Boşanma Davasında Eşin Mal Kaçırması Halinde Ne Yapılır?

Boşanma sürecinin başlamasıyla birlikte eşlerden birinin üzerine kayıtlı taşınmazları, araçları veya banka hesaplarındaki paraları diğer eşin mal paylaşımından doğabilecek haklarını azaltmak amacıyla üçüncü kişilere devretmesi uygulamada sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biridir.

Örneğin eş;

  • Evi kardeşine devredebilir,
  • Aracı arkadaşının üzerine geçirebilir,
  • Banka hesabındaki parayı anne veya babasına gönderebilir,
  • Şirket paylarını üçüncü kişilere devredebilir,
  • Hesaplarını boşaltabilir.

Ancak;

“Mal eşimin üzerindeydi ve başkasına devretti, artık hiçbir hakkım kalmadı.”

şeklindeki düşünce her durumda doğru değildir.

Türk Medeni Kanunu, mal rejiminin tasfiyesinden doğacak katılma alacağını azaltmak amacıyla gerçekleştirilen bazı devirlerin, mal artık eşin üzerinde bulunmasa dahi tasfiye hesabına eklenmesine imkân tanımaktadır.

TMK m.229'a göre mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içerisinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile mal rejimi devam ederken diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler, edinilmiş mallara değer olarak eklenir.

Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından mal kaçırma iddiası değerlendirilirken yalnızca malın halen eşin adına kayıtlı olup olmadığına değil; ne zaman, kime, hangi bedelle ve hangi amaçla devredildiğine bakılması gerekir.

Boşanma Davasında Mal Kaçırma Nedir?

Halk arasında “mal kaçırma” olarak ifade edilen davranış tek bir hukuki işlem türünü ifade etmez.

Uygulamada mal kaçırma iddiası örneğin;

  • Taşınmazın yakın akrabaya devredilmesi,
  • Aracın görünürde satılması,
  • Bankadaki paranın üçüncü kişiye aktarılması,
  • Malın çok düşük bedelle elden çıkarılması,
  • Eşin adına olan şirket paylarının devredilmesi

şeklinde ortaya çıkabilir.

Ancak eşin yaptığı her satış veya para transferi otomatik olarak mal kaçırma değildir.

Mal rejiminin tasfiyesi bakımından özellikle işlemin diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacı taşıyıp taşımadığı önemlidir.

Eş Kendi Üzerindeki Malı Satabilir Mi?

Kural olarak eşlerden her biri kendi adına kayıtlı mal üzerinde tasarrufta bulunabilir.

Türk Medeni Kanunu'nda kanunda aksine düzenleme bulunmadıkça eşlerin üçüncü kişilerle hukuki işlem yapabileceği kabul edilmiştir.

Ancak bu serbestinin önemli sınırları bulunmaktadır.

Örneğin;

  • Aile konutu bakımından TMK m.194,
  • Ailenin ekonomik varlığının korunması bakımından TMK m.199,
  • Mal rejimindeki eklenecek değerler bakımından TMK m.229

özel korumalar öngörmektedir. TMK m.194 uyarınca aile konutu diğer eşin açık rızası olmaksızın devredilemez veya üzerindeki haklar sınırlandırılamaz.

Dolayısıyla;

“Tapu benim üzerimde, istediğime devrederim.”

ifadesi her durumda doğru değildir.

Boşanma Davası Açılmadan Önce Ev Satılırsa Ne Olur?

Taşınmazın boşanma davasından önce satılması, diğer eşin mal rejiminden doğan hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Özellikle devir;

  • Boşanma sürecine çok yakın tarihte,
  • Yakın akrabaya,
  • Gerçek piyasa değerinin çok altında,
  • Gerçek ödeme yapılmadan

gerçekleşmişse işlem TMK m.229 kapsamında incelenebilir.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında boşanma davasından kısa süre önce gerçekleştirilen ve katılma alacağını azaltma amacı taşıdığı belirlenen devirler, mal artık eşin üzerinde bulunmasa bile tasfiyede mevcutmuş gibi değerlendirilebilmektedir.

Örneğin Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bir kararında taşınmazın boşanma davası açılmasından yalnızca üç gün önce üçüncü kişiye devredilmesi mal kaçırma kastı kapsamında değerlendirilmiş ve taşınmazın tasfiye hesabında dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Eş Evi Kardeşine Devrederse Hak Kaybolur Mu?

Hayır, otomatik olarak kaybolmaz.

Ancak kardeşe yapılan her satış da otomatik olarak muvazaalı kabul edilmez.

Mahkeme;

  • Gerçekten satış bedeli ödenip ödenmediğini,
  • Devir tarihini,
  • Tarafların o tarihte ayrılık içinde olup olmadığını,
  • Alıcının eşle yakınlığını,
  • Paranın ne şekilde ödendiğini,
  • İşlemin ekonomik olarak makul olup olmadığını

değerlendirebilir.

Özellikle boşanmanın hemen öncesinde eşin taşınmazı annesine, babasına, kardeşine veya çok yakın bir arkadaşına devretmesi şüphe yaratabilir; fakat hukuki sonuç yine delillere göre belirlenir.

Bir Büyükçekmece boşanma avukatı tarafından bu tür dosyada tapu kayıtlarının yanında banka hareketlerinin de incelenmesi önemlidir.

Araç Başkasının Üzerine Geçirilirse Ne Olur?

Araçlar da mal rejimi hesabına konu olabilir.

Evlilik döneminde edinilmiş bir araç, boşanma davasından kısa süre önce üçüncü kişiye geçirilmiş olabilir.

Bu durumda;

  • Aracın edinilme tarihi,
  • Devir tarihi,
  • Satış bedeli,
  • Satış bedelinin gerçekten tahsil edilip edilmediği,
  • Paranın nereye gittiği

incelenir.

Yargıtay'ın mal rejimine ilişkin uygulamasında boşanma dava tarihinden birkaç ay önce elden çıkarılan araçların da TMK m.229 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bir kararda boşanma dava tarihinden üç ay önce üçüncü kişiye devredilen araç yönünden, satış bedelinin aile ihtiyaçlarına harcandığı iddiasının ayrıca araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla;

“Araç artık eşimin adına değil, yapacak hiçbir şey yok.”

sonucu doğru değildir.

Banka Hesabındaki Paranın Çekilmesi Mal Kaçırma Sayılır Mı?

Sayılabilir ancak her para çekimi otomatik olarak mal kaçırma değildir.

Örneğin boşanma sürecinin hemen öncesinde eş;

  • 2.000.000 TL'yi hesabından çekmiş,
  • Parayı kardeşine göndermiş,
  • Hesabını tamamen boşaltmış

olabilir.

Bu durumda hesabın geçmiş hareketleri ve paranın nereye gittiği araştırılabilir.

Ancak para gerçekten;

  • Ev borçlarına,
  • Aile giderlerine,
  • Ticari bir borca,
  • Kredinin kapatılmasına

harcanmış olabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 6 Kasım 2025 tarihli güncel kararında, mal rejiminin sona ermesinden yaklaşık iki yıl önce banka hesabından çekilen paranın sırf çekilmiş olması nedeniyle TMK m.229 kapsamında eklenecek değer kabul edilemeyeceği; katılma alacağını azaltma kastının veya kanundaki diğer koşulların ispatlanması gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle;

hesaptan para çekilmesi ≠ otomatik mal kaçırma

şeklinde bir ayrım yapılmalıdır.

Mal Kaçırma Kastı Nasıl Anlaşılır?

Tek bir kriter bulunmamaktadır.

Mahkeme somut olayın bütününü değerlendirir.

Özellikle;

  • Devrin boşanma davasından hemen önce yapılması,
  • Tarafların fiilen ayrı yaşıyor olması,
  • Malın yakın akrabaya devredilmesi,
  • Gerçek ödeme belgesinin bulunmaması,
  • Devir bedelinin piyasa değerinden olağan dışı düşük olması,
  • Paranın kısa süre sonra tekrar eşin kontrolüne dönmesi,
  • Çok sayıda malın kısa sürede elden çıkarılması

katılma alacağını azaltma kastının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Ancak bunlardan biri tek başına her zaman yeterli değildir.

Mal Kaçırıldığı İspatlanırsa Tapu Otomatik Olarak İptal Edilir Mi?

Hayır.

Mal rejimi davaları bakımından uygulamada çok önemli noktalardan biri budur.

Edinilmiş mallara katılma rejimi kural olarak eşe diğer eşin malının yarısının tapusunu vermez.

Genellikle ortaya çıkan hak bir para alacağıdır.

TMK m.229 kapsamında devredilen bir malın eklenecek değer olarak kabul edilmesi hâlinde mal, tasfiye hesabında mevcutmuş gibi hesaba katılır ve buna göre eşin katılma alacağı belirlenir.

Dolayısıyla;

“Eşim evi kardeşine devretti, mahkeme evi doğrudan bana geçirir.”

şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.

Üçüncü kişiye karşı ileri sürülecek talepler ayrıca ve özel koşullara tabidir.

Devredilen Malın Değeri Nasıl Hesaplanır?

Türk Medeni Kanunu'nun 235. maddesine göre mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır.

Eklenecek değerler yönünden ise malın devredildiği tarih esas alınarak değerleme yapılır.

Yargıtay uygulamasında devredilen malın devir tarihindeki fiziki durumu esas alınarak tasfiye tarihine en yakın sürüm değerinin belirlenmesi gerektiğine ilişkin kararlar bulunmaktadır.

Bu nedenle yıllar önce 500.000 TL'ye satılan taşınmaz bakımından her durumda yalnızca tapudaki eski satış bedeline bakılmaz.

Mal Kaçırılmadan Önce İhtiyati Tedbir İstenebilir Mi?

Evet, şartları varsa.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkânsız hâle gelmesi ya da gecikme nedeniyle ciddi zarar doğması ihtimali varsa ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

Mahkeme HMK m.391 kapsamında;

  • Malın devrinin engellenmesi,
  • Belirli tasarrufların yasaklanması,
  • Mal veya hakkın muhafaza altına alınması

gibi uygun tedbirlere karar verebilir.

Ancak;

“Boşanma davası açtım, eşimin bütün mallarına otomatik olarak tedbir konulsun.”

şeklinde bir sistem bulunmamaktadır.

Tedbir isteyen tarafın;

  • Tedbir sebebini,
  • Tedbir türünü,
  • Hakkının varlığını yaklaşık olarak gösteren delilleri

sunması gerekir. HMK m.390/3 bunu açıkça düzenlemektedir.

Boşanma Davasında Eşin Bütün Mallarına Tedbir Konulur Mu?

Hayır.

Tedbirin ölçülü olması gerekir.

Mahkeme davalı eşin;

  • Tüm banka hesaplarını,
  • Bütün taşınmazlarını,
  • Bütün araçlarını

sırf boşanma davası bulunduğu için otomatik olarak bloke etmek zorunda değildir.

Somut bir mal kaçırma riski gösterilmesi önemlidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19 Eylül 2024 tarihli, 2024/320 Esas ve 2024/6209 Karar sayılı kararında eşin tasarruf yetkisinin TMK m.199 kapsamında sınırlandırılması tartışılmış; somut dosyada ailenin ekonomik varlığının ciddi biçimde tehlikeye düştüğünün yeterince ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönündeki BAM kararı onanmıştır.

Bu karar;

her malvarlığı değeri için somut tehlikenin ve ölçülülüğün ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

TMK 199 Kapsamında Eşin Tasarruf Yetkisi Sınırlandırılabilir Mi?

Evet.

Türk Medeni Kanunu'nun 199. maddesine göre ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektiriyorsa hâkim, eşlerden birinin belirleyeceği malvarlığı değerleri üzerindeki tasarruflarının ancak diğer eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir.

Taşınmaz bakımından bu sınırlamanın tapuya şerhi de mümkündür.

Örneğin eş;

  • Ailenin ana malvarlığını hızla elden çıkarıyor,
  • Taşınmazları satılığa çıkarıyor,
  • Ailenin ekonomik güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye sokuyor

ise TMK m.199 kapsamında koruma gündeme gelebilir.

Ancak bunun için somut risk gösterilmelidir.

TMK 199 ile İhtiyati Tedbir Aynı Şey Midir?

Hayır.

TMK m.199, evlilik birliğinin korunmasına özgü özel bir aile hukuku düzenlemesidir.

HMK m.389 ise genel anlamda ihtiyati tedbir kurumudur.

Somut dosyanın durumuna göre;

  • TMK m.199 kapsamında tasarruf yetkisinin sınırlandırılması,
  • HMK m.389 kapsamında ihtiyati tedbir

ayrı ayrı gündeme gelebilir.

Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından mal kaçırma riski bulunan dosyada hangi hukuki korumanın daha uygun olduğu dosyanın aşamasına göre belirlenmelidir.

Aile Konutu Satılmaya Çalışılıyorsa Ne Yapılır?

Aile konutu bakımından daha özel bir koruma bulunmaktadır.

TMK m.194 uyarınca eşlerden biri diğer eşin açık rızası olmadan;

  • Aile konutunu devredemez,
  • Aile konutu üzerindeki haklarını sınırlayamaz,
  • Aile konutu kira sözleşmesini feshedemez.

Malik olmayan eş ayrıca tapu müdürlüğünden aile konutu şerhi verilmesini isteyebilir.

Bu nedenle mal kaçırma konusu taşınmaz aile konutu ise TMK m.194 ayrıca değerlendirilmelidir.

Aile Konutu Şerhi Mal Kaçırmayı Önler Mi?

Aile konutu bakımından önemli bir koruma sağlar.

Ancak aile konutu şerhi eşin bütün malvarlığı üzerinde genel bir tedbir değildir.

Örneğin eşin;

  • İkinci evi,
  • Yazlığı,
  • Arsası,
  • Ticari dükkânı

aile konutu niteliğinde değilse yalnızca aile konutu hükümlerinden hareketle bu malların devri engellenemez.

Bu mallar bakımından TMK m.199, HMK m.389 veya mal rejiminin tasfiyesine ilişkin diğer hükümler değerlendirilmelidir.

Boşanma Davası Açıldığı Anda Mal Rejimi Sona Erer Mi?

Boşanma kararı verilmesi hâlinde evet; ancak geriye etkili biçimde.

TMK m.225'e göre mahkemece boşanmaya karar verilirse mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.

Örneğin boşanma davası 1 Mart 2026 tarihinde açılmış ve karar 2028 yılında kesinleşmişse, mal rejiminin sona erme tarihi kural olarak 1 Mart 2026 kabul edilir.

Bu tarih;

  • Hangi malların tasfiyeye gireceği,
  • Hangi banka bakiyelerinin esas alınacağı,
  • Hangi devirlerin inceleneceği

bakımından son derece önemlidir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Alınan Mallar Paylaşıma Girer Mi?

Boşanma kararı verilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden itibaren sona ermiş kabul edildiğinden, dava tarihinden sonraki kazançlar kural olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye hesabına dahil edilmez.

Ancak dava tarihinden önce mevcut olup sonradan;

  • Satılan,
  • Paraya çevrilen,
  • Başka mala dönüştürülen

malvarlığı değerleri farklı değerlendirilir.

Bu nedenle eşin boşanma davası açılır açılmaz malı devretmiş olması;

“Devir dava tarihinden sonra yapıldı, artık diğer eşin hiçbir hakkı yok.”

anlamına gelmez.

Mal Rejimi Davası Boşanma Davasıyla Birlikte Açılabilir Mi?

Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava boşanma süreci devam ederken açılabilir.

Ancak mal rejiminin boşanma nedeniyle tasfiyesi için boşanmanın gerçekleşmesi gerektiğinden, mal rejimi davasında boşanma dosyasının sonucu bekletici mesele yapılabilir.

Bu nedenle boşanma davası ile mal paylaşımı davası hukuken birbirinden farklıdır.

Sadece boşanma davası açılması;

katılma alacağının kendiliğinden hesaplanıp hüküm altına alınacağı

anlamına gelmez.

Mal rejiminden doğan alacaklar için ayrıca talepte bulunulması gerekir.

Boşanma Davasında Mal Kaçırma Kusur Sayılır Mı?

Somut olayın özelliklerine göre mal kaçırmaya yönelik davranış boşanma kusuru bakımından da değerlendirilebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında erkeğin mal kaçırmaya yönelik davranışları, dosyanın bütününde ekonomik şiddet kapsamında kusur değerlendirmesine dahil edilmiş ve BAM'ın bu yöndeki kusur tespiti onanmıştır.

Ancak mal rejimi hesabı ile boşanmadaki kusur birbirinden ayrı hukuki konulardır.

Bir malın kaçırılması;

  • Boşanmadaki kusuru,
  • TMK m.229 kapsamındaki tasfiyeyi,
  • Tedbir ihtiyacını

ayrı ayrı etkileyebilir.

Mal Kaçıran Eş Bütün Mal Paylaşım Hakkını Kaybeder Mi?

Hayır.

Mal kaçırma ispatlandığında;

“Mal kaçıran eş bütün malvarlığını kaybeder.”

şeklinde bir yaptırım bulunmamaktadır.

Mal rejimi tasfiyesi yine kanundaki hesaplama esaslarına göre yapılır.

Mal kaçırmaya konu değer TMK m.229 şartlarını taşıyorsa tasfiye hesabına eklenebilir.

