Eşlerden birinin diğer eşin çalışmasını keyfî biçimde engellemesi, iş hayatına katılmasına izin vermemesi veya ekonomik bağımsızlığını baskı altına alması somut olayın özelliklerine göre boşanma davasında kusur ve ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 192. maddesi bu konuda açık bir düzenleme içermektedir:
Eşlerden her biri, meslek veya iş seçiminde diğer eşin iznini almak zorunda değildir.
Kanun yalnızca meslek ve işin seçilmesi ve yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararının gözetilmesini istemektedir. Dolayısıyla evlilik, eşlerden birine diğer eş üzerinde genel bir “çalışmana izin veriyorum / vermiyorum” yetkisi sağlamaz.
Eşin Çalışmasına İzin Vermemek Kusur Sayılır Mı?
Somut olayın özelliklerine göre evet.
Özellikle eş;
- Diğer eşin işe girmesini yasaklıyor,
- Mevcut işinden ayrılmaya zorluyor,
- Sigortalı çalışmasına engel oluyor,
- İşe gitmesini baskı veya tehditle önlüyor,
- Ekonomik olarak tamamen kendisine bağımlı hâle getirmeye çalışıyorsa
bu davranışlar boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.
Yargıtay uygulamasında da eşin çalışmasına izin vermeme davranışının başka baskıcı ve şiddet içerikli davranışlarla birlikte kusur değerlendirmesine dahil edildiği görülmektedir. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.03.2023 tarihli, 2022/10459 E., 2023/858 K. sayılı kararına konu dosyada erkeğin eşinin çalışmasına izin vermemesi; fiziksel şiddet, evden kovma ve diğer davranışlarla birlikte erkeğe yüklenen kusurlar arasında yer almıştır.
Eş Çalışmak İçin Diğer Eşten İzin Almak Zorunda Mıdır?
Hayır.
TMK m.192 son derece açıktır. Eşlerden hiçbiri iş veya meslek seçimi için diğer eşin iznine bağlı değildir.
Bu nedenle;
“Ben istemiyorsam çalışamazsın.”
şeklindeki yaklaşım Türk Medeni Kanunu’nun eşlerin meslek ve iş özgürlüğüne ilişkin sistemine uygun değildir.
Ancak bu özgürlük de tamamen sınırsız değildir. Örneğin işin yürütülme şekli aile hayatını ağır biçimde etkiliyor veya çocukların bakımında ciddi sorun yaratıyorsa eşler arasında bunun makul şekilde değerlendirilmesi mümkündür.
Burada önemli olan ortak hayatın gereklilikleriyle ilgili makul tartışma ile çalışmayı tamamen yasaklama davranışını birbirinden ayırmaktır.
Eşin Sigortalı Çalışmasına İzin Vermemek Ekonomik Şiddet Sayılır Mı?
Somut olayın özelliklerine göre evet.
Özellikle kişinin;
- Sigorta hakkından,
- Emeklilik hakkından,
- Kendi gelirini elde etme imkânından
bilinçli biçimde mahrum bırakılması ekonomik bağımsızlığa doğrudan müdahale niteliğinde olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarihli, 2022/11098 E., 2024/3746 K. sayılı dosyasında kadın; erkeğin kendisinin sigortalı çalışmasına izin vermediğini, sigortasız çalıştırdığını ve kazandığı parayı elinden aldığını ekonomik şiddet iddiasının unsurları arasında ileri sürmüştür.
Bu tür davranışlar özellikle para kontrolü, ihtiyaçların karşılanmaması ve gelir üzerinde baskıyla birleştiğinde ekonomik şiddet iddiasını güçlendirebilir.
Çalışmasına İzin Vermeyip Para da Vermemek Daha Ağır Değerlendirilir Mi?
Evet.
Örneğin eş bir taraftan;
“Çalışmayacaksın.”
diyor, diğer taraftan;
- Ev ihtiyaçları için yeterli para vermiyor,
- Kişisel ihtiyaçlarını karşılamıyor,
- Harcadığı her parayı sorguluyor,
- Diğer eşi ailesinden borç istemeye zorluyorsa
bu durumda ekonomik baskının boyutu daha ağır hâle gelebilir.
Yargıtay kararlarına yansıyan dosyalarda da çalışmaya engel olma ile birlikte ekonomik kısıtlama ve aile giderlerini karşılamama davranışlarının kusur değerlendirmesinde birlikte ele alındığı görülmektedir.
Kadının Çalışmasına İzin Vermemek ile Erkeğin Çalışmasına Engel Olmak Arasında Fark Var Mıdır?
Hayır.
TMK m.192 hem kadın hem erkek için geçerlidir.
Kanun;
“Kadın çalışmak için eşinden izin almalıdır.”
veya;
“Erkek çalışmak için eşinden izin almalıdır.”
şeklinde bir ayrım yapmamaktadır.
Her eş meslek veya iş seçiminde diğer eşin iznine ihtiyaç duymaksızın karar verebilir.
“Çocuk Var, Çalışmanı İstemiyorum” Demek Kusur Mudur?
Her olayda otomatik olarak kusur değildir.
Örneğin küçük çocuğun bakımının nasıl yürütüleceği eşler arasında konuşulabilir.
Ancak çözüm;
“Çocuğumuz var, o nedenle hayatın boyunca çalışamazsın.”
şeklinde tek taraflı ve baskıcı bir yasak olmamalıdır.
Eşler;
- Kreş,
- Bakıcı,
- Çalışma saatlerinin düzenlenmesi,
- Bakım görevlerinin paylaşılması
gibi seçenekleri birlikte değerlendirebilir.
Dolayısıyla çocuğun bakımına ilişkin gerçek bir kaygı ile eşin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmaya yönelik davranış birbirinden ayrılmalıdır.
Eşin İşten Çıkması İçin Baskı Yapmak Kusur Sayılır Mı?
Somut olayın özelliklerine göre evet.
Özellikle;
- Sürekli kavga çıkararak,
- Tehdit ederek,
- İşyerine gitmesini engelleyerek,
- İşyerini arayarak sorun çıkararak
eşin çalışmasını sona erdirmeye çalışmak daha ciddi bir kusur oluşturabilir.
Yargıtay’ın eski tarihli ancak açık bir kararında, erkeğin eşinin çalışmasına izin vermediği ve eşini kısıtladığı davranışlar diğer kusurlarla birlikte kabul edilmiş; erkek tam kusurlu sayılmış ve bu davranışların kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.
Eş Çalıştığı İçin Sürekli Hakaret Etmek Kusur Mudur?
Evet, hakaret ayrıca bağımsız kusur oluşturabilir.
Örneğin;
- “Çalışırsan bu eve gelemezsin.”
- “İşe gidiyorsan benim eşim değilsin.”
- “Seni çalıştırmam.”
şeklindeki ifadeler tehdit, aşağılama veya psikolojik baskıyla birleşirse yalnızca iş özgürlüğüne müdahale değil, psikolojik şiddet tartışması da ortaya çıkabilir.
Eşin Maaşına El Koymak Kusur Sayılır Mı?
Somut olayın şartlarına göre ekonomik şiddet oluşturabilir.
Eşin çalışmasına izin verip kazandığı paranın tamamını zorla almak da ayrı bir ekonomik baskı biçimi olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/11098 E., 2024/3746 K. sayılı dosyasında da kadının sigortasız çalıştırılması ve kazancının elinden alınması ekonomik şiddet iddiası içerisinde yer almıştır.
Buna karşılık eşlerin karşılıklı rızayla gelirlerini ortak aile bütçesinde toplamaları farklıdır.
Çalışmayı Engellemek Maddi ve Manevi Tazminatı Etkiler Mi?
Kusur derecesini etkilediği ölçüde evet.
TMK m.174 kapsamında boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur durumu maddi ve manevi tazminat bakımından önem taşır.
Eşin çalışmasını engelleme davranışı;
- Fiziksel şiddet,
- Hakaret,
- Aşırı kontrol,
- Ekonomik baskı
ile birlikte gerçekleşiyorsa toplam kusur değerlendirmesinde önemli olabilir.
Yargıtay’ın eşin çalışmasına izin vermeme ve kısıtlama davranışını kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul ettiği kararlar da bulunmaktadır.
Çalışmasına İzin Verilmeyen Eş Nafaka İsteyebilir Mi?
Şartları varsa evet.
Çalışmasına izin verilmemiş olması tek başına otomatik nafaka hakkı oluşturmaz.
Ancak kişinin;
- Düzenli geliri bulunmaması,
- Boşanmayla yoksulluğa düşmesi,
- Kusur koşullarını taşıması
hâlinde tedbir veya yoksulluk nafakası gündeme gelebilir.
Mahkeme kişinin çalışmamasının gerçek nedenini de değerlendirebilir.
Özellikle uzun yıllar diğer eşin baskısıyla çalışamamış bir kişiye;
“Madem geliriniz yok, neden çalışmadınız?”
şeklinde yüzeysel bir yaklaşım yerine somut evlilik koşullarının incelenmesi gerekir.
Çalışmaya Engel Olmak Nasıl İspatlanabilir?
Somut olayın niteliğine göre;
- Tanık anlatımları,
- WhatsApp veya SMS mesajları,
- İşveren veya işyeri kayıtları,
- Hukuka uygun ses veya yazışma delilleri,
- SGK kayıtları
kullanılabilir.
Örneğin eşin mesajında;
“İşe başlarsan seni eve almam.”
şeklinde açık bir ifade bulunması iddiayı önemli ölçüde somutlaştırabilir.
Dava Dilekçesinde Nasıl Anlatılmalıdır?
Sadece;
“Davalı müvekkilin çalışmasına izin vermemiştir.”
demek yerine somut davranışlar anlatılmalıdır.
Örneğin:
“Davalı, evlilik boyunca müvekkilin çalışma hayatına katılmasına sistematik biçimde engel olmuş; müvekkilin iş başvurularını öğrenmesi üzerine tartışma çıkarmış, ‘çalışırsan bu eve dönemezsin’ şeklinde tehditlerde bulunmuş ve müvekkilin ekonomik bağımsızlık kazanmasını önlemiştir.”
şeklinde somutlaştırma yapılabilir.
Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Çalışmanın Engellenmesi Nedeniyle Boşanma
Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından çalışmaya engel olma iddiası hazırlanırken yalnızca eşin “izin vermediği” değil, bunun hangi somut davranışlarla gerçekleştirildiği ortaya konulmalıdır.
Bir Büyükçekmece boşanma avukatı ile yürütülen davada TMK m.192 gereğince eşlerden hiçbirinin meslek veya iş seçimi için diğer eşin iznine ihtiyaç duymadığı dikkate alınmalıdır.
Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından ekonomik şiddet iddiası değerlendirilirken çalışmanın engellenmesinin yanında maaşa el koyma, aile giderlerini karşılamama ve ekonomik bağımlılık yaratma davranışları da birlikte incelenmelidir.
Bir Bahçeşehir boşanma avukatı ile süreç takip edilirken Yargıtay’ın eşin çalışmasına izin vermeme ve ekonomik kısıtlama davranışlarını kusur değerlendirmesine dahil eden kararları göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuç
Boşanma davasında eşin diğer eşin çalışmasına keyfî biçimde izin vermemesi kusur sayılabilir.
Türk Medeni Kanunu m.192 son derece açık şekilde;
eşlerden her birinin meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığını
düzenlemektedir. Bununla birlikte iş ve meslek seçiminde evlilik birliğinin huzur ve yararının da gözetilmesi gerekir.
Dolayısıyla eşlerin çalışma hayatı konusunda birbirleriyle konuşmaları ve aile düzenini birlikte planlamaları doğaldır.
Ancak;
- “Çalışamazsın.”
- “İşe gidersen seni eve almam.”
- “Sigortalı çalışmana izin vermiyorum.”
- “Kazandığın bütün parayı bana vereceksin.”
şeklindeki baskıcı davranışlar farklıdır.
Yargıtay uygulamasında da eşin çalışmasına izin vermeme, eşin ekonomik ve sosyal özgürlüğünü kısıtlayan diğer davranışlarla birlikte boşanma kusuru olarak değerlendirilebilmektedir.
Sonuç olarak mahkeme özellikle;
- Çalışmanın neden engellendiğine,
- Davranışın sürekli olup olmadığına,
- Tehdit veya baskı bulunup bulunmadığına,
- Eşin ekonomik bağımsızlığının bilinçli olarak engellenip engellenmediğine,
- Aile yaşamına somut etkisine
bakar.
Bu nedenle;
“Eşimdir, istersem çalışmasına izin vermem.”
şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir.
Esenyurt boşanma avukatı, Büyükçekmece boşanma avukatı, Beylikdüzü boşanma avukatı ve Bahçeşehir boşanma avukatı kapsamında ekonomik şiddet, çalışmanın engellenmesi, nafaka, kusur ve maddi-manevi tazminat uyuşmazlıklarının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi için hukuki destek alınabilir.
İletişim: 0542 547 48 51