Ceza Davasında Teşebbüs ile Tamamlanmış Suç Arasındaki Fark Nedir?

Ceza yargılamasında bir kişinin suç işlemeye karar vermesi ile suçun tamamlanması arasında farklı aşamalar bulunmaktadır.

Kişi önce suç işlemeyi düşünebilir.

Daha sonra suçun işlenmesi için hazırlık hareketlerinde bulunabilir.

Ardından suçun doğrudan doğruya icrasına başlayabilir.

Ancak failin başladığı suç her zaman tamamlanmayabilir.

Fail suçu tamamlamak amacıyla hareket etmesine rağmen elinde olmayan nedenlerle istediği sonucu gerçekleştiremezse suç teşebbüs aşamasında kalabilir.

Türk Ceza Kanunu m.35 bu durumu suça teşebbüs olarak düzenlemektedir.

Teşebbüs ile tamamlanmış suç arasındaki ayrım özellikle;

kasten öldürme,

kasten yaralama,

hırsızlık,

yağma,

dolandırıcılık,

cinsel suçlar

ve diğer kasıtlı suçlarda verilecek cezayı doğrudan etkileyebilir.

Bu nedenle ceza davasında yalnızca;

“Sanık suçu işlemeye çalıştı mı?”

sorusunun cevaplandırılması yeterli değildir.

Asıl belirlenmesi gereken;

“Fail suçun icrasına başladı mı?”

“Yaptığı hareketler suçu gerçekleştirmeye elverişli miydi?”

“Suçun tamamlanması için gerekli hareketler gerçekleştirildi mi?”

“Suç neden tamamlanmadı?”

ve

“Fail kendi isteğiyle mi vazgeçti, yoksa elinde olmayan bir nedenle mi suçu tamamlayamadı?”

sorularıdır.

Suça Teşebbüs Nedir?

Suça teşebbüs, failin işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icra etmeye başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamamasıdır.

TCK m.35'in temel şartları;

suç işleme kastının bulunması,

elverişli hareketlerin gerçekleştirilmesi,

suçun doğrudan doğruya icrasına başlanması

ve suçun failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamasıdır.

Bu şartlardan biri bulunmuyorsa TCK m.35 anlamında teşebbüs hükümleri uygulanmayabilir.

Tamamlanmış Suç Nedir?

Tamamlanmış suç, ilgili suç tipinin kanunda öngörülen bütün unsurlarının gerçekleştiği suçtur.

Ancak suçun hangi anda tamamlandığı her suç bakımından aynı değildir.

Örneğin kasten öldürme suçunda mağdurun ölmesi gerekir.

Ölüm gerçekleşmezse olayın özelliklerine göre kasten öldürmeye teşebbüs gündeme gelebilir.

Buna karşılık bazı suçlarda kanunun aradığı hareketin gerçekleştirilmesiyle suç tamamlanabilir ve ayrıca maddi bir neticenin meydana gelmesi aranmaz.

Dolayısıyla teşebbüs değerlendirmesinde öncelikle ilgili suçun tamamlanma anının belirlenmesi gerekir.

Teşebbüs ile Tamamlanmış Suç Arasındaki Temel Fark Nedir?

Temel fark suç tipinin kanunda aranan unsurlarının tamamlanıp tamamlanmadığıdır.

Fail doğrudan doğruya suçun icrasına başlamış ancak suç kendi iradesi dışındaki nedenle tamamlanamamışsa teşebbüs söz konusu olabilir.

Suçun bütün unsurları gerçekleşmişse artık teşebbüsten değil tamamlanmış suçtan bahsedilir.

Örneğin fail mağduru öldürmek amacıyla ateş etmiş ancak mağdur tedaviyle kurtulmuşsa olay kasten öldürmeye teşebbüs kapsamında değerlendirilebilir.

Mağdur aynı saldırı nedeniyle hayatını kaybetmişse diğer şartların da bulunması hâlinde tamamlanmış kasten öldürme suçu gündeme gelir.

Suç İşlemeyi Düşünmek Teşebbüs Müdür?

Hayır.

Ceza hukukunda kişinin yalnızca düşüncesi nedeniyle cezalandırılması mümkün değildir.

Bir kişinin;

“Onu öldürmeyi düşündüm.”

demesi tek başına öldürmeye teşebbüs oluşturmaz.

Teşebbüsten söz edilebilmesi için düşüncenin dış dünyaya yansıması ve failin elverişli hareketlerle doğrudan doğruya suçun icrasına başlaması gerekir.

Suç İşleme Kararı Teşebbüs İçin Yeterli Midir?

Hayır.

Failin suç işlemeye kesin olarak karar vermiş olması dahi tek başına teşebbüs değildir.

TCK m.35 yalnızca suç işleme kastını değil, bu kast doğrultusunda suçun doğrudan doğruya icrasına başlanmasını aramaktadır.

Bu nedenle;

suç işleme düşüncesi,

suç işleme kararı

ve suça teşebbüs

birbirinden farklı aşamalardır.

Hazırlık Hareketi Nedir?

Hazırlık hareketleri suçun ileride işlenmesini kolaylaştıran ancak henüz suçun kanuni tanımıyla yeterli yakınlığa ulaşmamış davranışlardır.

Örneğin olayın özelliklerine göre;

silah satın almak,

araç temin etmek,

mağdurun adresini araştırmak,

olay yerini incelemek

veya suçta kullanılacak bazı malzemeleri hazırlamak

hazırlık hareketi niteliğinde olabilir.

Kural olarak hazırlık hareketleri teşebbüs olarak cezalandırılmaz.

Ancak gerçekleştirilen hazırlık hareketi ayrıca bağımsız bir suç oluşturuyorsa kişi o suçtan sorumlu tutulabilir.

İcra Hareketi Nedir?

İcra hareketi failin işlemeyi amaçladığı suçun gerçekleştirilmesine doğrudan yönelen harekettir.

5237 sayılı TCK ile teşebbüs bakımından “doğrudan doğruya icraya başlama” ölçütü kabul edilmiştir.

Bir hareketin icra hareketi olup olmadığı değerlendirilirken yalnızca failin ne düşündüğüne bakılmaz.

Hareketin suçun konusu ve kanuni tanımıyla ne kadar yakın bağlantı içerisinde bulunduğu da değerlendirilir.

Yargıtay uygulamasında da hazırlık hareketi ile icra hareketinin ayrılmasında objektif ölçütlere önem verilmektedir.

Hazırlık Hareketi ile İcra Hareketi Nasıl Ayrılır?

Bu ayrım teşebbüs hukukunun en önemli sorunlarından biridir.

Failin yaptığı hareket suçun işlenmesini yalnızca hazırlıyor ve suçun konusunu henüz doğrudan tehlikeye sokmuyorsa hazırlık hareketinden söz edilebilir.

Buna karşılık hareket artık suçun kanuni tanımıyla yakın bağlantı içerisindeyse ve korunan hukuki değeri doğrudan tehlikeye sokmaya başlamışsa icra hareketi gündeme gelir.

Dolayısıyla değerlendirme;

“Fail suç işlemeye karar vermiş miydi?”

sorusundan ziyade;

“Fail suçun gerçekleştirilmesine doğrudan doğruya başlamış mıydı?”

sorusu üzerinden yapılmalıdır.

Yargıtay Hazırlık ve İcra Hareketlerini Nasıl Ayırıyor?

Yargıtay uygulamasında yalnızca failin kastının belirginleşmiş olması yeterli kabul edilmemektedir.

Gerçekleştirilen hareketin işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içerisinde olması gerekir.

Hareketin suçun konusu bakımından doğrudan tehlike meydana getirip getirmediği önemlidir.

Bu nedenle kişinin suç işlemeye yönelik hazırlıklarını tamamlamış olması dahi her durumda icra hareketlerinin başladığı anlamına gelmez.

Elverişli Hareket Ne Demektir?

Teşebbüs için gerçekleştirilen hareketlerin suçun tamamlanmasını sağlamaya elverişli olması gerekir.

Elverişlilik soyut biçimde değil, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Kullanılan araç, mağdurun durumu, olayın gerçekleştiği yer, mesafe, hareketin niteliği ve suçun konusu birlikte değerlendirilir.

Örneğin öldürme suçunda kullanılan silahın niteliği, ateş mesafesi ve hedef alınan bölge elverişlilik değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Elverişsiz Hareketlerle Teşebbüs Olur Mu?

TCK m.35 açıkça elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlanmasını aramaktadır.

Bu nedenle kullanılan hareketin somut olayda suçun gerçekleştirilmesine elverişli olup olmadığı araştırılmalıdır.

Ancak elverişlilik değerlendirmesi yalnızca kullanılan aracın teorik niteliğine göre yapılmaz.

Olayın bütün koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Teşebbüs İçin Kast Gerekir Mi?

Evet.

Suça teşebbüs kasten işlenen suçlar bakımından gündeme gelir.

Fail belirli bir suçu gerçekleştirmek amacıyla hareket etmelidir.

Bu nedenle teşebbüs değerlendirmesinde failin kastının hangi suça yönelik olduğunun belirlenmesi büyük önem taşır.

Özellikle öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama suçunun ayrımında bu husus belirleyicidir.

Taksirli Suça Teşebbüs Olur Mu?

Hayır.

Taksirli suçlarda fail kanuni neticeyi gerçekleştirme kastıyla hareket etmez.

Teşebbüs ise failin işlemeyi kastettiği suçu doğrudan doğruya icra etmeye başlamasını gerektirir.

Bu nedenle taksirli suçlara teşebbüs mümkün değildir.

Olası Kastla Teşebbüs Mümkün Müdür?

Bu konu özellikle somut olayın hukuki niteliğine göre dikkatle değerlendirilmelidir.

Teşebbüs hükümlerinin uygulanması bakımından failin gerçekleştirmek istediği suç, hareketin yöneldiği netice ve kastın niteliği belirlenmelidir.

Özellikle öldürmeye teşebbüs dosyalarında mahkemenin kastın doğrudan öldürmeye mi, yaralamaya mı yoksa başka bir neticeye mi yöneldiğini somut deliller üzerinden açıklaması gerekir.

Failin Elinde Olmayan Neden Ne Demektir?

TCK m.35 bakımından suçun tamamlanamaması failin iradesi dışındaki bir nedenden kaynaklanmalıdır.

Örneğin;

mağdurun kaçması,

üçüncü kişilerin müdahale etmesi,

polisin gelmesi,

silahın tutukluk yapması,

mağdurun tıbbi müdahaleyle kurtarılması

veya suçun tamamlanmasını engelleyen başka dış nedenler

teşebbüs bakımından önem taşıyabilir.

Fail Kendi İsteğiyle Suçu Tamamlamazsa Teşebbüs Olur Mu?

Burada gönüllü vazgeçme hükümlerinin değerlendirilmesi gerekir.

TCK m.36'ya göre fail suçun icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz.

Ancak tamam olan kısım ayrıca bir suç oluşturuyorsa yalnızca bu suçtan sorumlu tutulabilir.

Bu nedenle;

“Suç neden tamamlanmadı?”

sorusu teşebbüs dosyalarında son derece önemlidir.

Gönüllü Vazgeçme ile Teşebbüs Arasındaki Fark Nedir?

Teşebbüste fail suçu tamamlamak istemektedir ancak dış bir engel nedeniyle bunu başaramamaktadır.

Gönüllü vazgeçmede ise failin suçu tamamlama imkânı bulunmasına rağmen kendi iradesiyle suç yolundan dönmesi söz konusudur.

Örneğin fail mağduru öldürmek amacıyla silahını doğrultmuş ancak hiçbir dış engel bulunmamasına rağmen kendi kararıyla ateş etmekten vazgeçmişse gönüllü vazgeçme tartışılabilir.

Buna karşılık polis geldiği için kaçmışsa vazgeçmenin gerçekten gönüllü olup olmadığı farklı değerlendirilir.

Polis Geldiği İçin Suçtan Vazgeçmek Gönüllü Vazgeçme Midir?

Kural olarak fail dış bir engel nedeniyle suçu tamamlayamıyorsa TCK m.36 anlamında gönüllü vazgeçmeden söz etmek güçleşir.

Polisin gelmesi, mağdurun direnmesi veya üçüncü kişilerin müdahalesi nedeniyle suçun tamamlanamaması failin iradesi dışındaki nedenlere örnek olabilir.

Bu durumda diğer şartları da varsa teşebbüs hükümleri uygulanabilir.

Mağdur Kaçtığı İçin Suç Tamamlanmazsa Teşebbüs Olur Mu?

Olabilir.

Fail suçun icrasına başlamış ve mağdurun kaçması nedeniyle suçu tamamlayamamışsa failin elinde olmayan bir neden söz konusu olabilir.

Ancak öncelikle yapılan hareketlerin icra hareketi seviyesine ulaşıp ulaşmadığı ve failin kastının hangi suça yönelik olduğu belirlenmelidir.

Silah Tutukluk Yaparsa Teşebbüs Olur Mu?

Somut olayın özelliklerine göre olabilir.

Fail öldürme kastıyla mağdura silah doğrultmuş, tetiğe basmış ancak silahın mekanik arızası nedeniyle ateş gerçekleşmemişse suçun failin iradesi dışındaki nedenle tamamlanamaması gündeme gelebilir.

Bununla birlikte kullanılan aracın somut olay bakımından elverişliliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Mağdur Hastanede Kurtarılırsa Suç Teşebbüs Aşamasında Kalabilir Mi?

Evet.

Örneğin fail mağduru öldürme kastıyla hayati bölgesinden yaralamış ancak mağdur acil tıbbi müdahale sayesinde hayatta kalmışsa kasten öldürmeye teşebbüs gündeme gelebilir.

Burada mağdurun ölmemesi failin iradesinden kaynaklanmamaktadır.

Ancak failin kastının gerçekten öldürmeye yönelik olduğunun ayrıca belirlenmesi gerekir.

Öldürmeye Teşebbüs ile Kasten Yaralama Arasındaki Fark Nedir?

Ceza davalarında en önemli ayrımlardan biridir.

Her ağır yaralama otomatik olarak öldürmeye teşebbüs değildir.

Failin öldürme kastıyla hareket ettiğinin ortaya konulması gerekir.

Mahkemeler bu değerlendirmede;

taraflar arasındaki husumeti,

kullanılan aracın niteliğini,

darbe veya atış sayısını,

darbelerin yöneldiği vücut bölgelerini,

atış mesafesini,

yaraların niteliğini,

failin eylemine kendiliğinden mi son verdiğini,

yoksa dış engel nedeniyle mi durduğunu,

ve olay öncesi, olay sırası ve olay sonrasındaki davranışları

birlikte değerlendirmelidir.

Bıçakla Yaralamak Öldürmeye Teşebbüs Müdür?

Her durumda değildir.

Bıçak kullanılmış olması tek başına öldürme kastını kanıtlamaz.

Bıçağın kullanılış biçimi, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgesi, yaranın niteliği, taraflar arasındaki husumet ve olayın gelişimi birlikte değerlendirilmelidir.

Göğüs, boyun veya karın gibi hayati bölgelere öldürmeye elverişli biçimde tekrarlanan darbeler öldürme kastını destekleyebilir.

Buna karşılık olayın bütününe göre eylem kasten yaralama olarak da nitelendirilebilir.

Silahla Ateş Etmek Her Zaman Öldürmeye Teşebbüs Müdür?

Hayır.

Ateşli silah kullanılması önemli bir delildir ancak tek başına öldürme kastının kesin kanıtı değildir.

Silahın nereye doğrultulduğu, kaç el ateş edildiği, atış mesafesi, mermilerin isabet ettiği yer, sanığın sözleri, taraflar arasındaki husumet ve eylemin nasıl sona erdiği değerlendirilmelidir.

Örneğin kişinin özellikle mağdurun hayati bölgelerini hedef alması ile yere doğru ateş etmesi aynı şekilde değerlendirilemez.

Ateş Edilip İsabet Ettirilemezse Öldürmeye Teşebbüs Olur Mu?

Failin öldürme kastı bulunuyor ve ateş etme eylemi öldürme suçunun icrasına yönelik elverişli bir hareket oluşturuyorsa merminin mağdura isabet etmemesi teşebbüs hükümlerinin uygulanmasına engel değildir.

Örneğin mağdura öldürme kastıyla yakın mesafeden ateş edilmiş ancak mağdurun kaçması nedeniyle mermi isabet etmemiş olabilir.

Burada suçun tamamlanmaması failin elinde olmayan nedenden kaynaklanabilir.

Havaya Ateş Etmek Öldürmeye Teşebbüs Müdür?

Kural olarak yalnızca havaya ateş edilmesi öldürmeye teşebbüs kabul edilmesi için yeterli değildir.

Öldürmeye teşebbüs için hareketin mağdurun yaşamına yönelik olması ve failin öldürme kastının somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Ancak olayın bütün koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Mağdurun Ayağına Ateş Etmek Öldürmeye Teşebbüs Müdür?

Her durumda değildir.

Hedef alınan bölge kastın belirlenmesinde önemli bir göstergedir ancak tek başına belirleyici olmayabilir.

Atış sayısı, mesafe, kullanılan silah, olayın nedeni, failin sözleri ve diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılmalıdır.

Öldürmeye Teşebbüste Mağdurun Yaralanması Şart Mıdır?

Hayır.

Fail öldürme kastıyla elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlamış ancak mağdura isabet ettirememiş olabilir.

Bu durumda diğer şartların bulunması hâlinde öldürmeye teşebbüs gündeme gelebilir.

Dolayısıyla teşebbüs için mutlaka yaralanma meydana gelmesi gerekmez.

Mağdur Hiç Zarar Görmemişse Teşebbüs Olabilir Mi?

Evet.

Teşebbüsün temelinde suçun tamamlanmamış olması bulunmaktadır.

Fail elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlamış ancak dış nedenlerle neticeyi gerçekleştirememişse mağdurun fiziksel zarar görmemiş olması teşebbüsü tek başına ortadan kaldırmaz.

Suçun Tamamlanma Anı Neden Önemlidir?

Çünkü teşebbüs ancak henüz tamamlanmamış bir suç bakımından söz konusu olabilir.

Bu nedenle öncelikle ilgili suçun hangi anda tamamlandığı belirlenmelidir.

Örneğin neticeli suçlarda kanunun aradığı neticenin gerçekleşmesi önemlidir.

Sırf hareket suçlarında ise kanunun yasakladığı hareketin tamamlanmasıyla suç tamamlanabilir.

Her suç bakımından aynı tamamlanma ölçütü kullanılamaz.

Hırsızlık Suçu Ne Zaman Tamamlanır?

Hırsızlık suçunda malın bulunduğu yerden alınması ve failin mal üzerinde mağdurun egemenliğini ortadan kaldıracak biçimde fiilî hâkimiyet kurması somut olayın özellikleriyle birlikte değerlendirilir.

Fail henüz icra hareketleri sırasında yakalanmışsa eylemin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı tartışılabilir.

Ancak yalnızca failin olay yerinde yakalanmış olması otomatik olarak hırsızlığın teşebbüs aşamasında kaldığı anlamına gelmez.

Suçun tamamlanıp tamamlanmadığı ayrıca belirlenmelidir.

Hırsızlıkta Mal Geri Alınırsa Suç Teşebbüs Mü Olur?

Her durumda hayır.

Suç tamamlandıktan sonra çalınan malın ele geçirilmesi veya mağdura iade edilmesi tamamlanmış suçu geriye dönük olarak teşebbüse dönüştürmez.

Bu nedenle;

“Mal geri alındı, o hâlde hırsızlık teşebbüstür.”

şeklinde bir değerlendirme doğru değildir.

Önemli olan suçun tamamlanma anında kanuni unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

Yağma Suçunda Teşebbüs Mümkün Müdür?

Evet.

Fail yağma suçunu gerçekleştirmek amacıyla cebir veya tehdide başlamış ancak malı alamadan elinde olmayan bir nedenle engellenmişse olayın özelliklerine göre yağmaya teşebbüs gündeme gelebilir.

Ancak cebir veya tehdit kapsamında gerçekleştirilen hareketlerin ayrıca suç oluşturup oluşturmadığı da değerlendirilmelidir.

Dolandırıcılık Suçunda Teşebbüs Olabilir Mi?

Evet.

Fail hileli davranışlarla mağduru aldatmaya yönelik icra hareketlerine başlamış ancak mağdur aldanmadığı veya menfaat aktarımı gerçekleşmediği için suç tamamlanmamış olabilir.

Bu durumda somut olayın özelliklerine göre dolandırıcılığa teşebbüs gündeme gelebilir.

Ancak hileli hareketlerin icra aşamasına ulaşıp ulaşmadığı ayrıca belirlenmelidir.

Cinsel Suçlarda Teşebbüs Olabilir Mi?

Suç tipinin özelliklerine göre teşebbüs mümkündür.

Fail ilgili cinsel suçun icrasına doğrudan başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamamışsa teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.

Ancak hangi hareketle suçun tamamlandığı ve hangi hareketlerin teşebbüs oluşturduğu ilgili suç tipinin kanuni unsurlarına göre belirlenmelidir.

Her Suça Teşebbüs Mümkün Müdür?

Hayır.

Teşebbüs hükümlerinin uygulanabilmesi suçun yapısının buna elverişli olmasını gerektirir.

Özellikle taksirli suçlarda teşebbüs mümkün değildir.

Bazı suç tipleri ise kanun koyucu tarafından zaten belirli bir tehlike veya hareket aşamasında tamamlanmış kabul edildiğinden ayrıca teşebbüs değerlendirmesi suçun özel yapısına göre yapılmalıdır.

Sırf Hareket Suçlarında Teşebbüs Olabilir Mi?

Suçun hareketinin bölünebilir olup olmadığına göre değerlendirme yapılabilir.

Kanuni tanımdaki hareketin gerçekleştirilmesiyle suç hemen tamamlanıyorsa teşebbüs alanı oldukça dar olabilir.

Ancak icra hareketlerinin bölünebildiği durumlarda suçun tamamlanmasından önce dış bir engelle karşılaşılması hâlinde teşebbüs gündeme gelebilir.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suça Teşebbüs Olur Mu?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda teşebbüs konusu suçun yapısı ve failin kastının kapsamına göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Failin kastetmediği ancak kanunun daha ağır sonuç bağladığı netice ile doğrudan kast edilen netice birbirinden ayrılmalıdır.

Bu nedenle her neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç bakımından otomatik biçimde teşebbüs hükümlerinin uygulanacağı söylenemez.

Teşebbüste Ceza Nasıl Belirlenir?

TCK m.35/2 uyarınca suça teşebbüs hâlinde meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre ceza belirlenir.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ağırlaştırılmış müebbet yerine on üç yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Diğer hâllerde ise verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Teşebbüste İndirim Oranı Her Dosyada Aynı Mıdır?

Hayır.

TCK m.35/2 teşebbüs nedeniyle sabit bir indirim oranı öngörmemiştir.

Diğer hâllerde cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilebilir.

İndirim oranı belirlenirken meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı esas alınmalıdır.

Dolayısıyla suç tamamlanmaya ne kadar yaklaşmış olursa olsun değerlendirme yalnızca yapılan hareket sayısına göre değil, ortaya çıkan zarar veya tehlikenin ağırlığına göre yapılmalıdır.

Mağdur Ağır Yaralanmışsa Teşebbüs İndirimi Daha Az Olabilir Mi?

Özellikle öldürmeye teşebbüs dosyalarında meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı TCK m.35/2 bakımından önem taşır.

Mağdurun hayati tehlike geçirmesi, ağır organ yaralanmalarının oluşması veya eylemin tamamlanmış suça çok ağır bir zarar düzeyinde yaklaşması teşebbüs indiriminin belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Ancak mahkeme uyguladığı oranı somut olayın özelliklerine göre gerekçelendirmelidir.

Hiç Yaralanma Olmaması İndirim Oranını Etkiler Mi?

Etkileyebilir.

TCK m.35/2 meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını ölçüt olarak kabul etmektedir.

Bu nedenle mağdurun hiç yaralanmadığı olay ile ağır ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olay aynı teşebbüs derecesinde değerlendirilmeyebilir.

Bununla birlikte ortaya çıkan tehlikenin ağırlığı da ayrıca dikkate alınmalıdır.

Mahkeme Teşebbüs İndirim Oranını Gerekçelendirmek Zorunda Mıdır?

Evet.

Kanunun dörtte bir ile dörtte üç arasında geniş bir indirim aralığı öngörmesi nedeniyle mahkemenin somut olayda meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını dikkate alması gerekir.

Özellikle alt veya üst sınıra yakın bir oran tercih edildiğinde bunun dosyanın somut özellikleriyle ilişkilendirilmesi önemlidir.

Teşebbüs ile Gönüllü Vazgeçme Aynı Anda Uygulanır Mı?

Gönüllü vazgeçmenin şartları gerçekleşmişse fail kural olarak teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz.

Ancak o ana kadar gerçekleştirdiği hareketler bağımsız bir suç oluşturuyorsa bu suçtan sorumlu tutulur.

Örneğin fail mağduru yaraladıktan sonra öldürme eylemini kendi iradesiyle sürdürmekten vazgeçmişse olayın özelliklerine göre öldürmeye teşebbüs yerine tamamlanan yaralama suçundan sorumluluk tartışılabilir.

Burada vazgeçmenin gerçekten gönüllü olup olmadığı kritik önemdedir.

Fail Mağduru Yaraladıktan Sonra Hastaneye Götürürse Gönüllü Vazgeçme Olur Mu?

Somut olayın özelliklerine göre olabilir.

TCK m.36 yalnızca icra hareketlerinden vazgeçmeyi değil, failin kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlemesini de düzenlemektedir.

Örneğin öldürme kastıyla yaraladığı mağdurun ölümünü kendi etkin çabasıyla önleyen fail bakımından gönüllü vazgeçmenin şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Yalnızca sonradan yardım çağrılmış olması her olayda otomatik olarak TCK m.36 uygulanacağı anlamına gelmez.

Failin çabasının neticenin önlenmesindeki rolü ve vazgeçmenin gönüllülüğü araştırılmalıdır.

Gönüllü Vazgeçme ile Etkin Pişmanlık Aynı Şey Midir?

Hayır.

Gönüllü vazgeçme suç henüz tamamlanmadan önce veya netice gerçekleşmeden önce gündeme gelir.

Etkin pişmanlık ise suç tamamlandıktan sonra kanunun özel olarak düzenlediği bazı suçlarda failin pişmanlık göstererek belirli davranışlarda bulunmasına bağlanan hukuki sonuçtur.

Her suç bakımından etkin pişmanlık hükümleri bulunmaz.

Suç Tamamlandıktan Sonra Vazgeçmek Teşebbüse Dönüştürür Mü?

Hayır.

Suç tamamlandıktan sonra failin pişman olması veya sonucu ortadan kaldırmaya çalışması tamamlanmış suçu geriye dönük olarak teşebbüs hâline getirmez.

Örneğin hırsızlık tamamlandıktan sonra malın iade edilmesi suçun teşebbüs olarak değerlendirilmesini sağlamaz.

Varsa ilgili suç bakımından etkin pişmanlık hükümleri ayrıca değerlendirilebilir.

Teşebbüs Aşamasında Kalan Suçta Haksız Tahrik Uygulanabilir Mi?

Evet.

Şartları bulunuyorsa teşebbüs hükümleri ile haksız tahrik hükümleri aynı olayda gündeme gelebilir.

Örneğin sanık haksız tahrik altında mağduru öldürmeye yönelik icra hareketlerine başlamış ancak mağdur ölmemişse hem öldürmeye teşebbüs hem de TCK m.29 kapsamında haksız tahrik değerlendirmesi yapılabilir.

Her kurumun şartları ayrıca incelenmelidir.

Teşebbüs Aşamasındaki Suçta Meşru Müdafaa Olabilir Mi?

Meşru müdafaa varsa eylem hukuka uygunluk nedeni kapsamında değerlendirilir.

Dolayısıyla öncelikle sanığın eyleminin haksız saldırıyı bertaraf etmek amacıyla TCK m.25/1 kapsamında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği belirlenmelidir.

Meşru müdafaanın şartları tamamen gerçekleşmişse yalnızca suçun teşebbüs veya tamamlanmış hâli üzerinden ceza belirlemek doğru olmaz.

Bir Suçun Teşebbüs Aşamasında Kaldığını Kim Belirler?

Mahkeme suçun kanuni unsurlarını ve somut olayın delillerini değerlendirerek suçun tamamlanıp tamamlanmadığını belirler.

Bu değerlendirmede iddianamedeki hukuki nitelendirmeyle mutlak biçimde bağlı değildir.

Ancak sanığın savunma hakkı korunmalı ve gerektiğinde CMK m.226 kapsamında ek savunma hakkı verilmelidir.

Savcılık Tamamlanmış Suçtan Dava Açmışsa Mahkeme Teşebbüs Uygulayabilir Mi?

Evet.

Mahkeme fiilin hukuki nitelendirilmesini kendisi yapar.

Dosyadaki deliller suçun tamamlanmadığını ancak teşebbüs aşamasında kaldığını gösteriyorsa TCK m.35 hükümleri uygulanabilir.

Aynı şekilde iddianamede teşebbüs olarak nitelendirilen eylemin mahkemece tamamlanmış suç olarak değerlendirilmesi ihtimalinde savunma hakkı bakımından CMK m.226 hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

Teşebbüsün Yanlış Değerlendirilmesi İstinaf Nedeni Olabilir Mi?

Evet.

Tamamlanmış suç olmadığı hâlde sanığın tamamlanmış suçtan cezalandırılması doğrudan ceza miktarını etkileyen önemli bir hukuka aykırılık oluşturabilir.

Aynı şekilde tamamlanmış suçun hatalı biçimde teşebbüs kabul edilmesi de hükmün hukuki niteliğini etkiler.

Bu nedenle suçun tamamlanma anının yanlış belirlenmesi istinaf incelemesine konu edilebilir.

Teşebbüsün Yanlış Değerlendirilmesi Temyiz Nedeni Olabilir Mi?

Dosyanın temyize tabi olması hâlinde suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı Yargıtay incelemesine konu olabilir.

Özellikle;

hazırlık hareketinin icra hareketi kabul edilmesi,

icra hareketinin hazırlık hareketi sayılması,

öldürme kastının yanlış belirlenmesi,

gönüllü vazgeçmenin değerlendirilmemesi,

suçun tamamlanma anının hatalı tespit edilmesi

ve TCK m.35 indirim oranının hukuka aykırı belirlenmesi

kanun yolu incelemesinde önem taşıyabilir.

Yargıtay Suça Teşebbüste Neye Bakıyor?

Yargıtay uygulamasında öncelikle failin kastettiği suç belirlenmektedir.

Ardından gerçekleştirilen hareketlerin yalnızca hazırlık hareketi mi yoksa artık suçun icrasına doğrudan başlayan hareketler mi olduğu incelenmektedir.

5237 sayılı TCK bakımından yalnızca failin suç işleme kastının açıkça ortaya çıkması yeterli görülmemektedir.

Hareketlerin işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içerisinde olması gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yaklaşımında da hareketin suçun konusu bakımından tehlike meydana getirip getirmediği ve tipik harekete ne ölçüde yaklaştığı önem taşımaktadır.

Hazırlık Hareketlerinin Cezalandırılması Mümkün Müdür?

Kural olarak hazırlık hareketleri teşebbüs kapsamında cezalandırılmaz.

Ancak hazırlık sırasında gerçekleştirilen hareket başka bir bağımsız suçun unsurlarını oluşturuyorsa fail bu suçtan sorumlu tutulabilir.

Bu nedenle;

“Teşebbüs yoktur.”

sonucu her durumda;

“Hiçbir suç yoktur.”

anlamına gelmez.

Örneğin suçun hazırlığı sırasında ruhsatsız silah bulundurulması ayrıca bağımsız bir suç oluşturabilir.

Ceza Davasında Teşebbüs Savunması Nasıl Yapılmalıdır?

Teşebbüs tartışılan bir dosyada yalnızca;

“Suç tamamlanmamıştır.”

şeklinde savunma yapılması yeterli değildir.

Öncelikle isnat edilen suçun kanuni tanımı belirlenmeli ve suçun hangi anda tamamlandığı ortaya konulmalıdır.

Ardından sanığın hareketlerinin hangi aşamaya ulaştığı incelenmelidir.

Sanığın eylemleri yalnızca hazırlık hareketi niteliğindeyse TCK m.35'in uygulanamayacağı savunulmalıdır.

İcra hareketlerine başlanmışsa bu kez suçun neden tamamlanmadığı araştırılmalıdır.

Suç dış bir engel nedeniyle tamamlanamamışsa teşebbüs;

fail kendi iradesiyle vazgeçmişse TCK m.36 kapsamında gönüllü vazgeçme

değerlendirilmelidir.

Özellikle öldürmeye teşebbüs dosyalarında;

kullanılan araç,

darbe veya atış sayısı,

hedef alınan vücut bölgesi,

mesafe,

taraflar arasındaki husumet,

yaralanmanın niteliği,

sanığın eylemi neden sonlandırdığı,

mağdurun nasıl kurtulduğu

ve sanığın olay sonrasındaki davranışları

birlikte değerlendirilmelidir.

Savunmanın temel sorusu şu olmalıdır:

“Sanık hangi suçu işlemeyi kastetmiştir, bu suçun doğrudan icrasına gerçekten başlamış mıdır ve suç tamamlanmamışsa bunun nedeni sanığın kendi iradesi mi yoksa elinde olmayan bir engel midir?”

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Teşebbüste Uygulanır Mı?

Evet.

Failin kastının hangi suça yönelik olduğu kesin olarak belirlenemiyorsa varsayımla daha ağır suçtan teşebbüs hükümleri uygulanamaz.

Özellikle kasten yaralama ile öldürmeye teşebbüs ayrımında öldürme kastının somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Sanığın öldürme kastıyla hareket ettiği her türlü şüpheden uzak biçimde belirlenemiyorsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.

Aynı şekilde hareketlerin icra aşamasına ulaşıp ulaşmadığı konusunda giderilemeyen şüphe de sanık aleyhine genişletici yorumla doldurulmamalıdır.

Sonuç

Ceza davasında teşebbüs ile tamamlanmış suç arasındaki temel fark, failin işlemeyi kastettiği suçun kanuni unsurlarının tamamen gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

Suça teşebbüs için failin yalnızca suç işlemeye karar vermesi yeterli değildir.

Fail;

elverişli hareketlerle

doğrudan doğruya suçun icrasına başlamış

ve buna rağmen elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamamış olmalıdır.

Bu nedenle ceza hukukunda;

düşünce,

suç işleme kararı,

hazırlık hareketi,

icra hareketi,

teşebbüs

ve tamamlanmış suç

birbirinden ayrılmalıdır.

Hazırlık hareketleri kural olarak teşebbüs oluşturmaz.

Teşebbüsün başladığının kabulü için hareketin işlenmek istenen suç tipiyle yeterli yakınlık içerisinde bulunması ve suçun konusunu doğrudan tehlikeye sokmaya başlaması gerekir.

Suçun tamamlanamamasının nedeni de önemlidir.

Fail suçu tamamlamak istemesine rağmen mağdurun kaçması, üçüncü kişilerin müdahalesi, polisin gelmesi, silahın çalışmaması veya mağdurun tıbbi müdahaleyle kurtarılması gibi failin iradesi dışındaki nedenlerle sonuç gerçekleşmemişse teşebbüs gündeme gelebilir.

Buna karşılık fail suçu tamamlama imkânı bulunduğu hâlde kendi iradesiyle vazgeçmiş veya kendi çabasıyla neticenin gerçekleşmesini önlemişse TCK m.36 kapsamında gönüllü vazgeçme değerlendirilmelidir.

Teşebbüs özellikle öldürme ve yaralama dosyalarında son derece önemlidir.

Her silahlı veya bıçaklı yaralama öldürmeye teşebbüs değildir.

Failin öldürme kastı;

kullanılan araç,

darbe veya atış sayısı,

hedef alınan bölge,

mesafe,

husumetin niteliği,

yaralanmanın ağırlığı

ve eylemin neden sona erdiği

gibi somut olgular üzerinden belirlenmelidir.

TCK m.35/2 uyarınca teşebbüs hâlinde ceza belirlenirken meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı esas alınır. Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları yerine kanunda ayrıca belirtilen süreli hapis cezaları uygulanırken, diğer suçlarda cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Dolayısıyla ceza davasında yalnızca;

“Suç tamamlandı mı?”

sorusu yeterli değildir.

Asıl cevaplandırılması gereken;

“Suçun tamamlanma anı nedir?”

“Sanığın hareketi hazırlık mı, icra hareketi mi?”

“Hareket suçun işlenmesine elverişli mi?”

“Sanığın kastı hangi suça yönelik?”

“Suç neden tamamlanmadı?”

ve

“Sanık gönüllü olarak mı vazgeçti, yoksa dış bir engel nedeniyle mi başarısız oldu?”

sorularıdır.

Bu ayrımlar sanığın hangi suçtan ve ne miktarda cezalandırılacağını doğrudan değiştirebilir.

Ceza Davalarında Hukuki Destek

Suça teşebbüs, tamamlanmış suç, hazırlık ve icra hareketlerinin ayrılması, gönüllü vazgeçme, öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama ayrımı, kastın belirlenmesi ve TCK m.35 kapsamında cezanın belirlenmesi ceza yargılamasında önemli savunma konuları arasında yer almaktadır.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturması, ceza davası, suça teşebbüs, öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, gönüllü vazgeçme, suç vasfının belirlenmesi, tutukluluğa itiraz, savunma ve diğer ceza hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES