Ceza davalarında suçun niteliğine göre Adli Tıp Kurumu, kriminal laboratuvarlar, trafik bilirkişileri, mali müşavirler, doktorlar, mühendisler veya farklı uzmanlık alanlarından bilirkişiler tarafından rapor düzenlenebilir.
Ancak aynı dosyada alınan bilirkişi raporlarının her zaman aynı sonuca ulaşması gerekmez.
Bir raporda sanığın kusurlu olduğu belirtilirken başka bir raporda kusursuz olduğu, bir raporda ölüm ile eylem arasında illiyet bağı bulunduğu kabul edilirken diğer raporda bu bağlantının kurulamadığı veya bir kriminal raporda inceleme konusu imzanın sanığa ait olduğu belirtilirken başka bir raporda aksi yönde değerlendirme yapılması mümkündür.
Böyle bir durumda mahkeme;
“Son rapor daha yenidir, bu nedenle onu esas alıyorum.”
şeklinde otomatik bir değerlendirme yapamaz.
Özellikle raporlar arasındaki çelişki sanığın cezai sorumluluğunu doğrudan etkiliyorsa bu çelişkinin giderilmesi gerekir.
Ceza yargılamasında temel soru;
“Dosyada bilirkişi raporu var mı?”
değildir.
Asıl cevaplandırılması gereken;
“Bilirkişi raporu bilimsel, gerekçeli, denetime elverişli ve dosyadaki diğer delillerle uyumlu mu; aynı konuda düzenlenen raporlar arasında çelişki varsa bu çelişki giderildi mi?”
sorusudur.
Ceza Davasında Bilirkişi Raporu Nedir?
Ceza Muhakemesi Kanunu m.63 uyarınca çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilebilir.
Bilirkişinin görevi hukuki değerlendirme yapmak değil, kendi uzmanlık alanına giren teknik konuda mahkemeye bilimsel veya teknik açıklama sunmaktır.
Örneğin;
ölüm nedeninin belirlenmesi,
yaralanmanın niteliği,
uyuşturucu maddenin türünün tespiti,
DNA veya parmak izi incelemesi,
imza ve yazı incelemesi,
trafik kazasında teknik kusur değerlendirmesi,
silah ve balistik incelemesi
gibi konularda bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulabilir.
Ancak bilirkişi hâkimin yerine geçemez.
Suçun oluşup oluşmadığı ve sanığın cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığı konusunda nihai değerlendirme mahkemeye aittir.
Hâkim Bilirkişi Raporuyla Bağlı Mıdır?
Hayır.
Bilirkişi raporu ceza yargılamasındaki delillerden biridir.
Mahkeme bilirkişi raporunu dosyadaki diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
Bu nedenle;
“Bilirkişi sanığı kusurlu buldu, mahkeme de mahkûmiyet vermek zorundadır.”
şeklinde bir kural bulunmamaktadır.
Ancak hâkimin bilirkişi raporuyla bağlı olmaması, özel veya teknik bir konuda bilimsel açıklama yapmadan raporu keyfî biçimde reddedebileceği anlamına da gelmez.
Mahkeme rapora neden itibar ettiğini veya neden etmediğini gerekçelendirmelidir.
Aynı Dosyada Birden Fazla Bilirkişi Raporu Alınabilir Mi?
Evet.
Dosyada bulunan ilk bilirkişi raporunun yetersiz, eksik, belirsiz veya denetime elverişsiz olması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir.
Aynı şekilde tarafların rapora yönelik ciddi ve somut itirazlarının bulunması veya raporun dosyadaki diğer teknik delillerle çelişmesi durumunda ek rapor ya da yeni bilirkişi incelemesi gündeme gelebilir.
Burada amaç sürekli rapor aldırmak değil, hükme esas alınabilecek nitelikte açık, gerekçeli ve denetlenebilir teknik sonuca ulaşmaktır.
İki Bilirkişi Raporu Birbiriyle Çelişiyorsa Ne Olur?
Raporlar arasındaki çelişkinin davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte olması hâlinde mahkemenin bu çelişkiyi değerlendirmesi gerekir.
Örneğin bir trafik kazasında ilk bilirkişi raporu sanığı asli kusurlu, ikinci rapor ise kusursuz kabul etmişse bu iki teknik değerlendirmenin aynı anda doğru kabul edilmesi mümkün değildir.
Benzer şekilde bir Adli Tıp raporunda yaralanmanın yaşamı tehlikeye soktuğu, başka bir raporda ise sokmadığı belirtilmiş olabilir.
Bu durumda mahkeme raporlardan birini hiçbir açıklama yapmadan seçmek yerine raporlar arasındaki farklılığın nedenini araştırmalıdır.
Gerekirse ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmalıdır.
Mahkeme Çelişkili Raporlardan İstediğini Seçebilir Mi?
Mahkeme delilleri serbestçe değerlendirebilir ancak bu yetki keyfî değildir.
İki rapor aynı teknik konuda birbirine tamamen zıt sonuçlara ulaşmışsa mahkemenin hangi raporu neden üstün tuttuğunu açıklaması gerekir.
Özellikle tercih edilen rapor mahkûmiyetin temel dayanağı hâline geliyorsa gerekçenin daha da önem kazanacağı açıktır.
Mahkemenin;
“Son tarihli rapora itibar edilmiştir.”
şeklindeki soyut açıklaması her durumda yeterli olmayabilir.
Son raporun önceki raporlardaki hangi teknik hataları giderdiği ve neden daha güvenilir olduğu ortaya konulmalıdır.
Son Tarihli Bilirkişi Raporu Otomatik Olarak Geçerli Midir?
Hayır.
Bir bilirkişi raporunun diğerinden daha sonra düzenlenmiş olması tek başına ona üstünlük sağlamaz.
Önemli olan raporun;
bilimsel yönteme dayanması,
inceleme materyalini doğru değerlendirmesi,
dosyadaki delilleri dikkate alması,
sorulan teknik sorulara cevap vermesi,
sonucunu gerekçelendirmesi
ve denetime elverişli olmasıdır.
Dolayısıyla eski tarihli ayrıntılı ve bilimsel bir rapor ile yeni tarihli ancak gerekçesiz bir rapor karşı karşıyaysa yalnızca tarih sırasına bakılarak değerlendirme yapılamaz.
Çelişkili Rapor Varsa Ek Rapor Alınabilir Mi?
Evet.
Çelişkinin mevcut bilirkişiler tarafından açıklanması mümkünse bilirkişilerden ek rapor alınabilir.
Ek raporda özellikle önceki raporlar arasındaki farklılıklar bilirkişiye açık biçimde sorulmalıdır.
Örneğin;
“Önceki raporda sanığın tali kusurlu, diğer raporda asli kusurlu kabul edilmesinin teknik nedeni nedir?”
veya;
“İlk Adli Tıp raporunda illiyet bağı kurulurken sonraki raporda neden kurulamadığı açıklansın.”
şeklinde somut sorular yöneltilebilir.
Böylece bilirkişinin yalnızca yeniden sonuç bildirmesi değil, mevcut çelişkiyi bilimsel olarak açıklaması sağlanmalıdır.
Yeni Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınabilir Mi?
Evet.
Raporlar arasındaki çelişkinin mevcut bilirkişilerden alınacak ek raporla giderilemeyeceği düşünülüyorsa farklı bilirkişilerden veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması talep edilebilir.
Özellikle sanığın cezai sorumluluğunu doğrudan etkileyen teknik meselelerde farklı uzmanlık alanlarından kişilerin bulunduğu bir heyetten rapor alınması gerekebilir.
Yeni heyetin önceki raporları da incelemesi ve aralarındaki çelişkinin neden kaynaklandığını açıklaması önemlidir.
Sadece üçüncü bir rapor düzenleyip yeni bir sonuç bildirilmesi her zaman yeterli değildir.
Asıl amaç önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesidir.
Üçüncü Bilirkişi Raporu Alınması Zorunlu Mudur?
Her çelişkili rapor bulunan dosyada otomatik olarak üçüncü rapor alınması gerektiğine ilişkin mutlak bir kural yoktur.
Ancak çelişki sanığın cezai sorumluluğunun belirlenmesini etkiliyorsa ve mahkemenin mevcut raporlardan hangisinin bilimsel olarak doğru olduğunu belirlemesi mümkün değilse yeni bilirkişi incelemesi gerekli hâle gelebilir.
Önemli olan rapor sayısı değildir.
Önemli olan teknik uyuşmazlığın giderilip giderilmediğidir.
Bazen iki rapor arasındaki çelişki ayrıntılı bir ek raporla giderilebilirken bazı dosyalarda yeni ve bağımsız bir bilirkişi heyetinin incelemesi gerekebilir.
Bilirkişi Raporları Arasındaki Her Farklılık Çelişki Midir?
Hayır.
İki raporun farklı ifadeler kullanması tek başına gerçek anlamda çelişki bulunduğunu göstermez.
Önemli olan raporların davanın sonucunu etkileyen teknik meselelerde birbirinden farklı sonuçlara ulaşıp ulaşmadığıdır.
Örneğin iki rapor farklı gerekçelerle sanığın aynı oranda kusurlu olduğu sonucuna ulaşmış olabilir.
Buna karşılık bir rapor sanığı asli kusurlu, diğer rapor kusursuz kabul ediyorsa açık bir çelişki bulunmaktadır.
Dolayısıyla savunmada çelişkinin hangi teknik konuda ve neden önemli olduğu somut biçimde gösterilmelidir.
Bilirkişi Raporu Denetime Elverişli Olmalıdır Ne Demektir?
Bilirkişi yalnızca sonuç bildirmemelidir.
Örneğin;
“Sanık asli kusurludur.”
şeklindeki tek cümlelik değerlendirme, hangi teknik kurala ve hangi delile dayanıldığı açıklanmıyorsa yeterli olmayabilir.
Raporun hangi belgelerin incelendiğini, hangi bilimsel veya teknik yöntemin kullanıldığını ve sonuca nasıl ulaşıldığını göstermesi gerekir.
Mahkeme ve taraflar ancak bu şekilde bilirkişi görüşünün doğruluğunu denetleyebilir.
Gerekçesiz Bilirkişi Raporu Hükme Esas Alınabilir Mi?
Bilirkişi raporunun hükme esas alınabilmesi için teknik değerlendirmesinin anlaşılabilir ve denetlenebilir olması gerekir.
Yalnızca sonucu bildiren ancak bu sonuca nasıl ulaşıldığını açıklamayan rapora yönelik itirazların mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle rapor sanığın mahkûmiyetinde belirleyici olacaksa raporun gerekçeli olması daha da önem kazanır.
Savunma tarafının hangi teknik değerlendirmeye karşı çıkacağını anlayabilmesi gerekir.
Bilirkişi Dosyadaki Delilleri İncelemeden Rapor Düzenleyebilir Mi?
Bilirkişinin değerlendirme yapabilmesi için uzmanlık alanıyla ilgili gerekli materyali incelemesi gerekir.
Örneğin trafik kazasında kamera görüntüsü bulunmasına rağmen görüntüler incelenmeden kusur raporu düzenlenmişse rapor eksik incelemeye dayanabilir.
Benzer şekilde tıbbi değerlendirmede önemli hastane kayıtları veya radyolojik görüntüler dikkate alınmamış olabilir.
Bu durumda savunma;
eksik inceleme nedeniyle raporun hükme esas alınamayacağını ve gerekli belgeler incelendikten sonra yeniden rapor alınması gerektiğini
ileri sürebilir.
Bilirkişi Raporu Dosyadaki Maddi Delillerle Çelişiyorsa Ne Olur?
Bilirkişi raporu dosyadaki diğer delillerden bağımsız değildir.
Örneğin trafik bilirkişisi aracın çok yüksek hızla hareket ettiğini kabul etmiş ancak kamera görüntüsü veya araç kayıtları bunun aksini gösteriyor olabilir.
Böyle bir durumda rapor ile maddi deliller arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekir.
Mahkeme bilirkişi raporunu diğer delillerden üstün ve tartışılmaz bir delil olarak değerlendiremez.
Adli Tıp Kurumu Raporu Kesin Delil Midir?
Hayır.
Adli Tıp Kurumu raporları uzmanlık ve kurumsal yapı nedeniyle ceza yargılamasında önemli teknik delillerdendir.
Ancak Adli Tıp Kurumu raporunun bulunması mahkemenin artık başka hiçbir teknik değerlendirme yapamayacağı anlamına gelmez.
ATK raporu da gerekçesi, inceleme yöntemi, kullanılan tıbbi veriler ve dosyadaki diğer delillerle uyumu bakımından değerlendirilmelidir.
Raporda eksiklik veya çelişki varsa ek rapor veya gerekli hâllerde başka uzmanlardan değerlendirme alınması gündeme gelebilir.
İki Adli Tıp Raporu Birbiriyle Çelişirse Ne Olur?
Özellikle ölüm nedeni, maluliyet, yaralanmanın niteliği, cezai ehliyet veya illiyet bağı gibi konularda farklı Adli Tıp raporlarının birbirine aykırı sonuçlara ulaşması mümkündür.
Bu durumda hangi raporun neden üstün tutulduğu açıklanmalıdır.
Gerekirse ilgili üst kuruldan veya daha geniş uzmanlık heyetinden rapor alınarak çelişkinin giderilmesi talep edilebilir.
Burada da yalnızca yeni bir rapor alınması değil, önceki raporların neden farklı sonuçlara ulaştığının açıklanması önemlidir.
Hastane Raporu ile Adli Tıp Raporu Çelişirse Ne Olur?
Hastane tarafından düzenlenen tıbbi rapor ile daha sonra düzenlenen Adli Tıp raporunun farklı sonuçlara ulaşması mümkündür.
Mahkeme yalnızca raporu düzenleyen kurumun adına bakarak değerlendirme yapmamalıdır.
Raporların hangi tıbbi verilere dayandığı, hastanın hangi tarihte muayene edildiği, görüntüleme ve laboratuvar sonuçlarının değerlendirilip değerlendirilmediği ve raporların gerekçeleri karşılaştırılmalıdır.
Çelişki davanın sonucunu etkiliyorsa bunun giderilmesi gerekir.
Trafik Kazasında Kusur Raporları Çelişirse Ne Yapılır?
Taksirle yaralama ve taksirle öldürme dosyalarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri kusur raporlarının çelişmesidir.
Örneğin ilk raporda sürücü asli kusurlu kabul edilirken ikinci raporda tali kusurlu veya kusursuz kabul edilmiş olabilir.
Bu durumda;
olay yeri krokisi,
kamera kayıtları,
araçların hasar noktaları,
fren izleri,
yol ve hava koşulları,
sürücü ve tanık beyanları
ile raporların teknik gerekçeleri birlikte değerlendirilmelidir.
Çelişki giderilmeden sanığın cezai sorumluluğunu doğrudan etkileyen kusur oranına dayanılarak hüküm kurulması savunma bakımından önemli bir itiraz konusu olabilir.
Kusur Oranını Bilirkişi Mi Mahkeme Mi Belirler?
Bilirkişi olayın teknik yönünü değerlendirir.
Ancak ceza hukuku anlamında kusurun ve sanığın cezai sorumluluğunun nihai değerlendirmesi mahkemeye aittir.
Bilirkişinin hukuki değerlendirme yaparak;
“Sanık taksirle öldürme suçundan sorumludur.”
şeklinde sonuç bildirmesi bilirkişinin görev alanını aşabilir.
Bilirkişi teknik verileri ortaya koymalı, hukuki nitelendirmeyi mahkeme yapmalıdır.
Ölüm Nedeni Konusunda Raporlar Çelişirse Ne Yapılır?
Ölüm nedeni ceza sorumluluğunun belirlenmesinde temel öneme sahip olabilir.
Özellikle sanığın eylemi ile ölüm arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı tartışmalıysa çelişkili raporların giderilmesi gerekir.
Bir rapor ölümün sanığın eyleminden kaynaklandığını, başka bir rapor ise kişinin mevcut hastalığı veya başka bir nedenle öldüğünü belirtiyorsa bu çelişki doğrudan suçun oluşumunu etkileyebilir.
Bu durumda gerekirse Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulu veya daha geniş uzmanlık heyetinden ayrıntılı rapor alınmalıdır.
Yaralanmanın Niteliği Konusunda Raporlar Çelişirse Ne Olur?
Kasten yaralama dosyalarında yaralanmanın;
basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı,
yaşamı tehlikeye sokup sokmadığı,
kemik kırığı bulunup bulunmadığı,
duyu veya organ işlevinde sürekli zayıflama oluşturup oluşturmadığı
uygulanacak ceza bakımından doğrudan önem taşıyabilir.
Bu nedenle raporlar arasında bu hususlarda çelişki bulunuyorsa çelişkinin giderilmesi gerekir.
Aksi hâlde uygulanacak TCK hükmü ve cezanın miktarı hatalı belirlenebilir.
Akıl Hastalığı ve Cezai Ehliyet Raporları Çelişirse Ne Olur?
Sanığın cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı TCK m.32 kapsamında cezai sorumluluğu doğrudan etkileyebilir.
Bir rapor sanığın cezai ehliyetinin tam olduğunu, başka bir rapor ise suç tarihinde davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azaldığını belirtiyorsa bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması ciddi sonuçlar doğurabilir.
Özellikle psikiyatrik değerlendirmelerde sanığın geçmiş tedavi kayıtları, hastane dosyaları, kullandığı ilaçlar ve suç tarihindeki durumu birlikte incelenmelidir.
DNA Raporları Çelişirse Ne Yapılır?
DNA incelemesi güçlü bir kriminal delil olmakla birlikte raporun hangi örnekler üzerinde, hangi yöntemle ve hangi istatistiksel değerlendirmeyle hazırlandığı önemlidir.
İki DNA raporu farklı sonuçlara ulaşmışsa;
numunelerin karışma ihtimali,
örneklerin muhafaza zinciri,
laboratuvar yöntemi,
analiz edilen lokuslar
ve raporların istatistiksel değerlendirmeleri incelenmelidir.
Gerekirse yeni numune veya mevcut materyal üzerinden bağımsız bir laboratuvardan yeniden inceleme istenebilir.
Parmak İzi Raporları Çelişirse Ne Yapılır?
Parmak izi raporlarında da izlerin karşılaştırmaya elverişli olup olmadığı, kaç karakteristik noktanın eşleştiği ve incelemenin hangi materyal üzerinde gerçekleştirildiği önemlidir.
Bir raporda izin sanığa ait olduğu, başka bir raporda karşılaştırmaya elverişsiz olduğu belirtiliyorsa çelişkinin nedeni açıklanmalıdır.
Özellikle mahkûmiyetin temel delili parmak izi ise bu husus daha da önem kazanır.
Balistik Raporları Çelişirse Ne Yapılır?
Ateşli silah kullanılan suçlarda mermi çekirdeği, kovan ve silah arasındaki bağlantının belirlenmesi için balistik inceleme yapılabilir.
Bir rapor olay yerindeki kovanların sanığın silahından çıktığını belirtirken başka bir rapor kesin eşleştirme yapılamadığını söylüyorsa mahkemenin bu çelişkiyi gidermesi gerekir.
Gerekirse kriminal laboratuvardan veya farklı uzmanlardan yeniden inceleme talep edilebilir.
İmza veya Yazı İnceleme Raporları Çelişirse Ne Yapılır?
Sahtecilik ve dolandırıcılık dosyalarında imza veya yazının kime ait olduğunun belirlenmesi önemlidir.
Bir rapor imzanın sanığın eli ürünü olduğunu, diğer rapor ise olmadığını belirtiyorsa kullanılan karşılaştırma belgeleri ve inceleme yöntemleri değerlendirilmelidir.
Özellikle mukayese belgelerinin yeterli olup olmadığı, suç tarihine yakın örneklerin kullanılıp kullanılmadığı ve raporun hangi grafolojik özelliklere dayandığı incelenmelidir.
Çelişki giderilmeden yalnızca sanık aleyhine olan raporun esas alınması savunma bakımından itiraz konusu yapılabilir.
Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilebilir Mi?
Evet.
CMK m.67 kapsamında bilirkişi raporu taraflara bildirilir ve tarafların rapor hakkında görüşlerini açıklayabilmeleri sağlanır.
Savunma raporun;
eksik incelemeye dayandığını,
bilimsel gerekçesinin bulunmadığını,
dosyadaki delillerle çeliştiğini,
bilirkişinin uzmanlık alanının dışında değerlendirme yaptığını
veya önceki raporlarla arasındaki çelişkinin giderilmediğini
ileri sürebilir.
İtirazın mümkün olduğunca somut teknik noktalar üzerinden yapılması önemlidir.
Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilince Yeni Rapor Alınması Zorunlu Mudur?
Hayır.
Her itiraz üzerine yeni bilirkişi raporu alınması zorunlu değildir.
Mahkeme itirazın davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte olup olmadığını değerlendirebilir.
Ancak savunmanın somut, teknik ve önemli bir çelişkiye işaret etmesine rağmen hiçbir açıklama yapılmadan talebin reddedilmesi özellikle rapor mahkûmiyetin temel dayanağıysa sorun oluşturabilir.
Sanık Kendi Uzmanından Rapor Alabilir Mi?
Evet.
CMK m.67/6 kapsamında Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanuni temsilci yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alabilir.
Bunun için ayrıca mahkemeden izin alınması gerekmez.
Bu düzenleme savunma bakımından son derece önemlidir.
Özellikle dosyadaki bilirkişi raporunun teknik hatalar içerdiği düşünülüyorsa bağımsız bir uzmandan bilimsel mütalaa alınabilir.
Uzman Mütalaası Bilirkişi Raporuyla Aynı Şey Midir?
Hayır.
Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi ile taraflardan birinin CMK m.67/6 kapsamında görüş aldığı uzman aynı hukuki statüde değildir.
Ancak uzman mütalaası dosyadaki bilirkişi raporunun bilimsel veya teknik açıdan sorgulanmasını sağlayabilir.
Örneğin savunmanın sunduğu uzman görüşü bilirkişi raporunda kullanılan yöntemin bilimsel olarak hatalı olduğunu ortaya koyuyorsa mahkemenin bu iddiayı değerlendirmesi gerekir.
Uzman Mütalaası Mahkeme Tarafından Dikkate Alınmak Zorunda Mıdır?
Mahkeme uzman mütalaasını otomatik olarak doğru kabul etmek zorunda değildir.
Ancak dosyaya sunulan ve davanın sonucunu etkileyebilecek somut teknik itirazlar içeren uzman görüşünün tamamen görmezden gelinmesi de doğru değildir.
Mahkeme bilirkişi raporu ile uzman mütalaası arasındaki farklılıkları değerlendirerek hangi teknik görüşe neden itibar ettiğini gerekçelendirmelidir.
Savunmanın Getirdiği Uzman Duruşmada Dinlenebilir Mi?
CMK m.67 kapsamında uzman görüşünden yararlanılması mümkündür.
Uzmanın teknik açıklamalarının uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacağı durumlarda savunma bu kişinin duruşmada dinlenmesini talep edebilir.
Bu durum özellikle dosyadaki bilirkişi raporunun bilimsel yöntemine yönelik ciddi itirazların bulunduğu dosyalarda önem taşıyabilir.
Bilirkişi Raporu Sanığa veya Müdafiine Tebliğ Edilmeden Hüküm Kurulabilir Mi?
Bilirkişi raporuna karşı taraflara etkili biçimde görüş ve itiraz sunma imkânı tanınması gerekir.
Savunmanın hükme esas alınacak rapordan haberdar olmaması, raporu inceleyememesi ve teknik itirazlarını mahkemeye sunamaması savunma hakkı bakımından sorun oluşturabilir.
Ceza yargılamasında çelişmeli yargılama ilkesi, savunmanın dosyaya sunulan deliller hakkında bilgi sahibi olmasını ve bunlara karşı görüş bildirebilmesini gerektirir.
Dolayısıyla mahkûmiyetin temel dayanağı olacak bilirkişi raporunun savunmanın değerlendirmesine açılması önemlidir.
Mahkeme Bilirkişi Raporuna Yapılan İtirazları Gerekçede Tartışmalı Mıdır?
Özellikle sonuca etkili itirazların değerlendirilmesi gerekir.
Savunma bilirkişi raporunda açık bir hesaplama hatası, eksik inceleme, bilimsel yöntem sorunu veya başka raporla temel bir çelişki bulunduğunu somut biçimde ortaya koymuşsa mahkemenin bu itirazı neden kabul etmediğini açıklaması gerekir.
Mahkûmiyetin esaslı dayanaklarından biri bilirkişi raporuysa bu rapora yönelik temel savunmaların cevapsız bırakılması gerekçeli karar hakkı bakımından da önem kazanabilir.
Çelişkili Bilirkişi Raporlarından Sanık Aleyhine Olan Esas Alınabilir Mi?
Sanık aleyhine olan raporun yalnızca sanık aleyhine olması nedeniyle esas alınması mümkün değildir.
Mahkeme hangi raporun bilimsel ve teknik açıdan daha güvenilir olduğunu değerlendirmelidir.
Bir rapor sanık lehine, diğer rapor sanık aleyhineyse ve her iki rapor da aynı derecede bilimsel ve güvenilir görünüyorsa giderilemeyen teknik şüphe sanık aleyhine yorumlanamaz.
Ceza mahkûmiyeti ihtimale değil her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır.
Çelişki Giderilmeden Mahkûmiyet Kararı Verilebilir Mi?
Çelişkinin sanığın cezai sorumluluğunu doğrudan etkilediği durumlarda bu husus özellikle önemlidir.
Örneğin sanığın ölümden sorumlu olup olmadığını belirleyen iki tıbbi rapor birbirine tamamen zıtsa veya sanığın olayda kusurlu olup olmadığını belirleyen teknik raporlar farklı sonuçlara ulaşmışsa bu çelişki giderilmeden mahkûmiyet kurulması savunma açısından ciddi bir kanun yolu sebebi oluşturabilir.
Mahkemenin maddi gerçeğe ulaşmak için gerekli teknik araştırmayı tamamlaması gerekir.
Çelişkili Bilirkişi Raporu İstinaf veya Temyiz Nedeni Olabilir Mi?
Evet.
Mahkûmiyetin dayanağı olan teknik konuda dosyada açıkça çelişkili bilirkişi raporları bulunmasına rağmen çelişkinin giderilmemesi istinaf veya temyiz başvurusunda ileri sürülebilir.
Özellikle;
eksik araştırma,
yetersiz bilirkişi incelemesi,
savunmanın esaslı itirazlarının karşılanmaması,
raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemesi
ve mahkemenin hangi rapora neden itibar ettiğini açıklamaması
kanun yolu incelemesinde önem taşıyabilir.
Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Bilirkişi Raporlarında Uygulanır Mı?
Evet.
Bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra hâlâ sanığın cezai sorumluluğu konusunda giderilemeyen makul şüphe bulunuyorsa bu şüphe sanık aleyhine yorumlanamaz.
Ancak bu ilke;
“İki farklı rapor varsa otomatik olarak beraat verilir.”
anlamına gelmez.
Mahkeme öncelikle çelişkiyi gidermek için gerekli araştırmayı yapmalıdır.
Ek rapor, yeni bilirkişi heyeti, uzman mütalaası ve diğer deliller değerlendirildikten sonra giderilemeyen şüphe kalıyorsa şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanır.
Çelişkili Bilirkişi Raporlarında Savunma Nasıl Yapılmalıdır?
Savunma yalnızca;
“Raporlar çelişkilidir, yeni rapor alınsın.”
şeklinde kurulmak zorunda değildir.
Öncelikle iki rapor yan yana değerlendirilerek hangi teknik noktalarda farklı sonuçlara ulaşıldığı açıkça gösterilmelidir.
Ardından hangi raporun hangi delili dikkate almadığı, kullanılan bilimsel yöntemin ne olduğu, bilirkişilerin uzmanlık alanlarının uyuşmazlık konusuna uygun olup olmadığı ve sonuçların yeterince gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği incelenmelidir.
Daha sonra mahkemeden çelişkinin giderilmesine yönelik somut sorular belirlenerek ek rapor veya yeni ve bağımsız bir bilirkişi heyetinden rapor alınması talep edilmelidir.
Gerekli görülmesi hâlinde CMK m.67/6 kapsamında bağımsız uzmandan bilimsel mütalaa alınarak dosyaya sunulabilir.
Son olarak raporlar arasındaki giderilemeyen çelişkinin sanığın cezai sorumluluğuna ilişkin makul şüphe oluşturduğu açıklanmalıdır.
Bilirkişi Raporu İncelenirken Nelere Bakılmalıdır?
Bir bilirkişi raporu yalnızca sonuç bölümünden okunmamalıdır.
Raporda;
bilirkişinin uzmanlık alanının uygun olup olmadığı,
hangi belgelerin incelendiği,
önemli delillerin değerlendirme dışında bırakılıp bırakılmadığı,
hangi bilimsel veya teknik yöntemin kullanıldığı,
sonuç ile gerekçe arasında mantıksal bağlantı bulunup bulunmadığı,
dosyadaki diğer raporlarla çelişki olup olmadığı
ve önceki itirazların karşılanıp karşılanmadığı
incelenmelidir.
Özellikle ceza dosyalarında raporun denetime elverişli olması büyük önem taşımaktadır.
Sonuç
Ceza davasında birbiriyle çelişen bilirkişi raporlarının bulunması hâlinde mahkeme yalnızca sanık aleyhine olan veya en son düzenlenen raporu seçerek hüküm kurmamalıdır.
Öncelikle raporlar arasındaki çelişkinin gerçek ve davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte olup olmadığı belirlenmelidir.
Çelişki önemliyse bilirkişilerden ek rapor alınması, yeni sorular yöneltilmesi veya farklı ve konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması gündeme gelebilir.
Önemli olan rapor sayısının artırılması değil;
çelişkinin bilimsel ve teknik olarak giderilmesidir.
Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlar da dâhil olmak üzere hiçbir bilirkişi raporu mahkeme bakımından otomatik ve tartışılmaz bir kesin delil değildir.
Mahkeme raporu dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmeli ve hangi rapora neden itibar ettiğini açıklamalıdır.
Savunma makamı ise CMK m.67 kapsamında bilirkişi raporuna itiraz edebilir ve CMK m.67/6 kapsamında bağımsız bir uzmandan bilimsel mütalaa alarak dosyaya sunabilir.
Bu nedenle çelişkili bilirkişi raporları bulunan bir ceza dosyasında yalnızca;
“Hangi rapor daha yeni?”
sorusuna bakılması yeterli değildir.
Asıl cevaplandırılması gereken sorular şunlardır:
“Raporlar tam olarak hangi teknik noktada çelişiyor?”
“Hangi rapor bilimsel, gerekçeli ve denetime elverişli?”
“Raporlar dosyadaki maddi delillerle uyumlu mu?”
“Çelişkinin giderilmesi için ek rapor veya yeni bilirkişi heyeti gerekli mi?”
ve en önemlisi;
“Bütün teknik incelemelere rağmen giderilemeyen şüphe kaldığında sanığın cezai sorumluluğu her türlü makul şüpheden uzak şekilde ispatlanmış sayılabilir mi?”
Ceza mahkûmiyeti, birbiriyle bağdaşmayan ve giderilmemiş teknik ihtimaller üzerine değil, hukuka uygun, bilimsel, denetlenebilir ve her türlü makul şüpheden uzak deliller üzerine kurulmalıdır.
Ceza Davalarında Hukuki Destek
Çelişkili bilirkişi raporları, Adli Tıp Kurumu raporları, trafik kusur raporları, DNA ve parmak izi incelemeleri, balistik raporları, imza ve yazı incelemeleri, cezai ehliyet raporları, bilirkişi raporuna itiraz, ek rapor ve yeni bilirkişi heyeti talepleri ile CMK m.67 kapsamında uzman mütalaası alınması ceza davalarında savunmanın önemli konuları arasında yer almaktadır.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturması, ceza davası, bilirkişi raporlarına itiraz, çelişkili bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi, Adli Tıp raporları, uzman mütalaası, ek rapor ve yeni bilirkişi talepleri, tutukluluğa itiraz, savunma ve diğer ceza hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.