Arama, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında şüpheli ya da sanığın yakalanması veya suç delillerinin elde edilmesi amacıyla kişinin üstünde, eşyasında, konutunda, işyerinde veya kendisine ait diğer yerlerde gerçekleştirilebilen bir koruma tedbiridir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesine göre şüpheli veya sanığın yakalanabileceği ya da suç delillerinin elde edilebileceği konusunda makul şüphe bulunması hâlinde arama yapılabilir. Makul şüphe olmaksızın yalnızca soyut bir ihbar veya varsayımdan hareketle arama yapılması hukuka uygunluk tartışması doğurabilir.
Bu nedenle;
“Hakkında soruşturma olan herkesin evi veya aracı istenildiği zaman aranabilir.”
şeklinde bir değerlendirme doğru değildir.
Arama Kararı Verilebilmesi İçin Hangi Şartlar Gereklidir?
CMK m.116 kapsamında adli arama yapılabilmesi için temel olarak;
- Şüpheli veya sanığın yakalanabileceği ya da suç delillerinin bulunabileceği konusunda makul şüphenin bulunması,
- Aramanın soruşturulan suçla bağlantılı olması,
- Aranacak kişi, eşya veya yerin belirlenebilir olması,
- Aramanın kural olarak hâkim kararına veya kanundaki şartlarla yetkili merciin yazılı emrine dayanması,
- Aramanın kapsamının ve süresinin belirli olması,
- İşlemin kanunda öngörülen usule uygun şekilde gerçekleştirilmesi
gerekir.
Dolayısıyla arama tedbiri sınırsız bir soruşturma yöntemi değildir.
Makul Şüphe Nedir?
Arama kararı bakımından aranan şüphe derecesi makul şüphedir.
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'ne göre makul şüphe değerlendirmesinde ihbar veya şikâyeti destekleyen emarelerin bulunması ve şüphenin somut olgulara dayanması gerekir. Arama sonunda belirli bir kişinin yakalanacağını veya belirli bir delilin bulunacağını öngörmeye imkân veren olguların bulunması önemlidir.
Anayasa Mahkemesi de makul şüphenin her olayın kendi özellikleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini ve arama tedbirine ilişkin diğer kanuni güvencelerle birlikte ele alınacağını belirtmiştir.
Bu nedenle yalnızca;
“Bu kişinin suç işlemiş olabileceğini düşünüyoruz.”
şeklindeki soyut bir kanaat arama bakımından tek başına yeterli kabul edilmemelidir.
Arama Kararını Kim Verir?
Arama kararı bakımından temel kural, kararın hâkim tarafından verilmesidir.
CMK m.119'a göre gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı da yazılı arama emri verebilir.
Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan hâllerde ise bazı yerler bakımından kolluk amirinin yazılı emriyle arama yapılması mümkündür. Kolluk amirinin yazılı emriyle gerçekleştirilen aramanın sonuçlarının Cumhuriyet Başsavcılığına derhâl bildirilmesi gerekir.
Ancak konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlar bakımından daha sıkı bir kural bulunmaktadır.
Polis Kendi Kararıyla Evde Arama Yapabilir Mi?
Kural olarak hayır.
CMK m.119'a göre konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama ancak;
hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilir.
Kolluk amirinin bu yerlerde kendi yazılı emriyle adli arama yaptırma yetkisi bulunmamaktadır.
Bu nedenle kişinin evinde yapılan aramada öncelikle;
“Arama hangi karara veya yazılı emre dayanıyor?”
sorusunun cevaplandırılması gerekir.
Savcı Hangi Durumda Arama Emri Verebilir?
Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri verebilmesi için gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlin mevcut olması gerekir.
Başka bir ifadeyle hâkim kararının beklenmesi durumunda;
delilin kaybolması, şüphelinin kaçması veya aramadan beklenen amacın gerçekleşmesinin ciddi biçimde tehlikeye düşmesi gibi somut bir durum bulunmalıdır.
Savcının yazılı emri de kanundaki şartlara uygun olmalıdır. Hâkim kararına ulaşmanın mümkün olduğu olağan bir durumda istisnai yetkinin herhangi bir gerekçe olmaksızın kullanılması aramanın hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirebilir.
Arama Kararında Neler Yazmalıdır?
CMK m.119/2'ye göre arama kararında veya yazılı emrinde;
aramanın nedenini oluşturan fiil, aranacak kişi veya yer ya da eşya ve kararın geçerli olacağı zaman süresi açıkça belirtilmelidir.
Dolayısıyla;
“Şüpheliyle bağlantılı olabilecek bütün yerlerde arama yapılsın.”
şeklinde sınırları belirsiz bir kararın hukuka uygunluğu ayrıca tartışılabilir.
Arama kararının belirli bir suç, kişi, yer ve süreyle bağlantılı olması gerekir.
Başkasının Evinde Arama Yapılabilir Mi?
Belirli şartlarda evet.
CMK m.117'ye göre şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi ya da suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla üçüncü bir kişinin üstü, eşyası, konutu veya işyeri de aranabilir.
Ancak bu durumda aranılan kişinin veya suç delillerinin söz konusu yerde bulunduğunun kabul edilmesine imkân veren somut olayların bulunması gerekir.
Örneğin yalnızca;
“Şüphelinin arkadaşıdır.”
gerekçesiyle kişinin evinin aranması yeterli olmayabilir.
Şüphelinin veya aranılan delilin o yerde bulunabileceğine ilişkin olaylarla bağlantı kurulmalıdır.
Evde Gece Arama Yapılabilir Mi?
Kural olarak hayır.
CMK m.118'e göre konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vakti arama yapılamaz.
Ancak;
suçüstü, gecikmesinde sakınca bulunan hâller veya firar eden yakalanmış, gözaltına alınmış, tutuklu ya da hükümlünün yeniden yakalanması amacıyla gerçekleştirilen aramalarda bu yasak uygulanmaz.
Dolayısıyla;
“Gece olduğu için yapılan bütün aramalar hukuka aykırıdır.”
şeklinde mutlak bir sonuç da doğru değildir.
Somut olayda kanundaki istisnalardan birinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Savcı Aramada Bulunmak Zorunda Mıdır?
Hayır.
Cumhuriyet savcısının her aramada bizzat hazır bulunması zorunlu değildir.
Ancak CMK m.119/4 önemli bir güvence getirmektedir.
Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapılması hâlinde, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin hazır bulundurulması gerekir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 25 Haziran 2026 tarihli kararlarında da işyeri aramalarında bu kişilerin hazır bulundurulmaması nedeniyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Arama Yapılırken Ev Sahibinin Bulunması Zorunlu Mudur?
Ev veya işyeri sahibinin aramada hazır bulunması mümkündür ancak kendisinin bulunamaması aramanın hiçbir durumda gerçekleştirilemeyeceği anlamına gelmez.
CMK m.120'ye göre aranacak yerin sahibi veya eşyanın zilyedi bulunmazsa temsilcisi, ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri, birlikte oturduğu kişi veya komşusu hazır bulundurulur.
Bu düzenleme arama işleminin denetlenebilir ve şeffaf şekilde gerçekleştirilmesini amaçlayan usul güvencelerinden biridir.
Avukat Aramada Hazır Bulunabilir Mi?
Evet.
CMK m.120/3 açık şekilde;
kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamayacağını düzenlemektedir.
Bu nedenle şüpheli veya arama yapılan yerin ilgilisi avukatıyla iletişim kurabilir ve avukatın arama işlemini takip etmesi mümkündür.
Özellikle arama sonucunda çok sayıda eşyanın ele geçirilmesi veya dijital materyallere el konulması söz konusuysa tutanakların ve elkonulan eşyaların doğru şekilde kayıt altına alınması önem taşır.
Polis Kişinin Üstünü Arayabilir Mi?
Şüpheli veya sanığın üstü de CMK m.116 kapsamında adli aramanın konusu olabilir.
Ancak bunun da aramanın türüne göre hukuki bir dayanağının bulunması gerekir.
Adli arama ile kolluğun güvenlik amacıyla gerçekleştirdiği durdurma ve kontrol işlemleri aynı hukuki kurum değildir.
Bu nedenle bir kişinin üzerinde suç delili bulunması hâlinde yalnızca;
“Polis buldu, dolayısıyla delil hukuka uygundur.”
şeklinde sonuç çıkarılamaz.
Aramanın hangi yetkiye dayanılarak, hangi şüphe nedeniyle ve hangi kapsamda gerçekleştirildiği incelenmelidir.
Araçta Arama Yapılabilir Mi?
Belirli şartlarda evet.
Şüphelinin kullandığı araç veya araç içerisindeki eşyalar da somut olayın özelliklerine göre arama tedbirine konu olabilir.
Ancak araç aramasında da işlemin;
adli arama mı yoksa önleme araması mı olduğu, mevcut kararın aracı kapsayıp kapsamadığı, karar veya emrin süresi ve aramanın gerçekleştiriliş biçimi önemlidir.
Özellikle ceza dosyalarında araçta uyuşturucu, silah veya başka suç delilleri ele geçirilmiş olması tek başına aramanın hukuka uygun olduğunu göstermez.
Adli Arama ile Önleme Araması Aynı Şey Midir?
Hayır.
Adli arama, işlenmiş olduğu düşünülen belirli bir suç nedeniyle şüpheliyi yakalamak veya suç delillerini elde etmek amacıyla yapılır.
Önleme araması ise suç işlenmesinin önlenmesi veya kamu düzeninin korunması amacıyla gerçekleştirilen farklı bir tedbirdir.
Bu nedenle somut bir suç şüphesinin ortaya çıkmasının ardından yapılan işlemin hangi hukuki dayanağa sahip olduğu önem taşır.
Aramanın yanlış hukuki yetkiye dayandırılması, elde edilen delillerin hukuka uygunluğu bakımından tartışma yaratabilir.
Arama Kararı Bütün Evi ve Bütün Eşyaları Sınırsız Şekilde Arama Yetkisi Verir Mi?
Aramanın kapsamı arama kararının amacıyla bağlantılı olmalıdır.
Örneğin aranılan nesnenin büyüklüğü ve niteliği itibarıyla bulunmasının mümkün olmadığı alanlarda yapılan müdahaleler ölçülülük açısından tartışılabilir.
Arama kararında aramanın nedeni, aranacak yer veya eşya ve kararın geçerli olduğu süre belirtilmek zorundadır.
Dolayısıyla arama tedbirinin kapsamı;
“Arama kararı var, istenilen her şey yapılabilir.”
şeklinde yorumlanamaz.
Aramada Bulunan Her Şeye El Konulabilir Mi?
Hayır.
Arama ile elkoyma birbirinden farklı koruma tedbirleridir.
Aramada suçun ispatı bakımından yararlı görülen veya müsadereye konu olabilecek eşya bulunması hâlinde kanundaki şartlarla muhafaza altına alma veya elkoyma işlemi gerçekleştirilebilir.
CMK m.121'e göre arama sonunda kişinin istemi üzerine elkonulan veya koruma altına alınan eşyaların listesini içeren belge verilmelidir. Elkonulan eşyaların tam bir defteri tutulmalı ve eşya resmî mühürle mühürlenmeli veya işaretlenmelidir.
Bu nedenle arama tutanağında hangi eşyanın nerede bulunduğunun ve hangi eşyaya el konulduğunun doğru şekilde belirtilmesi önemlidir.
Telefon veya Bilgisayar Arama Kararıyla İncelenebilir Mi?
Telefon, bilgisayar ve diğer dijital materyaller bakımından fiziksel aramadan farklı hukuki kurallar gündeme gelebilir.
Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma işlemleri CMK m.134'te ayrıca düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi 12 Şubat 2026 tarihli kararında CMK m.134'ün bazı bölümleri hakkında iptal kararı vermiş ve dijital materyaller üzerinde yapılan aramaların özel hayat ve kişisel veriler bakımından yoğun müdahale niteliğinde olduğuna dikkat çekmiştir; iptal hükümleri için ayrıca ileri yürürlük tarihi belirlenmiştir.
Dolayısıyla;
“Evde arama kararı bulunduğu için telefonun bütün içeriği otomatik olarak incelenebilir.”
şeklinde genel bir değerlendirme yapılmamalıdır.
Dijital materyale ilişkin işlemin ayrıca kendi hukuki dayanağı yönünden incelenmesi gerekir.
Arama Sonunda Kişiye Tutanak Verilir Mi?
CMK m.121'e göre hakkında arama işlemi yapılan kişiye istemi üzerine aramanın hangi hukuki kapsamda gerçekleştirildiğini gösteren belge verilir.
Yine istemi üzerine elkonulan veya koruma altına alınan eşyaların listesini gösteren kayıt kendisine verilmelidir.
Aramada şüpheyi haklı çıkaran hiçbir şey elde edilmemişse kişinin talebi üzerine bunu belirten bir belge verilmesi de mümkündür.
Bu nedenle arama sonrasında arama ve elkoyma tutanaklarının kontrol edilmesi ceza dosyası bakımından önem taşır.
Hukuka Aykırı Aramada Bulunan Delil Kullanılabilir Mi?
Kural olarak hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller mahkûmiyete esas alınamaz.
Anayasa'nın 38. maddesi kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenlemektedir. Anayasa Mahkemesi de hukuka aykırı bir konut aramasında ele geçirilen delillerin mahkûmiyetin belirleyici dayanağı yapılmasını hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından ihlal olarak değerlendirmiştir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 25 Haziran 2026 tarihli kararında da usulüne uygun arama kararı veya yazılı arama emri olmaksızın yapılan işyeri aramasında elde edilen kaçak eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu ve mahkûmiyete esas alınamayacağı kabul edilmiştir.
Bu nedenle;
“Suç delili gerçekten bulunduysa aramanın hukuka aykırı olması önemli değildir.”
şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.
Delilin gerçekten suç konusu olması, onun elde ediliş yöntemindeki hukuka aykırılığı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Hukuka Aykırı Arama Varsa Sanık Otomatik Beraat Eder Mi?
Her durumda değil.
Öncelikle hukuka aykırı aramayla elde edilen delilin hükme esas alınıp alınamayacağı değerlendirilir.
Bu delil çıkarıldıktan sonra dosyada;
tanık beyanı, kamera kaydı, HTS kaydı, sanığın hukuka uygun ikrarı veya başka bağımsız deliller bulunuyorsa mahkeme bunları ayrıca değerlendirebilir.
Ancak hukuka aykırı aramayla elde edilen bulgu suçun tek veya belirleyici delili ise bu delilin kullanılmaması davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Anayasa Mahkemesi de hukuka aykırı delilin tek veya belirleyici biçimde mahkûmiyete esas alınmasının yargılamanın bütününün hakkaniyetini zedeleyebileceğini belirtmektedir.
Arama İşlemine İtiraz Edilebilir Mi?
Aramanın hukuka aykırılığı soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürülebilir.
Özellikle;
arama kararında makul şüphe bulunmadığı, yetkisiz merci tarafından karar verildiği, kararın süresinin geçtiği, aramanın karar kapsamının dışına çıktığı, gece arama şartlarının bulunmadığı veya kanunun öngördüğü arama tanıklarının hazır edilmediği savunulabilir.
Mahkeme aşamasında ise hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınmaması talep edilebilir.
Bu nedenle arama kararının kendisi kadar arama tutanağı, elkoyma tutanağı ve işlemin nasıl gerçekleştirildiği de birlikte incelenmelidir.
Sonuç
Ceza davasında arama yapılabilmesi için kişinin şüpheli olması tek başına yeterli değildir.
CMK m.116'ya göre şüpheli veya sanığın yakalanabileceği ya da suç delillerinin elde edilebileceği konusunda makul şüphe bulunması gerekir.
Arama kural olarak hâkim kararıyla gerçekleştirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle arama yapılabilir. Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan hâllerde kolluk amirinin yazılı emir yetkisi bulunmakla birlikte konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlar bu yetkinin dışındadır.
Ayrıca Cumhuriyet savcısının bulunmadığı konut, işyeri veya diğer kapalı yer aramalarında iki arama tanığının bulundurulması gerekir. Yargıtayın 2026 tarihli güncel kararlarında bu kurala aykırı gerçekleştirilen işyeri aramalarından elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir.
Bu nedenle;
“Aramada uyuşturucu, silah veya başka suç delili bulundu; aramanın usulünün artık önemi yoktur.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Arama kararının dayanağı, makul şüphe, yetkili merci, kararın kapsamı ve süresi, aramanın yapıldığı saat, işlem tanıkları ve elkoyma usulü birlikte değerlendirilmelidir. Hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınması mümkün olmayabilir.
Esenyurt ceza avukatı, Büyükçekmece ceza avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Bahçeşehir ceza avukatı ve İstanbul ağır ceza avukatı kapsamında arama kararları, hukuka aykırı arama, elkoyma, uyuşturucu ve silah suçları, savcılık soruşturmaları ve ceza davalarına ilişkin hukuki destek alınabilir.
İletişim: 0542 547 48 51