Ceza soruşturması veya ceza davası sırasında daha önce verilen bir ifadenin değiştirilmesi tek başına suç değildir. Özellikle şüpheli veya sanık, soruşturmanın farklı aşamalarında önceki savunmasını değiştirebilir, önceki beyanını düzeltebilir veya farklı bir savunma yapabilir.
Ancak kişinin dosyadaki sıfatı büyük önem taşır. Şüpheli veya sanığın savunmasını değiştirmesi ile tanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunması aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Şüpheli ve sanığın susma hakkı bulunurken tanık kural olarak gerçeği söylemek zorundadır. Bu nedenle ifade değişikliğinin suç oluşturup oluşturmadığı kişinin şüpheli, sanık, müşteki veya tanık sıfatına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Şüpheli veya Sanık İfadesini Değiştirebilir Mi?
Evet.
Şüpheli veya sanığın;
- Polis veya jandarmada,
- Cumhuriyet savcılığında,
- Sulh ceza hâkimliğinde,
- Ceza mahkemesinde
verdiği ifadelerin birbiriyle tamamen aynı olması zorunlu değildir.
CMK m.147'ye göre şüpheli veya sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir. Ayrıca kişinin lehine olan delillerin toplanmasını isteme ve savunmasını ortaya koyma hakkı bulunmaktadır.
Dolayısıyla şüpheli veya sanık;
“Karakolda böyle söyledim, artık mahkemede farklı bir şey söyleyemem.”
durumunda değildir.
Önceki ifadesini düzeltebilir veya tamamen farklı bir savunma yapabilir.
İfade Değiştirmek Tek Başına Suç Mudur?
Şüpheli veya sanık bakımından kural olarak hayır.
Sanığın önce;
“Olay yerinde değildim.”
deyip daha sonra;
“Olay yerindeydim ancak suçu ben işlemedim.”
şeklinde savunma yapması tek başına ayrıca bir suç oluşturmaz.
Ancak mahkeme savunmalar arasındaki çelişkiyi değerlendirirken bunun nedenini araştırabilir ve hangi beyana neden itibar ettiğini diğer delillerle birlikte gerekçelendirebilir.
Ceza yargılamasında esas olan yalnızca sanığın ifadesi değil, dosyadaki bütün delillerin birlikte değerlendirilmesidir. CMK m.217'ye göre hâkim kararını duruşmada tartışılan hukuka uygun deliller üzerinden vicdani kanaatine göre verir.
Sanığın Çelişkili İfade Vermesi Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?
Tek başına her durumda yeterli değildir.
Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında farklı ifadeler vermesi mahkeme tarafından dikkate alınabilir. Ancak sırf savunmanın değişmiş olması;
“Sanık yalan söylüyor, o hâlde kesin suçludur.”
sonucunu otomatik olarak doğurmaz.
Mahkeme;
- Kamera görüntülerini,
- Tanık ifadelerini,
- HTS kayıtlarını,
- Adli raporları,
- Parmak izi ve DNA gibi maddi delilleri,
- Mesaj ve dijital kayıtları,
- Sanığın bütün aşamalardaki savunmalarını
birlikte değerlendirmelidir.
Yargıtay uygulamasında da çelişkili ifadeler dosyanın diğer delilleriyle birlikte değerlendirilmektedir; mahkûmiyet için suçun sanık tarafından işlendiğinin her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulması gerekir.
Karakoldaki İfadeyi Mahkemede Değiştirmek Mümkün Müdür?
Evet.
Kollukta verilen ifadenin daha sonra Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme önünde değiştirilmesi mümkündür.
Özellikle ilk ifadenin;
- Korku veya panik içerisinde verilmesi,
- Olayın hemen ardından alınması,
- Kişinin kendisini doğru ifade edememesi,
- Bazı hususları eksik hatırlaması,
- Savunmanın hukuki sonuçlarının anlaşılmaması
gibi nedenlerle sonradan değiştirilmesi uygulamada görülebilmektedir.
Ancak mahkeme doğal olarak;
“İlk ifadeniz ile şimdiki savunmanız neden farklı?”
sorusunu sorabilir.
Bu nedenle ifade değişikliğinin gerekçesinin dosyayla uyumlu ve açıklanabilir olması savunmanın inandırıcılığı açısından önemlidir.
Avukatsız Alınan Polis İfadesi Mahkemede Kullanılabilir Mi?
CMK m.148/4 bu konuda önemli bir düzenleme içermektedir.
Kanuna göre müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifade, şüpheli veya sanık tarafından hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Örneğin kişi polis merkezinde avukatı bulunmadan belirli bir beyanda bulunmuş ancak mahkeme önünde;
“Bu ifadeyi kabul etmiyorum.”
demişse, söz konusu kolluk ifadesinin tek başına mahkûmiyete esas alınması mümkün değildir.
Buna karşılık ifade müdafi huzurunda alınmışsa değerlendirme farklı olacaktır.
Sanığın Yalan Söylemesi Yalan Tanıklık Suçunu Oluşturur Mu?
Hayır.
Sanık ile tanık aynı hukuki konumda değildir.
Yalan tanıklık suçu TCK m.272'de düzenlenmiş olup tanık olarak dinlenen kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunmasını cezalandırmaktadır.
Sanık ise kendi ceza davasında tanık değildir.
Bu nedenle sanığın kendi savunmasında gerçeğe aykırı beyanda bulunması sırf bu nedenle yalan tanıklık suçu oluşturmaz.
Ancak sanığın söylediği yalan başka bağımsız bir suçun unsurlarını oluşturuyorsa durum değişebilir.
Sanık Başkasına Suç Atarsa Suç Oluşur Mu?
Şartlarına göre evet.
Şüpheli veya sanığın savunma hakkı bulunması, başka bir kişiye bilerek ve gerçeğe aykırı şekilde suç isnat etme hakkı bulunduğu anlamına gelmez.
TCK m.267'ye göre işlemediğini bildiği hâlde hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla başka bir kişiye hukuka aykırı fiil isnat eden kişi iftira suçundan sorumlu tutulabilir.
İftira suçunun temel hâlinin cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.
Örneğin sanığın kendisini kurtarmak amacıyla;
“Uyuşturucu benim değildi, Mehmet benim çantama koydu.”
şeklinde bilerek gerçeğe aykırı bir isnatta bulunması ve bu beyanın Mehmet hakkında soruşturma yapılmasına yönelik olması hâlinde, olayın şartlarına göre iftira suçu tartışılabilir.
Başkasının Suçunu Üstlenmek Suç Mudur?
Evet.
Kişinin ifadesini değiştirerek gerçeğe aykırı şekilde;
“Suçu aslında ben işledim.”
demesi de bazı durumlarda ayrı bir suç oluşturabilir.
TCK m.270'e göre yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak bir suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kişi hakkında suç üstlenme hükümleri uygulanabilir.
Suç üstlenmenin cezası 2 yıla kadar hapis cezasıdır.
Dolayısıyla kişinin yakınını veya arkadaşını kurtarmak amacıyla gerçekte işlemediği bir suçu üstlenmesi hukuken risksiz değildir.
İşlenmemiş Bir Suçu Uydurmak Suç Mudur?
Evet.
TCK m.271 kapsamında, işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi bildiren veya işlenmeyen bir suçun delil ve emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak şekilde oluşturan kişi suç uydurma suçunu işleyebilir.
Bu suçun cezası 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
Örneğin hiç gerçekleşmemiş bir gasp olayını gerçekleşmiş gibi anlatmak ve bu yönde gerçeğe aykırı deliller oluşturmak yalnızca “ifade değiştirme” olarak değerlendirilmez.
Tanık İfadesini Değiştirebilir Mi?
Tanık daha önce verdiği beyanı düzeltebilir ancak tanığın durumu şüpheli veya sanıktan farklıdır.
Tanık gerçeği söylemekle yükümlüdür.
TCK m.272'ye göre soruşturma veya kovuşturma kapsamında gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapılması yalan tanıklık suçunu oluşturabilir.
Bu nedenle tanığın;
“Savcılıkta başka söyledim, mahkemede istediğimi söyleyebilirim.”
şeklinde sınırsız bir hakkı bulunmamaktadır.
Ancak iki ifadenin farklı olması da tek başına mutlaka yalan tanıklık suçunun oluştuğunu göstermez.
Tanığın;
- Yanlış hatırlaması,
- Olayı sonradan daha iyi hatırlaması,
- İlk ifadesinin yanlış anlaşılması,
- Zaman içerisinde bazı ayrıntıları unutması
gibi ihtimaller de bulunabilir.
Yalan tanıklık için kişinin bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı beyanda bulunması gerekir.
Yalan Tanıklığın Cezası Ne Kadardır?
TCK m.272'ye göre ceza, tanıklığın yapıldığı makam ve soruşturulan suçun ağırlığına göre değişebilir.
Örneğin;
- Soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı tanıklık yapılması hâlinde 4 aydan 1 yıla kadar hapis,
- Mahkeme huzurunda veya yemin altında tanık dinlemeye yetkili makam önünde gerçeğe aykırı tanıklık yapılması hâlinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis,
- Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturmasında yalan tanıklık hâlinde 2 yıldan 4 yıla kadar hapis
cezası gündeme gelebilir.
Ayrıca yalan tanıklığın başka bir kişinin gözaltına alınması, tutuklanması veya haksız şekilde mahkûm edilmesi gibi sonuçlara yol açması hâlinde daha ağır hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir.
Tanık Önce Yalan Söyleyip Sonra Gerçeği Söylerse Ne Olur?
TCK m.274'te yalan tanıklık bakımından etkin pişmanlık hükümleri bulunmaktadır.
Tanık gerçeğe dönerse bunun hangi aşamada gerçekleştiği önemlidir.
Örneğin aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında hak kısıtlayıcı bir karar verilmeden veya hüküm kurulmadan önce gerçeğin söylenmesi hâlinde şartlarına göre cezaya hükmolunmaması mümkündür.
Gerçeğin daha sonraki aşamalarda açıklanması hâlinde ise cezada belirli oranlarda indirim yapılabilir.
Bu nedenle tanığın önceki yanlış veya gerçeğe aykırı beyanından mümkün olduğunca erken dönmesi önem taşır.
Müşteki İfadesini Değiştirebilir Mi?
Evet.
Müşteki veya mağdur da soruşturmanın farklı aşamalarında önceki beyanını değiştirebilir veya düzeltebilir.
Örneğin müşteki;
“Sanık bana vurdu.”
dedikten sonra mahkeme aşamasında;
“Aslında vurmadı, düştüm.”
diyebilir.
Ancak bu değişiklik mahkeme tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Özellikle;
- İlk ifadenin olaydan hemen sonra verilmiş olması,
- Adli raporun bulunması,
- Kamera kaydı olması,
- Bağımsız tanıkların bulunması
hâlinde yalnızca müştekinin sonraki beyan değişikliği nedeniyle dosyanın otomatik olarak sona ermesi gerekmez.
Müşteki Yalan İfade Verirse İftira Suçu Oluşur Mu?
Şartları varsa evet.
Bir kişi işlemediğini bildiği bir fiili bilerek başka bir kişiye isnat ediyor ve hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını sağlamayı amaçlıyorsa TCK m.267 kapsamında iftira suçu gündeme gelebilir.
Örneğin hiç gerçekleşmemiş bir saldırıyı;
“Beni bu kişi darbetti.”
şeklinde bilerek gerçeğe aykırı biçimde savcılığa bildirmek, şartları oluştuğunda yalnızca “yanlış ifade” değil iftira suçu olarak değerlendirilebilir.
Ancak şikâyetin ispatlanamaması tek başına şikâyetçinin iftira suçunu işlediğini göstermez.
İftira bakımından kişinin isnadın gerçeğe aykırı olduğunu bilerek hareket ettiğinin ortaya konulması gerekir.
Şikâyetten Vazgeçmek İfade Değiştirmek Midir?
Hayır.
Şikâyetten vazgeçme ile olay hakkındaki beyanın değiştirilmesi farklıdır.
Örneğin müşteki;
“Olay anlattığım şekilde gerçekleşti ancak artık şikâyetçi değilim.”
diyebilir.
Bu durumda kişi olay hakkındaki ifadesini değiştirmemekte, yalnızca şikâyet hakkından vazgeçmektedir.
Suç şikâyete bağlıysa vazgeçmenin dava üzerinde hukuki sonucu olabilir. Suç re'sen takip edilen bir suç ise müştekinin şikâyetçi olmadığını söylemesi davanın mutlaka sona ermesini sağlamaz.
Mahkeme İlk İfadeye Mi Son İfadeye Mi İtibar Eder?
Ceza hukukunda;
“İlk ifade her zaman doğrudur.”
veya
“Mahkeme mutlaka son ifadeyi esas alır.”
şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Mahkeme bütün ifadeleri dosyadaki diğer delillerle karşılaştırır.
Örneğin;
- İlk beyanın olaydan ne kadar sonra verildiği,
- Beyan sırasında avukat bulunup bulunmadığı,
- İfadenin kendi içinde tutarlı olup olmadığı,
- Kamera ve maddi delillerle uyumu,
- İfade değişikliğinin makul bir açıklamasının bulunup bulunmadığı
değerlendirilebilir.
Bu nedenle önemli olan yalnızca hangi ifadenin önce veya sonra verildiği değil, hangi beyanın dosyadaki objektif delillerle desteklendiğidir.
İfade Değişikliğinin Gerekçesi Açıklanmalı Mıdır?
Hukuken her durumda belirli bir gerekçe sunma zorunluluğundan söz edilemese de savunmanın güvenilirliği açısından açıklama önemlidir.
Örneğin sanık;
“Karakolda korktuğum için bu şekilde söyledim.”
“İlk ifadede olayı yanlış hatırladım.”
“Avukatımla dosyayı inceledikten sonra eksik anlattığımı fark ettim.”
şeklinde ifade değişikliğinin nedenini açıklayabilir.
Mahkeme bu açıklamayı dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Özellikle önceki ifade ile yeni savunma arasında esaslı farklılıklar bulunuyorsa değişikliğin nedeni ceza davasının sonucunda önemli hâle gelebilir.
Sonuç
Ceza davasında ifade değiştirmek tek başına suç değildir.
Özellikle şüpheli veya sanık;
- Önceki savunmasını değiştirebilir,
- Eksik ifadesini tamamlayabilir,
- Önceki beyanını kabul etmediğini söyleyebilir,
- Susma hakkını kullanabilir,
- Sonraki aşamada farklı bir savunma yapabilir.
CMK m.147 şüpheli ve sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı tanımaktadır. Ayrıca avukatsız şekilde kollukta alınan ifade, sanık tarafından hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Ancak ifade değişikliği sırasında;
- Başkasına bilerek gerçeğe aykırı suç isnat edilmesi iftira,
- İşlenmeyen suçun üstlenilmesi suç üstlenme,
- Gerçekte gerçekleşmeyen bir suçun uydurulması suç uydurma,
- Tanığın bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunması ise yalan tanıklık
suçunu gündeme getirebilir.
Bu nedenle;
“İfade değiştirildiği için kişi ayrıca suç işlemiş olur.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Kişinin dosyadaki sıfatı, ilk ve sonraki ifadelerin içeriği, ifade değişikliğinin nedeni ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Esenyurt ceza avukatı, Büyükçekmece ceza avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Bahçeşehir ceza avukatı ve İstanbul ağır ceza avukatı kapsamında ifade alma işlemleri, savunma değişikliği, yalan tanıklık, iftira, savcılık soruşturmaları ve ceza davalarına ilişkin hukuki destek alınabilir.
İletişim: 0542 547 48 51