Boşanma Davasında Eşin Telefon Şifresini Vermemesi Kusur Sayılır Mı?

Günümüzde eşler arasındaki uyuşmazlıkların önemli bir bölümü cep telefonu, WhatsApp, Instagram ve diğer sosyal medya hesapları üzerinden ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle boşanma davalarında sıkça;

“Eşim telefonunun şifresini benden gizliyor.”

“Şifresini değiştirdi, telefonunu bana göstermiyor.”

“Eşim telefonunu sürekli saklıyor; bu boşanmada kusur sayılır mı?”

soruları gündeme gelmektedir.

Temel olarak belirtmek gerekir ki:

Eşin yalnızca telefonuna şifre koyması veya telefon şifresini diğer eşe vermemesi, tek başına ve her durumda boşanma kusuru olarak kabul edilmez.

Evlilik, eşlerin birbirlerine sadakat yükümlülüğü altında bulunmalarını gerektirir. Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesine göre eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. Ancak bu sadakat yükümlülüğü, eşlerden birinin diğer eşin bütün telefon, mesaj, sosyal medya ve kişisel verilerine sınırsız erişim hakkına sahip olduğu anlamına gelmez.

Nitekim Anayasa’nın 20. maddesi özel hayatın ve kişisel verilerin korunmasını, 22. maddesi ise haberleşmenin gizliliğini güvence altına almaktadır. Bu haklar evlilikle tamamen ortadan kalkmaz.

Bununla birlikte telefon şifresinin sürekli değiştirilmesi, telefonun eşten özellikle saklanması, geceleri gizli mesajlaşmalar yapılması ve başka kişilerle güven sarsıcı görüşmeler gibi ek davranışlar bulunuyorsa olayın bütünü boşanmadaki kusur değerlendirmesinde önem kazanabilir.

Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından telefon şifresi uyuşmazlığı incelenirken yalnızca “şifreyi verdi mi vermedi mi?” sorusuna değil, telefon kullanımının evlilik içerisindeki diğer davranışlarla birlikte değerlendirilmesine ihtiyaç vardır.

Telefon Şifresini Vermemek Tek Başına Boşanma Sebebi Midir?

Kural olarak hayır.

Türk Medeni Kanunu’nda;

“Eş telefon şifresini diğer eşe vermek zorundadır.”

şeklinde herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

TMK m.185 eşlere sadakat ve yardımlaşma yükümlülüğü getirmektedir ancak eşlerden birinin diğer eşin telefonuna sürekli ve sınırsız erişim hakkı bulunduğunu düzenlememektedir.

Dolayısıyla kişinin;

  • Telefonuna PIN koyması,
  • Yüz tanıma kullanması,
  • WhatsApp uygulamasını şifrelemesi,
  • Telefon şifresini eşiyle paylaşmaması

tek başına sadakatsizlik veya boşanma kusuru anlamına gelmez.

Telefonlarda;

  • Banka uygulamaları,
  • İş yazışmaları,
  • Müvekkil veya müşteri bilgileri,
  • Arkadaşlarla özel konuşmalar,
  • Sağlık verileri,
  • Fotoğraflar

gibi çok sayıda kişisel veri bulunmaktadır.

Bu nedenle telefonda şifre bulunması olağan bir güvenlik önlemi de olabilir.

Evli Kişinin Eşinden Özel Hayatı Olabilir Mi?

Evet.

Evlilik eşlerin birbirlerine karşı özel hayat hakkının tamamen sona erdiği anlamına gelmez.

Anayasa’nın 20. maddesine göre herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Aynı maddede kişisel verilerin korunması da anayasal hak olarak düzenlenmiştir. Anayasa’nın 22. maddesine göre ise haberleşmenin gizliliği esastır.

Anayasa Mahkemesinin boşanma davasında casus yazılımla elde edilen telefon verilerine ilişkin B.Y. kararında da bu konu açık şekilde değerlendirilmiştir.

Somut olayda eşlerden biri diğer eşin telefonuna casus yazılım yükleyerek;

  • Mesajlara,
  • Fotoğraflara,
  • Videolara,
  • Konum bilgilerine,
  • Banka hesap bilgilerine,
  • Sosyal medya yazışmalarına

erişmiştir.

Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin eşlerin birbirlerine karşı özel hayat alanlarının bulunmadığı sonucunu doğurabilecek yaklaşımının anayasal güvencelerle bağdaşmadığını belirtmiştir.

Dolayısıyla;

“Evliyiz, telefonunda benden gizli hiçbir şey olamaz.”

yaklaşımı tek başına hukuki bir erişim hakkı yaratmaz.

Eşler Arasında Sadakat Yükümlülüğü Yok Mu?

Elbette vardır.

TMK m.185 gereğince eşler birbirlerine sadık kalmak zorundadır.

Ancak iki farklı mesele birbirine karıştırılmamalıdır:

Sadakat yükümlülüğü vardır.

Fakat;

sadakati denetlemek amacıyla diğer eşin telefonunu zorla alma veya şifresini kırma konusunda sınırsız bir hak yoktur.

Eş başka biriyle sadakat yükümlülüğüne aykırı biçimde mesajlaşıyorsa bu davranış boşanmada kusur oluşturabilir.

Fakat bu davranışın ispatında kullanılan delilin de hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerekir.

Telefon Şifresini Sürekli Değiştirmek Kusur Sayılır Mı?

Tek başına otomatik olarak kusur değildir.

Ancak somut olayda şifre değiştirme davranışı başka hareketlerle birlikte değerlendirilebilir.

Örneğin eş daha önce telefonunu olağan şekilde kullanırken;

  • Başka biriyle yoğun şekilde görüşmeye başladıktan sonra telefon şifresini değiştirmiş,
  • Telefonu sürekli ters çevirmeye başlamış,
  • Telefon geldiğinde başka odaya geçiyor,
  • Gece geç saatlerde sürekli mesajlaşıyor,
  • Eşine nerede olduğunu açıklamıyor,
  • Başka kişilerle güven sarsıcı görüşmeler yaptığına ilişkin başka deliller bulunuyorsa

telefonu gizleme davranışı olayın bütününde değerlendirmeye konu olabilir.

Ancak yalnızca;

“Şifresini değiştirdi.”

vakıasından;

“Beni kesin aldatıyor.”

sonucu çıkarılamaz.

Yargıtay Telefonuna Şifre Koymayı Kusur Kabul Ediyor Mu?

Bu konuda kararlar dikkatli okunmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.05.2024 tarihli, 2022/11273 Esas ve 2024/3920 Karar sayılı kararına konu olayda İlk Derece Mahkemesi, kadının;

  • Sık sık sosyal medyada zaman geçirmesini,
  • Telefonuna şifre koymasını,
  • Erkek telefonu almak istediğinde telefonunu kırmasını,
  • Başka bir erkekle telefon görüşmesi yapmasını

birlikte değerlendirerek güven sarsıcı davranış bulunduğu sonucuna ulaşmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin bu kusur değerlendirmesi Yargıtay tarafından onanmıştır.

Ancak bu karar;

“Telefonuna şifre koyan herkes kusurludur.”

anlamına gelmemektedir.

Kararda telefon şifresi tek başına değil, başka erkekle görüşme, telefonu kırma ve diğer davranışlarla birlikte değerlendirilmiştir.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Şifre Koymak ve Gizlice Mesajlaşmak Birlikte Değerlendirilebilir Mi?

Evet.

Örneğin eş hakkında;

  • Telefonuna şifre koyduğu,
  • Sürekli telefonla ilgilendiği,
  • Sosyal medya hesabını eşinden gizlediği,
  • Başka kişiyle yoğun görüşmeler yaptığı

ileri sürülebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.02.2024 tarihli, 2023/4201 Esas ve 2024/594 Karar sayılı kararında erkek, kadının telefonuna şifre koyduğunu, sürekli telefonla ilgilendiğini, sosyal medya hesabını kendisine kapattığını ve güven sarsıcı davranışlar gösterdiğini ileri sürmüş; ayrıca HTS kayıtlarına dayanmıştır.

Yargıtay, bu vakıalar ve delil bildirimi karşısında HTS kayıtlarının getirtilmeden karar verilmesini eksik inceleme olarak değerlendirmiştir.

Burada da Yargıtay;

“Şifre koymak tek başına kusurdur.”

dememektedir.

Asıl önemli olan, ileri sürülen güven sarsıcı davranışların diğer hukuka uygun delillerle araştırılmasıdır.

Eş Telefonunu Sürekli Saklıyorsa Kusur Sayılır Mı?

Somut olaya göre değerlendirilebilir.

Örneğin eş;

  • Telefonunu kimseye dokundurmuyor,
  • Eve geldiğinde telefonu kapatıyor,
  • Mesaj geldiğinde panikle ekranı kapatıyor,
  • Sürekli başka odaya geçerek konuşuyor,
  • Telefonunu aileden uzak tutuyor

olabilir.

Bu davranışların her biri tek başına sadakatsizlik kanıtı değildir.

Ancak başka hukuka uygun delillerle;

  • Başka kişiyle yoğun görüşme,
  • Romantik mesajlaşma,
  • Gece görüşmeleri,
  • Otel veya seyahat kayıtları

ispatlanıyorsa telefonun sistematik biçimde gizlenmesi de olayın genel değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Telefonunu Eşinden Saklamak Güven Sarsıcı Davranış Mıdır?

Her durumda değil.

Bir avukat, doktor, şirket yöneticisi veya başka bir çalışan telefonunda mesleki gizlilik içeren veriler taşıyor olabilir.

Aynı şekilde herkesin;

  • Arkadaşlarıyla özel konuşmaları,
  • Bankacılık bilgileri,
  • Kişisel fotoğrafları

bulunabilir.

Bu nedenle telefonunu eşine vermemek tek başına “güven sarsıcı davranış” değildir.

Asıl mesele, telefon gizliliğinin sadakat yükümlülüğüne aykırı başka davranışları saklamak amacıyla kullanıldığına ilişkin somut delil bulunup bulunmadığıdır.

Eşin Telefonunu Zorla Almak Hukuka Uygun Mudur?

Hayır.

Yargıtay’ın güncel yaklaşımı bu konuda oldukça açıktır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.10.2024 tarihli, 2024/101 Esas ve 2024/7537 Karar sayılı kararında, eşin telefonunun zorla alınması ve şifresinin kırılması suretiyle elde edilen mesaj kayıtları hukuka aykırı delil olarak kabul edilmiştir.

Kararda Yargıtay, kadının telefonundan rızası dışında elde edilen yazışmaların HMK m.189/2 gereğince hükme esas alınamayacağını belirtmiştir.

Bu nedenle;

“Eşim şifresini söylemedi, ben de telefonunu zorla aldım.”

yaklaşımı hukuken güvenli değildir.

Telefon Şifresini Kırmak Delili Geçersiz Hâle Getirir Mi?

Somut olayda evet, ciddi biçimde hukuka aykırı delil sorunu doğurabilir.

HMK m.189/2 uyarınca;

hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/7537 sayılı kararında da telefonun zorla alınması ve şifresinin kırılması suretiyle elde edilen mesajlar hukuka aykırı kabul edilmiştir.

Üstelik Yargıtay bu denetimin mahkeme tarafından resen yapılması gerektiğini de belirtmektedir.

Yani karşı taraf;

“Bu delil hukuka aykırıdır.”

diye ayrıca itiraz etmese bile mahkeme, hukuka aykırılığı tespit ettiği delili değerlendirme dışı bırakmalıdır.

Telefonu Eşin Elinden Zorla Almak Doğru Mudur?

Hayır.

Bu davranış ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlığı büyütebilir.

Yargıtay 2024/7537 sayılı kararına konu olayda telefonun zorla alınması ve şifre kırılması özellikle delilin hukuka aykırılığının değerlendirilmesinde belirleyici olmuştur.

Bu nedenle sadakat şüphesi bulunan eşin çözümü;

  • Telefonu gasp etmek,
  • Şifreyi zorla istemek,
  • Şifre kırma programı kullanmak

olmamalıdır.

Hukuka uygun delil yolları tercih edilmelidir.

Parmak İzini Kullanarak Telefonu Açmak Hukuka Uygun Mudur?

Kişinin rızası olmadan uyurken parmağını telefona okutmak veya yüzünü telefonun karşısına getirerek Face ID kilidini açmak da hukuka uygunluk bakımından ciddi sorun yaratabilir.

Yargıtay’ın 2024/7537 sayılı kararındaki temel yaklaşım, eşin telefonundaki verilerin rızası dışında zorlayıcı veya şifre kırıcı yöntemlerle elde edilmesine karşıdır.

Bu nedenle teknolojik yöntemin;

  • PIN kırma,
  • Parmak izi,
  • Yüz tanıma

olması tek başına hukuka uygunluk sağlamaz.

Asıl mesele kişinin rızasının bulunup bulunmadığı ve verinin hangi yöntemle elde edildiğidir.

Eşimin Şifresini Tahmin Ederek Telefonunu Açarsam Ne Olur?

Bu konu da olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Ancak karşı tarafın kişisel telefonuna rızası dışında erişildiğinin açık olduğu bir durumda;

“Şifreyi kırmadım, tahmin ettim.”

savunması her zaman hukuka uygunluk sağlamaz.

Yargıtay’ın güncel yaklaşımı telefon üzerindeki yazışmaların rıza dışında elde edilmesine özellikle önem vermektedir.

Bu nedenle boşanma davasında kullanılacak dijital delilin nasıl elde edildiği mutlaka değerlendirilmelidir.

Eşim Şifresini Bana Daha Önce Kendisi Vermişse Ne Olur?

Burada değerlendirme daha farklı olabilir.

Örneğin eşler birbirlerinin telefon şifrelerini uzun süredir karşılıklı olarak biliyor ve cihazları ortak yaşam içerisinde olağan biçimde kullanıyor olabilir.

Ancak geçmişte şifrenin paylaşılmış olması;

“Telefonundaki bütün yazışmaları sınırsız şekilde inceleyebilir, kopyalayabilir ve yayabilirim.”

anlamına gelmez.

Erişimin;

  • Ne zaman,
  • Hangi kapsamda,
  • Hangi amaçla

gerçekleştiği yine önemlidir.

Bu nedenle önceden bilinen şifre bulunan dosyalarda dahi delilin hukuka uygunluğu somut olay özelinde değerlendirilmelidir.

Telefon Masada Açık Kalırsa Mesajları Görmek Hukuka Aykırı Mıdır?

Bu da ayrı değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

Örneğin telefon ortak ortamda açık hâlde bulunurken ekrana bir bildirim gelmiş ve diğer eş mesajı tesadüfen görmüş olabilir.

Bu durum ile kişinin;

  • Telefonu gizlice ele geçirmesi,
  • Şifreyi kırması,
  • Casus yazılım yüklemesi

aynı değildir.

Ancak görülen mesajların devamını sistematik biçimde araştırmak veya tüm cihazı kopyalamak ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Dolayısıyla dijital deliller bakımından;

tesadüfi öğrenme

ile

planlı ve sistematik veri ele geçirme

birbirinden ayrılmalıdır.

Casus Yazılımla Eşin Telefonunu Takip Etmek Mümkün Müdür?

Hukuken son derece risklidir.

Anayasa Mahkemesinin B.Y. kararına konu olayda eş, diğer eşin telefonuna casus yazılım yükleyerek;

  • Mesajlarına,
  • Ses kayıtlarına,
  • Fotoğraflarına,
  • Videolarına,
  • GPS bilgilerine,
  • Banka hesaplarına

erişmiştir.

Anayasa Mahkemesi, kişisel verilerin elde edilme yöntemi ve kapsamının ciddi biçimde araştırılması gerektiğini vurgulamış; eşlerin birbirlerine karşı özel hayat alanlarının bulunmadığı sonucuna varılmasını anayasal güvencelere aykırı bulmuştur.

Dolayısıyla;

“Eşim beni aldatıyor olabilir, telefonuna takip programı yükleyeyim.”

yöntemi hukuken güvenli bir delil toplama yolu değildir.

WhatsApp Web’i Gizlice Açmak Hukuka Uygun Mudur?

Diğer eşin telefonundan habersiz biçimde WhatsApp Web bağlantısı kurarak tüm mesajları sürekli takip etmek de özel hayat, haberleşmenin gizliliği ve hukuka aykırı delil bakımından ciddi risk yaratabilir.

Anayasa m.22 uyarınca haberleşmenin gizliliği esastır.

Aynı şekilde HMK m.189/2 hukuka aykırı elde edilen delillerin kullanılmasını yasaklamaktadır.

Bu nedenle mesajları doğrudan ele geçirmek yerine somut iddianın hukuka uygun başka delillerle ispatlanması tercih edilmelidir.

Şifre Vermemek Aldatma İspatı Mıdır?

Hayır.

Telefon şifresinin paylaşılmaması;

zina veya sadakatsizliğin doğrudan delili değildir.

Bir kişinin telefonunda şifre bulunmasının onlarca olağan nedeni olabilir.

Zina veya sadakat yükümlülüğüne aykırılık iddiasında;

  • Otel kayıtları,
  • HTS kayıtları,
  • Hukuka uygun mesajlar,
  • Tanıklar,
  • Seyahat kayıtları,
  • Sosyal medya davranışları

gibi başka deliller önem kazanabilir.

Şifre vermemek yalnızca başka somut olayların bulunduğu dosyada yardımcı bir olgu olarak değerlendirilebilir.

Şifre Vermemek Zina Sayılır Mı?

Kesinlikle hayır.

Zina, evli kişinin eşi dışında başka biriyle cinsel ilişki kurmasını ifade eden özel boşanma sebebidir.

Telefonuna şifre koymak veya telefonu eşine göstermemek bu şartı sağlamaz.

Dolayısıyla;

“Telefonunu açmadı, kesin zina yapıyor.”

şeklinde bir hukuki çıkarım yapılamaz.

Bununla birlikte başka kişiyle romantik veya cinsel içerikli mesajlaşmalar ispatlanırsa, zina şartları oluşmasa dahi bu davranışlar sadakat yükümlülüğüne aykırılık veya güven sarsıcı davranış olarak TMK m.166/1 kapsamında değerlendirilebilir. Eşlerin sadakat yükümlülüğü TMK m.185'te açıkça düzenlenmiştir.

Telefon Şifresini Vermeyen Eşe “Güven Sarsıcı” Kusur Yüklenebilir Mi?

Yalnızca şifre vermeme vakıasına dayanarak bu sonuca ulaşmak risklidir.

Ancak örneğin;

  • Sürekli gizli mesajlaşma,
  • Başka kişiyle yoğun HTS trafiği,
  • Telefon geldiğinde ortamdan ayrılma,
  • Sosyal medya hesabını eşe özellikle kapatma,
  • Telefon içeriğini yok etmek amacıyla telefonu kırma

gibi ek olaylar varsa mahkeme bütün davranışları birlikte değerlendirebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/3920 sayılı kararına konu dosyada da telefon şifresi; başka kişiyle görüşme ve telefonun kırılması gibi başka davranışlarla birlikte değerlendirilmiştir.

Bu nedenle bir Büyükçekmece boşanma avukatı tarafından dilekçe hazırlanırken yalnızca “şifresini vermiyor” denilmesi yerine, güven sarsıcı davranış iddiasının hangi somut olaylara dayandığı açıklanmalıdır.

Telefon Şifresini Vermediği İçin HTS Kaydı İstenebilir Mi?

Tek başına telefon şifresinin verilmemesi nedeniyle sınırsız HTS araştırması yapılacağı söylenemez.

Ancak dava dilekçesinde;

  • Güven sarsıcı davranış,
  • Başka biriyle sürekli görüşme,
  • Sadakat yükümlülüğüne aykırılık

gibi vakıalar somutlaştırılmış ve HTS kayıtlarına delil olarak dayanılmışsa ilgili kayıtların araştırılması gündeme gelebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4201 E., 2024/594 K. sayılı kararında kadın hakkında telefonuna şifre koyma, sürekli telefonla ilgilenme ve sosyal medya hesabını eşine kapatma yanında güven sarsıcı davranış iddiaları ileri sürülmüş ve HTS kayıtlarına dayanılmıştır. Yargıtay, HTS kayıtları getirtilmeden karar verilmesini eksik araştırma olarak değerlendirmiştir.

Dolayısıyla burada belirleyici unsur somut vakıa + uygun delil bağlantısıdır.

Telefonun İçeriğini Mahkemeden Getirtmek Mümkün Müdür?

Bu konuda HTS kayıtları ile mesaj içerikleri birbirinden ayrılmalıdır.

GSM operatörlerinden getirilebilecek trafik kayıtları genellikle;

  • Aranan numara,
  • Arama tarihi,
  • Arama süresi,
  • SMS trafiği

gibi veriler içerebilir.

Ancak bu kayıtlar kural olarak WhatsApp mesaj içeriklerini veya telefonun içindeki özel yazışmaların tamamını içermez.

Dolayısıyla;

“Mahkeme telefonu tamamen açıp bütün WhatsApp geçmişini getirsin.”

şeklinde sınırsız bir araştırma olağan boşanma yargılamasında yapılmaz.

Özel hayat ve haberleşmenin gizliliği nedeniyle delil taleplerinin somut ve ölçülü olması önemlidir. Anayasa m.20 ve m.22 bu alanları anayasal koruma altında tutmaktadır.

Telefon Şifresi İstenirken Baskı Yapmak Psikolojik Şiddet Olabilir Mi?

Somut olayın niteliğine göre olabilir.

Eşin;

  • Sürekli telefon kontrolü yapması,
  • Şifreyi zorla istemesi,
  • Telefonu elinden alması,
  • Kiminle görüştüğünü sürekli sorgulaması,
  • Sosyal ilişkileri kontrol altına almaya çalışması

aşırı kontrol davranışına dönüşebilir.

Tek başına eşler arasında şifre istemek psikolojik şiddet değildir.

Ancak davranışın sistematik baskı, tehdit, hakaret veya fiziksel müdahaleyle birleşmesi hâlinde farklı değerlendirme yapılabilir.

“Şifreyi Vermezsen Seni Boşarım” Demek Hukuken Sonuç Doğurur Mu?

Taraflar evlilik ilişkisi içerisinde çeşitli tartışmalar yaşayabilir.

Ancak eşin şifresini vermemesi nedeniyle diğer eşin kendiliğinden telefon üzerinde hukuki erişim hakkı doğmaz.

Boşanma davasında ise mahkeme;

  • Şifre tartışmasını,
  • Güven ilişkisinin durumunu,
  • Tarafların diğer davranışlarını

bir bütün olarak değerlendirir.

Asıl belirleyici olan evlilik birliğini temelinden sarsan somut davranışların bulunup bulunmadığıdır.

TMK m.166/1 de boşanma için ortak hayatın sürdürülmesinin eşlerden beklenemeyecek derecede evlilik birliğinin sarsılmasını aramaktadır.

Şifre Vermemek Tazminat Alınmasını Sağlar Mı?

Tek başına kural olarak hayır.

TMK m.174 kapsamında maddi ve manevi tazminat bakımından boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur durumunun değerlendirilmesi gerekir.

Sadece;

“Telefonunun şifresini bana vermedi.”

iddiasıyla yüksek miktarda maddi veya manevi tazminat sonucu çıkması beklenmemelidir.

Ancak telefonun gizlenmesinin arkasında;

  • Sadakatsizlik,
  • Başka kişilerle güven sarsıcı mesajlaşma,
  • Hakaret,
  • Gizli ilişki

gibi başka ispatlanmış kusurlar bulunuyorsa toplam kusur tablosu tazminat bakımından etkili olabilir.

Şifre Vermemek Yoksulluk Nafakasını Etkiler Mi?

Tek başına genellikle belirleyici değildir.

Yoksulluk nafakasında nafaka isteyen tarafın diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir.

Telefon şifresi uyuşmazlığı daha geniş bir sadakat veya güven sarsıcı davranışın parçası hâline gelmişse kusur derecesini dolaylı olarak etkileyebilir.

Ancak yalnızca telefonuna şifre koyan bir eşin bu nedenle yoksulluk nafakasından mahrum kalacağı şeklinde bir kural yoktur.

Telefon Şifresi Velayet Kararını Etkiler Mi?

Tek başına hayır.

Velayet bakımından temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Bir ebeveynin telefonuna şifre koyması veya eşine şifresini vermemesi çocukla ilgili velayet kapasitesini doğrudan göstermez.

Ancak telefon kullanımı;

  • Çocuğun ciddi biçimde ihmal edilmesine,
  • Çocukla ilgilenilmemesine,
  • Çocuğun güvenliğinin tehlikeye girmesine

neden oluyorsa bu sonuçlar ayrıca değerlendirilebilir.

Sırf telefon şifresi nedeniyle velayet değişmez.

Eş Telefonu Kırarak İçindeki Mesajları Yok Ederse Ne Olur?

Bu davranış yalnızca “şifre koyma” meselesinden farklıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/3920 sayılı kararına konu dosyada, kadının erkek telefonu almak istediğinde telefonunu kırması da diğer davranışlarla birlikte güven sarsıcı kusur değerlendirmesine dahil edilmiştir.

Ancak yine bu karar;

“Telefon kırıldıysa kesin sadakatsizlik vardır.”

anlamına gelmez.

Olayın sebebi ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Telefonu Sürekli Sessize Almak Kusur Mudur?

Tek başına hayır.

Telefonu sessize almak;

  • İş,
  • Uyku,
  • Toplantı,
  • Kişisel tercih

nedeniyle olağan olabilir.

Ancak kişi sürekli başka biriyle gizli görüşüyor ve bu görüşmeleri eşinden saklamak amacıyla telefon davranışlarını değiştiriyorsa bu durum diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Boşanma hukukunda belirleyici olan tek bir günlük davranış değil, evlilik birliğine etkisi bulunan somut kusurlu eylemlerdir.

Telefon Şifresi Konusunda Tanık Dinlenebilir Mi?

Evet.

Örneğin tanık;

“Davalının telefonu sürekli sakladığını, telefon geldiğinde başka odaya geçtiğini ve taraflar arasında bu nedenle sürekli tartışma çıktığını bizzat gördüm.”

şeklinde doğrudan gözleme dayalı beyanda bulunabilir.

Ancak;

“Davacı bana eşinin şifresini vermediğini söyledi.”

şeklindeki duyuma dayalı beyan daha sınırlı ispat değerine sahip olabilir.

Tanığın doğrudan gördüğü olaylar daha önemlidir.

Telefon Şifresi Vermeme İddiası Dilekçede Nasıl Yazılmalıdır?

Sadece;

“Davalı telefon şifresini müvekkile vermemektedir.”

şeklindeki ifade çoğu dosyada yetersiz kalabilir.

Bunun yerine olay somutlaştırılmalıdır.

Örneğin:

“Davalı, 2026 yılı Mart ayından itibaren cep telefonunun şifresini değiştirmiş, telefonunu sürekli yanında taşımaya başlamış, geceleri ortak yatak odasından ayrılarak uzun süre mesajlaşmış ve müvekkilin bulunduğu ortamda gelen aramalara cevap vermemiştir. Aynı dönemde davalının dava dışı ... numarasıyla gece saatlerinde yoğun görüşme trafiği bulunduğuna ilişkin somut olgular ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ilgili dönem HTS kayıtlarının celbini talep ediyoruz.”

şeklinde bir anlatım;

  • Vakıayı,
  • Tarihi,
  • Davranışı,
  • İstenilen delili

birbirine bağlar.

Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından hazırlanacak dilekçede bu şekilde somutlaştırma yapılması, yalnızca genel şüphe ifadeleri kullanılmasından daha sağlıklıdır.

Eş Telefonunu Göstermiyorsa Ne Yapılmalıdır?

Telefonu zorla almaya çalışmak yerine varsa güven sarsıcı davranışlara ilişkin hukuka uygun deliller toplanmalıdır.

Somut olaya göre;

  • HTS kayıtları,
  • Otel kayıtları,
  • Tanıklar,
  • Herkese açık sosyal medya paylaşımları,
  • Banka veya kredi kartı hareketleri,
  • Uçuş ve seyahat kayıtları

kullanılabilir.

Yargıtay’ın 2024/7537 sayılı kararı, telefonu zorla alıp şifre kırarak elde edilen mesajların dava açısından tam tersine delil kaybı yaratabileceğini göstermektedir.

Hukuka Aykırı Telefon Delili Kullanılırsa Ne Olur?

Mahkeme delili değerlendirme dışı bırakabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/7537 sayılı kararında kadının başka bir erkekle mesajlaştığı iddiası, telefonun zorla alınması ve şifrenin kırılmasıyla elde edilen mesajlara dayanıyordu.

Yargıtay bu mesajları hukuka aykırı kabul etmiş ve başka hukuka uygun delil bulunmadığından kadının güven sarsıcı davranışının ispatlanamadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle erkeğin boşanma davasının da reddi gerektiğine karar verilmiştir.

Bu karar delilin elde edilme yönteminin davanın sonucunu doğrudan değiştirebileceğini göstermektedir.

Eşin Telefonunda Gerçekten Aldatma Mesajı Çıksa Bile Hukuka Aykırı Delil Reddedilebilir Mi?

Evet.

Delilin içeriğinin önemli olması, onun hukuka aykırı elde edilmesini otomatik olarak meşru hâle getirmez.

HMK m.189/2 açık biçimde hukuka aykırı elde edilmiş delillerin mahkeme tarafından dikkate alınamayacağını düzenlemektedir.

Yargıtay 2024/7537 sayılı kararında da mesajların içeriğinden önce elde edilme yöntemine bakmış ve telefon zorla alınarak şifresi kırıldığı için bu kayıtları hükme esas almamıştır.

Dolayısıyla;

“Mesaj doğruysa nasıl elde edildiğinin önemi yok.”

yaklaşımı Türk medeni usul hukukunda doğru değildir.

Eşim Bana Telefonunu Kendi İsteğiyle Gösterirse Mesajlar Delil Olur Mu?

Bu durum farklıdır.

Eş telefonunu kendi isteğiyle açıp belirli mesajları göstermiş veya yazışmayı bizzat paylaşmış olabilir.

Bu tür bir olayda rıza ve delilin elde edilme biçimi ayrı değerlendirilir.

Ancak kişinin sadece bir mesajı göstermesi, telefonun tamamının daha sonra gizlice kopyalanmasına otomatik izin verdiği anlamına gelmez.

Bu nedenle dijital deliller bakımından rızanın kapsamı da önem taşır.

Telefon Şifresinin Bilinmesi ile Telefonu İnceleme İzni Aynı Şey Midir?

Her zaman değil.

Eşler pratik nedenlerle birbirlerinin şifrelerini biliyor olabilir.

Örneğin;

  • Navigasyon açmak,
  • Arama yapmak,
  • Fotoğraf çekmek

için şifre paylaşılmış olabilir.

Bundan;

“Telefonun içindeki bütün özel mesajları geriye dönük inceleme ve kaydetme izni verilmiştir.”

sonucu otomatik olarak çıkmaz.

Bu nedenle somut olayda eşler arasındaki telefon kullanım alışkanlığı ve veriye erişim biçimi önemlidir.

Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Telefon Şifresi ve Boşanma Davaları

Telefon şifresi uyuşmazlıkları boşanma davalarında özellikle sadakat ve hukuka aykırı dijital delil tartışmalarıyla birlikte ortaya çıkmaktadır.

Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından telefon şifresinin gizlenmesine ilişkin iddia değerlendirilirken yalnızca şifrenin paylaşılmamasına değil, bunun yanında somut güven sarsıcı davranışlar bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.

Bir Büyükçekmece boşanma avukatı ile yürütülen sadakat uyuşmazlığında Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/7537 sayılı güncel kararı dikkate alınarak telefonun zorla alınması veya şifresinin kırılması suretiyle elde edilen mesajların hukuka aykırı delil niteliğinde olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından telefonunu gizleme ve başka kişilerle görüşme iddiası ileri sürülüyorsa, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/594 sayılı kararında olduğu gibi somut vakıalara bağlı HTS kayıtları ve diğer hukuka uygun deliller değerlendirilmelidir.

Aynı şekilde bir Bahçeşehir boşanma avukatı ile süreç takip edilirken telefon şifresi, sosyal medya kullanımı, başka kişilerle iletişim ve telefonu yok etme gibi davranışların tek tek değil olayın bütünü içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç

Boşanma davasında eşin telefon şifresini vermemesi tek başına ve otomatik olarak kusur sayılmaz.

Türk Medeni Kanunu m.185 uyarınca eşlerin birbirlerine sadakat yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak bu yükümlülük diğer eşin telefonuna, WhatsApp mesajlarına ve bütün kişisel verilerine sınırsız erişim yetkisi sağlamaz.

Anayasa’nın 20. maddesi özel hayatın ve kişisel verilerin korunmasını, 22. maddesi ise haberleşmenin gizliliğini güvence altına almaktadır.

Anayasa Mahkemesinin B.Y. kararında da boşanma davasında eşin telefonuna casus yazılım yüklenerek kişisel verilerinin ele geçirilmesi değerlendirilmiş ve eşlerin birbirlerine karşı özel hayat alanlarının bulunmadığı sonucunu doğuracak yaklaşımın anayasal güvencelerle bağdaşmayacağı açık biçimde ortaya konulmuştur.

Öte yandan telefon şifresinin paylaşılmaması;

  • Gizli mesajlaşma,
  • Başka kişiyle yoğun görüşme,
  • Telefonu sürekli eşten saklama,
  • Telefon içeriğini yok etme,
  • Sosyal medya hesaplarını özellikle gizleme

gibi başka davranışlarla birlikteyse olayın bütününde güven sarsıcı davranış değerlendirmesine katkı sağlayabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.05.2024 tarihli, 2022/11273 E., 2024/3920 K. sayılı kararında telefonuna şifre koyma davranışı; başka kişiyle görüşme ve telefonu kırma gibi başka vakıalarla birlikte değerlendirilmiş ve alt derece mahkemelerinin kusur değerlendirmesi onanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.02.2024 tarihli, 2023/4201 E., 2024/594 K. sayılı kararında ise telefonuna şifre koyma, yoğun telefon kullanma ve sosyal medya hesabını eşe kapatma iddialarıyla birlikte ileri sürülen güven sarsıcı davranışlar bakımından HTS kayıtları getirtilmeden karar verilmesi eksik inceleme kabul edilmiştir.

Buna karşılık diğer eşin çözümü telefonu zorla almak veya şifreyi kırmak değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.10.2024 tarihli, 2024/101 E., 2024/7537 K. sayılı güncel kararında telefonun zorla alınması ve şifre kırılması suretiyle elde edilen mesajlar hukuka aykırı delil kabul edilmiş; bu kayıtlar hükme esas alınmamıştır. Başka hukuka uygun delil bulunmadığından güven sarsıcı davranışın ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu nedenle telefon şifresi konusunda özellikle şu sorular önemlidir:

  • Eş yalnızca telefonuna şifre mi koyuyor?
  • Yoksa telefonunu sistematik şekilde mi gizliyor?
  • Başka kişilerle olağan dışı iletişim bulunduğuna dair başka delil var mı?
  • Şifre yakın zamanda ve belirli bir olaydan sonra mı değiştirildi?
  • Telefon kırılmış veya kayıtlar silinmiş mi?
  • İleri sürülen sadakat iddiası HTS veya başka hukuka uygun delillerle desteklenebilir mi?
  • Telefon içerisindeki kayıtlar hangi yöntemle elde edildi?
  • Şifre kırma, zorla alma veya casus yazılım kullanılmış mı?

Sonuç olarak;

“Eşim telefon şifresini vermiyor, kesin kusurludur.”

ifadesi doğru değildir.

Aynı şekilde;

“Telefon benim, içindeki hiçbir davranış boşanma davasını ilgilendirmez.”

demek de doğru değildir.

Şifrenin kendisinden çok, telefon üzerinden gerçekleştirilen somut davranışlar ve bunların hukuka uygun delillerle ispatlanıp ispatlanmadığı önem taşır.

Esenyurt boşanma avukatı, Büyükçekmece boşanma avukatı, Beylikdüzü boşanma avukatı ve Bahçeşehir boşanma avukatı kapsamında telefon şifresi, WhatsApp mesajları, sosyal medya kayıtları, HTS, sadakat yükümlülüğü, hukuka aykırı dijital deliller, nafaka ve maddi-manevi tazminata ilişkin uyuşmazlıkların somut dosyanın özelliklerine ve güncel Yargıtay uygulamasına göre değerlendirilmesi için hukuki destek alınabilir.

Boşanma, telefon kayıtları ve dijital delillere ilişkin hukuki danışmanlık için:

İletişim: 0542 547 48 51

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES