Boşanma Davasında Çocuğun Görüşü Alınır Mı?

Boşanma davalarında müşterek çocukların velayetinin anneye mi yoksa babaya mı bırakılacağı belirlenirken en önemli ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi uygun olduğunda, mahkeme velayet konusunda karar vermeden önce çocuğun görüşünün alınmasını da gerekli görebilir.

Özellikle belirli bir olgunluğa ulaşmış ve kendisini ilgilendiren konularda düşüncesini açıklayabilecek durumda olan çocukların görüşleri velayet uyuşmazlıklarında önem taşımaktadır.

Ancak çocuğun;

“Annemle yaşamak istiyorum” veya “Babamla kalmak istiyorum”

şeklindeki beyanı, velayetin otomatik olarak o ebeveyne verileceği anlamına gelmez.

Mahkeme çocuğun görüşünü sosyal inceleme raporları, ebeveynlerin yaşam koşulları, çocuğun eğitim düzeni ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11 Aralık 2024 tarihli kararında da idrak çağındaki çocuğun görüşü alınmadan velayet hakkında karar verilmesi eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte çocuğun üstün yararının gerektirdiği durumlarda çocuğun açıkladığı görüşün aksine karar verilmesinin de mümkün olduğu belirtilmiştir.

Bu nedenle velayet uyuşmazlığı bulunan bir boşanma dosyasının bir boşanma avukatı tarafından yalnızca anne veya babanın talepleri üzerinden değil, çocuğun mevcut yaşam düzeni ve üstün yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

Çocuğun Görüşünün Alınması Zorunlu Mudur?

Her yaştaki çocuğun mahkeme huzurunda mutlaka dinleneceğine ilişkin sabit bir kural bulunmamaktadır.

Burada önemli olan çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve kendisini ilgilendiren konuda sağlıklı bir görüş oluşturabilecek olgunluğa sahip olup olmadığıdır.

Türk Medeni Kanunu'nun 339. maddesinde de anne ve babanın çocuğa olgunluğu ölçüsünde hayatını düzenleme olanağı tanıması ve önemli konularda mümkün olduğunca çocuğun düşüncesini göz önünde bulundurması öngörülmektedir.

Yargıtay uygulamasında bu durum genellikle “idrak çağındaki çocuk” kavramıyla ifade edilmektedir.

Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından velayet uyuşmazlığı değerlendirilirken bu nedenle yalnızca çocuğun nüfus yaşı değil, olayları algılama ve kendi düşüncesini ifade edebilme yeteneği de dikkate alınmalıdır.

Çocuğun Görüşünün Alınması İçin Belirli Bir Yaş Var Mıdır?

Uygulamada en çok merak edilen konulardan biri çocuğun kaç yaşından itibaren velayet konusunda dinleneceğidir.

Ancak kanunda;

“Çocuk 8 yaşında dinlenir”,
“10 yaşından sonra görüşü alınır”

şeklinde kesin bir yaş sınırı bulunmamaktadır.

Önemli olan çocuğun yeterli idrak ve olgunluk düzeyine ulaşmış olmasıdır.

Nitekim Yargıtay'ın 2024 tarihli bir kararında 2016 doğumlu müşterek çocuğun idrak çağında bulunduğu kabul edilmiş ve görüşü alınmadan velayetin babaya verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Dolayısıyla her çocuk bakımından gelişim düzeyi ve somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.

Bir Beylikdüzü boşanma avukatı ile velayet dosyası hazırlanırken yalnızca yaş üzerinden kesin bir sonuç çıkarılması doğru olmayacaktır.

Çocuğun Görüşü Nasıl Alınır?

Çocuğun görüşünün alınması mutlaka anne ve babanın bulunduğu çekişmeli bir duruşma ortamında yapılmak zorunda değildir.

Mahkeme somut dosyaya göre çocuğun görüşünün uygun koşullarda alınmasını sağlayabilir.

Ayrıca velayet uyuşmazlıklarında;

  • Psikolog,
  • Pedagog,
  • Sosyal çalışmacı

gibi uzmanlar tarafından çocukla ve ebeveynlerle görüşmeler yapılması ve sosyal inceleme raporu hazırlanması mümkündür.

Yargıtay'ın güncel yaklaşımında da gerektiğinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlar tarafından ebeveynler ve çocukla görüşülmesi; tarafların barınma, sosyal ve psikolojik koşullarının araştırılması ve ardından çocuğun görüşü de değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Bu nedenle bir Bahçeşehir boşanma avukatı tarafından velayet dosyası takip edilirken yalnızca çocuğun söylediği birkaç cümleye değil, uzman değerlendirmelerine de dikkat edilmelidir.

Çocuk “Annemle Kalmak İstiyorum” Derse Velayet Anneye Mi Verilir?

Hayır.

Çocuğun annesiyle yaşamak istediğini söylemesi önemli bir değerlendirme unsurudur ancak tek başına belirleyici değildir.

Mahkeme;

  • Çocuğun neden anneyle kalmak istediğini,
  • Anne ile ilişkisini,
  • Babanın çocukla ilişkisini,
  • Mevcut yaşam düzenini,
  • Eğitim koşullarını,
  • Ebeveynlerin bakım imkanlarını,
  • Çocuğun psikolojik durumunu

birlikte değerlendirebilir.

Çocuğun tercihi gerçekten kendi özgür iradesinin sonucu olabileceği gibi bazı durumlarda ebeveynlerden birinin yönlendirmesinin etkisi altında da oluşabilir.

Bu nedenle mahkemenin temel amacı çocuğun talebini doğrudan uygulamak değil, çocuğun üstün yararını tespit etmektir.

Çocuk “Babamla Yaşamak İstiyorum” Derse Velayet Babaya Verilir Mi?

Aynı kural burada da geçerlidir.

Çocuğun babasıyla yaşamak istediğini açıkça belirtmesi mahkeme tarafından dikkate alınabilir.

Ancak bu beyan otomatik olarak velayetin babaya verilmesini gerektirmez.

Örneğin çocuk babanın yanında daha serbest olduğu veya kendisine daha fazla maddi imkan sağlandığı için babayı tercih ediyor olabilir. Buna karşılık eğitim, bakım veya güvenlik açısından annenin yanında kalması çocuğun üstün yararına olabilir.

Tam tersi durum da mümkündür.

Bir boşanma avukatı açısından velayet değerlendirmesinde önemli olan anne veya babanın “çocuk beni seçti” şeklindeki iddiasından ziyade çocuğun tercihini ortaya çıkaran sebeplerin incelenmesidir.

Çocuğun Görüşünün Aksine Velayet Kararı Verilebilir Mi?

Evet.

Çocuğun görüşünün alınması ile çocuğun karar verme yetkisinin bulunması aynı şey değildir.

Yargıtay, idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerinin alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini kabul etmekle birlikte, çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa çocuğun görüşünün aksine karar verilebileceğini açıkça belirtmektedir.

Örneğin çocuk bir ebeveynle kalmak istediğini belirtmiş olsa bile o ebeveynin;

  • Çocuğun bakımını ciddi şekilde ihmal etmesi,
  • Şiddet uygulaması,
  • Çocuğun eğitimini aksatması,
  • Güvenli olmayan bir yaşam ortamı sunması

gibi durumlar varsa mahkeme farklı bir velayet düzenlemesi yapabilir.

Velayette Asıl Ölçüt Nedir?

Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Türk Medeni Kanunu da anne ve babanın çocuğun bakım ve eğitimine ilişkin kararlarında onun menfaatini göz önünde bulundurmasını öngörmektedir.

Yargıtay'a göre çocuğun üstün yararı değerlendirilirken;

  • Bedensel gelişimi,
  • Zihinsel gelişimi,
  • Ruhsal gelişimi,
  • Ahlaki gelişimi,
  • Toplumsal gelişimi

korunmalıdır.

Anne ve babanın boşanmadaki kusuru veya birbirleri hakkındaki değerlendirmeleri, ancak çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde velayet açısından önem taşımaktadır.

Bu nedenle bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından velayet talebi hazırlanırken diğer eşin boşanmadaki kusurlarını sıralamak tek başına yeterli olmayabilir. Çocuğun neden müvekkil yanında kalmasının üstün yararına olduğu da somut şekilde ortaya konulmalıdır.

Anne veya Babanın Boşanmada Kusurlu Olması Velayeti Etkiler Mi?

Boşanmadaki kusur ile velayet birbirinden farklı hukuki değerlendirmelerdir.

Bir eş boşanmanın gerçekleşmesinde ağır kusurlu olabilir ancak buna rağmen iyi bir anne veya baba olabilir.

Örneğin eşin sadakatsiz davranışı boşanma davasında kusur teşkil edebilir. Fakat bu davranışın çocuğun bakımına, güvenliğine veya gelişimine herhangi bir olumsuz etkisi bulunmuyorsa tek başına velayetin kaybedilmesi sonucunu doğurmayabilir.

Velayet konusunda esas mesele çocuğun hangi ebeveyn yanında daha sağlıklı şekilde gelişebileceğidir.

Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından velayet konusunda hukuki değerlendirme yapılırken boşanma kusuru ile ebeveynlik yeterliliğinin birbirine karıştırılmaması gerekir.

Sosyal İnceleme Raporu Neden Önemlidir?

Velayet uyuşmazlıklarında mahkeme uzman incelemesine başvurabilir.

Sosyal inceleme kapsamında uzmanlar;

  • Anneyle,
  • Babayla,
  • Çocukla

görüşebilir ve tarafların yaşam koşullarını değerlendirebilir.

Rapor hazırlanırken çocuğun ebeveynlerle ilişkisi, mevcut yaşam düzeni, psikolojik durumu ve ebeveynlerin bakım imkanları gibi hususlar incelenebilir.

Ancak sosyal inceleme raporu da mahkemeyi otomatik olarak bağlayan bir karar değildir.

Mahkeme raporu diğer delillerle birlikte değerlendirir.

Yargıtay'ın 2024 tarihli bir kararında, tek uzman tarafından hazırlanan ve çocuğun hangi ebeveyn yanında kalmasının üstün yararına olacağı konusunda net kanaat içermeyen rapor yeterli bulunmamış; psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan yeniden değerlendirme alınması gerektiği belirtilmiştir.

Bir Bahçeşehir boşanma avukatı tarafından sosyal inceleme raporunun eksik veya dosyanın gerçek durumunu yansıtmadığı düşünülüyorsa rapora karşı hukuki beyan ve itirazların değerlendirilmesi mümkündür.

Çocuk Anne veya Baba Tarafından Yönlendirilirse Ne Olur?

Velayet davalarında dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri çocuğun anne veya baba tarafından diğer ebeveyne karşı yönlendirilmesidir.

Çocuğun;

  • Diğer ebeveyn hakkında sürekli olumsuz söylemlere maruz bırakılması,
  • Diğer ebeveynle görüşmek istememesi için etkilenmesi,
  • Mahkemede belirli ifadeleri söylemesi konusunda yönlendirilmesi

çocuğun psikolojik gelişimi açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Mahkeme ve uzmanlar çocuğun beyanının gerçekten kendi iradesini yansıtıp yansıtmadığını da değerlendirebilir.

Bu nedenle çocuğun velayet davasında “taraf” haline getirilmesi veya anne ile baba arasında tercih yapmaya zorlanması doğru değildir.

Çocuğa “Anneni mi Babanı mı İstiyorsun?” Diye Sorulur Mu?

Velayet sürecinin amacı çocuğun anne ile baba arasında bir seçim yapmaya zorlanması değildir.

Çocuğun görüşünün alınması, onun üzerine velayet kararının sorumluluğunun bırakılması anlamına gelmez.

Uzmanlar ve mahkeme çocuğun;

  • Anneyle ilişkisini,
  • Babayla ilişkisini,
  • Nerede kendisini güvende hissettiğini,
  • Mevcut yaşam düzenini,
  • Okul ve sosyal çevresini

anlamaya yönelik değerlendirme yapabilir.

Çocuğun psikolojik olarak anne veya babayı “seçmek zorunda bırakılması” çocuğun üzerinde ağır bir baskı yaratabileceğinden sürecin mümkün olduğunca çocuk odaklı yürütülmesi gerekir.

Kardeşlerin Görüşleri Ayrı Ayrı Alınabilir Mi?

Birden fazla müşterek çocuk bulunması halinde her çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve ebeveynlerle ilişkisi birbirinden farklı olabilir.

Bu nedenle çocukların görüşleri ayrı ayrı değerlendirilebilir.

Kardeşlerden biri anneyle, diğeri babayla yaşamak istediğini söyleyebilir.

Ancak mahkeme yalnızca bu tercihlerle bağlı değildir.

Kardeşlerin birbirlerinden ayrılmasının psikolojik ve sosyal sonuçları da çocuğun üstün yararı kapsamında değerlendirilmelidir.

Çocuğun Görüşü Velayetin Değiştirilmesi Davasında da Alınabilir Mi?

Evet.

Çocuğun görüşü yalnızca ilk boşanma davasında değil, sonradan açılan velayetin değiştirilmesi davalarında da önem taşıyabilir.

Örneğin çocuk büyüdükçe;

  • Mevcut yaşam koşulları değişebilir,
  • Anne veya baba ile ilişkisi farklılaşabilir,
  • Eğitim düzeni değişebilir,
  • Kendi tercihlerini daha bilinçli şekilde ifade etmeye başlayabilir.

Yargıtay kararlarında da idrak çağındaki çocuğun velayetin değiştirilmesine ilişkin davada görüşünün alınması ve uzman raporlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Çocuğun Görüşü Sonradan Değişirse Ne Olur?

Velayet kamu düzenine ilişkin bir konudur ve çocuğun yaşamındaki güncel gelişmeler de değerlendirmeye alınabilir.

Örneğin dava başladığında anne yanında yaşayan çocuk yargılama devam ederken fiilen babanın yanında yaşamaya başlayabilir.

Yargıtay, velayet konusunda yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin de dikkate alınması gerektiğini kabul etmektedir.

Bu nedenle velayet uyuşmazlığında yalnızca dava tarihindeki durum değil, karar tarihine kadar ortaya çıkan önemli gelişmeler de dikkate alınabilir.

Çocuğun Görüşü Nafaka Miktarını Belirler Mi?

Çocuğun anne veya babadan hangisiyle yaşayacağına ilişkin görüşü velayet açısından önem taşıyabilir.

Ancak iştirak nafakasının miktarı doğrudan çocuğun tercihine göre belirlenmez.

İştirak nafakası bakımından;

  • Çocuğun ihtiyaçları,
  • Eğitim giderleri,
  • Sağlık giderleri,
  • Yaşam koşulları,
  • Anne ve babanın ekonomik güçleri

değerlendirilir.

Velayet hangi ebeveyne bırakılmışsa diğer ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ekonomik gücü oranında katılması gündeme gelir.

Esenyurt, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Velayet Uyuşmazlıkları

Velayet davalarında çocuğun görüşünün alınması, dosyanın diğer delillerinden bağımsız şekilde ele alınmamalıdır.

Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından velayet dosyası değerlendirilirken çocuğun beyanının yanında mevcut yaşam düzeni, okul koşulları, anne ve baba ile ilişkisi ve sosyal inceleme raporları birlikte incelenmelidir.

Bir Beylikdüzü boşanma avukatı ile yürütülen boşanma davasında da çocuğun anne veya babadan birini tercih etmesinin tek başına velayet sonucu doğurmayacağı, belirleyici ölçütün çocuğun üstün yararı olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Aynı şekilde Bahçeşehir boşanma avukatı desteği alınan velayet uyuşmazlıklarında çocuğun görüşünün serbest iradeyle oluşup oluşmadığı ve mevcut yaşam koşullarının çocuğun gelişimi üzerindeki etkileri somut dosya özelinde değerlendirilmelidir.

Sonuç

Boşanma davasında yeterli olgunluk ve idrak düzeyine ulaşmış çocuğun velayet konusunda görüşünün alınması önemlidir.

Ancak çocuğun görüşü, velayetin hangi ebeveyne bırakılacağını tek başına belirleyen bir karar değildir.

Mahkeme;

  • Çocuğun görüşünü,
  • Sosyal inceleme raporlarını,
  • Anne ve babanın yaşam koşullarını,
  • Çocuğun eğitim ve sosyal düzenini,
  • Ebeveynlerle kurduğu ilişkiyi

birlikte değerlendirerek çocuğun üstün yararına uygun bir velayet düzenlemesi yapmalıdır.

Yargıtay'ın güncel yaklaşımında da idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmaması eksik inceleme kabul edilebilmekte; ancak çocuğun üstün yararının gerektirdiği durumlarda açıklanan görüşün aksine karar verilmesi de mümkün görülmektedir.

Velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarında çocuğun üstün yararının ve dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi hukuki sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesi bakımından önem taşımaktadır.

Boşanma ve aile hukukuna ilişkin hukuki danışmanlık için:

İletişim: 0542 547 48 51

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES