İfade Değiştirmek Ceza Davasında Sanığın Aleyhine Sonuç Doğurur Mu?

Ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında sanığın kollukta, savcılıkta ve mahkeme huzurunda farklı ifadeler vermesi uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur.

Sanığın önceki beyanından dönmesi veya savunmasını değiştirmesi tek başına suçluluğun ispatı anlamına gelmez. Ancak ifadeler arasındaki önemli çelişkiler, mahkeme tarafından savunmanın güvenilirliği değerlendirilirken dikkate alınabilir.

Bu nedenle asıl önemli olan yalnızca “ifadenin değişmiş olması” değil; neden değiştiği, önceki ifadenin hangi şartlarda alındığı, yeni savunmanın dosyadaki diğer delillerle uyumlu olup olmadığı ve çelişkinin açıklanıp açıklanamadığıdır.

Sanık İfadesini Değiştirebilir Mi?

Evet.

Şüpheli veya sanığın soruşturmanın ilerleyen aşamalarında önceki ifadesinden farklı bir savunma yapmasını engelleyen genel bir kural bulunmamaktadır.

Sanık önceki beyanındaki bir hususun yanlış olduğunu söyleyebilir, eksik anlatımını tamamlayabilir veya daha önce kabul ettiği bir olayı sonradan reddedebilir.

Ancak mahkeme önceki ve sonraki anlatımlar arasındaki farkları değerlendirebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 213. maddesine göre sanığın açıklamaları arasında çelişki bulunması hâlinde, hâkim veya mahkeme huzurundaki önceki açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafi hazırken kollukta verilen ifadeye ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir.

İfade Değiştirmek Suçluluk Göstergesi Midir?

Tek başına hayır.

Bir kişinin kolluktaki ifadesi ile mahkemedeki savunmasının farklı olması, onun mutlaka yalan söylediğini veya suçu işlediğini göstermez.

İfadenin değişmesinin birçok nedeni olabilir. Sanık ilk ifadesinde olayı yanlış anlamış, korkmuş, ayrıntıları hatırlayamamış veya hukuki durumunu yeterince değerlendirememiş olabilir.

Bu nedenle mahkeme yalnızca “sanık ifadesini değiştirdi” gerekçesiyle mahkûmiyet kararı veremez.

CMK m.217 uyarınca mahkeme kararını duruşmaya getirilen ve huzurunda tartışılan delillere dayandırmalı; yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilen delillerle ispatlanmalıdır.

Kollukta Verilen İfade Sonradan Değiştirilebilir Mi?

Evet.

Şüpheli kollukta verdiği ifadeyi savcılıkta veya mahkeme huzurunda değiştirebilir.

Ancak kolluk ifadesinin hukuki değeri bakımından önemli bir ayrım bulunmaktadır.

CMK m.148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Yargıtay kaynaklarında da bu kural açık biçimde vurgulanmaktadır.

Dolayısıyla sanığın avukatsız şekilde kollukta verdiği bir beyanı daha sonra mahkeme huzurunda reddetmesi hâlinde, sırf bu kolluk ifadesine dayanılarak mahkûmiyet kurulması mümkün değildir.

Müdafi Varken Verilen Kolluk İfadesi Sonradan Değiştirilirse Ne Olur?

Bu durumda önceki ifade farklı bir hukuki değerlendirmeye tabidir.

CMK m.213'e göre müdafiin hazır bulunduğu kolluk ifadesi ile duruşmadaki savunma arasında çelişki bulunması hâlinde önceki ifade duruşmada okunabilir.

Mahkeme bu çelişkiyi sanığa sorabilir ve neden farklı açıklama yaptığını değerlendirebilir.

Ancak önceki ifadenin okunabilmesi, mahkemenin otomatik olarak ilk ifadeyi doğru kabul edeceği anlamına gelmez.

Mahkeme her iki savunmayı da diğer delillerle karşılaştırarak değerlendirmelidir.

Savcılıkta Verilen İfade Değiştirilebilir Mi?

Evet.

Sanık, Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadeyi mahkemede değiştirebilir.

Ancak CMK m.213 gereğince savcılık ifadesi ile mahkeme savunması arasında çelişki bulunuyorsa savcılık ifadesi duruşmada okunabilir.

Mahkeme sanıktan çelişkinin nedenini açıklamasını isteyebilir.

Örneğin sanık savcılıkta olay yerinde bulunduğunu kabul etmiş, mahkeme huzurunda ise olay yerinde hiç bulunmadığını söylemişse bu önemli bir çelişkidir.

Buna karşılık zaman, saat veya tali ayrıntılardaki küçük farklılıkların değerlendirilmesi somut olaya göre yapılmalıdır.

Mahkemedeki Savunma mı Kolluk İfadesi mi Esas Alınır?

Ceza muhakemesinde “ilk ifade her zaman doğrudur” veya “mahkemedeki son ifade her zaman doğrudur” şeklinde bir kural bulunmamaktadır.

Mahkeme, bütün delilleri birlikte değerlendirir.

Önceki beyanın hangi koşullarda verildiği, müdafi bulunup bulunmadığı, beyanın baskı altında alındığına ilişkin iddia olup olmadığı ve beyanın maddi delillerle uyuşup uyuşmadığı önemlidir.

Mahkemenin görevi yalnızca hangi ifadenin önce verildiğine bakmak değil, hangi anlatımın dosyanın bütünüyle daha uyumlu olduğunu değerlendirmektir.

İlk İfadede Suçu Kabul Edip Mahkemede İnkâr Etmek Ne Sonuç Doğurur?

Bu durum uygulamada oldukça önemlidir.

Sanık ilk ifadesinde suçu kabul etmiş ancak daha sonra bu kabulünden dönmüş olabilir.

İkrar ceza yargılamasında önemli bir delil olmakla birlikte tek başına ve hiçbir inceleme yapılmadan mahkûmiyet sonucuna götürmemelidir.

Özellikle ilk kabul müdafi bulunmaksızın kollukta yapılmışsa CMK m.148/4 uygulanır ve sanık bu beyanı hâkim veya mahkeme önünde doğrulamadığı sürece hükme esas alınamaz.

Ayrıca ilk beyanın başka delillerle doğrulanıp doğrulanmadığı da incelenmelidir.

Sanığın İfadesindeki Çelişki Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?

Kural olarak tek başına yeterli değildir.

Mahkûmiyet için suçun işlendiğinin hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.

Sanığın savunmalarındaki çelişkiler, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek savunmanın inandırıcılığını etkileyebilir. Ancak yalnızca sanığın farklı zamanlarda farklı açıklamalar yapmış olması suçun maddi ve manevi unsurlarının ispat edildiği anlamına gelmez.

Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında da çelişkili ve duruşma aşamasında doğrulanmayan bazı beyanların mahkûmiyet için yeterli görülmediği örnekler bulunmaktadır.

Sanık Neden İfadesini Değiştirdiğini Açıklamalı Mıdır?

Hukuken sanığın savunma hakkı kapsamında açıklamada bulunma veya susma hakkı bulunmaktadır.

Ancak savunmalar arasında açık ve önemli bir çelişki varsa bunun makul biçimde açıklanması savunmanın güvenilirliği açısından önem taşıyabilir.

Örneğin sanığın ilk ifadesinde olay sırasında başka bir şehirde olduğunu, sonraki savunmasında ise olay yerinde bulunduğunu ancak suça katılmadığını söylemesi hâlinde bu fark mahkeme tarafından sorgulanabilir.

Savunmanın bu değişikliğin nedenini somut şekilde açıklayabilmesi önemlidir.

Korku veya Baskı Nedeniyle İlk İfade Yanlış Verilmişse Ne Olur?

Sanık ilk ifadesinin baskı, tehdit, kötü muamele veya iradesini etkileyen başka bir yöntemle alındığını ileri sürebilir.

CMK m.148, şüpheli veya sanığın beyanının özgür iradesine dayanması gerektiğini düzenlemektedir.

İşkence, kötü davranma, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi yöntemlerle elde edilen ifadeler delil olarak değerlendirilemez.

Yargıtay da yasak yöntemlerle elde edilen beyanların mahkûmiyete esas alınamayacağını açıkça belirtmektedir.

Dolayısıyla sanığın “ifademi değiştirdim” demesinden önce, önceki ifadenin hukuka uygun biçimde alınıp alınmadığı incelenmelidir.

Avukatsız İfade ile Avukat Yanında Verilen İfade Arasında Fark Var Mıdır?

Evet ve bu fark son derece önemlidir.

Avukat olmadan kollukta alınan ifade sanık tarafından daha sonra hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmazsa hükme esas alınamaz.

Buna karşılık müdafi hazırken alınmış kolluk ifadesi ile mahkeme savunması arasında çelişki varsa bu ifade CMK m.213 kapsamında duruşmada okunabilir.

Bu nedenle bir ceza dosyasında ifadeler karşılaştırılırken yalnızca içeriklerine değil, ifadenin nerede ve kimin huzurunda alındığına da bakılmalıdır.

İfade Değişikliği Delillerle Uyumluysa Ne Olur?

Sanığın sonraki savunması objektif delillerle destekleniyorsa ifade değişikliğinin önemi azalabilir.

Örneğin sanık ilk ifadesinde olay saatini yanlış söylemiş ancak kamera kayıtları, telefon kayıtları veya başka maddi deliller sonraki savunmasını doğrulamış olabilir.

Bu durumda mahkemenin yalnızca ilk ifadeye dayanması yerine tüm delilleri birlikte değerlendirmesi gerekir.

CMK m.217 de hâkimin delilleri duruşmada tartışarak serbestçe değerlendirmesini öngörmektedir.

İfade Değişikliği Savunma Hakkının Kullanılması Mıdır?

Sanık, savunmasını yargılamanın ilerleyen aşamalarında geliştirebilir veya değiştirebilir.

Ceza yargılamasının amacı sanığın ilk söylediği sözlere bağlı kalmasını sağlamak değil, maddi gerçeğin hukuka uygun yöntemlerle ortaya çıkarılmasıdır.

Bununla birlikte savunmanın sürekli ve açıklanamayan şekilde değişmesi, mahkeme tarafından güvenilirlik bakımından olumsuz değerlendirilebilir.

Ancak bu değerlendirme ile suçun ispatı birbirinden ayrılmalıdır.

Savunmanın inandırıcı bulunmaması, tek başına iddianın ispatlandığı anlamına gelmez.

Susma Hakkını Kullanmak Sonradan İfade Vermeye Engel Midir?

Hayır.

Şüpheli veya sanık soruşturmanın bir aşamasında susma hakkını kullanıp daha sonra savunma yapabilir.

Aynı şekilde bazı sorulara cevap vermeyip sonraki aşamada bu konularda açıklamada bulunabilir.

Sanığın savunma hakkını hangi aşamada ve ne şekilde kullanacağı kendisine aittir.

Bu nedenle ilk aşamada susmuş olması ve sonradan ayrıntılı savunma yapması tek başına aleyhine delil olarak kabul edilmemelidir.

İfade Değişikliğinde Mahkeme Nelere Bakar?

Mahkeme öncelikle ifadeler arasında gerçekten önemli bir çelişki bulunup bulunmadığını değerlendirir.

Daha sonra önceki ifadenin hukuka uygun şekilde alınıp alınmadığı, müdafi bulunup bulunmadığı, sanığın çelişkinin sebebini nasıl açıkladığı ve hangi anlatımın diğer delillerle uyumlu olduğu incelenir.

Kamera kayıtları, HTS kayıtları, tanık anlatımları, bilirkişi raporları, kriminal incelemeler ve diğer maddi deliller bu değerlendirmede önem taşır.

Sanığın yalnızca ifadesini değiştirmesi değil, değişen ifadenin dosyanın tamamı içerisindeki yeri önemlidir.

Savunmada Önceki İfadeler Nasıl İncelenmelidir?

Ceza dosyasında sanığın bütün ifadeleri kronolojik olarak yan yana değerlendirilmelidir.

Kolluk ifadesinin müdafi huzurunda alınıp alınmadığı, savcılık ifadesi, sulh ceza hâkimliğindeki sorgu ve kovuşturmadaki savunma ayrı ayrı incelenmelidir.

Özellikle önemli vakıalar bakımından hangi aşamada ne söylendiği ve değişikliğin ne zaman ortaya çıktığı belirlenmelidir.

İfade değişikliğinin gerekçesi dosyadaki objektif delillerle destekleniyorsa bunun savunmada açık biçimde ortaya konulması önem taşır.

Sonuç

Ceza davasında sanığın ifadesini değiştirmesi tek başına aleyhine mahkûmiyet sonucu doğurmaz.

Ancak önceki ve sonraki ifadeler arasında önemli çelişkiler bulunması hâlinde mahkeme bu durumu savunmanın güvenilirliğini değerlendirirken dikkate alabilir.

CMK m.213 uyarınca hâkim veya mahkeme huzurunda verilen önceki ifadeler, savcılık ifadeleri ve müdafi hazırken alınmış kolluk ifadeleri ile duruşmadaki savunma arasında çelişki varsa önceki beyanlar duruşmada okunabilir.

Buna karşılık müdafi olmaksızın kollukta alınmış bir ifade, sanık tarafından hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadığı sürece hükme esas alınamaz.

En önemli nokta şudur: sanığın savunmasının inandırıcı bulunmaması ile sanığın suçunun ispat edilmiş olması aynı şey değildir. Mahkûmiyet, hukuka uygun şekilde elde edilmiş ve duruşmada tartışılmış delillerin bütünü üzerinden kurulmalıdır.

Ceza Davalarında Hukuki Destek

Kolluk ve savcılık ifadeleri, değişen sanık savunmaları, hukuka aykırı ifade alma yöntemleri, müdafi olmadan alınan ifadeler, delillerin değerlendirilmesi, tutuklama ve ağır ceza yargılamalarında dosyanın bütün aşamaları birlikte değerlendirilmelidir.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar ve İstanbul genelinde ceza ve ağır ceza uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve müdafilik hizmeti sunulmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES