Ceza Davasında Teşhis İşlemi Hukuka Aykırıysa Ne Olur?

Teşhis işlemi, özellikle yağma, hırsızlık, cinsel saldırı, kasten yaralama ve failin mağdur veya tanık tarafından daha önceden tanınmadığı suçlarda failin belirlenmesi bakımından önemli bir delil toplama yöntemidir.

Ancak teşhis işleminin güvenilir olabilmesi için kanunda öngörülen usule uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekir.

Mağdura yalnızca şüphelinin fotoğrafının gösterilmesi, şüphelinin diğer kişilerden açık biçimde farklı olduğu bir teşhis grubunun oluşturulması veya teşhisten önce mağdurun yönlendirilmesi gibi uygulamalar teşhisin güvenilirliğini ciddi şekilde etkileyebilir.

Bu nedenle ceza yargılamasında;

“Mağdur sanığı teşhis etti, o hâlde sanık suçludur.”

şeklinde otomatik bir değerlendirme yapılamaz.

Teşhisin hangi şartlarda yapıldığı, mağdur veya tanığın faili önceden tarif edip etmediği, teşhiste benzer kişilerin kullanılıp kullanılmadığı, işlemin tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve teşhisin başka delillerle desteklenip desteklenmediği birlikte değerlendirilmelidir.

Temel soru yalnızca “Sanık teşhis edildi mi?” değil, aynı zamanda “Bu teşhis hukuka uygun ve güvenilir bir yöntemle mi gerçekleştirildi?” olmalıdır.

Teşhis İşlemi Nedir?

Teşhis, mağdur veya tanığın daha önceden tanımadığı suç failini belirlemesine yönelik bir delil toplama işlemidir.

Teşhis işlemi 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun Ek 6. maddesinde düzenlenmiştir.

Teşhisin amacı gözaltına alınan kişinin suçun faili olup olmadığının belirlenmesi ve kimliğinin tespit edilmesidir.

Teşhis ile yüzleştirme aynı işlem değildir.

Teşhis İşlemi ile Yüzleştirme Arasındaki Fark Nedir?

Teşhis ve yüzleştirme farklı ceza muhakemesi işlemleridir.

Teşhis, PVSK Ek 6 kapsamında failin kimliğinin belirlenmesine yönelik bir delil toplama işlemidir.

Yüzleştirme ise CMK m.52 kapsamında özellikle tanıkların veya tarafların anlatımları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla gerçekleştirilebilir.

Teşhis işleminde mağdur veya tanığın şüpheliyle doğrudan karşı karşıya getirilmemesi esastır.

Yüzleştirmede ise niteliği gereği kişiler karşı karşıya getirilebilir.

Teşhis İşlemi Nasıl Yapılmalıdır?

PVSK Ek 6 teşhis işleminin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin ayrıntılı kurallar içermektedir.

Öncelikle teşhiste bulunacak kişinin faili tarif eden beyanları tutanağa geçirilmelidir.

Teşhise tabi tutulan kişilerin birden fazla ve aynı cinsten olması; yaş, boy, ağırlık, giyim ve diğer görünüş özellikleri bakımından birbirlerine benzemeleri gerekir.

Her kişide teşhis sırasında bir numara bulunmalıdır.

Teşhiste bulunan kişi ile teşhise tabi tutulan kişilerin birbirlerini görmemeleri gerekir.

Teşhis işlemi en az iki defa tekrarlanmalı ve teşhiste bulunacak kişiye şüphelinin gösterilen kişiler arasında bulunmayabileceği hatırlatılmalıdır.

İşlem ayrıca tutanağa bağlanmalıdır.

Yargıtay da bu şartların teşhis delilinin güvenilirliği bakımından önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Mağdur Teşhisten Önce Faili Tarif Etmeli Midir?

Evet.

PVSK Ek 6 uyarınca teşhis işlemine başlanmadan önce teşhiste bulunacak kişinin faili tarif eden beyanlarının tutanağa bağlanması gerekir.

Bu kural son derece önemlidir.

Çünkü mağdur veya tanığın teşhisten önce failin görünüşü hakkında herhangi bir açıklama yapmadan doğrudan şüphelinin fotoğrafını seçmesi, teşhisin güvenilirliğinin denetlenmesini güçleştirebilir.

Önceden yapılan eşkâl tarifi ile daha sonra teşhis edilen kişinin fiziksel özelliklerinin örtüşüp örtüşmediği karşılaştırılmalıdır.

Teşhiste Benzer Kişilerin Bulunması Gerekir Mi?

Evet.

Teşhise tabi tutulan kişilerin görünüşleri bakımından birbirlerine benzemeleri gerekir.

Örneğin şüpheli 25 yaşlarında, sakallı ve uzun boyluysa diğer kişilerin tamamının çok daha yaşlı, sakalsız veya belirgin şekilde farklı fiziksel özelliklere sahip olması teşhis işlemini yönlendirici hâle getirebilir.

Teşhis grubunun amacı mağdur veya tanığın şüpheliyi gerçekten hatırlayıp hatırlamadığını sınamaktır.

Şüphelinin diğer kişiler arasından kolaylıkla ayırt edilebilecek şekilde öne çıkarılması teşhisin güvenilirliğini azaltabilir.

Teşhis İşlemi Kaç Defa Yapılmalıdır?

PVSK Ek 6 uyarınca teşhis işlemi en az iki kez tekrarlanmalıdır.

Bu düzenlemenin amacı teşhisin tesadüfi veya yönlendirilmiş bir seçime dayanmasının önüne geçmektir.

Teşhisin yalnızca bir defa yapılması hâlinde işlemin kanunda belirtilen yönteme uygun olup olmadığı tartışılmalıdır.

Mağdura “Şüpheli Bunların Arasında” Denilebilir Mi?

Teşhis işleminde mağdur veya tanığa şüphelinin teşhis grubunda mutlaka bulunduğu izlenimi verilmemelidir.

Aksine PVSK Ek 6 kapsamında teşhiste bulunacak kişiye şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında yer almıyor olabileceği hatırlatılmalıdır.

Bu güvence mağdur veya tanığın kendisini mutlaka bir kişiyi seçmek zorunda hissetmesini engellemeyi amaçlamaktadır.

Tek Fotoğraf Üzerinden Teşhis Yapılabilir Mi?

Hayır.

Şüphelinin fotoğrafı üzerinden teşhis yapılması mümkündür.

Ancak tek bir fotoğraf üzerinden teşhis yaptırılamaz.

Aynı kişinin farklı fotoğraflarının gösterilmesi de yeterli değildir.

PVSK Ek 6 uyarınca değişik kişilere ait fotoğrafların aynı büyüklük ve özellikte olması gerekir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2022/4054 E., 2023/15731 K. sayılı kararında da mağdura suça sürüklenen çocuğun yalnızca tek fotoğrafı gösterilerek yaptırılan teşhisin usulüne uygun olmadığı kabul edilmiştir.

Aynı Kişinin Birden Fazla Fotoğrafı Gösterilebilir Mi?

Bu yöntem de kanunda öngörülen teşhis usulünü karşılamaz.

Örneğin şüphelinin önden, yandan ve farklı tarihlerde çekilmiş beş fotoğrafının mağdura gösterilmesi, beş farklı kişi arasından teşhis yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kanun açık biçimde tek fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yapılamayacağını düzenlemektedir.

Fotoğraftan Teşhis Yapılabilir Mi?

Evet.

PVSK Ek 6 şüphelinin fotoğrafı üzerinden teşhis yapılmasına izin vermektedir.

Ancak fotoğraf teşhisinde de farklı kişilere ait ve aynı büyüklük ile özellikte fotoğrafların kullanılması gerekir.

Fotoğraflardan birinin diğerlerinden belirgin biçimde farklı olması veya yalnızca şüphelinin fotoğrafının gösterilmesi işlemin güvenilirliğini etkileyebilir.

Sosyal Medya Fotoğrafından Teşhis Yapılması Yeterli Midir?

Mağdur veya tanığa kolluk tarafından yalnızca şüphelinin sosyal medya fotoğrafının gösterilerek;

“Bu kişi miydi?”

şeklinde soru sorulması PVSK Ek 6'da düzenlenen usulüne uygun fotoğraf teşhisiyle aynı şey değildir.

Böyle bir işlemin teşhis delili olarak kullanılmasında hukuka uygunluk ve güvenilirlik ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle bu işlemden sonra gerçekleştirilen teşhiste mağdurun daha önce gördüğü fotoğrafı hatırlaması ihtimali de dikkate alınmalıdır.

Mağdura Önceden Sanığın Fotoğrafı Gösterilmişse Ne Olur?

Bu durum sonraki teşhisin güvenilirliğini etkileyebilir.

Mağdur gerçek failin yüzünü hatırlamak yerine daha önce kendisine gösterilen fotoğrafı hatırlayabilir.

Bu nedenle teşhisten önce mağdur veya tanığa şüphelinin kim olduğunu belli edecek bilgi veya görüntü verilmemesi önemlidir.

Mahkeme sonraki teşhisin bağımsız bir hatırlamaya mı yoksa önceki yönlendirmeye mi dayandığını değerlendirmelidir.

Kolluk “Bu Kişi Fail Mi?” Diye Sorabilir Mi?

Tek bir kişiyi veya fotoğrafı göstererek bu şekilde soru sorulması kanunda öngörülen seçimlik teşhis yönteminden farklıdır.

Teşhis işleminin amacı tanığın veya mağdurun benzer kişiler arasından faili kendi hafızasına dayanarak belirlemesidir.

Bu nedenle şüpheliyi işaret eden veya cevabı telkin eden uygulamalar teşhisin güvenilirliğini zayıflatabilir.

Teşhiste Bulunan Kişi ile Şüpheli Birbirini Görebilir Mi?

PVSK Ek 6 uyarınca teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tabi tutulan kişilerin birbirlerini görmemeleri gerekir.

Bu düzenleme hem teşhiste bulunan kişinin güvenliğinin sağlanması hem de işlemin sağlıklı biçimde gerçekleştirilmesi bakımından önemlidir.

Yargıtay kararlarında da bu şart açıkça vurgulanmaktadır.

Teşhis İşleminin Fotoğrafı veya Görüntüsü Dosyada Bulunmalı Mıdır?

PVSK Ek 6 kapsamında teşhise tabi tutulan kişilerin işlem sırasında birlikte fotoğraflarının çekilmesi veya görüntülerinin kaydedilerek soruşturma dosyasına konulması öngörülmektedir.

Bu kayıtlar mahkemenin daha sonra teşhis grubundaki kişilerin birbirlerine benzeyip benzemediklerini denetleyebilmesi bakımından önemlidir.

Sadece;

“Usulüne uygun teşhis yaptırıldı.”

şeklindeki tutanakla yetinilmemeli, işlemin kanuni şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği gerektiğinde denetlenebilmelidir.

Teşhis Tutanağı Düzenlenmesi Gerekir Mi?

Evet.

Teşhis işlemi tutanağa bağlanmalıdır.

Tutanaktan işlemin ne şekilde yapıldığı, hangi kişilerin veya fotoğrafların kullanıldığı ve teşhisin sonucu anlaşılabilmelidir.

İşlemin sonradan denetlenebilir olması delilin güvenilirliği bakımından önemlidir.

Mağdur Teşhis Sırasında Emin Değilse Ne Olur?

Mağdurun;

“Bu kişiye benziyor.”

“Sanırım buydu.”

“Tam emin değilim.”

şeklindeki anlatımları ile faili kesin biçimde teşhis ettiğini ifade etmesi aynı delil değerine sahip değildir.

Teşhisin hangi kesinlik derecesiyle yapıldığı tutanakta açık biçimde gösterilmelidir.

Mahkeme tereddütlü teşhisi kesin teşhis gibi değerlendirmemelidir.

Olaydan Uzun Süre Sonra Yapılan Teşhis Güvenilir Midir?

Aradan uzun süre geçmesi teşhisi otomatik olarak geçersiz hâle getirmez.

Ancak insan hafızasının zaman içerisinde değişebileceği dikkate alınmalıdır.

Olay ile teşhis arasındaki süre, failin ne kadar süre görüldüğü, ortamın aydınlatması, olayın gerçekleşme biçimi ve mağdurun faili daha önce tanıyıp tanımadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Fail Maskeliyse Teşhis Yapılabilir Mi?

Somut olayın özelliklerine göre yapılabilir ancak teşhisin güvenilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Failin yüzünün büyük bölümünün kapalı olması, olayın çok kısa sürmesi veya ortamın karanlık olması mağdurun faili görme ve hatırlama imkânını etkileyebilir.

Bu nedenle yalnızca teşhis sonucuna değil, mağdurun faili hangi özelliklerinden tanıdığını açıklayıp açıklayamadığına da bakılmalıdır.

Mağdur Faili Sadece Birkaç Saniye Görmüşse Ne Olur?

Failin görülme süresi teşhisin güvenilirliğini etkileyebilecek unsurlardan biridir.

Olay birkaç saniye sürmüş, ortam karanlık olmuş veya mağdur yoğun stres altında bulunmuş olabilir.

Böyle bir durumda teşhisin başka objektif delillerle desteklenip desteklenmediği özellikle önem kazanabilir.

Teşhis İşlemi Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?

Teşhisin tek veya belirleyici delil olduğu durumlarda işlemin hukuka uygunluğu ve güvenilirliği çok daha dikkatli incelenmelidir.

Özellikle sanığın suçlamayı başından itibaren reddettiği ve sanığı suça bağlayan başka güçlü delil bulunmadığı dosyalarda usulsüz teşhis işlemine dayanılarak mahkûmiyet kurulması mümkün olmayabilir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2023/16282 E., 2024/1150 K. sayılı kararında sanığın cezalandırılmasının tek delili olarak kabul edilen teşhis işleminin PVSK Ek 6'ya uygun yapılmadığı ve duruşmada yüzleştirme de gerçekleştirilmediği olayda, mahkûmiyet için kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığı kabul edilerek hüküm bozulmuştur.

Hukuka Aykırı Teşhis Tek Delilse Ne Olur?

Bu durum sanık bakımından son derece önemlidir.

Sanığın suçlamayı kabul etmediği, kamera görüntüsü, DNA, parmak izi veya başka güçlü bir maddi delil bulunmadığı ve fail bağlantısının yalnızca usulsüz teşhise dayandığı bir dosyada mahkûmiyet için gerekli ispat seviyesine ulaşılıp ulaşılmadığı ciddi biçimde tartışılmalıdır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, usulüne uygun olmayan teşhisin tek delil olduğu ve duruşmada yüzleştirme yapılmadığı bir olayda mahkûmiyet için yeterli kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığını belirtmiştir.

Usulsüz Teşhis Sonradan Yüzleştirmeyle Giderilebilir Mi?

Somut olayın özelliklerine göre yüzleştirme yapılması gerekebilir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2022/123 E., 2023/10783 K. sayılı kararında, usulüne uygun olmayan teşhis tutanağının esas alınması yerine şikâyetçi ile suça sürüklenen çocuğun duruşmada hazır edilerek yüzleştirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Ancak daha önce yönlendirici şekilde gerçekleştirilen teşhis işleminin sonraki tanıma üzerindeki etkisi de somut olay bakımından değerlendirilmelidir.

Yüzleştirme Yapılmadan Mahkûmiyet Verilebilir Mi?

Her dosyada yüzleştirme yapılması zorunlu değildir.

Ancak sanığın fail olup olmadığı tartışmalıysa, teşhis işlemi usulsüz yapılmışsa ve teşhis sanığın suçla bağlantısını kuran temel delil niteliğindeyse yüzleştirme yapılması önem kazanabilir.

Yargıtay'ın çeşitli kararlarında usulsüz teşhis sonrasında duruşmada yüzleştirme yapılmadan hüküm kurulması bozma nedeni yapılmıştır.

Teşhis ile Mağdur Beyanı Birlikte Değerlendirilebilir Mi?

Evet.

Mağdurun olayın hemen ardından verdiği eşkâl tarifi ile daha sonra gerçekleştirdiği teşhisin birbiriyle uyumlu olup olmadığı önemlidir.

Örneğin mağdur ilk ifadesinde failin 50 yaşlarında olduğunu söylemesine rağmen daha sonra 20 yaşındaki sanığı teşhis etmişse bu çelişkinin değerlendirilmesi gerekir.

Buna karşılık ilk eşkâl tarifiyle sanığın fiziksel özelliklerinin örtüşmesi teşhisin güvenilirliğini destekleyebilir.

Teşhis ile Kamera Kaydı Birlikte Değerlendirilebilir Mi?

Evet.

Kamera görüntüsünün sanığın olay yerinde bulunduğunu göstermesi ve mağdurun sanığı usulüne uygun şekilde teşhis etmesi birbirini destekleyen deliller oluşturabilir.

Ancak görüntünün teşhise elverişli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Kamera görüntüsündeki kişinin yüzü seçilemiyorsa yalnızca kişinin genel fiziksel özelliklerinden hareketle kesin teşhis yapılması ihtiyatla değerlendirilmelidir.

Teşhis ile HTS Kayıtları Birlikte Değerlendirilebilir Mi?

Evet.

Sanığın telefonunun olay bölgesindeki baz istasyonundan hizmet alması ile mağdurun sanığı teşhis etmesi birbirini belirli ölçüde destekleyebilir.

Ancak HTS kayıtlarının GPS verisi olmadığı ve kişinin tam olarak suç mahallinde bulunduğunu her durumda göstermediği unutulmamalıdır.

Bu nedenle HTS kaydı usulsüz teşhisi otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez.

Teşhis ile DNA veya Parmak İzi Birlikte Bulunursa Ne Olur?

Sanığın usulüne uygun şekilde teşhis edilmesi ve suçla doğrudan bağlantılı materyalde sanığa ait DNA veya parmak izi bulunması birbirini destekleyen güçlü deliller oluşturabilir.

Ancak her delilin kendi hukuka uygunluğu ve ispat gücü ayrıca değerlendirilmelidir.

DNA'nın veya parmak izinin bulunduğu yer ile suçun işleniş biçimi arasındaki bağlantı da araştırılmalıdır.

Teşhis İşlemi Hukuka Aykırıysa Diğer Deliller de Geçersiz Olur Mu?

Her zaman değil.

Teşhis işleminin hukuka aykırı olması dosyadaki bütün diğer delilleri kendiliğinden geçersiz hâle getirmez.

Diğer delillerin teşhisten bağımsız şekilde ve hukuka uygun olarak elde edilip edilmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Sanığın suçu işlediğini gösteren bağımsız kamera kaydı, DNA, parmak izi veya başka hukuka uygun deliller bulunuyorsa bunların ispat değeri ayrıca ele alınır.

Hukuka Aykırı Teşhis Mahkûmiyete Esas Alınabilir Mi?

Anayasa m.38/6 uyarınca kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.

CMK m.206 ve m.217 kapsamında da hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin hükme esas alınması mümkün değildir.

Ayrıca CMK m.289/1-i kapsamında hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması hukuka kesin aykırılık hâllerinden biridir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2022/7181 E., 2023/11360 K. sayılı kararında da hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanan hüküm bakımından CMK m.289/1-i kapsamında bozma sonucuna ulaşılmıştır.

Usulsüz Teşhis Mahkûmiyet Kararının Bozulmasına Neden Olabilir Mi?

Evet.

Özellikle teşhis sanığın fail olduğunu gösteren tek veya temel delilse usule aykırılık hükmün sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2021/24567 E., 2022/17927 K. sayılı kararında sanıkların cezalandırılması için tek delil kabul edilen teşhisin PVSK Ek 6'ya uygun yapılmaması ve duruşmada yüzleştirme gerçekleştirilmemesi bozma nedenlerinden biri olarak kabul edilmiştir.

Teşhis İşleminde Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Uygulanır Mı?

Evet.

Teşhis delilinin güvenilirliği konusunda giderilemeyen makul şüphe bulunması hâlinde bu şüphe sanık aleyhine yorumlanamaz.

Özellikle mağdur faili çok kısa süre görmüşse, ilk eşkâl tarifi sanıkla uyuşmuyorsa, teşhis yönlendirici yöntemlerle yapılmışsa ve sanığı suça bağlayan başka güçlü delil bulunmuyorsa mahkûmiyet için gerekli ispat seviyesinin oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir.

Ceza mahkûmiyeti varsayıma değil her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır.

Teşhis İşlemine Dayalı Savunma Nasıl Yapılmalıdır?

Teşhis deliline karşı savunma yalnızca;

“Mağdur beni yanlış teşhis etti.”

şeklinde kurulmak zorunda değildir.

Öncelikle mağdur veya tanığın olaydan hemen sonra verdiği ilk ifade incelenmeli ve faili nasıl tarif ettiği belirlenmelidir.

Ardından teşhiste kullanılan kişilerin veya fotoğrafların birbirine benzeyip benzemediği, tek fotoğraf kullanılıp kullanılmadığı, işlemin iki kez tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve şüphelinin grup içerisinde bulunmayabileceği uyarısının yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.

Teşhis tutanağı ile varsa fotoğraf ve görüntü kayıtları karşılaştırılmalıdır.

Son olarak teşhisin kamera, HTS, DNA, parmak izi ve diğer objektif delillerle desteklenip desteklenmediği değerlendirilmelidir.

Teşhis Dosyalarında Mahkeme Nelere Bakmalıdır?

Mahkeme yalnızca;

“Mağdur sanığı teşhis etmiştir.”

şeklindeki tutanak sonucuyla yetinmemelidir.

Teşhis işleminden önce failin tarif edilip edilmediği, teşhis grubunun nasıl oluşturulduğu, kullanılan kişilerin fiziksel özelliklerinin benzer olup olmadığı, tek fotoğraf kullanılıp kullanılmadığı ve işlemin kanundaki diğer şartlara uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği denetlenmelidir.

Bunun yanında mağdurun faili olay sırasında görme imkânı ve teşhisin diğer delillerle uyumu da değerlendirilmelidir.

Hukuka Aykırı Teşhis Varken Beraat Kararı Verilebilir Mi?

Evet.

Usulsüz teşhis dosyadaki tek veya belirleyici delilse ve sanığın suçu işlediğini ortaya koyan başka kesin ve güvenilir deliller bulunmuyorsa beraat gündeme gelebilir.

Nitekim Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2023/16282 E., 2024/1150 K. sayılı kararında sanığın suçlamayı kabul etmemesi, tek delil olan teşhisin PVSK Ek 6'ya uygun yapılmaması ve duruşmada yüzleştirme gerçekleştirilmemesi karşısında mahkûmiyet için kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığı kabul edilmiştir.

Teşhis Olmadan Mahkûmiyet Verilebilir Mi?

Evet.

Ceza hukukunda mahkûmiyet için mutlaka teşhis delili bulunması gerektiğine ilişkin bir kural yoktur.

Suç;

kamera kayıtları,

DNA,

parmak izi,

HTS kayıtları,

tanık ve mağdur beyanları,

dijital deliller,

kriminal incelemeler

ve diğer hukuka uygun delillerle ispatlanabilir.

Teşhis yalnızca ceza muhakemesindeki delil araçlarından biridir.

Sonuç

Teşhis işlemi ceza yargılamasında failin belirlenmesi bakımından önemli bir delil olabilir. Ancak teşhisin yapılmış olması, sanığın suçlu olduğunun otomatik olarak kabul edilmesi anlamına gelmez.

Teşhis işleminin PVSK Ek 6'da öngörülen usule uygun gerçekleştirilmesi gerekir.

Mağdur veya tanığın öncelikle faili tarif eden beyanının alınması, teşhise tabi kişilerin benzer fiziksel özelliklere sahip olması, teşhiste bulunan kişi ile şüphelinin birbirlerini görmemesi, işlemin en az iki kez tekrarlanması ve şüphelinin gösterilen kişiler arasında bulunmayabileceğinin hatırlatılması önemli güvencelerdir.

Fotoğraftan teşhis yapılması mümkündür. Ancak tek fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz.

Özellikle hukuka veya kanunda belirtilen yönteme aykırı gerçekleştirilen teşhis işlemi sanığın mahkûmiyetinin tek veya temel dayanağı hâline gelmişse, mahkûmiyet için gerekli kesin ve şüpheden uzak delilin bulunup bulunmadığı çok daha dikkatli değerlendirilmelidir.

Yargıtay uygulamasında da PVSK Ek 6'da belirtilen yönteme uygun olmayan teşhisin tek delil olduğu ve duruşmada yüzleştirme yapılmadığı dosyalarda mahkûmiyet hükümlerinin bozulduğu görülmektedir.

Bu nedenle teşhis bulunan bir ceza dosyasında yalnızca;

“Mağdur sanığı teşhis etti mi?”

sorusunun cevaplandırılması yeterli değildir.

Asıl cevaplandırılması gereken sorular şunlardır:

“Mağdur faili teşhisten önce nasıl tarif etti?”

“Teşhis işlemi kanunda öngörülen usule uygun yapıldı mı?”

ve en önemlisi;

“Teşhis ve diğer hukuka uygun deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın isnat edilen suçu işlediği her türlü makul şüpheden uzak şekilde ispatlandı mı?”

Ceza Davalarında Hukuki Destek

Teşhis işlemleri, fotoğraftan teşhis, tek fotoğrafla teşhis, yüzleştirme, mağdur ve tanık beyanları, kamera kayıtları, HTS kayıtları, DNA ve parmak izi incelemeleri, hukuka aykırı deliller ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi kapsamında ceza dosyasındaki bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturması, ceza davası, teşhis ve yüzleştirme işlemlerinin değerlendirilmesi, hukuka aykırı teşhis işlemlerine itiraz, delillerin değerlendirilmesi, hukuka aykırı delil itirazları, tutukluluğa itiraz, savunma ve diğer ceza hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES