Ceza Davasında Tutuklamaya İtiraz Nasıl Yapılır?

Tutuklama, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında şüpheli ya da sanığın özgürlüğünü geçici olarak sınırlandıran istisnai bir koruma tedbiridir. Tutuklama kararı verilmiş olması kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez.

Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz yoluna başvurulabilir. Ayrıca şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında tahliyesini talep edebilir.

CMK m.101'e göre tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri, tedbirin ölçülülüğü ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir.

Tutuklama Kararı Hangi Şartlarda Verilebilir?

CMK m.100'e göre tutuklama kararı verilebilmesi için öncelikle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunmalıdır.

Bunun yanında bir tutuklama nedeninin de bulunması gerekir.

Tutuklama nedeni olarak özellikle;

  • Şüpheli veya sanığın kaçması veya saklanması,
  • Kaçacağı yönünde somut olgular bulunması,
  • Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimali,
  • Tanık veya mağdur üzerinde baskı kurma girişimi

değerlendirilebilir.

Tutuklama ayrıca işin önemi ve verilmesi beklenen ceza bakımından ölçülü olmak zorundadır.

Bu nedenle yalnızca kişinin ağır bir suçtan şüpheli olması otomatik olarak tutuklanması için yeterli değildir.

Tutuklama Kararına İtiraz Edilebilir Mi?

Evet.

CMK m.101/5 uyarınca tutuklamaya ilişkin kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

İtirazda;

  • Kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığı,
  • Tutuklama nedenlerinin mevcut olmadığı,
  • Delillerin toplandığı,
  • Kaçma şüphesinin bulunmadığı,
  • Delil karartma ihtimalinin kalmadığı,
  • Tutuklamanın ölçüsüz olduğu,
  • Adli kontrolün yeterli olacağı

ileri sürülebilir.

Ancak her dosyada kullanılacak gerekçeler aynı değildir. İtirazın dosyadaki mevcut delillere ve tutuklama kararındaki gerekçelere göre hazırlanması gerekir.

Tutuklamaya İtiraz Süresi Kaç Gündür?

Tutuklamaya itiraz bakımından genel süre iki haftadır.

CMK m.268'e göre kanunda ayrıca farklı bir süre öngörülmemişse hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, ilgilinin kararı öğrendiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde yapılır.

Bu süre daha önce yedi gün olarak uygulanırken 2024 yılında yapılan değişiklikle iki haftaya çıkarılmıştır.

Bu nedenle internette hâlen;

“Tutuklama kararına 7 gün içerisinde itiraz edilir.”

şeklinde yer alan eski bilgilerin güncel olmadığına dikkat edilmelidir.

Tutuklamaya İtiraz Nereye Yapılır?

İtiraz dilekçesi kural olarak tutuklama kararını veren hâkimlik veya mahkemeye sunulur.

Kararı veren merci itirazı yerinde görürse kendi kararını düzeltebilir. Yerinde görmezse itirazı en fazla üç gün içerisinde incelemeye yetkili mercie gönderir.

Dolayısıyla dilekçede genellikle;

“Kararınızı kaldırarak şüphelinin tahliyesine, aksi kanaatte olunması hâlinde itirazın incelenmek üzere yetkili mercie gönderilmesine karar verilmesi”

talep edilir.

Sulh Ceza Hâkimliğinin Tutuklama Kararına Hangi Mahkeme Bakar?

Soruşturma aşamasında tutuklama kararını Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi verir.

CMK m.268/3-b uyarınca sulh ceza hâkimliğinin tutuklama veya adli kontrol kararına karşı yapılan itirazı, kural olarak sulh ceza hâkimliğinin bulunduğu yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.

Sulh ceza hâkimliği işlerinin asliye ceza hâkimi tarafından yürütüldüğü özel durumda ise inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

Bu düzenleme nedeniyle;

“Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına diğer sulh ceza hâkimliği bakar.”

şeklindeki eski bilgiler tutuklama ve adli kontrol kararları açısından güncel değildir.

Ceza Davası Açıldıktan Sonra Tutukluluğa Nasıl İtiraz Edilir?

İddianamenin kabul edilmesiyle kovuşturma aşamasına geçildikten sonra sanığın tutukluluk durumuna davaya bakan mahkeme karar verir.

CMK m.101 uyarınca kovuşturma aşamasında sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya mahkemece re'sen karar verilebilir.

Mahkemenin tutuklama veya tutukluluğun devamı kararlarına karşı da itiraz mümkündür.

İtirazı inceleyecek merci, kararı veren mahkemenin türüne göre CMK m.268 kapsamında belirlenir.

Örneğin asliye ceza mahkemesi hâkiminin kararına karşı itirazı kural olarak yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler. Ağır ceza mahkemesinin kararlarına karşı ise aynı yerde birden fazla ağır ceza dairesi bulunuyorsa numara itibarıyla takip eden ağır ceza mahkemesi, tek ağır ceza mahkemesi bulunması hâlinde ise en yakın ağır ceza mahkemesi yetkilidir.

Tutuklu Kişi Cezaevinden İtiraz Edebilir Mi?

Evet.

CMK m.263'e göre tutuklu şüpheli veya sanık;

  • Zabıt kâtibine beyanda bulunarak,
  • Ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne beyanda bulunarak,
  • Ceza infaz kurumu müdürlüğüne dilekçe vererek

kanun yoluna başvurabilir.

Ceza infaz kurumu müdürlüğüne başvurulduğu anda gerekli tutanak düzenlenir ve dilekçe ilgili mahkemeye gönderilir.

Kanunda öngörülen işlemler yerine getirildiğinde kanun yoluna başvuru süresi de korunmuş olur.

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesinde Neler Yazılmalıdır?

Tutuklamaya itiraz dilekçesi yalnızca;

“Müvekkil suçsuzdur, tahliyesini talep ediyoruz.”

şeklinde genel ifadelerden oluşmamalıdır.

Dosyanın özelliklerine göre özellikle;

  • Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil bulunmadığı,
  • Mevcut delillerin suç isnadını desteklemediği,
  • Delillerin büyük ölçüde toplandığı,
  • Şüphelinin sabit ikametgâh sahibi olduğu,
  • Kaçma girişiminin bulunmadığı,
  • Tanık veya mağdurlar üzerinde baskı ihtimalinin olmadığı,
  • Delil karartma tehlikesinin kalmadığı,
  • Tutuklu kalınan süre,
  • Tutuklamanın beklenen ceza karşısında ölçüsüz hâle geldiği,
  • Adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı

somut biçimde açıklanabilir.

Anayasa Mahkemesi de tutuklamanın hukukiliğinin değerlendirilmesinde kuvvetli suç belirtisi, tutuklama nedenleri ve ölçülülüğün somut olayın koşullarına göre incelenmesi gerektiğini belirtmektedir.

Sabit İkametgâh Tahliye İçin Yeterli Midir?

Tek başına her zaman yeterli değildir.

Sanığın;

  • Sabit ikametgâhının bulunması,
  • Düzenli bir işte çalışması,
  • Ailesinin Türkiye'de bulunması,
  • Soruşturma makamlarının çağrılarına kendiliğinden gitmiş olması,
  • Kaçmaya yönelik herhangi bir davranışının bulunmaması

kaçma şüphesinin bulunmadığının değerlendirilmesinde önemli olabilir.

Ancak tutuklama konusunda yalnızca ikametgâh değil, dosyanın tamamı değerlendirilir.

Bu nedenle;

“Sabit adresi olan kişi tutuklanamaz.”

şeklinde mutlak bir kural bulunmamaktadır.

Deliller Toplandıysa Tahliye Kararı Verilir Mi?

Delillerin toplanmış olması özellikle delil karartma ihtimali açısından önemli bir tahliye gerekçesi olabilir.

Örneğin;

  • Kamera görüntüleri dosyaya alınmış,
  • Telefonlar incelenmiş,
  • Tanıkların tamamı dinlenmiş,
  • Arama ve el koyma işlemleri tamamlanmış,
  • Bilirkişi raporları alınmışsa

şüpheli veya sanığın artık delillere müdahale etme ihtimalinin bulunmadığı ileri sürülebilir.

Anayasa Mahkemesi de bir kararında soruşturmanın tamamlanmasıyla delillerin toplanmış olmasını delillerin karartılması riskinin değerlendirilmesi bakımından dikkate almıştır.

Ancak delillerin toplanmış olması da her dosyada otomatik tahliye anlamına gelmez; kaçma şüphesi gibi diğer tutuklama nedenleri ayrıca incelenir.

Katalog Suçlarda Tutuklamaya İtiraz Edilebilir Mi?

Evet.

CMK m.100/3'te bazı suçlar bakımından somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri mevcutsa tutuklama nedeninin var sayılabileceği düzenlenmiştir.

Ancak katalog suç kapsamında bir isnadın bulunması;

“Sanık mutlaka tutuklu kalmalıdır.”

anlamına gelmez.

Tutuklamanın diğer şartları, özellikle kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve ölçülülük yine değerlendirilmelidir.

Anayasa Mahkemesi de tutuklamanın ön koşulunun kişinin suç işlediğine ilişkin kuvvetli belirti olduğunu ve suçlamanın kuvvetli sayılabilecek delillerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Adli Kontrol Talep Edilebilir Mi?

Evet.

Tutuklamaya itiraz edilirken öncelikle tahliye, mahkeme aksi kanaatte ise adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliye talep edilebilir.

Örneğin;

  • Yurt dışına çıkış yasağı,
  • Belirli aralıklarla imza verme,
  • Konutu terk etmeme,
  • Belirli yerlere gitmeme,
  • Belirli kişi veya kurumlarla ilişki kurmama

gibi tedbirler somut olayın özelliklerine göre tutuklamaya alternatif olabilir.

CMK m.101'e göre tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağı da somut olgularla açıklanmalıdır.

Anayasa Mahkemesi de adli kontrolün tutuklamaya alternatif bir tedbir olduğunu ve tutuklama bakımından ölçülülük değerlendirmesinde alternatif tedbirlerin önem taşıdığını kabul etmektedir.

Tutuklamaya İtiraz Yapılınca Kişi Hemen Tahliye Edilir Mi?

Hayır.

CMK m.269'a göre itiraz yapılması kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

Dolayısıyla tutuklama kararına itiraz edilmesiyle kişi otomatik olarak serbest bırakılmaz.

İtiraz mercii itirazı kabul ederek tutuklama kararının kaldırılmasına ve kişinin tahliyesine karar verirse serbest bırakılması söz konusu olur.

İtirazın yerinde görülmesi hâlinde inceleme mercii itiraz konusu hakkında da karar verir. CMK m.271'e göre itirazların mümkün olan en kısa sürede karara bağlanması gerekir.

İtiraz İncelemesi Duruşmalı Mı Yapılır?

Kural olarak hayır.

CMK m.271'e göre itiraz hakkında kural olarak duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilir.

Ancak gerekli görülürse Cumhuriyet savcısı, ardından müdafi veya vekil dinlenebilir.

Anayasa Mahkemesi de tutukluluğa ilişkin her itiraz incelemesinde mutlaka duruşma yapılmasının gerekmediğini; ancak tutukluluğun devamına ilişkin yargısal denetimin etkili ve makul aralıklarla yapılması gerektiğini belirtmektedir.

Savcının Görüşü Alınırsa Müdafi Cevap Verebilir Mi?

Evet.

CMK m.270/2 uyarınca tutuklamaya ilişkin itiraz nedeniyle Cumhuriyet savcısından görüş alınırsa bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir.

Şüpheli, sanık veya müdafii savcının görüşüne karşı üç gün içerisinde beyanda bulunabilir.

Bu düzenleme özellikle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri bakımından önemlidir.

Tutuklamaya İtiraz Reddedilirse Yeniden Tahliye Talep Edilebilir Mi?

Evet.

Tutuklama kararına karşı yapılan itirazın reddedilmesi, kişinin soruşturma veya dava sonuçlanıncaya kadar bir daha tahliye talep edemeyeceği anlamına gelmez.

CMK m.104'e göre şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir.

Dolayısıyla iki haftalık itiraz süresi geçmiş veya daha önceki itiraz reddedilmiş olsa dahi;

  • Yeni deliller ortaya çıkması,
  • Tanıkların dinlenmesi,
  • Bilirkişi raporunun gelmesi,
  • Dosyadaki delillerin toplanması,
  • Tutukluluk süresinin uzaması

gibi gelişmeler üzerine yeniden tahliye talebinde bulunulabilir.

Tutuklamaya İtiraz ile Tahliye Talebi Aynı Şey Midir?

Tam olarak aynı değildir.

Tutuklamaya itiraz, verilmiş bir tutuklama veya tutukluluğun devamı kararının kanun yolu denetimine götürülmesidir ve genel olarak kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftalık süreye tabidir.

Tahliye talebi ise CMK m.104 kapsamında soruşturma veya kovuşturmanın her aşamasında yapılabilir.

Bu nedenle ilk tutuklama kararına karşı itiraz süresinin kaçırılmış olması kişinin ilerleyen aşamada tahliye isteminde bulunmasına engel değildir.

Uygulamada bir dilekçede hem mevcut tutuklama gerekçelerine itiraz edilmesi hem de güncel koşullar doğrultusunda tahliye ve alternatif olarak adli kontrol talep edilmesi mümkündür.

Tahliye Talebi Ne Kadar Sürede Karara Bağlanır?

CMK m.105'e göre CMK m.103 ve m.104 kapsamında yapılan salıverilme istemleri hakkında kural olarak üç gün içerisinde karar verilir.

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından kanundaki istisnai durumlarda bu süre yedi gün olarak uygulanır.

Burada tahliye talebinin karara bağlanma süresi ile CMK m.268 kapsamında yapılan itirazın incelenmesi birbirinden ayrılmalıdır.

CMK m.271 ise itiraz hakkında kararın mümkün olan en kısa sürede verilmesini öngörmektedir.

Tutukluluk Düzenli Olarak İncelenir Mi?

Evet.

Soruşturma aşamasında tutukluluk hâlinin devam edip etmeyeceği en geç otuzar günlük süreler içerisinde incelenir.

CMK m.108'e göre bu değerlendirmede CMK m.100'deki tutuklama koşulları göz önünde bulundurulur ve soruşturma aşamasında şüpheli veya müdafii dinlenerek karar verilir.

Kovuşturma aşamasında ise mahkeme sanığın tutukluluk durumunu her duruşmada veya şartların gerektirdiği durumlarda duruşmalar arasında değerlendirir.

Bu düzenli incelemeler sanığın ayrıca tahliye talebinde bulunmasına engel değildir.

Tutukluluk Süresinin Uzaması Tahliye Nedeni Olabilir Mi?

Tutukluluğun belirli bir süre devam etmiş olması tek başına her dosyada otomatik tahliye sonucu doğurmaz.

Ancak tutukluluk uzadıkça;

  • Tutuklama nedenlerinin hâlen devam edip etmediği,
  • Delillerin ne ölçüde toplandığı,
  • Davanın geldiği aşama,
  • Tutukluluğun ölçülü olup olmadığı,
  • Adli kontrolün yeterli hâle gelip gelmediği

daha ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.

Anayasa Mahkemesi tutukluluğun hukukiliğini incelerken tutuklama tedbirinin ölçülülüğünü ve kararların somut gerekçelerini özellikle dikkate almaktadır.

Dolayısıyla;

“Suçun cezası ağır olduğu için tutukluluk dava sonuna kadar devam eder.”

şeklinde otomatik bir yaklaşım doğru değildir.

Tutuklama Kararında Gerekçe Olmak Zorunda Mıdır?

Evet.

CMK m.101/2'ye göre tutuklama, tutukluluğun devamı veya tahliye talebinin reddi kararında;

  • Kuvvetli suç şüphesi,
  • Tutuklama nedenleri,
  • Tutuklamanın ölçülülüğü,
  • Adli kontrolün neden yetersiz olacağı

somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir.

Bu nedenle yalnızca;

“Suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve kaçma şüphesi nedeniyle tutukluluğun devamına”

şeklindeki ifadelerin somut dosyanın özelliklerini ne ölçüde açıkladığı itiraz dilekçesinde tartışılabilir.

Tutuklamanın kişinin özgürlüğüne ağır bir müdahale olması nedeniyle gerekçelerin kişiselleştirilmesi önemlidir.

Sonuç

Tutuklama kararına karşı kural olarak kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içerisinde itiraz edilebilir. CMK m.268'deki itiraz süresi 2024 yılında yapılan değişiklikle yedi günden iki haftaya çıkarılmıştır.

Tutuklamaya itirazda özellikle;

  • Kuvvetli suç şüphesinin bulunup bulunmadığı,
  • Kaçma şüphesinin somut olgulara dayanıp dayanmadığı,
  • Delillerin toplanıp toplanmadığı,
  • Delil karartma riskinin devam edip etmediği,
  • Tutukluluğun ölçülü olup olmadığı,
  • Adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı

değerlendirilmelidir.

Bunun yanında tutuklama kararına yönelik iki haftalık itiraz süresinden bağımsız olarak CMK m.104 kapsamında soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında tahliye talebinde bulunulabilir.

Bu nedenle;

“Tutuklamaya yaptığımız ilk itiraz reddedildi, artık dava sonuna kadar tahliye istenemez.”

şeklinde bir sonuç doğru değildir.

Dosyadaki delil durumunun değişmesi, delillerin toplanması ve tutukluluk süresinin uzaması hâlinde yeniden tahliye talebinde bulunulabilir ve şartları varsa tutuklama yerine adli kontrol uygulanması talep edilebilir.

Esenyurt ceza avukatı, Büyükçekmece ceza avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Bahçeşehir ceza avukatı ve İstanbul ağır ceza avukatı kapsamında tutuklamaya itiraz, tahliye talebi, adli kontrol, savcılık soruşturmaları ve ağır ceza davalarına ilişkin hukuki destek alınabilir.

İletişim: 0542 547 48 51

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES