Boşanma davalarında en sık ileri sürülen kusur iddialarından biri eşlerden birinin diğerine hakaret etmesi, küfür etmesi, aşağılaması veya küçük düşürücü sözler söylemesidir.
Evlilik birliği eşlere yalnızca birlikte yaşama yükümlülüğü yüklemez. Eşlerin birbirlerine karşı saygılı davranmaları, kişilik haklarına zarar verecek davranışlardan kaçınmaları ve ortak hayatın devamını çekilmez hâle getirecek söz ve davranışlarda bulunmamaları gerekir.
Bu nedenle;
“Eşime bir kere küfür ettim, boşanmada kusurlu olur muyum?”
“Karşılıklı küfür varsa kim kusurlu sayılır?”
“Mesajla hakaret etmek kusur mudur?”
“Sinirle söylenen sözler dikkate alınır mı?”
“Hakaretin ceza davasında suç sayılmaması boşanma davasını etkiler mi?”
“Hakareti nasıl ispatlayabilirim?”
soruları çekişmeli boşanma davalarında sıklıkla gündeme gelmektedir.
Öncelikle temel kuralı belirtmek gerekir:
Eşe yönelik hakaret, küfür, aşağılama ve küçük düşürücü davranışlar boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.
Ancak her sözün aynı ağırlıkta kusur oluşturduğu söylenemez.
Söylenen sözün niteliği, olayın gerçekleşme biçimi, sürekliliği, tarafların birbirlerine karşı davranışları, sözün hangi ortamda söylendiği ve olayın diğer delillerle ispatlanıp ispatlanmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Nitekim Anayasa Mahkemesinin önüne gelen boşanma uyuşmazlıklarında da eşe yönelik hakaret, şiddet ve benzeri davranışların aile mahkemelerince kusur belirlemesinde dikkate alındığı görülmektedir.
Boşanma Davasında Hakaret Kusur Sayılır Mı?
Evet.
Eşlerden birinin diğer eşe yönelik onur kırıcı, aşağılayıcı veya küçük düşürücü sözler söylemesi boşanmaya sebep olan olaylarda kusur olarak değerlendirilebilir.
Özellikle hakaretin;
sürekli tekrarlanması,
başkalarının yanında yapılması,
eşin ailesine yöneltilmesi,
ağır aşağılayıcı ifadeler içermesi
veya psikolojik şiddetin bir parçası hâline gelmesi
kusurun değerlendirilmesinde önemlidir.
Ancak mahkeme yalnızca;
“Eşim bana hakaret ediyordu.”
şeklindeki soyut iddiayla yetinmez.
Mümkün olduğunca hangi sözün, hangi olay sırasında söylendiğinin ve bunun hangi delille ispatlandığının ortaya konulması gerekir.
Küfür Etmek Boşanma Davasında Kusur Mudur?
Evet.
Eşe yönelik küfürlü ifadeler evlilik birliğindeki saygı yükümlülüğüyle bağdaşmaz ve kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Küfrün ağırlığı, tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve olayın meydana geliş şekli kusurun derecesinin belirlenmesinde dikkate alınabilir.
Bu nedenle;
“Sadece söz söyledim, fiziksel şiddet uygulamadım.”
savunması hakaret veya küfür vakıasını kendiliğinden önemsiz hâle getirmez.
Her Kötü Söz Hakaret Sayılır Mı?
Her kırıcı veya kaba sözün ceza hukuku anlamında hakaret suçunu oluşturması zorunlu değildir.
Ancak boşanma hukukunda değerlendirme yalnızca TCK anlamında suç oluşup oluşmadığıyla sınırlı değildir.
Bir söz ceza hukuku bakımından hakaret suçunun unsurlarını oluşturmasa bile eşler arasındaki saygıyı zedeleyen, kişiyi aşağılayan veya evlilik birliğini çekilmez hâle getiren bir davranış olarak boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Bu nedenle;
ceza hukuku bakımından hakaret
ile
aile hukuku bakımından kusurlu davranış
birbirinden ayrılmalıdır.
Hakaret Suçu Oluşmazsa Boşanma Davasında Kusur da Oluşmaz Mı?
Hayır.
Bu iki değerlendirme aynı değildir.
Ceza mahkemesi belirli bir söz bakımından suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı sonucuna ulaşabilir.
Ancak aile mahkemesi aynı söz veya davranışı evlilik birliğinin yükümlülükleri ve eşler arasındaki saygı ilişkisi bakımından değerlendirebilir.
Dolayısıyla;
“Ceza almadım, o hâlde boşanmada kusurlu sayılamam.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Hakaret Nedeniyle Ceza Davası Açılması Boşanma Davasını Etkiler Mi?
Etkileyebilir.
Eşe yönelik hakaret nedeniyle;
savcılık soruşturması,
ceza davası,
ifade tutanakları
veya başka ceza dosyası belgeleri bulunuyorsa bunlar boşanma davasında delil olarak değerlendirilebilir.
Ancak aile mahkemesi kusur değerlendirmesini kendi dosyasındaki bütün delillere göre yapar.
Anayasa Mahkemesinin bir kararında da eşe karşı yaralama, hakaret ve tehdit suçlarının ceza yargılamasında sabit görüldüğü bir aile içi uyuşmazlık aktarılmıştır.
Hakaret Nedeniyle Takipsizlik Kararı Verilmişse Boşanma Davasında Kullanılamaz Mı?
Hayır.
Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararının gerekçesi önemlidir.
Ceza soruşturmasında mahkûmiyet için gerekli ispat seviyesine ulaşılamaması ile aile mahkemesinde ileri sürülen bir kusur vakıasının değerlendirilmesi aynı şey değildir.
Bu nedenle takipsizlik kararı varsa;
neden takipsizlik verildiği,
hangi delillerin bulunduğu
ve boşanma dosyasında başka delil olup olmadığı
ayrıca değerlendirilmelidir.
Hakaretten Beraat Edilirse Boşanmada Kusur Ortadan Kalkar Mı?
Her durumda değil.
Beraat kararının gerekçesi incelenmelidir.
Hakaretin hiç gerçekleşmediğinin kesin biçimde belirlendiği bir durum ile ceza hukuku bakımından mahkûmiyet için yeterli delil bulunmaması aynı değildir.
Aile mahkemesindeki kusur değerlendirmesi ile ceza sorumluluğu birbirinden farklı hukuki alanlardır.
Bu nedenle beraat kararının boşanma davasındaki etkisi kararın gerekçesine ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Bir Kez Hakaret Etmek Kusur Sayılır Mı?
Sayılabilir.
Bir davranışın kusur sayılması için mutlaka yıllarca veya sürekli tekrarlanması gerektiğine ilişkin genel bir kural yoktur.
Tek bir olayda söylenen son derece ağır ve aşağılayıcı bir söz de kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Ancak;
tek seferlik nispeten hafif bir söz
ile
yıllarca devam eden sistematik hakaret ve aşağılama
aynı ağırlıkta değerlendirilmez.
Kusurun derecesi somut olayın tamamına göre belirlenir.
Sürekli Hakaret Etmek Daha Ağır Kusur Mudur?
Hakaretin süreklilik göstermesi kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Eşini sürekli olarak;
küçümseyen,
aşağılayan,
hakaret eden,
başkalarının yanında küçük düşüren
bir davranış biçimi tek bir tartışmadaki sözden farklı değerlendirilebilir.
Bu tür davranışlar aynı zamanda psikolojik şiddet iddiası bakımından da önem taşıyabilir.
Psikolojik Şiddet Olarak Hakaret Kusur Sayılır Mı?
Evet.
Sürekli hakaret, aşağılama, değersizleştirme ve küçük düşürme psikolojik şiddetin görünüm biçimlerinden biri olabilir.
Örneğin eşe sürekli;
“Sen hiçbir işe yaramazsın.”
“Senden eş olmaz.”
“Sen değersizsin.”
şeklinde aşağılayıcı sözler söylenmesi, olayın bütününe göre psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Bu nedenle hakaret yalnızca tek bir küfür kelimesinden ibaret düşünülmemelidir.
Eşi Başkalarının Yanında Aşağılamak Kusur Mudur?
Evet.
Eşin;
ailesinin,
arkadaşlarının,
çocukların
veya iş çevresinin
yanında küçük düşürülmesi kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Hakaretin üçüncü kişilerin yanında gerçekleştirilmesi davranışın eş üzerindeki etkisini ağırlaştırabilir.
Çocukların Yanında Eşe Hakaret Etmek Kusur Mudur?
Evet.
Eşlerin birbirlerine çocukların yanında ağır hakaret ve küfürlerde bulunması yalnızca eşler arasındaki ilişkiyi değil çocukların aile ortamını da etkileyebilir.
Bu davranış boşanmadaki kusur değerlendirmesinin yanında somut olayın niteliğine göre velayet incelemesinde de önem taşıyabilir.
Ancak velayet eşlerden birini cezalandırmak amacıyla belirlenmez.
Velayet bakımından temel ölçüt her zaman çocuğun üstün yararıdır.
Eşin Ailesine Hakaret Etmek Kusur Sayılır Mı?
Sayılabilir.
Evlilik birliğinin devamı sırasında eşin anne, baba veya diğer yakınlarına yönelik ağır hakaretler aile ilişkilerini ciddi şekilde zedeleyebilir.
Ancak burada da olayın niteliği, sözlerin ağırlığı ve uyuşmazlığın nasıl geliştiği değerlendirilmelidir.
Eşin ailesine yönelik her eleştiri veya tartışma otomatik olarak boşanma kusuru değildir.
Kayınvalideye veya Kayınpedere Küfür Etmek Kusur Mudur?
Somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.
Özellikle eşin anne veya babasına ağır küfür ve hakaretlerde bulunmak eşler arasındaki evlilik ilişkisini zedeleyebilir.
Ancak mahkeme olayın taraflarını, söylenen sözleri ve olayın gerçekleşme biçimini birlikte değerlendirmelidir.
Eşin Ailesinin Hakaret Etmesi Diğer Eşe Kusur Olarak Yüklenir Mi?
Her durumda hayır.
Bir kişinin anne veya babasının söylediği her söz otomatik olarak eşe yüklenemez.
Ancak eş;
ailesinin diğer eşe sürekli hakaret ettiğini bildiği hâlde bunu destekliyor, teşvik ediyor veya ortak hayat içerisinde eşini bu davranışlara karşı korumak yerine ailesiyle birlikte hareket ediyorsa olayın niteliğine göre farklı bir değerlendirme yapılabilir.
Dolayısıyla üçüncü kişinin davranışı ile eşin kendi kusurlu davranışı birbirinden ayrılmalıdır.
Karşılıklı Hakaret Varsa Kim Kusurlu Sayılır?
Karşılıklı hakaret bulunması hâlinde her iki eş de kusurlu davranmış olabilir.
Ancak;
“İkisi de küfür etmiş, o hâlde kesin eşit kusurludurlar.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Hakaretlerin;
ağırlığı,
sürekliliği,
hangi olay üzerine söylendiği
ve tarafların diğer kusurları birlikte değerlendirilmelidir.
Kusur değerlendirmesi yalnızca tek bir olay üzerinden değil boşanmaya sebep olan ispatlanmış vakıaların bütünü üzerinden yapılır.
Eş Hakaret Etti, Ben de Karşılık Verdim; Kusurlu Olur Muyum?
Hakarete hakaretle karşılık verilmesi, karşılık veren eşin davranışının hiçbir şekilde değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez.
Ancak olayın başlangıcı ve gelişimi önemlidir.
Bir tarafın sistematik ağır hakaretlerine karşı diğer tarafın bir tartışmada söylediği söz ile tarafların karşılıklı ve sürekli olarak birbirlerine ağır küfürler etmesi aynı değildir.
Bu nedenle;
ilk sözü kimin söylediği,
sözlerin ağırlığı
ve olayın bütünü
incelenmelidir.
Tahrik Altında Söylenen Hakaret Kusur Sayılır Mı?
Tahrik oluşturan davranışın bulunması olayın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir ancak her durumda hakareti tamamen ortadan kaldırmaz.
Örneğin eşin ağır bir davranışına tepki olarak söylenen söz ile sebepsiz yere gerçekleştirilen sistematik aşağılama aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Boşanma hukukunda kusur belirlenirken olaylar birbirinden koparılarak değil, neden-sonuç ilişkisi içerisinde incelenmelidir.
Sinirle Söylenen Sözler Kusur Sayılır Mı?
“Sinirliydim.”
savunması tek başına hakareti kusur olmaktan çıkarmaz.
Evlilik içerisinde tartışmalar yaşanması mümkün olmakla birlikte eşin onurunu hedef alan ağır sözlerin yalnızca öfke anında söylendiği gerekçesiyle tamamen yok sayılması mümkün değildir.
Bununla birlikte sözün ağırlığı, olayın anlık mı yoksa sistematik mi olduğu ve tarafların karşılıklı davranışları kusurun derecesinde dikkate alınabilir.
Şaka Amaçlı Söylenen Söz Hakaret Sayılır Mı?
Sözün söylendiği bağlam önemlidir.
Eşler arasında karşılıklı olarak şaka amacıyla kullanılan ve aşağılayıcı amaç taşımayan bir ifadenin sonradan bağlamından koparılarak hakaret olarak ileri sürülmesi mümkün olabilir.
Mahkeme yalnızca kelimeye değil;
konuşmanın bütününe,
tarafların ilişki biçimine
ve ifadenin hangi koşullarda kullanıldığına
bakmalıdır.
Eşine “Aptal” Demek Kusur Mudur?
Aşağılayıcı sözler somut olayın koşullarına göre kusur olarak değerlendirilebilir.
Ancak tek bir kelimenin soyut biçimde değerlendirilmesi yerine sözün hangi tartışmada, hangi amaçla ve ne sıklıkta kullanıldığı incelenmelidir.
Özellikle eşin sürekli zekâsını, kişiliğini veya değerini aşağılayan ifadeler psikolojik şiddet boyutuna ulaşabilir.
Eşine “Şerefsiz” veya Benzeri Ağır Sözler Söylemek Kusur Mudur?
Eşin şeref ve saygınlığını hedef alan ağır ifadeler kusur değerlendirmesinde önemli olabilir.
Bu tür sözlerin tanık, mesaj veya başka hukuka uygun delillerle ispatlanması hâlinde aile mahkemesi tarafından dikkate alınması mümkündür.
Hakaretin başkalarının yanında gerçekleştirilmesi veya sürekli tekrarlanması değerlendirmeyi daha da önemli hâle getirebilir.
Eşine “Fahişe” Demek Kusur Mudur?
Eşin cinsel sadakati ve onurunu hedef alan ağır aşağılayıcı ifadeler boşanma davasında ciddi kusur vakıası olarak değerlendirilebilir.
Nitekim Anayasa Mahkemesinin aktardığı bir boşanma dosyasında aile mahkemesi; eşine şiddet uygulayan, onu başkalarıyla görüştürmeyen, hakaret eden ve eşine “fahişe” diyen kocayı diğer davranışlarla birlikte tam kusurlu kabul etmiştir.
Ancak her dosyada kusur derecesi bütün vakıalar birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Eşe Ahlaksızlık veya Aldatma İsnadında Bulunmak Kusur Mudur?
Gerçeğe aykırı biçimde eşin sadakatsiz olduğunu söylemek, onu başkalarının yanında zina veya ahlaksızlıkla itham etmek ağır bir kusur vakıası hâline gelebilir.
Özellikle sürekli ve dayanaksız sadakatsizlik suçlamaları;
hakaret,
aşağılama
ve psikolojik baskı
niteliğinde değerlendirilebilir.
Ancak gerçekten mevcut bir olayın boşanma davasında hukuki iddia olarak ileri sürülmesi ile eşe günlük yaşamda aşağılayıcı ithamlarda bulunulması aynı değildir.
Sürekli “Beni Aldatıyorsun” Demek Kusur Sayılır Mı?
Dayanaksız ve sürekli kıskançlık suçlamaları, kontrol ve baskıyla birleştiğinde kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Ancak somut ve ciddi şüphelerin bulunduğu bir durumda eşin belirli olayları sorgulaması ile hiçbir dayanak olmaksızın sürekli zina isnadında bulunması aynı değildir.
Her dosya kendi koşulları içerisinde değerlendirilmelidir.
WhatsApp'tan Hakaret Etmek Kusur Mudur?
Evet.
Hakaretin yüz yüze yapılması zorunlu değildir.
WhatsApp üzerinden gönderilen;
küfür,
aşağılama,
tehdit
ve küçük düşürücü mesajlar
boşanma davasında kusur iddiasının ispatında kullanılabilir.
Ancak mesajların kim tarafından gönderildiğinin belirlenebilir olması, bütünlüğünün korunması ve hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması önemlidir.
SMS ile Küfür Etmek Kusur Mudur?
Evet.
SMS mesajları da somut olayın koşullarına göre hakaret veya psikolojik şiddet iddiasının ispatında kullanılabilir.
Mesajın;
göndericisi,
tarihi,
içeriği
ve konuşmanın bütünü
değerlendirilmelidir.
Sosyal Medyada Eşe Hakaret Etmek Kusur Mudur?
Evet.
Instagram, Facebook, X veya diğer sosyal medya platformlarında eşe yönelik aşağılayıcı ifadeler kullanılması kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Özellikle paylaşımın herkese açık yapılması ve eşin üçüncü kişiler önünde küçük düşürülmesi davranışın ağırlığının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Sosyal Medyada İsim Vermeden Hakaret Etmek Kusur Mudur?
Paylaşımın kime yönelik olduğunun belirlenebilmesi önemlidir.
İsim yazılmamış olsa bile;
paylaşımın zamanı,
içeriği,
önceki ve sonraki paylaşımlar
ve tarafların çevresinin kimi kastettiğini anlayıp anlayamadığı
gibi unsurlar değerlendirilebilir.
Sırf isim bulunmaması paylaşımın eşe yönelik olmadığını otomatik olarak göstermez.
Telefonda Hakaret Etmek Nasıl İspatlanır?
Telefonda gerçekleşen hakaret olayları;
olayı doğrudan duyan tanıklar,
olay sonrasındaki mesajlar,
hukuka uygun kayıtlar
veya ceza soruşturmasına ilişkin belgeler
gibi delillerle ispatlanabilir.
Ancak HTS kayıtları telefon görüşmesinin içeriğini göstermez.
HTS, belirli koşullarda iletişim irtibatına ilişkin teknik veri sağlayabilir; konuşmada hangi sözlerin söylendiğini tek başına ortaya koymaz.
Ses Kaydıyla Hakaret İspatlanabilir Mi?
Somut olayın özelliklerine göre ses kaydı önemli bir delil olabilir.
Ancak kaydın hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir kaydın hakareti açıkça içermesi, o kaydın elde edilme yöntemine ilişkin hukuka uygunluk sorununu ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle gizli ses kayıtları bakımından olayın nasıl gerçekleştiği özellikle incelenmelidir.
Gizlice Kaydedilen Hakaret Mahkemeye Sunulabilir Mi?
Her gizli kayıt otomatik olarak hukuka uygun kabul edilemez.
Kayıt yönteminin, olayın gelişiminin ve kişinin özel hayatına yapılan müdahalenin niteliği değerlendirilmelidir.
Boşanma davasında delil elde etme amacı, sınırsız şekilde diğer eşin özel hayatını kaydetme yetkisi vermez.
Bu nedenle özellikle önceden planlanan, sistematik ve sürekli kayıtlar bakımından ciddi hukuka uygunluk sorunları doğabilir.
Tanıkla Hakaret İspatlanabilir Mi?
Evet.
Hakareti bizzat duyan kişinin tanıklığı önemli bir delildir.
Örneğin tanık;
“Davalının aile yemeğinde eşine ağır şekilde küfür ettiğini bizzat duydum.”
şeklinde doğrudan görgüye dayalı anlatımda bulunabilir.
Bu durumda ayrıca ses kaydı bulunması zorunlu değildir.
“Bana Hakaret Ettiğini Söyledi” Diyen Tanık Yeterli Midir?
Bu anlatım doğrudan görgüye dayalı değildir.
Tanık hakareti kendisi duymamış, yalnızca eşlerden birinin kendisine anlattığını aktarmıştır.
Bu nedenle;
“Hakareti bizzat duydum.”
beyanı ile;
“Davacı bana hakaret edildiğini anlattı.”
beyanı aynı ispat gücüne sahip değildir.
Tanığın bilgi kaynağı mutlaka değerlendirilmelidir.
Aile Üyeleri Hakaret Konusunda Tanık Olabilir Mi?
Evet.
Anne, baba, kardeş veya diğer yakınlar hakaret olayını bizzat duymuşlarsa tanık olarak dinlenebilir.
Akrabalık tek başına tanıklığa engel değildir.
Ancak tanığın olay hakkında doğrudan bilgi sahibi olup olmadığı önemlidir.
Hakaret İçeren Mesajın Ekran Görüntüsü Delil Olur Mu?
Olabilir.
Ekran görüntülerinin;
aidiyeti,
bütünlüğü,
tarihi,
bağlamı
ve hukuka uygun elde edilip edilmediği
değerlendirilmelidir.
Tek bir cümlenin konuşmanın geri kalanından kesilerek sunulması hâlinde karşı taraf mesajın bağlamının gizlendiğini ileri sürebilir.
Bu nedenle mümkün olduğunca konuşmanın ilgili bölümünün bütünlüğünün korunması önemlidir.
Mesaj Silinmişse Hakaret İspatlanabilir Mi?
Mesajın silinmiş olması hakaretin hiçbir şekilde ispatlanamayacağı anlamına gelmez.
Önceden alınmış ekran görüntüleri, mesajı gören kişiler veya başka hukuka uygun deliller bulunabilir.
Ancak mesaj içeriğinin GSM operatöründen otomatik olarak getirileceği düşünülmemelidir.
Operatör kayıtları ile mesajlaşmanın içeriği aynı şey değildir.
Hakaret Mesajını Karşı Taraf İnkâr Ederse Ne Olur?
Karşı taraf;
“Bu mesajı ben göndermedim.”
“Ekran görüntüsü değiştirildi.”
veya
“Konuşmanın devamı özellikle kesilmiş.”
şeklinde itirazlarda bulunabilir.
Bu durumda mahkeme mesajın aidiyetini, dosyadaki diğer delilleri ve gerektiğinde teknik inceleme ihtiyacını değerlendirebilir.
Bu nedenle dijital delillerin mümkün olduğunca orijinal hâliyle korunması önemlidir.
Hakaret İçeren Mesajlar Noterden Tespit Ettirilmeli Mi?
Noter tespiti her durumda zorunlu değildir.
Noter tespiti belirli bir tarihte belirli içeriğin mevcut olduğunun ortaya konulmasına yardımcı olabilir.
Ancak noter tespiti;
mesajın mutlaka karşı tarafça gönderildiğini,
mesajdaki iddiaların doğru olduğunu
veya delilin mutlaka hukuka uygun elde edildiğini
tek başına kesinleştirmez.
Hakaretin Tarihi Önemli Midir?
Evet.
Boşanma davasında ileri sürülen vakıaların zamanının belirlenmesi önemlidir.
Özellikle;
hakaretin dava açılmadan önce mi sonra mı gerçekleştiği,
tarafların sonrasında barışıp barışmadığı,
olayın affedilip affedilmediği
ve dilekçelerde ileri sürülüp sürülmediği
değerlendirilmelidir.
Yıllar Önce Söylenen Hakaret Boşanma Davasında Kullanılabilir Mi?
Olayın sonrasında tarafların davranışları önemlidir.
Taraflar hakaret olayından sonra evliliklerini uzun süre olağan biçimde sürdürmüş, gerçek anlamda barışmış veya olayın affedildiğini gösteren davranışlarda bulunmuş olabilir.
Bu durumda önceki olayın kusur değerlendirmesine etkisi ayrıca tartışılabilir.
Ancak yalnızca zaman geçmiş olması otomatik olarak affetme anlamına gelmez.
Hakaretten Sonra Aynı Evde Yaşamaya Devam Etmek Affetme Sayılır Mı?
Her durumda değil.
Tarafların aynı konutta yaşamaya devam etmesi;
çocuklar,
ekonomik zorunluluklar,
barınma imkânları
veya başka nedenlerden kaynaklanabilir.
Bu nedenle aynı evde yaşamaya devam etmek tek başına kesin affetme anlamına gelmez.
Tarafların gerçek iradeleri ve sonraki davranışları değerlendirilmelidir.
Hakaretten Sonra Barışmak Kusuru Ortadan Kaldırır Mı?
Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olayların daha sonra kusur olarak ileri sürülmesi bakımından sorun ortaya çıkabilir.
Ancak gerçek anlamda bir barışma bulunup bulunmadığı somut olayın koşullarına göre belirlenmelidir.
Kısa süreli barışma girişimi ile olayın açık biçimde affedilmesi aynı değildir.
Affedilen Hakaret Daha Sonra Tekrar Kullanılabilir Mi?
Affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı ispatlanan bir olayın boşanma kusuru olarak yeniden ileri sürülmesi tartışmalı hâle gelir.
Ancak daha sonra yeni hakaretler gerçekleşmişse bunlar ayrı vakıalardır.
Örneğin eş eski hakaretleri affetmiş ancak birkaç ay sonra yeniden ağır hakaretlere maruz kalmış olabilir.
Yeni olaylar ayrıca değerlendirilir.
Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Yapılan Hakaret Kusur Sayılır Mı?
Dava açıldıktan sonra gerçekleşen olayların mevcut davadaki kusur belirlemesine hangi usulle dâhil edilebileceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Evlilik hukuken boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder.
Ancak bu durum, dava açıldıktan sonra meydana gelen her yeni olayın mevcut davada otomatik olarak kusur vakıası hâline geleceği anlamına gelmez.
Usul hukuku bakımından ileri sürülen vakıaların zamanı ve dilekçelerdeki kapsam önemlidir.
Dava Dilekçesinde Yazılmayan Hakareti Tanık Anlatırsa Kusur Sayılır Mı?
Tanık bir delildir; hakaret olayı ise vakıadır.
Tanığın görevi dava veya cevap dilekçesinde ileri sürülmemiş yeni kusur vakıaları üretmek değildir.
Bu nedenle tanığın duruşmada ilk kez;
“Bir de iki yıl önce eşine şöyle küfür etmişti.”
demesi hâlinde öncelikle bu olayın tarafça usulüne uygun biçimde ileri sürülüp sürülmediği değerlendirilmelidir.
Dilekçelerde ileri sürülmeyen vakıaların yalnızca tanık anlatımıyla kusur belirlemesine esas alınması usul hukuku bakımından sorun doğurabilir.
“Sürekli Hakaret Ediyordu” Demek Yeterli Midir?
Tek başına bu ifade oldukça genel kalabilir.
Mümkün olduğunca;
hangi sözlerin söylendiği,
hangi olaylarda söylendiği,
kimlerin duyduğu
ve yaklaşık zaman aralığı
açıklanmalıdır.
Örneğin;
“Davalı sürekli hakaret ediyordu.”
yerine;
“Davalı, 2026 yılı Mayıs ayında tarafların aileleriyle birlikte yapılan yemekte davacıya herkesin önünde ağır küfürlerde bulunmuştur.”
şeklinde somutlaştırılmış bir vakıa ispat bakımından çok daha sağlıklı değerlendirilir.
Hakaret Kelimesini Dilekçede Aynen Yazmak Gerekir Mi?
Mümkün olduğunca olayın mahiyetini gösterecek şekilde somutlaştırılması önemlidir.
Ancak dilekçenin gereksiz şekilde ağır ve müstehcen ifadelerle doldurulması da gerekli değildir.
Sözün kusurun ağırlığını değerlendirmek bakımından önemli olduğu durumlarda kullanılan ifadenin açıkça belirtilmesi gerekebilir.
Amaç hakareti tekrar etmek değil, mahkemenin olayın niteliğini anlayabilmesini sağlamaktır.
Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Alınabilir Mi?
Koşulları oluşursa hakaret vakıaları manevi tazminat değerlendirmesinde etkili olabilir.
TMK m.174 kapsamında boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, diğer koşulların da bulunması hâlinde manevi tazminat talep edebilir.
Ağır hakaret, aşağılama ve küçük düşürücü davranışlar kişilik haklarına saldırı değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Nitekim Anayasa Mahkemesinin aktardığı bir boşanma dosyasında hakaret ve diğer kusurlu davranışlar nedeniyle eş tam kusurlu kabul edilmiş ve diğer eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.
Her Hakaret Manevi Tazminat Getirir Mi?
Hayır.
Hakaretin kusur olarak kabul edilmesi ile manevi tazminatın bütün şartlarının oluşması aynı mesele değildir.
Manevi tazminat bakımından TMK m.174'teki koşullar ayrıca değerlendirilir.
Tarafların kusur durumu, davranışın kişilik haklarına etkisi ve somut olayın özellikleri önemlidir.
Hakaret Yoksulluk Nafakasını Etkiler Mi?
Dolaylı olarak etkileyebilir.
TMK m.175 kapsamında yoksulluk nafakası isteyen tarafın boşanmaya sebep olan olaylarda diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması gerekir.
Bu nedenle hakaret kusur olarak kabul edildiğinde tarafların toplam kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Ancak tek bir hakaret vakıasının varlığı;
“Bu eş kesinlikle nafaka alamaz.”
sonucunu doğurmaz.
Bütün kusur vakıaları birlikte değerlendirilmelidir.
Hakaret İştirak Nafakasını Ortadan Kaldırır Mı?
Hayır.
İştirak nafakası çocuğun bakım ve giderlerine katılma yükümlülüğüyle ilgilidir.
Eşlerden birinin diğerine hakaret etmiş olması müşterek çocuğun nafaka hakkını ortadan kaldırmaz.
Çocuğa ilişkin nafaka ile eşler arasındaki kusur değerlendirmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Hakaret Velayeti Etkiler Mi?
Somut olayın özelliklerine göre etkileyebilir ancak otomatik değildir.
Velayet bakımından temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Özellikle;
çocuğun yanında sürekli küfür edilmesi,
diğer ebeveynin çocuk önünde aşağılanması,
çocuğun ebeveyne karşı yönlendirilmesi
gibi davranışlar ebeveynlik kapasitesinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Ancak eşe bir kez hakaret etmiş olmak tek başına velayetin kaybedilmesi anlamına gelmez.
Hakaret Mal Paylaşımını Etkiler Mi?
Kural olarak hayır.
Mal rejiminin tasfiyesi ile boşanmaya sebep olan kusur birbirinden farklı hukuki meselelerdir.
Eşin hakaret etmiş olması nedeniyle edinilmiş mallardaki katılma alacağının otomatik olarak ortadan kalktığı söylenemez.
Dolayısıyla;
“Bana küfür etti, mallardan pay alamaz.”
şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Hakaret Ziynet Alacağını Etkiler Mi?
Kural olarak hakaret ile ziynet alacağı birbirinden farklı meselelerdir.
Eşin kusurlu davranması, ziynet eşyalarının kime ait olduğu veya iade koşullarını otomatik olarak değiştirmez.
Ziynet talebi kendi maddi vakıaları ve delilleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Hakaret ve Fiziksel Şiddet Birlikte Varsa Ne Olur?
Birden fazla kusurlu davranış birlikte değerlendirilebilir.
Örneğin eş;
önce ağır hakaret etmiş,
ardından fiziksel şiddet uygulamış,
sonrasında tehditlerde bulunmuş olabilir.
Bu durumda olay yalnızca;
“Bir küfür olayı yaşandı.”
şeklinde değerlendirilmemelidir.
Mahkeme ispatlanan kusur vakıalarının tamamını birlikte değerlendirmelidir.
Hakaret ve Tehdit Aynı Şey Midir?
Hayır.
Hakaret kişinin şeref ve saygınlığına yönelik söz veya davranışlarla ilgiliyken tehdit kişinin kendisine veya yakınlarına yönelik gelecekte bir kötülük gerçekleştirileceğinin bildirilmesi niteliğinde olabilir.
Örneğin;
“Seni öldüreceğim.”
ifadesi hakaretten farklı olarak tehdit niteliğinde değerlendirilir.
Ancak aynı olay içerisinde hem hakaret hem tehdit bulunabilir.
Anayasa Mahkemesinin incelediği bir dosyada eşe telefonla hakaret ve küfür edilmesinin yanında öldürme tehdidinde de bulunulduğu görülmektedir.
Hakaret ve Küfür 6284 Kapsamında Değerlendirilebilir Mi?
Sözlü ve psikolojik şiddet niteliğindeki davranışlar somut olayın koşullarına göre 6284 sayılı Kanun kapsamında alınacak koruyucu veya önleyici tedbirler bakımından önem taşıyabilir.
Anayasa Mahkemesinin kararlarında da fiziksel, psikolojik, ekonomik ve sözlü şiddet iddialarının 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir süreçlerine konu olduğu görülmektedir.
Ancak 6284 kapsamında tedbir kararı verilmesi ile boşanma davasında kusurun kesin olarak ispatlanması aynı hukuki değerlendirme değildir.
Uzaklaştırma Kararı Hakareti Kesin Olarak İspatlar Mı?
Hayır.
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının amacı koruma sağlamaktır.
Tedbir kararının bulunması boşanma dosyasında değerlendirilebilir ancak yalnızca tedbir kararının varlığından hareketle bütün hakaret iddialarının kesin olarak ispatlandığı sonucuna ulaşılmamalıdır.
Hakaret vakıası boşanma dosyasındaki delillerle ayrıca değerlendirilmelidir.
Hakaretin İspatı İçin En Güçlü Deliller Nelerdir?
Tek bir delil türü her dosyada en güçlü delil değildir.
Somut olaya göre;
hakareti doğrudan duyan tanık,
WhatsApp veya SMS mesajları,
sosyal medya yazışmaları,
hukuka uygun ses kayıtları,
ceza soruşturması belgeleri,
kolluk tutanakları
ve diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir.
En sağlıklı ispat çoğu zaman birbirini doğrulayan birden fazla delilin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkar.
Hakaret İddiasına Karşı Nasıl Savunma Yapılmalıdır?
Hakaret iddiasına karşı yalnızca;
“Hakaret etmedim.”
demek çoğu zaman yeterli savunma stratejisi değildir.
Öncelikle;
hangi sözün söylendiği iddia ediliyor?
ne zaman söylendiği belirtilmiş mi?
olayı doğrudan duyan tanık var mı?
tanık yalnızca karşı taraftan mı duymuş?
mesajın tamamı dosyada mı?
mesajın aidiyeti belli mi?
konuşmanın öncesi ve sonrası kesilmiş mi?
olay affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış mı?
vakıa dava veya cevap dilekçesinde usulüne uygun ileri sürülmüş mü?
soruları incelenmelidir.
Karşılıklı Hakaret İddiasında Savunma Nasıl Yapılmalıdır?
Tarafların birbirlerine hakaret ettiği ileri sürülüyorsa olaylar kronolojik olarak ortaya konulmalıdır.
Yalnızca;
“O da bana küfür etti.”
savunması yerine;
hangi olayın önce gerçekleştiği,
sözlerin ağırlığı,
davranışların sürekli olup olmadığı,
tarafların diğer kusur vakıaları
ve mevcut deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Kusur belirlemesi matematiksel değildir.
Mesajın Sadece Bir Kısmı Sunulmuşsa Ne Yapılmalıdır?
Konuşmanın bütünlüğüne itiraz edilmelidir.
Bir kişinin yalnızca karşı tarafın küfür ettiği mesajı sunup kendi önceki mesajlarını gizlemesi olayın bağlamını değiştirebilir.
Bu nedenle mümkün olduğunda yazışmanın tamamının veya ilgili konuşma zincirinin incelenmesi önemlidir.
Ancak karşı tarafın önceki mesajının bulunması da ağır hakareti otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez.
Olay bütün olarak değerlendirilmelidir.
Hakaret İddiasında Tarih ve Yer Belirtilmemişse Ne Olur?
“Evlilik boyunca sürekli küfür etti.”
şeklindeki son derece genel anlatımlar savunma hakkını zorlaştırabilir.
İleri sürülen kusur vakıalarının mümkün olduğunca somutlaştırılması gerekir.
Hakaretin;
hangi dönemde,
hangi olay sırasında,
hangi ortamda
gerçekleştiğinin açıklanması ispat ve savunma bakımından önemlidir.
İspatlanamayan Hakaret Kusur Sayılır Mı?
Hayır.
Bir tarafın hakaret iddiasında bulunması tek başına hakaretin gerçekleştiği anlamına gelmez.
İleri sürülen kusur vakıasının hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir.
İspatlanamayan vakıanın yalnızca iddia edilmiş olması nedeniyle karşı tarafa kusur yüklenmemelidir.
Boşanma Davasında Hakaret Nedeniyle Kusur Nasıl Belirlenir?
Mahkeme hakaret olayını tek başına değil dosyanın bütünündeki diğer ispatlanmış kusur vakıalarıyla birlikte değerlendirir.
Bir eş hakaret etmiş olabilir.
Diğer eş ise;
fiziksel şiddet,
sadakatsizlik,
tehdit,
ekonomik şiddet
veya başka kusurlu davranışlarda bulunmuş olabilir.
Bu nedenle;
“Hakaret eden taraf kesin ağır kusurludur.”
şeklinde otomatik bir kural bulunmamaktadır.
Önemli olan tarafların boşanmaya sebep olan olaylardaki kusurlarının bütün olarak karşılaştırılmasıdır.
Yargıtay Uygulamasında Hakaret Kusur Sayılır Mı?
Eşe yönelik hakaret ve aşağılayıcı davranışlar boşanma hukukundaki kusur değerlendirmesinde dikkate alınan davranışlardandır.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı bir bireysel başvuru kararında aktarılan boşanma yargılamasında; kocanın eşini yetersiz koşullarda barındırması, şiddet uygulaması, kimseyle görüştürmemesi, hakaret etmesi ve eşine “fahişe” demesi gibi davranışlar birlikte değerlendirilmiş ve koca tam kusurlu kabul edilmiştir.
Burada önemli olan nokta, tek bir kelimeden hareketle otomatik kusur derecesi belirlemek değil; ispatlanan davranışların tamamını birlikte değerlendirmektir.
Sonuç
Boşanma davasında hakaret ve küfür kusur sayılabilir.
Eşlerden birinin diğerini;
aşağılaması,
küçük düşürmesi,
ağır şekilde eleştirmesi,
küfür etmesi,
şeref ve saygınlığını hedef alan sözler kullanması
evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan kusurlu davranışlar arasında değerlendirilebilir.
Ancak her hakaret iddiası otomatik olarak kabul edilmez.
Öncelikle hakaret vakıasının somutlaştırılması ve ispatlanması gerekir.
Mahkeme;
hangi sözün söylendiğini,
sözün ağırlığını,
olayın bir kez mi yoksa sürekli mi gerçekleştiğini,
başkalarının yanında söylenip söylenmediğini,
tarafların karşılıklı davranışlarını,
hakaretin hangi delillerle ispatlandığını
ve dosyadaki diğer kusur vakıalarını
birlikte değerlendirmelidir.
Ayrıca ceza hukuku bakımından hakaret suçunun oluşması ile aile hukuku bakımından bir davranışın kusur sayılması aynı mesele değildir.
Bir söz nedeniyle ceza verilmemiş olması, o davranışın boşanma davasında hiçbir şekilde değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez.
Benzer şekilde yalnızca 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı verilmiş olması da hakaretin boşanma davasında kesin olarak ispatlandığı anlamına gelmez.
Hakaret iddialarında en önemli sorular şunlardır:
Hakaret gerçekten söylendi mi?
Hangi söz kullanıldı?
Olay ne zaman gerçekleşti?
Tanık sözleri bizzat duydu mu?
Mesaj veya başka objektif delil var mı?
Mesajın tamamı dosyaya sunuldu mu?
Taraflar karşılıklı mı hakaret etti?
Olaydan sonra gerçek anlamda barışma veya affetme oldu mu?
Hakaret vakıası dilekçelerde usulüne uygun şekilde ileri sürüldü mü?
Hakaret dışında tarafların başka hangi kusurlu davranışları ispatlandı?
Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca;
“Küfür etti.”
veya
“O da bana küfür etti.”
ifadelerinden hareketle sağlıklı bir kusur değerlendirmesi yapılamaz.
Eşe yönelik hakaretin şiddet ve diğer davranışlarla birlikte ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceğine ilişkin somut örnekler Anayasa Mahkemesi kararlarında da görülmektedir.
Boşanma Davalarında Hakaret, Küfür ve Kusur Hakkında Hukuki Destek
Hakaret, küfür, psikolojik şiddet, tehdit ve aşağılayıcı davranışların boşanma davasında nasıl ispatlanacağı; WhatsApp mesajları, tanık anlatımları, sosyal medya paylaşımları, ses kayıtları ve ceza dosyalarının nasıl değerlendirileceği her dosyanın özelliklerine göre ayrı ayrı incelenmelidir.
Özellikle karşılıklı hakaret iddialarında yalnızca sözlerin varlığı değil, olayların kronolojisi ve tarafların diğer kusurları da birlikte değerlendirilmelidir.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde çekişmeli ve anlaşmalı boşanma davaları, hakaret ve psikolojik şiddete dayalı kusur iddiaları, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, ziynet alacağı, kişisel ilişki ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.