evet.

Şüpheli tutuklama veya adli kontrol değerlendirmesi kapsamında sulh ceza hâkimliği önüne çıkarıldığında da susma hakkını kullanabilir.

Ancak tutuklama değerlendirmesinde şüphelinin kişisel durumu, deliller ve tutuklama nedenleri tartışıldığından savunma stratejisi bakımından açıklama yapılıp yapılmaması ayrıca değerlendirilmelidir.

Hukuken susma hakkının bulunması ile somut dosyada bu hakkın nasıl kullanılmasının savunma açısından uygun olduğu farklı konulardır.

Sanık Mahkemede Susma Hakkını Kullanabilir Mi?

Evet.

Kovuşturma aşamasında sanık mahkeme huzurunda da yüklenen suç hakkında açıklama yapmak zorunda değildir.

Mahkeme sanığa isnadı açıklamalı ve savunma haklarını hatırlatmalıdır.

Sanık bundan sonra savunma yapabileceği gibi susma hakkını da kullanabilir.

Sanığın mahkeme huzurunda susması tek başına mahkûmiyet nedeni değildir.

Sanık Bazı Sorulara Cevap Verip Bazılarına Vermeyebilir Mi?

Evet.

Susma hakkının mutlaka tamamen kullanılması gerekmez.

Sanık olayın belirli bölümleri hakkında açıklama yapıp bazı sorulara cevap vermemeyi tercih edebilir.

Örneğin sanık olay yerinde bulunduğunu kabul ederek olayın başka bir kısmıyla ilgili sorulara cevap vermeyebilir.

Bu durumda yalnızca bazı sorulara cevap verilmemesi de otomatik olarak sanık aleyhine suçluluk göstergesi olarak kabul edilemez.

Sanık Önce Konuşup Sonra Susabilir Mi?

Evet.

Sanık soruşturmanın bir aşamasında savunma yaptıktan sonra sonraki aşamada susma hakkını kullanabilir.

Örneğin kollukta ifade veren şüpheli savcılıkta veya mahkemede susmayı tercih edebilir.

Daha önce ifade vermiş olması sonraki aşamalarda susma hakkından vazgeçtiği anlamına gelmez.

Sanık Önce Susup Sonra Savunma Yapabilir Mi?

Evet.

Sanığın soruşturma aşamasında susma hakkını kullanması daha sonra savunma yapmasına engel değildir.

Şüpheli kollukta susup Cumhuriyet savcılığında açıklama yapabilir.

Aynı şekilde soruşturma boyunca susan sanık kovuşturma aşamasında ayrıntılı savunma yapabilir.

Susma hakkı bir kez kullanıldığında geri dönülemez bir hak değildir.

Sanığın Sonradan Savunma Yapması Şüpheli Kabul Edilebilir Mi?

Sanığın önce susup daha sonra savunma yapması tek başına savunmanın gerçeğe aykırı olduğunu göstermez.

Ancak mahkeme sonradan ileri sürülen savunmayı dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirebilir.

Örneğin sanık kovuşturma aşamasında yeni bir olay anlatmışsa mahkeme bu anlatımın;

kamera kayıtları,

tanık beyanları,

HTS kayıtları,

dijital deliller

ve diğer maddi delillerle uyumlu olup olmadığını inceleyebilir.

Burada değerlendirilen şey susma hakkının kullanılması değil, sonradan ileri sürülen savunmanın deliller karşısındaki inandırıcılığıdır.

Kollukta Susup Mahkemede Konuşmak Sanık Aleyhine Kullanılabilir Mi?

Kollukta susma hakkının kullanılması tek başına sanık aleyhine değerlendirilemez.

Sanık mahkemede savunma yaptığında bu savunmanın dosyadaki diğer delillerle uyumu değerlendirilebilir.

Ancak;

“Kollukta söylemedi, demek ki sonradan uydurdu.”

şeklinde yalnızca önceki susmaya dayanan otomatik bir sonuç çıkarılması susma hakkının özünü zedeleyebilir.

Sanığın Savunmasını Değiştirmesi ile Susma Hakkını Kullanması Aynı Şey Midir?

Hayır.

Sanığın farklı aşamalarda birbirinden farklı açıklamalar yapması ile bir aşamada hiç açıklama yapmaması aynı şey değildir.

Çelişkili savunmalar mahkeme tarafından değerlendirilerek sanığın beyanlarının güvenilirliği tartışılabilir.

Ancak susma hakkının kullanıldığı aşamada ortada değerlendirilecek bir savunma beyanı bulunmamaktadır.

Bu nedenle;

çelişkili ifade vermek

ile;

hiç ifade vermemek

birbirinden ayrılmalıdır.

Sanık Susma Hakkını Kullanırken Kimlik Bilgilerini de Vermeyebilir Mi?

Susma hakkı yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamayı ifade eder.

Kimliğin tespitine ilişkin bilgiler ile suçlamanın esasına ilişkin sorular aynı değildir.

CMK m.147 kapsamında şüpheli veya sanığın kimliği saptanırken kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırması gerekir.

Dolayısıyla susma hakkı;

“Kimliğimi de açıklamıyorum.”

şeklinde sınırsız bir hak değildir.

Sanık Kendisini Suçlayacak Delili Vermek Zorunda Mıdır?

Anayasa m.38/5 yalnızca suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanmamayı değil, kişinin kendisini suçlayacak yönde delil göstermeye zorlanmamasını da güvence altına almaktadır.

Bu ilke ceza muhakemesinde nemo tenetur se ipsum accusare, yani kişinin kendisini suçlamaya zorlanamaması ilkesiyle bağlantılıdır.

Ceza yargılamasında sanığın iddia makamıyla aktif biçimde işbirliği yaparak kendi mahkûmiyetine delil üretmeye zorlanması kabul edilemez.

Susma Hakkı ile Kendini Suçlamama Hakkı Aynı Şey Midir?

Birbirleriyle çok yakından bağlantılıdır ancak kendini suçlamama hakkı daha geniş bir koruma alanına sahiptir.

Susma hakkı esas itibarıyla kişinin suçlama hakkında açıklama yapmamasını ifade eder.

Kendini suçlamama hakkı ise kişinin kendi aleyhine beyanda bulunmaya veya suçlayıcı delil göstermeye zorlanmamasını kapsar.

Her iki güvence de ceza yargılamasında savunma hakkı ve masumiyet karinesiyle yakından bağlantılıdır.

Sanığın Susması İspat Yükünü Sanığa Geçirir Mi?

Hayır.

Sanığın susması nedeniyle ispat yükü sanığa geçmez.

Ceza yargılamasında sanığın;

“Ben suçsuzum, bunu ispatlamalıyım.”

şeklinde bir yükümlülüğü bulunmamaktadır.

İddia makamı isnat edilen suçun sanık tarafından işlendiğini hukuka uygun delillerle ortaya koymalıdır.

Sanığın susması iddia makamının ispat yükünü ortadan kaldırmaz.

Sanık Suçsuzluğunu İspatlamak Zorunda Mıdır?

Hayır.

Masumiyet karinesi gereğince sanık suçluluğu kesinleşinceye kadar masum kabul edilir.

Sanığın suçsuzluğunu ispatlaması değil, iddia makamının suçluluğu ispatlaması gerekir.

Bu nedenle sanığın;

savunma yapmaması,

delil göstermemesi

veya iddia makamının delillerine alternatif bir olay anlatımı sunmaması

tek başına mahkûmiyet nedeni olamaz.

Sanık Delil Göstermek Zorunda Mıdır?

Sanık lehine delil sunabilir ve mahkemeden delillerin toplanmasını isteyebilir.

Ancak kendi suçsuzluğunu ispatlamak amacıyla mutlaka delil göstermek zorunda değildir.

Sanığın delil sunmaması;

“Savunmasını ispatlayamadı.”

gerekçesiyle tek başına mahkûmiyet sonucu doğuramaz.

Mahkûmiyet için iddia makamının sunduğu ve mahkemece değerlendirilen hukuka uygun delillerin yeterli olması gerekir.

Sanığın Telefon Şifresini Vermemesi Susma Hakkı Kapsamında Mıdır?

Telefon, bilgisayar ve diğer dijital materyaller bakımından şifre vermeye zorlanma konusu susma ve kendini suçlamama hakkının kapsamı açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir alandır.

Anayasa m.38/5 kişinin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamayacağını düzenlemektedir.

Bununla birlikte dijital materyalin hukuka uygun şekilde ele geçirilmesi, incelenmesi ve teknik yöntemlerle verilere ulaşılması ile sanığın kendi zihinsel bilgisini açıklamaya zorlanması aynı mesele değildir.

Somut olayda uygulanan tedbirin hukuki dayanağı ve sanıktan tam olarak neyin talep edildiği ayrıca incelenmelidir.

Susma Hakkı DNA Örneği Vermeyi Reddetme Hakkı Sağlar Mı?

Susma hakkı ile beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması aynı hukuki mesele değildir.

Ceza Muhakemesi Kanunu belirli şartlar altında beden muayenesi ve vücuttan örnek alınmasına ilişkin özel hükümler içermektedir.

Bu nedenle sanığın;

“Susma hakkımı kullanıyorum, DNA örneği vermiyorum.”

demesi her durumda örnek alınmasını engellemez.

Kişinin iradesine bağlı açıklamalar ile kanuni koruma tedbirleri sonucunda elde edilen fiziksel materyaller birbirinden ayrılmalıdır.

Sanık Parmak İzi Vermeyi Susma Hakkına Dayanarak Reddedebilir Mi?

Parmak izi gibi fiziksel özelliklerin tespiti ile kişinin kendi iradesine dayanan suçlayıcı açıklamalarda bulunması aynı değildir.

Susma hakkı esas olarak sanığın iradesine dayalı beyanları ve kendisini suçlamaya zorlanmamasını korumaktadır.

Kanunda öngörülen şartlarla fiziksel kimlik tespiti yapılabilmesi ayrı hukuki düzenlemelere tabidir.

Sanığın Susması Tutuklama Nedeni Olabilir Mi?

Tek başına susma hakkının kullanılması tutuklama nedeni olarak kabul edilemez.

Tutuklama şartları CMK m.100 ve devamında düzenlenmiştir.

Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile tutuklama nedenlerinin bulunması gerekir.

Sanığın yalnızca susma hakkını kullanmış olması;

“Savunma yapmadığı için kuvvetli şüphe vardır.”

şeklinde değerlendirilemez.

Kuvvetli suç şüphesi dosyadaki somut delillerden çıkarılmalıdır.

Sanığın Susması Kaçma Şüphesi Olarak Değerlendirilebilir Mi?

Tek başına hayır.

Sanığın kendisine yöneltilen sorulara cevap vermemesi ile kaçma veya saklanma ihtimali birbirinden farklıdır.

Kaçma şüphesinin somut olgularla ortaya konulması gerekir.

Susma hakkının kullanılması, kendi başına tutuklama nedeni oluşturacak davranış gibi yorumlanmamalıdır.

Susma Hakkını Kullanmak Etkin Pişmanlığa Engel Olur Mu?

Susma hakkının kullanılması ile etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma şartları farklı konulardır.

Bazı suçlarda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için failin belirli bilgileri vermesi, zararı gidermesi veya soruşturmaya belirli biçimde katkı sağlaması gerekebilir.

Sanık susma hakkını kullanabilir.

Ancak susmayı tercih etmesi hâlinde ilgili suç bakımından kanunda öngörülen etkin pişmanlık şartları fiilen gerçekleşmemiş olabilir.

Bu durum susmanın cezalandırılması değil, etkin pişmanlık kurumunun özel şartlarının oluşmaması anlamına gelir.

Susma Hakkını Kullanmak Takdiri İndirime Engel Olur Mu?

Susma hakkının kullanılması tek başına sanık aleyhine bir davranış olarak değerlendirilmemelidir.

Sanığın kanuni hakkını kullanması;

“Yargılamaya yardımcı olmadı.”

veya;

“Suçunu açıklamadı.”

gibi gerekçelerle otomatik biçimde aleyhine sonuç doğurmamalıdır.

Takdiri indirim değerlendirmesinin ilgili kanuni ölçütler çerçevesinde yapılması gerekir.

Sanığın anayasal hakkını kullanması suçluluk veya olumsuz kişilik göstergesine dönüştürülemez.

Sanığın Suçunu İnkâr Etmesi ile Susması Aynı Şey Midir?

Hayır.

Susma hâlinde sanık suçlama hakkında açıklama yapmamaktadır.

İnkâr hâlinde ise sanık aktif biçimde;

“Bu suçu işlemedim.”

şeklinde savunma yapmaktadır.

Her iki durumda da sanığın mahkûmiyeti ancak dosyadaki hukuka uygun delillerin suçu yeterli kesinlikte ispatlaması hâlinde mümkündür.

Sanığın Yalan Söylemesi ile Susması Aynı Şey Midir?

Hayır.

Susma hakkı kanunen tanınmış bir savunma hakkıdır.

Sanığın olay hakkında gerçeğe aykırı açıklama yaptığı iddiası ise beyanın güvenilirliğinin değerlendirilmesiyle ilgilidir.

Bu nedenle;

“Konuşmadı.”

ile;

“Konuştu ancak anlatımı diğer delillerle çelişiyor.”

aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmamalıdır.

Sanığın Susması Diğer Delillerle Birlikte Değerlendirilebilir Mi?

Bu konuda özellikle AİHM içtihadındaki ayrım önemlidir.

AİHM, susma hakkının mutlak biçimde hiçbir değerlendirmeye konu edilemeyeceği şeklinde yaklaşmamaktadır. Sanık aleyhine güçlü ve açıklama gerektiren delillerin bulunduğu bazı durumlarda sessiz kalınmasından sınırlı çıkarımlar yapılabileceğini kabul etmektedir.

Ancak sanık yalnızca sustuğu için suçlu kabul edilemez.

Susma hiçbir durumda iddia makamının delil sunma yükümlülüğünün yerine geçmemeli ve mahkûmiyetin tek veya esas dayanağı hâline getirilmemelidir.

Türk hukukunda ise Anayasa m.38/5 ve CMK m.147/1-e çerçevesinde susma hakkının kullanılması sanığın suçluluğunu gösteren bağımsız bir delil olarak kabul edilmemelidir.

AİHM Susma Hakkını Nasıl Değerlendiriyor?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde susma hakkı açıkça yazılı olmamakla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu hakkı AİHS m.6 kapsamındaki adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olarak kabul etmektedir.

AİHM'in John Murray/Birleşik Krallık kararında sanığın yalnızca sessiz kalmayı tercih ettiği için suçlu kabul edilemeyeceği vurgulanmıştır.

Bununla birlikte sanık aleyhine açıklama gerektirecek derecede güçlü deliller bulunması hâlinde sessizliğin belirli şartlar altında değerlendirmeye konu olabileceği kabul edilmiştir.

Bu nedenle AİHM yaklaşımında da;

susma = suçluluk

şeklinde otomatik bir denklem bulunmamaktadır.

AİHM'e Göre Susma Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?

Hayır.

Sanığın sorulara cevap vermemesi veya savunma yapmaması mahkûmiyetin tek ve esas dayanağı olamaz.

İddia makamının sanık aleyhine başka deliller ortaya koyması gerekir.

Bu yaklaşım masumiyet karinesi ve kendini suçlamama hakkıyla doğrudan bağlantılıdır.

Anayasa Mahkemesi Susma Hakkını Nasıl Değerlendiriyor?

Anayasa Mahkemesi susma hakkı ve kendini suçlamama hakkını adil yargılanma hakkıyla bağlantılı temel güvenceler arasında değerlendirmektedir.

Bu hakkın temel amacı kişinin soruşturma makamlarının baskısıyla kendi mahkûmiyetine katkı sunmaya zorlanmasını engellemektir.

İddia makamının sanığın iradesini baskı veya zorlama yoluyla ortadan kaldırarak elde edilen açıklamalara dayanmak yerine suçlamayı hukuka uygun delillerle ispatlaması gerekir.

Sanığın Susması Mahkeme Kararında Aleyhe Gerekçe Yapılabilir Mi?

Mahkeme kararında;

“Sanık susma hakkını kullandığından suçlamayı çürütememiştir.”

veya;

“Sanık savunma yapmadığından suçu işlediği anlaşılmıştır.”

şeklinde doğrudan susma hakkını suçluluk göstergesi yapan değerlendirmeler savunma hakkı ve masumiyet karinesi bakımından ciddi sorun oluşturabilir.

Mahkeme mahkûmiyet gerekçesini sanığın sessizliğine değil, sanığın suçu işlediğini gösteren hukuka uygun delillere dayandırmalıdır.

Susma Hakkının Kullanılması Mahkûmiyette Tamamlayıcı Delil Olabilir Mi?

Susma hakkının kendisi bağımsız bir maddi delil değildir.

Mahkeme sanığın suçunu ortaya koyan delilleri öncelikle kendi içinde değerlendirmelidir.

Sanığın sessizliği delillerdeki eksiklikleri tamamlamak amacıyla kullanılamaz.

Örneğin mağdur beyanının tek başına mahkûmiyete yeterli olmadığı bir dosyada;

“Sanık da zaten bu iddiaya cevap vermedi.”

denilerek delil yetersizliği giderilemez.

Aynı şekilde belirsiz kamera görüntüsü veya sanığı olay yerine kesin biçimde yerleştirmeyen HTS kaydı, yalnızca sanığın açıklama yapmaması nedeniyle kesin delile dönüşmez.

Susma Hakkı Delillerdeki Eksikliği Giderebilir Mi?

Hayır.

Bu ayrım ceza yargılaması bakımından son derece önemlidir.

Dosyada sanığın suçunu kesin biçimde ortaya koymayan deliller varsa sanığın susması bu delilleri güçlendiren otomatik bir unsur olarak kullanılamaz.

Mahkûmiyet için gerekli ispat seviyesi iddia makamının ortaya koyduğu hukuka uygun delillerle sağlanmalıdır.

Sanığın konuşmaması ispat boşluğunu doldurmaz.

Sanık Susuyorsa Mahkeme Resen Delil Toplayabilir Mi?

Sanığın susma hakkını kullanması yargılamanın duracağı anlamına gelmez.

Mahkeme ceza muhakemesi kuralları çerçevesinde dosyadaki delilleri değerlendirir ve gerekli gördüğü araştırmaları yapabilir.

Ancak bu araştırmanın amacı sanığı konuşmaya zorlamak değil, maddi olayın hukuka uygun deliller üzerinden aydınlatılmasıdır.

Susma Hakkı Kullanıldıktan Sonra Baskıyla İfade Alınabilir Mi?

Hayır.

Şüpheli veya sanığın susma hakkını kullanması üzerine onu konuşmaya zorlamak amacıyla cebir, tehdit, kötü muamele veya diğer yasak yöntemlerin kullanılması mümkün değildir.

CMK m.148 ifade alma ve sorguda yasak usulleri düzenlemektedir.

Şüpheli veya sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır.

Yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler delil olarak kullanılamaz.

Sanık Susma Hakkını Kullandığı İçin Sürekli Sorgulanabilir Mi?

Susma hakkının amacı şüpheli veya sanığın iradesine saygı gösterilmesini sağlamaktır.

Sanığın susma iradesini kırmak amacıyla baskı oluşturacak şekilde tekrarlanan sorgulamalar veya yasak yöntemler kullanılması savunma hakkı bakımından sorun yaratabilir.

İfade alma işlemleri CMK'nın öngördüğü güvencelere uygun yürütülmelidir.

Müdafi Sanığa Susma Hakkını Kullanmasını Tavsiye Edebilir Mi?

Evet.

Susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağı savunma stratejisinin bir parçası olabilir.

Müdafi dosyanın durumuna, mevcut delillere ve isnadın niteliğine göre sanığa hukuki tavsiyede bulunabilir.

Ancak nihai olarak açıklama yapıp yapmama hakkı sanığa aittir.

Bazı dosyalarda ayrıntılı savunma yapmak önemli olabilirken bazı dosyalarda deliller görülmeden açıklama yapılmaması tercih edilebilir.

Bu nedenle susma hakkının kullanılması her dosyada aynı stratejik sonucu doğurmaz.

Sanık Susma Hakkını Kullandığında Müdafi Savunma Yapabilir Mi?

Evet.

Sanığın olay hakkında açıklama yapmaması müdafiin hukuki savunma yapmasına engel değildir.

Müdafi;

delillerin hukuka aykırılığını,

arama işlemlerini,

tanık beyanlarındaki çelişkileri,

bilirkişi raporlarını,

suç vasfını,

tutuklama şartlarını

ve diğer hukuki meseleleri tartışabilir.

Sanığın susması savunma makamının hukuki itirazlarını ortadan kaldırmaz.

Susma Hakkı Kullanılırken Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Uygulanır Mı?

Evet.

Sanığın susması şüpheden sanık yararlanır ilkesini ortadan kaldırmaz.

Mahkeme dosyadaki hukuka uygun delilleri değerlendirdikten sonra sanığın suçu işlediği konusunda giderilemeyen makul şüphe bulunuyorsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.

Sanığın sessizliği;

“Şüpheyi giderecek açıklamayı yapmadı.”

gerekçesiyle ispat yükünü tersine çevirmek için kullanılamaz.

Sanık Susmuşsa Beraat Kararı Verilebilir Mi?

Evet.

Sanığın susma hakkını kullanmış olması beraat kararı verilmesine engel değildir.

İddia makamının ortaya koyduğu deliller sanığın suçu işlediğini her türlü makul şüpheden uzak şekilde ispatlamıyorsa sanığın savunma yapmamış olması bu eksikliği gidermez.

Mahkeme CMK m.223 kapsamında dosyadaki delillere göre karar verir.

Sanığın konuşmaması mahkûmiyet zorunluluğu oluşturmaz.

Sanık Hiç Savunma Yapmadan Mahkûm Edilebilir Mi?

Sanığın susma hakkını kullanmış olması tek başına mahkûmiyeti engellemez.

Dosyada sanığın suçunu hukuka uygun, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya koyan yeterli delil bulunuyorsa sanığın susmuş olması beraat nedeni değildir.

Buradaki önemli ayrım şudur:

Sanık sustuğu için mahkûm edilemez; ancak sanığın susması, hakkında bulunan yeterli ve hukuka uygun diğer delillerin değerlendirilmesini de engellemez.

Mahkûmiyetin dayanağı sessizlik değil, diğer deliller olmalıdır.

Susma Hakkının İhlali İstinaf Nedeni Olabilir Mi?

Somut olayın özelliklerine göre olabilir.

Sanığın susma hakkını kullanması mahkeme tarafından suçluluk göstergesi olarak değerlendirilmiş veya ispat yükü fiilen sanığa yüklenmişse bu husus istinaf başvurusunda ileri sürülebilir.

Özellikle mahkûmiyet gerekçesinde;

“Sanık suçlamalara cevap vermemiştir.”

şeklindeki değerlendirmeye suçluluğu destekleyen bir unsur olarak yer verilmişse kararın bütünü içerisinde bu gerekçenin etkisi incelenmelidir.

Susma Hakkının İhlali Temyiz Nedeni Olabilir Mi?

Dosyanın temyize tabi olması hâlinde susma hakkı, savunma hakkı ve masumiyet karinesiyle ilgili ihlaller temyiz başvurusunda da ileri sürülebilir.

Mahkûmiyetin sanığın sessizliğine dayandırılması veya sanığın susması nedeniyle iddia makamının ispat yükünün hafifletilmesi hukuki denetim konusu olabilir.

Susma Hakkı İhlali Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Konusu Olabilir Mi?

Olağan kanun yollarının tüketilmesinden sonra şartları bulunuyorsa susma ve kendini suçlamama hakkıyla bağlantılı adil yargılanma hakkı ihlalleri bireysel başvuruya konu olabilir.

Anayasa Mahkemesi susma ve kendini suçlamama hakkını adil yargılanma güvenceleriyle bağlantılı olarak değerlendirmektedir.

Ancak bireysel başvuruda yalnızca soyut olarak hakkın ihlal edildiğinin söylenmesi değil, ihlalin yargılamanın sonucuna ve hakkaniyetine nasıl etki ettiğinin ortaya konulması önemlidir.

Susma Hakkı Kullanılan Dosyada Savunma Nasıl Yapılmalıdır?

Öncelikle sanığın susma hakkını kullanmasının anayasal ve kanuni bir hak olduğu vurgulanmalıdır.

Mahkemenin sanığın sessizliğinden suçluluk sonucu çıkarmaması gerektiği açıklanmalıdır.

Ardından iddia makamının sunduğu deliller susma hakkından tamamen bağımsız biçimde incelenmelidir.

Kamera kaydı varsa sanığın teşhis edilip edilemediği, HTS kaydı varsa yalnızca baz istasyonu birlikteliği mi yoksa başka deliller de bulunup bulunmadığı, tanık veya mağdur beyanı varsa anlatımların tutarlı ve desteklenmiş olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Savunmanın temel sorusu şu olmalıdır:

“Sanığın susması tamamen değerlendirme dışı bırakıldığında dosyada mahkûmiyet için yeterli ne kalmaktadır?”

Eğer hukuka uygun diğer deliller sanığın suçunu her türlü makul şüpheden uzak şekilde ispatlamıyorsa susma hakkının kullanılması bu eksikliği tamamlayamaz.

Sonuç

Ceza davasında sanığın susma hakkını kullanması tek başına sanık aleyhine değerlendirilemez ve mahkûmiyet delili olarak kullanılamaz.

Anayasa m.38/5 hiç kimsenin kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya veya bu yönde delil göstermeye zorlanamayacağını güvence altına almaktadır.

CMK m.147/1-e uyarınca şüpheli veya sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir.

Bu nedenle sanığın;

kollukta,

savcılıkta,

sulh ceza hâkimliğinde

veya kovuşturma sırasında mahkeme huzurunda

susma hakkını kullanması mümkündür.

Sanığın susması;

suçu kabul ettiği,

savunmasının bulunmadığı,

iddianın doğru olduğu

veya masum olsaydı konuşacağı

şeklinde yorumlanamaz.

Ancak susma hakkı, dosyadaki diğer hukuka uygun delillerin değerlendirilmesine engel değildir.

Sanığın suçunu ortaya koyan yeterli, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı başka deliller bulunuyorsa mahkeme bu delillere dayanarak karar verebilir.

Buradaki temel ayrım şudur:

Sanık sustuğu için mahkûm edilemez.

Sanık sustuğu hâlde, susmadan tamamen bağımsız diğer deliller suçunu kesin biçimde ispatlıyorsa bu deliller değerlendirilebilir.

Dolayısıyla ceza yargılamasında;

“Sanık neden konuşmadı?”

sorusu mahkûmiyetin merkezi sorusu değildir.

Asıl sorulması gereken;

“Sanığın susması tamamen değerlendirme dışında bırakıldığında, iddia makamının sunduğu hukuka uygun deliller sanığın suçunu her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı biçimde ispatlıyor mu?”

sorusudur.

Cevap hayır ise sanığın sessizliği delillerdeki boşluğu dolduramaz.

Ceza mahkûmiyeti sanığın kendisini savunamamasına veya susmasına değil, iddia makamının hukuka uygun ve yeterli delillerle suçlamayı ispatlamasına dayanmalıdır.

Ceza Davalarında Hukuki Destek

Susma hakkı, kendini suçlamama hakkı, kolluk ve savcılık ifadeleri, mahkeme sorgusu, müdafisiz ifade, yasak sorgu yöntemleri, hukuka aykırı deliller, tutuklama sorgusu ve sanığın savunma hakkının ihlal edilmesi ceza yargılamasında önemli savunma konuları arasında yer almaktadır.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturması, ceza davası, kolluk ve savcılık ifadeleri, susma hakkı ve kendini suçlamama hakkı, hukuka aykırı delil itirazları, tutukluluğa itiraz, savunma ve diğer ceza hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES