Eşlerin uzun süredir ayrı yaşamaları, boşanma davalarında sıkça ileri sürülen vakıalardan biridir. Ancak eşlerin aynı evde yaşamaması veya fiilen ayrılmış olması, her durumda kendiliğinden boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir.
Yargıtay uygulamasında da fiilî ayrılığın tek başına boşanma sebebi olmadığı kabul edilmektedir. Boşanmaya karar verilebilmesi için kural olarak Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen boşanma sebeplerinden birinin gerçekleşmiş olması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.05.2018 tarihli, 2016/19254 E. ve 2018/6734 K. sayılı kararında da yalnızca tarafların ayrı yaşamalarının, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını kabul etmek için yeterli olmadığı belirtilmiştir.
Eşlerin Ayrı Yaşaması Boşanma Sebebi Midir?
Tek başına hayır.
Eşlerin altı ay, bir yıl veya daha uzun süre ayrı yaşaması, başka hiçbir vakıa bulunmadığı takdirde otomatik olarak boşanma sonucunu doğurmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesine göre boşanmaya karar verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olması gerekir.
Dolayısıyla ayrı yaşama, evlilik birliğinin bozulduğunu gösteren önemli bir olgu olabilir; ancak çoğu durumda tek başına yeterli değildir.
Ne Kadar Süre Ayrı Yaşanınca Otomatik Boşanma Olur?
Bu konuda toplumda yaygın bir yanlış bilgi bulunmaktadır.
“Eşler bir yıl ayrı yaşarsa otomatik olarak boşanır” şeklinde genel bir kural yoktur.
Bir yıllık süre, her ayrı yaşayan çift için uygulanmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 166/4. maddesine göre, daha önce açılmış bir boşanma davasının reddedilmiş olması ve bu ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayatın yeniden kurulamamış olması gerekir. Bu şartlar gerçekleşirse evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Önceden Bu Süre Üç Yıl Değil Miydi?
Evet.
Türk Medeni Kanunu'nun 166/4. maddesinde daha önce ret kararının kesinleşmesinden sonra üç yıllık bir süre öngörülüyordu.
Ancak 7532 sayılı Kanun ile 2024 yılında yapılan değişiklik sonucunda bu süre bir yıla indirildi. Güncel düzenlemeye göre ret kararının kesinleşmesinden başlayarak bir yıl geçmesi ve bu süre içerisinde ortak hayatın yeniden kurulamaması yeterlidir.
Bu nedenle internette hâlen bulunan “üç yıl ayrı yaşama” şeklindeki eski bilgiler güncel mevzuatı yansıtmayabilir.
Bir Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
Bir yıllık süre eşlerin ayrı yaşamaya başladıkları tarihten itibaren başlamaz.
Sürenin başlangıcı, daha önce açılan boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleştiği tarihtir.
Örneğin eşler iki yıldır ayrı yaşıyor ancak daha önce reddedilmiş bir boşanma davası bulunmuyorsa sırf iki yıllık ayrılık nedeniyle TMK m.166/4 uygulanmaz.
Buna karşılık daha önceki boşanma davasının reddine ilişkin karar 1 Haziran 2025 tarihinde kesinleşmiş ve 1 Haziran 2026 tarihine kadar ortak hayat yeniden kurulamamışsa, diğer şartların da bulunması hâlinde TMK m.166/4 kapsamında yeni bir boşanma davası gündeme gelebilir.
Daha Önce Boşanma Davası Açılmamışsa Ne Olur?
Bu durumda yalnızca ayrı yaşama süresine dayanılarak TMK m.166/4 kapsamında dava açılamaz.
Ancak ayrı yaşamanın sebepleri önemlidir.
Tarafların neden ayrı yaşadığı, ayrılığa hangi davranışların yol açtığı, evlilik birliğinin fiilen sona erip ermediği ve tarafların yeniden bir araya gelme çabalarının bulunup bulunmadığı TMK m.166/1 kapsamında değerlendirmeye konu olabilir.
Örneğin eşlerden birinin şiddet, hakaret, sadakatsizlik veya başka kusurlu davranışları nedeniyle ortak yaşamın sona ermesi hâlinde boşanma davası bu davranışlara dayanılarak açılabilir.
Evi Terk Eden Eş Kusurlu Sayılır Mı?
Her durumda hayır.
Ortak konuttan ayrılan eşin neden ayrıldığı belirlenmelidir.
Şiddet, tehdit, hakaret veya birlikte yaşamayı çekilmez hâle getiren başka bir neden nedeniyle evden ayrılan eşin sırf evi terk etmiş olması kusurlu sayılması için yeterli değildir.
Buna karşılık haklı bir sebep bulunmadan evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla ortak konuttan ayrılmak farklı değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi bu durumu terk nedeniyle boşanma olarak özel biçimde düzenlemektedir.
Terk Nedeniyle Boşanma ile Ayrı Yaşamak Aynı Şey Midir?
Hayır.
Terk nedeniyle boşanma özel şartlara bağlıdır.
TMK m.164'e göre eşlerden biri evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk eder veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmezse; ayrılık en az altı ay sürmüş olmalı ve hâkim veya noter tarafından yapılan usulüne uygun ihtar sonuçsuz kalmalıdır.
Dolayısıyla eşlerin yalnızca farklı evlerde yaşaması terk nedeniyle boşanma için yeterli değildir.
Eşini Evden Gönderen Taraf Terk Eden Sayılabilir Mi?
Evet.
Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesine göre diğer eşini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir neden olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
Örneğin eşini evden kovmak, kapının kilidini değiştirmek veya ortak konuta dönmesini sistematik biçimde engellemek bu kapsamda değerlendirilebilir.
Dolayısıyla terk değerlendirmesinde yalnızca “evden fiziksel olarak kim çıktı?” sorusuna bakılmaz.
Eşler Anlaşarak Ayrı Yaşarsa Kusur Olur Mu?
Eşlerin karşılıklı anlaşmayla bir süre ayrı yaşamaları tek başına kusur oluşturmaz.
Örneğin iş, eğitim, sağlık veya tarafların birlikte aldıkları bir karar nedeniyle farklı şehirlerde yaşamaları mümkündür.
Burada önemli olan ayrı yaşamanın evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Bu nedenle her fiilî ayrılık kusurlu terk olarak nitelendirilemez.
Ayrı Yaşamak Nafakayı Engeller Mi?
Hayır.
Eşlerin ayrı yaşaması tek başına nafaka hakkını ortadan kaldırmaz.
Boşanma davası açıldığında hâkim, Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi kapsamında tarafların barınması ve geçimine ilişkin gerekli geçici önlemleri alabilir. Bu kapsamda şartları varsa tedbir nafakasına hükmedilebilir.
Yoksulluk nafakası ise boşanma sonrasında tarafların ekonomik durumu ve kusur koşulları dikkate alınarak ayrıca değerlendirilir.
Ayrı Yaşayan Eş Başka Biriyle İlişki Kurabilir Mi?
Hayır.
Eşlerin ayrı yaşamaları evliliğin hukuken sona erdiği anlamına gelmez.
Boşanma kararı kesinleşinceye kadar evlilik devam eder ve eşlerin sadakat yükümlülüğü de kural olarak sürer.
Bu nedenle tarafların uzun süredir ayrı yaşıyor olması, başka biriyle romantik veya cinsel ilişki kurulmasını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Somut davranış boşanma davasında ayrıca kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Yıllardır Ayrı Yaşamak Evlilik Birliğinin Sarsıldığını Göstermez Mi?
Uzun süreli fiilî ayrılık, evlilik ilişkisinin fiilen sürdürülemediğini gösterebilecek önemli bir olgudur.
Ancak Yargıtay'ın yaklaşımında yalnızca ayrılık süresinden hareketle otomatik olarak TMK m.166/1 kapsamında boşanma kararı verilmez.
Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018 tarihli kararında tarafların fiilen ayrı yaşamaları yeterli görülmemiş ve evlilik birliğini temelinden sarsan somut olayların ispatlanması gerektiği belirtilmiştir.
Buna karşılık fiilî ayrılık döneminde eşlerin birbirleriyle hiçbir aile ilişkisi kurmaması, evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve başka kusurlu davranışların bulunması somut olayda farklı sonuca yol açabilir. Yargıtay'ın 2024 tarihli bir kararında fiilî ayrılık dönemindeki birlik görevlerinin yerine getirilmemesi de kusur değerlendirmesinde dikkate alınmıştır.
Önceki Boşanma Davası Reddedildiyse Ne Yapılabilir?
Bu durumda TMK m.166/4 özel önem taşır.
Güncel düzenlemeye göre boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılan önceki davanın reddedilmesi ve ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi gerekir.
Bu süre boyunca ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği kanunen temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden biri yeniden boşanma davası açabilir.
Burada önceki davanın zina, terk veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi belirli bir boşanma sebebine dayanmış olması şart değildir. Kanun, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış ve reddedilmiş bir davanın varlığını yeterli görmektedir.
Bir Yıl İçinde Birkaç Gün Birlikte Yaşamak Süreyi Bozar Mı?
Burada temel mesele ortak hayatın gerçekten yeniden kurulup kurulmadığıdır.
Kısa süreli görüşme, çocukların teslimi, ailevi bir zorunluluk veya geçici bir buluşma her durumda ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmeyebilir.
Buna karşılık eşlerin yeniden aynı evde yaşamaya başlamaları ve evlilik ilişkisini fiilen devam ettirmeleri TMK m.166/4 bakımından değerlendirmeyi değiştirebilir.
Bu nedenle yalnızca tarafların görüşmüş olması değil, evlilik birliğinin fiilen yeniden kurulup kurulmadığı araştırılır.
Ayrı Yaşamanın Sebebini Kim İspatlar?
Boşanma davasında ileri sürülen vakıaların ispatı önemlidir.
Bir eş “diğer taraf beni sebepsiz terk etti” diyorsa terk veya evlilik birliğinin sarsılması iddiasını destekleyen deliller sunabilir.
Diğer eş ise şiddet, hakaret veya başka haklı bir nedenle ortak konuttan ayrıldığını ileri sürebilir.
Tanıklar, mesajlaşmalar, uzaklaştırma kararları, kolluk kayıtları ve diğer hukuka uygun deliller ayrı yaşamanın nedeninin ortaya konulmasında kullanılabilir.
Ayrı Yaşayan Eşler Anlaşmalı Boşanabilir Mi?
Evet.
Evlilik en az bir yıl sürmüşse tarafların birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin boşanma davasını kabul etmesi hâlinde, TMK m.166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma mümkün olabilir.
Dolayısıyla tarafların ne kadar süredir ayrı yaşadığı anlaşmalı boşanmanın temel kriteri değildir.
Burada evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda anlaşmaları önemlidir.
Sonuç
Boşanma davasında ayrı yaşamak tek başına ve her durumda boşanma sebebi değildir.
Yargıtay uygulamasında fiilî ayrılığın tek başına TMK m.166/1 kapsamında boşanma kararı için yeterli olmadığı kabul edilmektedir. Ayrılığın sebepleri ve evlilik birliğini temelinden sarsan somut davranışların bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.
Bununla birlikte daha önce açılan bir boşanma davası reddedilmişse özel bir düzenleme vardır. 2024 yılında yapılan kanun değişikliği sonrasında, ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi ve bu süre boyunca ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.
Ayrıca haklı neden bulunmaksızın ortak konutu terk etmek ile şiddet, hakaret veya başka haklı bir nedenle ayrı yaşamak aynı şekilde değerlendirilmez.
Bu nedenle boşanma davasında yalnızca eşlerin ne kadar süredir ayrı yaşadıklarına değil, neden ayrı yaşadıklarına, önceki boşanma davalarının bulunup bulunmadığına ve ayrılık süresinde ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığına bakılması gerekir.
Boşanma Davalarında Hukuki Destek
Fiilî ayrılık, terk nedeniyle boşanma, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, kusur tespiti, nafaka, velayet ve maddi-manevi tazminat taleplerinde somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar ve İstanbul genelinde boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.