Boşanma davalarında en sık sorulan sorulardan biri, eşlerden birinin yaptığı kredi, kredi kartı, ticari borç veya başka bir borç nedeniyle diğer eşin de sorumlu olup olmadığıdır.
Temel kural şudur:
Evlilik, eşlerden birinin yaptığı her borcu otomatik olarak diğer eşin borcu hâline getirmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 224. maddesine göre eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur. Başka bir ifadeyle yalnızca evli olmak, eşin kişisel borçlarından diğer eşi borçlu hâle getirmez.
Ancak bu kuralın önemli istisnaları bulunmaktadır.
Özellikle;
- Ailenin sürekli ihtiyaçları için yapılan işlemler,
- Eşlerin birlikte borç altına girmesi,
- Kefalet,
- Ortak kredi kullanılması,
- Aile konutunun ipotek edilmesi
gibi durumlarda farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından eşlerin borçları değerlendirilirken yalnızca borcun kimin adına olduğuna değil, borcun neden doğduğuna, kim tarafından imzalandığına ve aile ihtiyaçlarıyla bağlantısına da bakılmalıdır.
Eşin Borcu Diğer Eşi Otomatik Olarak Bağlar Mı?
Kural olarak hayır.
TMK m.224 açık biçimde eşlerden her birinin kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Örneğin koca kendi adına;
- İhtiyaç kredisi,
- Kredi kartı borcu,
- Ticari kredi,
- Şahsi borç
yapmışsa eşinin yalnızca evlilik nedeniyle bu borçların borçlusu hâline gelmesi söz konusu değildir.
Aynı kural kadın tarafından yapılan kişisel borçlar bakımından da geçerlidir.
Dolayısıyla;
“Eşim 500.000 TL kredi çekti, evli olduğumuz için bankaya ben de borçluyum.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Eşlerden Birinin Kredi Borcunu Diğer Eş Ödemek Zorunda Mıdır?
Kural olarak hayır.
Kredi sözleşmesini yalnızca bir eş imzalamışsa kredi borçlusu da esas olarak sözleşmeyi imzalayan kişidir.
Diğer eş;
- Kredinin müşterek borçlusu,
- Kefili,
- Garantörü
değilse sırf evlilik ilişkisi nedeniyle banka tarafından doğrudan borçlu olarak kabul edilemez.
Örneğin erkek kendi adına 300.000 TL ihtiyaç kredisi kullanmışsa ve kadın bu kredi sözleşmesinde hiçbir sıfatla yer almıyorsa, kadının evli olduğu gerekçesiyle bankaya karşı otomatik sorumluluğu doğmaz.
Kredi Kartı Borcu Diğer Eşi Bağlar Mı?
Kural olarak kredi kartı borcundan kart sahibi sorumludur.
Örneğin eşlerden birinin kendi adına kullandığı kredi kartında;
- Alışveriş,
- Nakit avans,
- Taksitli işlem
nedeniyle borç oluşmuşsa diğer eş yalnızca evli olduğu için bu borcun tarafı olmaz.
Ancak kredi kartının aile ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullanıldığı ve evlilik birliğinin temsiline ilişkin hükümlerin uygulanabileceği özel durumlar ayrıca değerlendirilebilir.
Bu nedenle yalnızca kartın kimin adına olduğu değil, bazı uyuşmazlıklarda işlemin hukuki niteliği de önem kazanabilir.
Aile Giderleri İçin Yapılan Borçlardan Her İki Eş Sorumlu Olabilir Mi?
Evet.
Türk Medeni Kanunu’nun 188. maddesine göre eşlerden her biri ortak yaşam devam ederken ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.
TMK m.189 ise evlilik birliğini temsil yetkisinin kullanıldığı durumlarda eşlerin üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Örneğin aile yaşamının olağan ihtiyaçları kapsamında;
- Gıda,
- Elektrik ve doğalgaz,
- Çocukların temel ihtiyaçları,
- Olağan ev ihtiyaçları
için yapılan işlemlerde evlilik birliğinin temsili gündeme gelebilir.
Bu durumda işlem yalnızca bir eş tarafından yapılmış olsa bile şartları bulunuyorsa diğer eşin de üçüncü kişiye karşı sorumluluğu doğabilir.
Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından böyle bir uyuşmazlık değerlendirilirken borcun gerçekten ailenin sürekli ihtiyacı için mi yoksa yalnızca eşlerden birinin kişisel harcaması için mi doğduğu araştırılmalıdır.
Ailenin “Sürekli İhtiyaçları” Ne Demektir?
Kanunda her gider tek tek sayılmamıştır.
Ancak kavram genel olarak ailenin olağan yaşamının sürdürülmesine ilişkin ihtiyaçları ifade eder.
Örneğin;
- Günlük gıda harcamaları,
- Olağan ev ihtiyaçları,
- Çocukların temel bakım giderleri,
- Ailenin rutin yaşam masrafları
bu kapsamda değerlendirilebilir.
Buna karşılık çok yüksek tutarlı ve olağan aile yaşamının dışına çıkan işlemler bakımından diğer eşin ayrıca yetkilendirmesi veya kanunda öngörülen diğer şartların bulunması gerekebilir.
TMK m.188’e göre ailenin sürekli ihtiyaçları dışındaki işlemlerde eşin evlilik birliğini temsil edebilmesi için kural olarak diğer eş tarafından yetkilendirilmiş olması veya kanunda belirtilen acil durum şartlarının bulunması gerekir.
Eş Kendi İhtiyacı İçin Borç Yaparsa Diğer Eş Sorumlu Mudur?
Kural olarak hayır.
Örneğin eş;
- Kendi hobisi için,
- Kişisel lüks tüketimi için,
- Kendi ticari faaliyeti için,
- Kendi şahsi borçlarını ödemek için
kredi kullanmış olabilir.
Bu borcun diğer eş tarafından imzalanmaması ve aile birliğini temsil kapsamında olmaması halinde borç kişisel olarak borcu yapan eşe ait olur.
TMK m.189 da temsil yetkisi bulunmaksızın yapılan işlemlerden eşin kişisel olarak sorumlu olduğunu açıkça belirtmektedir.
Eşin Ticari Borçları Diğer Eşi Bağlar Mı?
Kural olarak hayır.
Eşlerden biri;
- Esnaf,
- Şirket ortağı,
- Ticari işletme sahibi
olabilir.
Ticari faaliyet nedeniyle oluşan borçlar yalnızca evlilik nedeniyle diğer eşin kişisel borcuna dönüşmez.
Örneğin erkeğin şirketi için satın aldığı mallardan doğan ticari borç, eşinin doğrudan borcu değildir.
Ancak diğer eş;
- Borca kefil olmuş,
- Müşterek borçlu sıfatıyla imza atmış,
- Kendi malını borcun teminatı olarak göstermiş
ise farklı bir sorumluluk ortaya çıkabilir.
Bir Büyükçekmece boşanma avukatı tarafından eşin ticari borçları incelenirken öncelikle diğer eşin herhangi bir kredi, kefalet, ipotek veya garanti belgesinde imzası bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
Eşin Şirket Borcu Nedeniyle Diğer Eşin Maaşına Haciz Konabilir Mi?
Sırf evlilik ilişkisi nedeniyle kural olarak hayır.
Borç yalnızca bir eşe veya onun şirketine aitse, diğer eş şahsen borçlu veya sorumlu değilse diğer eşin kendi malvarlığına yalnızca “eş olduğu” gerekçesiyle haciz uygulanamaz.
Örneğin kocanın ticari borcu nedeniyle kadının;
- Kendi maaşı,
- Kendi banka hesabı,
- Kendi adına kayıtlı kişisel malı
otomatik olarak borcun teminatı değildir.
Ancak kadının borca;
- Kefil,
- Müşterek borçlu,
- Garantör
olarak katılması durumunda farklı bir sonuç ortaya çıkar.
Eşin Borcu Nedeniyle Diğer Eşin Banka Hesabına Haciz Konabilir Mi?
Diğer eş borcun tarafı değilse sırf evlilik nedeniyle kendi adına bulunan banka hesabından borcun tahsil edilmesi kural olarak mümkün değildir.
Örneğin icra takibinin borçlusu yalnızca erkekse kadının kendi adına bulunan banka hesabı da otomatik olarak borçlu hesabı sayılmaz.
Ancak paranın gerçek sahibinin kim olduğu, muvazaa veya mal kaçırma gibi farklı hukuki uyuşmazlıklar varsa ayrıca değerlendirme yapılabilir.
Temel kural yine TMK m.224’tür:
Her eş kendi borcundan bütün malvarlığıyla sorumludur.
Eşin Borcu Nedeniyle Ortak Mal Haczedilebilir Mi?
Bu konuda malın hukuki mülkiyet biçimi önemlidir.
Örneğin bir taşınmaz eşlerin paylı mülkiyetindeyse borçlu eşin payı ile diğer eşin payı birbirinden ayrılır.
Alacaklının borçlu olmayan eşin kişisel mülkiyetindeki malı yalnızca evlilik gerekçesiyle doğrudan haczettirmesi mümkün değildir.
Ancak borçlu eşin malvarlığı içindeki pay ve haklar icra hukuku kuralları kapsamında ayrıca takip konusu olabilir.
Bu nedenle;
“Ev evlilikte alındı, eşimin hiçbir alacaklısı bu eve dokunamaz.”
şeklinde bir genelleme de doğru değildir.
Mülkiyet ve mal rejimi kavramları birbirinden ayrılmalıdır.
Edinilmiş Mal Olması Borcu Ortak Hâle Getirir Mi?
Hayır.
Bu konu uygulamada çok sık karıştırılmaktadır.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin bütün borçlarının ortak olduğu anlamına gelmez.
TMK m.224 açıkça her eşin kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olduğunu belirtmektedir.
Dolayısıyla bir malın edinilmiş mal niteliğinde olması ile üçüncü kişiye karşı borcun kime ait olduğu farklı hukuki meselelerdir.
Örneğin evlilik sırasında alınan bir araç edinilmiş mal niteliğinde olabilir.
Ancak erkeğin kendi adına yaptığı kredi kartı borcu bu nedenle kadının kişisel borcu hâline gelmez.
Mal Paylaşımında Borçlar Dikkate Alınır Mı?
Evet.
Borçların üçüncü kişilere karşı kime ait olduğu ile mal rejimi tasfiyesinde hangi mal grubuna ait kabul edileceği farklı meselelerdir.
TMK m.230’a göre her borç, ilişkili bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Bir eşin kişisel malına ilişkin borç edinilmiş mallardan ödenmişse veya edinilmiş mala ilişkin borç kişisel mallardan karşılanmışsa tasfiye sırasında denkleştirme gündeme gelebilir.
TMK m.231’e göre artık değer hesaplanırken eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarılır.
Dolayısıyla mal paylaşımında;
malın brüt değeri değil, o mal grubuyla ilişkili gerçek borç yükü
önem taşıyabilir.
Ev Kredisi Mal Paylaşımında Nasıl Dikkate Alınır?
Örneğin evlilik sırasında krediyle bir konut alınmış olabilir.
Konutun değeri belirlenirken;
- Kredinin ne zaman çekildiği,
- Hangi taksitlerin evlilik döneminde ödendiği,
- Mal rejimi sona erdiğinde kalan borç,
- Peşinatın kaynağı
önem taşıyabilir.
Dolayısıyla;
“Ev 5 milyon TL değerinde, diğer eş kesin 2,5 milyon TL alır.”
şeklinde otomatik hesaplama doğru değildir.
Borçlar, kişisel mal katkıları ve diğer mal rejimi hesapları birlikte değerlendirilir.
Evlilikten Önce Yapılan Borçlar Mal Paylaşımını Etkiler Mi?
Evlilikten önce yapılan borç kural olarak borcu yapan eşin kişisel borcudur.
Ancak bu borcun evlilik dönemindeki edinilmiş mallardan ödenmiş olması halinde mal rejiminin tasfiyesinde denkleştirme tartışması ortaya çıkabilir.
TMK m.230’un kişisel mallar ve edinilmiş mallar arasındaki borç ödemelerine ilişkin sistemi bu nedenle önemlidir.
Örneğin evlilikten önce alınmış kişisel bir taşınmazın kredi borcu evlilik dönemindeki maaş gelirleriyle ödenmiş olabilir.
Bu durumda yalnızca;
“Ev zaten evlilikten önce benimdi.”
denilerek bütün hesaplama bitmez.
Ödemelerin kaynağı da incelenebilir.
Boşanma Davası Açılınca Eşin Borçları Ortadan Kalkar Mı?
Hayır.
Boşanma davası açılması tarafların üçüncü kişilere olan mevcut borçlarını kendiliğinden sona erdirmez.
Kredi, kredi kartı veya ticari borç hangi eşe aitse ilgili borç ilişkisi devam eder.
Boşanma kararının kesinleşmesi de bankaya veya başka bir alacaklıya olan borcu kendiliğinden silmez.
Ancak mal rejimi açısından boşanma davası önemli bir tarihtir.
TMK m.225’e göre boşanma kararı verilmesi halinde mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.
Bu nedenle borcun hangi tarihte doğduğu mal rejimi hesaplamasında ayrıca önem taşıyabilir.
Boşanma Protokolünde “Bütün Borçları Erkek Ödeyecek” Yazarsa Bankayı Bağlar Mı?
Taraflar kendi aralarında borçların kim tarafından üstlenileceğine ilişkin düzenleme yapabilirler.
Ancak eşlerin kendi aralarındaki boşanma protokolü ile üçüncü kişi olan banka veya alacaklının sözleşmeden kaynaklanan hakları birbirinden ayrıdır.
Örneğin ortak kullanılan bir kredi bakımından eşlerin protokole;
“Bundan sonraki kredi taksitlerini yalnızca erkek ödeyecektir.”
yazması, bankanın diğer eşe karşı sözleşmeden kaynaklanan hakkını her durumda otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Banka bu protokolün tarafı değildir.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünde borç paylaşımı yapılırken;
eşler arasındaki iç ilişki ile
bankaya karşı dış sorumluluk
birbirinden ayrılmalıdır.
Ortak Kredi Çekilmişse Boşanmadan Sonra Kim Öder?
Eşlerin ikisi de kredi sözleşmesinde borçlu olarak yer alıyorsa, boşanma onların banka karşısındaki borçlu sıfatlarını kendiliğinden kaldırmaz.
Taraflar protokolde aralarında;
“Krediyi bundan sonra A ödeyecek.”
diyebilir.
Ancak banka bunu kabul etmedikçe diğer eşin kredi sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğu sürebilir.
Dolayısıyla boşanma kararı kredi sözleşmesini tek taraflı değiştirmez.
Eş Diğer Eşin Borcuna Kefil Olursa Ne Olur?
Bu durumda farklı bir hukuki ilişki ortaya çıkar.
Kefil olan eş, kefalet sözleşmesinin geçerli olması halinde borçtan kefalet hükümleri kapsamında sorumlu olabilir.
Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 584. maddesinde önemli bir koruma bulunmaktadır.
Kural olarak evli bir kişi, mahkemece ayrılık kararı verilmedikçe veya yasal ayrı yaşama hakkı doğmadıkça diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir; rızanın sözleşmeden önce veya en geç sözleşme kurulurken verilmesi gerekir. Kanunda bazı ticari ve mesleki kefaletler için istisnalar bulunmaktadır.
Bu nedenle bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından kefalet uyuşmazlığı incelenirken;
- Kefalet tarihi,
- Eş rızasının bulunup bulunmadığı,
- TBK m.584'teki istisnalardan biri olup olmadığı
ayrıca değerlendirilmelidir.
Eşin Rızası Olmadan Kefil Olunursa Ne Olur?
TBK m.584'te eş rızasının gerekli olduğu bir olayda rıza alınmamışsa kefaletin geçerliliği ciddi biçimde etkilenebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2501 sayılı kararına konu dosyada eş rızası bulunmadan yapılan kefalet sözleşmesinin geçerli kabul edilemeyeceği yönündeki karar hukuka uygun bulunmuştur.
Ancak TBK m.584/3 bazı ticari ve mesleki kefalet türlerinde eş rızası aranmayacağını düzenlemektedir.
Dolayısıyla;
“Evli kişinin yaptığı her kefalet eşinin imzası yoksa geçersizdir.”
şeklinde genel bir kural kurulamaz.
Eşin Borcu İçin Aile Konutu İpotek Edilebilir Mi?
Aile konutu bakımından özel bir koruma bulunmaktadır.
TMK m.194’e göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Bu kapsamda aile konutunun ipotek edilmesi de diğer eşin açık rızasını gerektirebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/5658 sayılı kararında aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine diğer eşin geçerli açık rızası alınmadan ipotek tesis edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve ipoteğin kaldırılması yönündeki karar yerinde görülmüştür.
Bu nedenle eşlerden birinin kişisel veya ticari borcu için aile konutunu ipotek ettirmesi ayrı bir hukuki inceleme gerektirir.
Tapuda Aile Konutu Şerhi Yoksa Eş Rızası Gerekmez Mi?
Hayır.
Aile konutu şerhi önemli bir koruma yöntemi olmakla birlikte Yargıtay uygulamasında taşınmazın aile konutu niteliği şerhle kurulmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024 tarihli kararlarında, şerh bulunmasa bile taşınmaz fiilen aile konutuysa TMK m.194 korumasının gündeme gelebileceğini açıkça belirtmektedir.
Dolayısıyla;
“Tapuda aile konutu yazmıyordu, eşimin rızasını almadan ipotek koyabilirim.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Aile Konutu Dışındaki Taşınmaz İçin Eş Rızası Gerekir Mi?
Kural olarak TMK m.194’ün özel koruması aile konutuna yöneliktir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2501 sayılı kararında dükkan ve depo niteliğindeki taşınmazların aile konutu olmadığı ve bu nedenle bunlar üzerindeki ipotek işlemi bakımından TMK m.194 kapsamında diğer eşin açık rızasının aranmayacağı belirtilmiştir.
Bu nedenle kişinin adına kayıtlı her taşınmaz üzerinde diğer eşin sınırsız veto hakkı yoktur.
Eşin Borçları Nafaka Miktarını Etkiler Mi?
Etkileyebilir ancak her borç aynı şekilde değerlendirilmez.
Nafaka miktarı belirlenirken tarafların;
- Gelirleri,
- Zorunlu giderleri,
- Ekonomik ve sosyal durumları
dikkate alınabilir.
Örneğin düzenli ve gerçek bir konut kredisi kişinin ekonomik yükümlülüklerinden biri olabilir.
Ancak kişi boşanma davasından hemen önce bilinçli biçimde yüksek miktarda kredi çekerek;
“Artık bütün maaşım krediye gidiyor, nafaka ödeyemem.”
diyorsa mahkeme borcun tarihini ve amacını da değerlendirebilir.
Borç bulunması nafaka yükümlülüğünü otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Özellikle müşterek çocukların bakım yükümlülüğü devam eder.
Eşin Kumar veya Bahis Borçları Nafakayı Azaltır Mı?
Kişinin kendi tercihiyle oluşturduğu her borç nafaka yükümlülüğünün önüne geçmez.
Örneğin eş;
- Kumar,
- Bahis,
- Lüks tüketim
nedeniyle ciddi miktarda borçlanmış olabilir.
Bu durum;
“Bütün param borca gidiyor, çocuğa nafaka veremem.”
sonucunu otomatik olarak doğurmaz.
Mahkeme kişinin ekonomik davranışlarını ve çocuğun ihtiyaçlarını birlikte değerlendirebilir.
Ayrıca aile ekonomisinin ciddi biçimde tehlikeye atılması boşanmadaki kusur açısından da ayrı bir konu olabilir.
Eşin Borç Yapması Boşanma Sebebi Midir?
Her borçlanma boşanma sebebi değildir.
İnsanların;
- Ev,
- Araç,
- Eğitim,
- Ticaret
için borçlanması hayatın olağan bir parçasıdır.
Ancak eş;
- Sürekli ve kontrolsüz borçlanıyor,
- Borçlarını diğer eşten gizliyor,
- Aile ekonomisini ağır biçimde tehlikeye atıyor,
- Çocukların ve evin temel ihtiyaçlarını borçları nedeniyle ihmal ediyor
ise bu davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılması bakımından kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Burada borcun varlığından çok borçlanma davranışının evlilik birliği üzerindeki etkisi önemlidir.
Eşten Gizli Kredi Çekmek Kusur Sayılır Mı?
Somut olayın özelliklerine göre olabilir.
Eşlerin her hukukî işlem için birbirlerinden izin alma zorunluluğu bulunmamaktadır.
TMK m.193’e göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her biri üçüncü kişilerle hukukî işlem yapabilir.
Dolayısıyla yalnızca kredi çekilmiş olması otomatik kusur değildir.
Ancak kredi;
- Ailenin ekonomik güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye atıyorsa,
- Eşten sistematik biçimde malvarlığı gizleniyorsa,
- Borç nedeniyle aile temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geliyorsa
boşanma kusuru bakımından farklı değerlendirme yapılabilir.
Eşin Vergi veya SGK Borcu Diğer Eşi Bağlar Mı?
Kural olarak kişiye veya işletmeye ait kamu borcu yalnızca evlilik nedeniyle diğer eşin kişisel borcu hâline gelmez.
Ancak;
- Şirket ortaklığı,
- Kanuni temsilcilik,
- Müşterek mülkiyet,
- Özel kamu hukuku sorumlulukları
gibi ayrı sebepler bulunuyorsa sonuç değişebilir.
Bu nedenle vergi ve SGK borçları bakımından yalnızca aile hukuku değil, ilgili vergi ve sosyal güvenlik mevzuatının da incelenmesi gerekir.
Eşin Borcu Nedeniyle Eve Hacze Gelinir Mi?
Borçlu eşin adresinde icra işlemi yapılması mümkündür.
Ancak evde bulunan her eşyanın otomatik olarak borçlu eşe ait olduğu ve diğer eşin bütün mallarının haczedilebileceği sonucu çıkarılmamalıdır.
İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde;
- Malların kime ait olduğu,
- Haczedilebilir olup olmadığı,
- İstihkak iddiası
gibi konular ayrı değerlendirilir.
Bu konu boşanma hukukundan ziyade icra hukukunun teknik alanına girer.
Eşin Borcu Nedeniyle Diğer Eşin Malı Satılabilir Mi?
Diğer eş borcun tarafı değilse ve mal gerçekten onun mülkiyetindeyse sırf evlilik nedeniyle kendi malının diğer eşin kişisel borcu için satılması temel kural değildir.
Ancak eşin malını borçlu eşe aitmiş gibi göstermesi veya borçtan kaçırma amacıyla devir yapılması iddia edilirse farklı davalar ve icra hukuku sorunları gündeme gelebilir.
Dolayısıyla mülkiyetin gerçekten kime ait olduğu önemlidir.
Boşanırken Eşlerin Borçları Nasıl Ayrılır?
Öncelikle borçların hukuki niteliği belirlenmelidir.
Örneğin;
Kişisel borç:
Borcu yapan eşten alacaklı tarafından istenir.
Ortak kredi:
Kredi sözleşmesinde her iki eş borçluysa banka karşısındaki yükümlülük sözleşmeye göre devam eder.
Aile ihtiyaçları kapsamında borç:
TMK m.188-189 kapsamında müşterek sorumluluk doğabilir.
Kefalet:
TBK m.584 ve kefalet sözleşmesi hükümleri değerlendirilir.
Mal rejimi borcu:
TMK m.230-231 kapsamında tasfiye hesabına etkisi ayrıca incelenir.
Bu nedenle boşanma sırasında yalnızca bir excel tablosu hazırlanarak;
“Borçların yarısı sana, yarısı bana.”
demek her durumda hukuken doğru değildir.
Borçlar Mal Paylaşımında Yarı Yarıya mı Paylaşılır?
Hayır.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde;
“Bütün mallar yarı yarıya, bütün borçlar da yarı yarıya.”
şeklinde basit bir sistem bulunmamaktadır.
TMK m.231 uyarınca edinilmiş mallara ilişkin borçlar bu mal grubunun değerinden düşülerek artık değer hesaplanır.
Daha sonra kural olarak diğer eş bu artık değer üzerinden katılma alacağı hakkına sahip olur.
Dolayısıyla öncelikle;
- Hangi mal edinilmiş mal?
- Hangi borç o mala ait?
- Kalan net artık değer ne?
soruları cevaplandırılmalıdır.
Eşin Sahte Borç Oluşturması Halinde Ne Yapılır?
Boşanma öncesinde bazı dosyalarda eşlerden biri;
- Yakınına senet düzenlediğini,
- Yüklü borcu bulunduğunu,
- Akrabasına para borçlu olduğunu
ileri sürebilir.
Mal rejimi yargılamasında ileri sürülen her borç yalnızca tarafın beyanıyla otomatik olarak kabul edilmez.
Borcun;
- Gerçek olup olmadığı,
- Ne zaman doğduğu,
- Hangi mal kesimiyle ilişkili olduğu,
- Gerçekten ödenip ödenmediği
araştırılabilir.
Bu nedenle boşanma veya mal paylaşımı öncesinde sonradan ortaya çıkan olağan dışı borç belgelerinin dikkatle incelenmesi gerekir.
Boşanma Protokolünde Borçlar Nasıl Düzenlenmelidir?
Anlaşmalı boşanma protokolünde borçlara ilişkin hükümler mümkün olduğunca açık yazılmalıdır.
Örneğin yalnızca;
“Tarafların birbirlerinden borç talebi yoktur.”
şeklindeki genel ifadeler yerine;
- Hangi kredi,
- Hangi banka,
- Kalan borç,
- Taksitleri kimin ödeyeceği,
- Tarafların birbirlerine rücu edip etmeyeceği
belirtilmesi ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltabilir.
Ancak yeniden vurgulamak gerekir:
Eşlerin kendi aralarındaki protokol, bankanın veya üçüncü kişi alacaklının sözleşmeden doğan hakkını onun onayı olmadan her durumda ortadan kaldırmaz.
Eşin Borcunun Bana Ait Olmadığını Nasıl İspatlarım?
Somut olayın niteliğine göre;
- Kredi sözleşmesi,
- Banka kayıtları,
- Kredi kartı sözleşmesi,
- Ticari belgeler,
- Ödeme kayıtları,
- Kefalet sözleşmesi
incelenebilir.
Örneğin kredi sözleşmesinde yalnızca diğer eşin imzası bulunuyor ve kişinin hiçbir kefalet veya müşterek borçlu sıfatı yoksa bu önemli bir belgedir.
Aile ihtiyaçları nedeniyle müteselsil sorumluluk iddia ediliyorsa işlemin gerçekten hangi amaçla yapıldığı ayrıca araştırılır.
Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Eşlerin Borçları ve Boşanma
Eşlerin borçları boşanma davalarında nafaka, mal rejimi ve icra süreçleriyle kesişebildiğinden borcun hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi önemlidir.
Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından eşin borçları değerlendirilirken borcun kişisel mi olduğu, aile ihtiyaçları nedeniyle mi doğduğu ve diğer eşin sözleşmede herhangi bir imzası bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Bir Büyükçekmece boşanma avukatı ile yürütülen mal rejimi uyuşmazlığında borcun üçüncü kişiye karşı kime ait olduğunun yanında, bu borcun edinilmiş veya kişisel mal grubuyla bağlantısı TMK m.230 ve m.231 kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından banka kredileri ve kefaletler incelenirken TBK m.584 uyarınca eş rızasının gerekip gerekmediği ve kanuni istisnaların bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
Aynı şekilde bir Bahçeşehir boşanma avukatı ile boşanma süreci takip edilirken aile konutu üzerine diğer eşin borcu için konulan ipotek bakımından TMK m.194 kapsamındaki açık rıza şartı ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Boşanma davasında eşlerden birinin borçları diğer eşi kural olarak otomatik biçimde borçlu hâle getirmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 224. maddesi açıkça her eşin kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Bu nedenle eşlerden birinin kendi adına yaptığı;
- Kişisel kredi,
- Kredi kartı borcu,
- Ticari borç,
- Şahsi borç
diğer eşin sırf evlilik nedeniyle kişisel borcu olmaz.
Bununla birlikte önemli istisnalar bulunmaktadır. TMK m.188 uyarınca eşlerden her biri ailenin sürekli ihtiyaçları bakımından evlilik birliğini temsil edebilir; TMK m.189'a göre temsil yetkisinin kullanıldığı durumlarda eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olabilirler.
Ayrıca diğer eş kredi sözleşmesinde müşterek borçlu olmuş veya geçerli biçimde kefalet vermişse sözleşmeden kaynaklanan ayrıca sorumluluk doğabilir. TBK m.584 ise kural olarak kefalette diğer eşin yazılı rızasını aramakta, ancak bazı ticari ve mesleki kefaletler bakımından istisnalar öngörmektedir.
Aile konutu bakımından ise özel koruma bulunmaktadır. TMK m.194 uyarınca aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması diğer eşin açık rızasına bağlıdır. Yargıtay’ın 2024 tarihli kararlarında da geçerli açık rıza alınmadan aile konutu üzerine tesis edilen ipoteklerin kaldırılmasına ilişkin kararlar hukuka uygun bulunmuştur.
Mal paylaşımında ise ayrı bir hesaplama yapılır. Borçların üçüncü kişiye karşı kime ait olduğu ile mal rejiminde hangi mal grubundan düşüleceği aynı konu değildir. TMK m.230 borçların ilgili mal kesimine yüklenmesini, TMK m.231 ise edinilmiş mallara ilişkin borçların toplam değerden çıkarılmasından sonra artık değer hesaplanmasını öngörmektedir.
Bu nedenle eşlerin borçlarına ilişkin bir uyuşmazlıkta özellikle şu sorular cevaplandırılmalıdır:
- Borcu kim yaptı?
- Borç hangi amaçla yapıldı?
- Diğer eşin sözleşmede imzası var mı?
- Kefalet veya müşterek borçluluk bulunuyor mu?
- Borç ailenin olağan ihtiyaçlarından mı kaynaklanıyor?
- Aile konutu ipotek edilmiş mi?
- Borç mal rejiminde hangi mal grubuyla ilişkili?
- Boşanma protokolündeki düzenleme üçüncü kişi alacaklıyı gerçekten bağlıyor mu?
Sonuç olarak, “Evliyiz, bütün borçlarımız ortaktır.” ifadesi hukuken doğru değildir. Aynı şekilde “Borç yalnızca eşimin adına, beni hiçbir durumda ilgilendirmez.” demek de her olay bakımından doğru olmayabilir.
Borcun kaynağı, sözleşme ilişkisi ve evlilik birliğinin temsili birlikte değerlendirilmelidir.
Esenyurt boşanma avukatı, Büyükçekmece boşanma avukatı, Beylikdüzü boşanma avukatı ve Bahçeşehir boşanma avukatı kapsamında eşlerin kredi ve kredi kartı borçları, ticari borçlar, kefalet, aile konutu ipoteği, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıkların somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi için hukuki destek alınabilir.
Boşanma, eşlerin borçları ve mal rejimi uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık için:
İletişim: 0542 547 48 51