Bu nedenle yaptırım genel bir “mallara el koyma” değil, hak kaybını önleyecek tasfiye hesabının düzeltilmesidir.

Eşi Aldatan veya Mal Kaçıran Eşin Katılma Alacağı Tamamen Kaldırılır Mı?

Kural olarak hayır.

Boşanmadaki genel kusur mal paylaşımını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

TMK m.236/2 uyarınca katılma alacağının kusura bağlı olarak azaltılması veya kaldırılması için boşanmanın zina veya hayata kast nedeniyle gerçekleşmiş olması gerekir.

Dolayısıyla ekonomik şiddet, mal kaçırma veya başka ağır kusurlar mal paylaşımında tek başına bütün katılma hakkını ortadan kaldıran genel bir hüküm değildir.

Mal Üçüncü Kişiye Devredilmişse Davayı Kime Açmak Gerekir?

Mal rejiminin tasfiyesinde temel alacak çoğunlukla eşe karşı ileri sürülür.

TMK m.229 kapsamına giren devir söz konusuysa devredilmiş değer mevcutmuş gibi tasfiye hesabına dahil edilerek katılma alacağı borçlu eşten talep edilebilir.

Ancak bazı durumlarda eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamaya yetmeyebilir.

Bu durumda TMK m.241 kapsamında üçüncü kişilere karşı özel bir dava gündeme gelebilir.

Malı Alan Üçüncü Kişiden Para İstenebilir Mi?

Şartları varsa evet.

TMK m.241'e göre tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamaya yetmezse, alacaklı eş edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir.

Bu dava hakkı;

  • Hakkın zedelendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl,
  • Her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl

geçmekle düşer.

Bu süreler özellikle önemlidir.

Üçüncü Kişi Mal Rejimi Davasına Sonradan Dahil Edilebilir Mi?

Her durumda basitçe “dahili davalı” yapılması yeterli değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17 Aralık 2024 tarihli, 2024/1258 Esas ve 2024/10123 Karar sayılı kararında; tasfiye konusu taşınmazın üçüncü kişiye devri sonrasında, üçüncü kişiye karşı TMK m.241 kapsamında usulüne uygun bir dava açılmadan sırf dosyaya dahil edilmesinin yeterli olmadığı belirtilmiştir.

Bu nedenle üçüncü kişiye karşı talep söz konusuysa doğru dava ve taraf teşkilinin kurulması gerekir.

Bir boşanma avukatı tarafından üçüncü kişiye yapılan devirlerde bu usul ayrımı özellikle önem taşır.

TMK 229 ile TMK 241 Arasındaki Fark Nedir?

Bu iki hüküm sık karıştırılmaktadır.

TMK m.229

Mal kaçırmak amacıyla yapılan bazı devirlerin tasfiye hesabına eklenmesini düzenler.

Öncelikle devredilmiş değer eşin malvarlığındaymış gibi hesaplama yapılır.

TMK m.241

Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını ödemeye yetmiyorsa belirli koşullarda üçüncü kişiye karşı talepte bulunmayı düzenler.

Dolayısıyla önce;

“Katılma alacağım ne kadar?”

sorusu,

sonra gerektiğinde;

“Borçlu eş bunu ödeyemiyorsa üçüncü kişiye başvurabilir miyim?”

sorusu gündeme gelir.

Mal Kaçırma Nedeniyle “Tasarrufun İptali Davası” Açılır Mı?

Bu kavram dikkatli kullanılmalıdır.

İcra ve İflas Kanunu'ndaki tasarrufun iptali davası, alacaklı-borçlu ilişkisine ve icra takibine özgü şartları bulunan farklı bir dava türüdür.

Mal rejimi uyuşmazlıklarında ise öncelikle;

  • TMK m.229,
  • TMK m.241,
  • Gerektiğinde HMK m.389

hükümleri değerlendirilir.

Bu nedenle her boşanma öncesi devirde doğrudan;

“Tasarrufun iptali davası açacağız.”

demek doğru değildir.

Somut alacağın niteliğine ve icra hukuku koşullarına göre ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

Sahte Satış ile Gerçek Satış Nasıl Ayırt Edilir?

Mahkeme işlemdeki ekonomik gerçekliğe bakabilir.

Örneğin;

  • Tapuda 500.000 TL gösterilen evin piyasa değeri 8.000.000 TL olabilir,
  • Alıcı eşin kardeşi olabilir,
  • Alıcının bedeli ödeyecek mali gücü bulunmayabilir,
  • Bankadan hiçbir para transferi yapılmamış olabilir.

Bunlar tek başına kesin muvazaa kanıtı değildir ancak birlikte değerlendirilebilir.

Buna karşılık gerçek satış yapılmış ve satış bedeliyle aile borçları kapatılmışsa değerlendirme farklı olabilir.

Taşınmaz Gerçek Bedelle Satılmışsa Mal Kaçırma Yok Mudur?

Her zaman böyle söylenemez.

Örneğin mal gerçek bedelle satılmış fakat satış bedeli hemen üçüncü kişiye karşılıksız aktarılmış olabilir.

Bu nedenle sadece taşınmazın satışına değil, satış bedelinin akıbetine de bakmak gerekir.

Yargıtay uygulamasında da malın elden çıkarılmasından elde edilen bedelin aile ihtiyaçlarına harcandığı iddiasının araştırıldığı görülmektedir.

Dolayısıyla;

mal → satış bedeli → paranın akıbeti

zinciri takip edilmelidir.

Mal Kaçırmayı İspatlamak İçin Hangi Deliller Kullanılabilir?

Somut olayın özelliklerine göre;

  • Tapu kayıtları,
  • Araç tescil kayıtları,
  • Banka hesap hareketleri,
  • Satış sözleşmeleri,
  • Kredi kayıtları,
  • Ticaret sicili kayıtları,
  • Tanık anlatımları,
  • Hukuka uygun mesaj ve yazışmalar,
  • İlan görüntüleri,
  • Değerleme ve bilirkişi raporları

kullanılabilir.

Örneğin eş WhatsApp mesajında;

“Boşanmadan önce bütün malları kardeşimin üzerine geçiririm, sana hiçbir şey kalmaz.”

demişse hukuka uygun elde edilmiş bu yazışma mal kaçırma kastının değerlendirilmesinde önemli olabilir.

Tapu Kayıtları Geriye Dönük İncelenebilir Mi?

Evet.

Taşınmazın;

  • Ne zaman edinildiği,
  • Ne zaman devredildiği,
  • Kime geçtiği,
  • Devir türü

tapu kayıtlarından araştırılabilir.

Özellikle boşanma öncesindeki kısa dönemlerde art arda yapılan devirler önem taşıyabilir.

Yargıtay uygulamasında boşanma davasından kısa süre önce üçüncü kişiye ve daha sonra başka kişilere yapılan seri devirlerin katılma alacağını azaltma amacıyla yapılmış olabileceği kabul edilen kararlar bulunmaktadır.

Banka Hesapları Mal Kaçırmanın İspatında İstenebilir Mi?

Evet.

Özellikle;

  • Taşınmaz satış bedelinin hesaba girip girmediği,
  • Para üçüncü kişiye aktarılmış mı,
  • Boşanma öncesinde hesap boşaltılmış mı

gibi konular banka kayıtlarıyla araştırılabilir.

Ancak mahkemenin sınırsız ve ilgisiz bütün mali geçmişi araştırması yerine uyuşmazlıkla ilgili hesapların ve dönemlerin somutlaştırılması daha sağlıklıdır.

Kripto Para ve Yatırım Hesapları da Mal Kaçırma Konusu Olabilir Mi?

Evet.

Malvarlığı artık yalnızca;

  • Ev,
  • Araç,
  • Banka mevduatı

ile sınırlı değildir.

Eşin;

  • Hisse senedi,
  • Yatırım fonu,
  • Altın hesabı,
  • Kripto varlık

gibi malvarlıkları da mal rejimi bakımından niteliğine göre değerlendirmeye konu olabilir.

Banka hareketlerinden yatırım veya kripto platformlarına yapılan para transferleri tespit edilirse ilgili hesapların ayrıca araştırılması gerekebilir.

Şirket Hisseleri Başkasına Devredilirse Ne Olur?

Evlilik döneminde edinilmiş veya değer artışı bakımından mal rejimi hesabına giren şirket payları da uyuşmazlık konusu olabilir.

Şirket paylarının boşanma sürecinde yakın kişilere devredilmesi halinde;

  • Payların edinilme tarihi,
  • Şirketin değeri,
  • Devir bedeli,
  • Devrin gerçekliği

incelenebilir.

Şirket tüzel kişiliğinin malvarlığı ile eşin şirket payı birbirinden ayrılmalıdır.

Şirketin kasasındaki bütün para doğrudan eşin kişisel malı değildir.

Mal Kaçırma Riski Varsa İlk Olarak Ne Yapılmalıdır?

Dosyaya göre değişmekle birlikte genellikle şu konular hızla değerlendirilmelidir:

  • Mevcut malvarlığı tespit edilmeli,
  • Tapu ve araç kayıtları belirlenmeli,
  • Şüpheli banka hareketleri araştırılmalı,
  • Somut devir tehlikesi varsa ihtiyati tedbir düşünülmeli,
  • Aile konutu varsa TMK m.194 koruması değerlendirilmeli,
  • Evlilik devam ediyorsa TMK m.199 kapsamında tasarruf yetkisinin sınırlandırılması değerlendirilmelidir.

Özellikle malın henüz devredilmediği aşamada alınacak uygun koruma tedbiri, sonradan üçüncü kişilerle yaşanacak daha karmaşık uyuşmazlıkları önleyebilir.

Eş “Malı Satacağım” Dedi Diye Tedbir Verilir Mi?

Her zaman değil.

Tedbir bakımından somut olgular önemlidir.

Örneğin;

  • Taşınmazın satış ilanının verilmesi,
  • Emlakçıyla satış sürecinin başlatılması,
  • Araç için noter satış randevusu,
  • Yakın kişilere devir girişimi

yaklaşık ispat bakımından önem taşıyabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/6209 sayılı kararında da TMK m.199 tedbirinin uygulanabilmesi için ailenin ekonomik varlığının tehlikeye düştüğüne ilişkin somut koşulların değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.

İhtiyati Tedbir İçin Kesin İspat Gerekir Mi?

Hayır.

HMK m.390/3 uyarınca tedbir isteyen taraf esas hakkındaki haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

Dolayısıyla davanın sonunda gerekli olan tam ispat ile ihtiyati tedbir aşamasındaki yaklaşık ispat aynı değildir.

Ancak tedbir talebinin de yalnızca varsayıma dayanmaması gerekir.

Tedbir Kararına Rağmen Mal Devredilirse Ne Olur?

Tedbir kararının niteliğine ve tapu/tescil sistemine işlenip işlenmediğine göre hukuki sonuç ayrıca değerlendirilir.

HMK m.398'e göre ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kişi hakkında, şartları varsa altı aya kadar disiplin hapsi uygulanabilir.

Ayrıca devir işleminin hukuki etkileri ve üçüncü kişinin durumu somut dosya özelinde ayrıca incelenmelidir.

Mal Kaçırma İddiasında En Sık Yapılan Hata Nedir?

En sık hata, eşin yaptığı her satışı otomatik olarak mal kaçırma kabul etmektir.

Örneğin;

“Eşim boşanmadan iki yıl önce arabasını sattı, kesin mal kaçırdı.”

demek yeterli değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/9632 sayılı güncel kararında da banka hesabından mal rejiminin sona ermesinden yaklaşık iki yıl önce çekilen paranın TMK m.229 kapsamında olduğunun ayrıca ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Diğer hata ise mal kaçırma tespit edildiğinde malın otomatik olarak yarısının diğer eş adına tescil edileceğinin düşünülmesidir.

Mal rejiminde çoğu durumda sonuç katılma alacağıdır.

Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Mal Kaçırma ve Boşanma

Mal kaçırma iddiası bulunan boşanma ve mal rejimi uyuşmazlıklarında işlemlerin zamanlaması ve mali hareketlerin bütünlüğü son derece önemlidir.

Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından mal kaçırma riski bulunan dosyada taşınmaz, araç ve banka hesaplarına ilişkin mevcut durum hızla tespit edilmeli ve koşulları bulunuyorsa uygun geçici hukuki koruma talep edilmelidir.

Bir Büyükçekmece boşanma avukatı ile yürütülen mal rejimi davasında boşanma öncesinde üçüncü kişilere yapılan taşınmaz, araç veya para devirlerinin TMK m.229 kapsamında katılma alacağını azaltma kastı taşıyıp taşımadığı incelenmelidir.

Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından tedbir talebi hazırlanırken yalnızca “mal kaçıracak” şeklindeki soyut iddia yerine satış ilanları, mesajlar, tapu hareketleri ve banka kayıtları gibi somut delillerle yaklaşık ispat sağlanmalıdır.

Aynı şekilde bir Bahçeşehir boşanma avukatı ile süreç takip edilirken malın üçüncü kişiye devredilmiş olması hâlinde TMK m.229 kapsamındaki tasfiye hesabı ile TMK m.241 kapsamında üçüncü kişiye karşı açılabilecek davanın birbirinden ayrılması gerekir.

Sonuç

Boşanma sürecinde eşin mal kaçırması diğer eşin mal rejiminden kaynaklanan haklarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi iki önemli işlem grubunu tasfiye hesabına dahil etmektedir:

  • Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içerisinde, diğer eşin rızası olmaksızın ve olağan hediye niteliğinde olmayan karşılıksız kazandırmalar,
  • Mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler.

Bu işlemler ispatlandığında mal üçüncü kişiye geçmiş olsa bile belirli koşullarda tasfiye hesabında mevcutmuş gibi dikkate alınabilir.

Ancak her satış, her para çekimi ve her akrabaya transfer otomatik olarak mal kaçırma değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 6 Kasım 2025 tarihli kararında da banka hesabından daha önce çekilmiş bir paranın TMK m.229 kapsamında değerlendirilebilmesi için kanundaki koşulların ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Mal henüz devredilmemişse koşulları bulunduğunda ihtiyati tedbir talep edilebilir. HMK m.389, hakkın elde edilmesinin ciddi biçimde zorlaşması veya imkânsızlaşması tehlikesi bulunan durumlarda geçici hukuki koruma imkânı tanımaktadır. Tedbir isteyen tarafın sebebini ve tedbir türünü açıkça göstererek hakkını yaklaşık ispat etmesi gerekir.

Evlilik devam ederken ailenin ekonomik varlığının ciddi şekilde tehlikeye düşürülmesi hâlinde ise TMK m.199 uyarınca hâkim belirli mallar üzerindeki tasarruf yetkisini diğer eşin rızasına bağlayabilir. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/6209 sayılı kararının da gösterdiği üzere bu koruma otomatik değildir; somut tehlike ve ölçülülük aranır.

Aile konutunun devredilmesi söz konusuysa TMK m.194 ayrıca önem taşır. Diğer eşin açık rızası bulunmadan aile konutunun devredilmesi veya üzerindeki hakların sınırlandırılması kural olarak mümkün değildir.

Mal zaten üçüncü kişiye devredilmişse öncelikle TMK m.229 kapsamında katılma alacağının hesabı yapılır. Borçlu eşin malvarlığı bu alacağı karşılamaya yetmezse TMK m.241 şartları çerçevesinde üçüncü kişiye karşı ayrıca talepte bulunulabilir. Bu hak için kanunda öğrenmeden itibaren bir yıllık, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17 Aralık 2024 tarihli kararında da üçüncü kişiye karşı sorumluluk istenecekse TMK m.241 kapsamında usulüne uygun bir dava açılmasının gerekli olduğu; üçüncü kişinin yalnızca mevcut mal rejimi davasına sonradan “dahili davalı” olarak eklenmesinin yeterli olmadığı belirtilmiştir.

Bu nedenle mal kaçırma şüphesi bulunan bir dosyada özellikle şu sorular hızla cevaplandırılmalıdır:

  • Hangi mal ne zaman edinildi?
  • Mal ne zaman ve kime devredildi?
  • Devir bedeli gerçekten ödendi mi?
  • Satış bedeli nereye gitti?
  • Devir boşanma veya fiili ayrılık dönemine ne kadar yakın?
  • Alıcı eşin yakını mı?
  • Mal hâlen devredilmediyse tedbir alınabilir mi?
  • Aile konutu koruması uygulanabilir mi?
  • TMK m.229 kapsamında eklenecek değer koşulları var mı?
  • Borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamazsa TMK m.241 davası gerekir mi?

Sonuç olarak eş malı üçüncü kişiye devretti diye diğer eşin hakkı otomatik olarak kaybolmaz. Ancak mal kaçırma iddiasının erken tespit edilmesi, doğru delillerin toplanması ve uygun tedbirin zamanında talep edilmesi hak kaybını önlemek bakımından büyük önem taşır.

Esenyurt boşanma avukatı, Büyükçekmece boşanma avukatı, Beylikdüzü boşanma avukatı ve Bahçeşehir boşanma avukatı kapsamında mal kaçırma, ihtiyati tedbir, aile konutu, banka ve tapu kayıtlarının araştırılması, katılma alacağı, değer artış payı ve üçüncü kişilere yapılan devirlerden kaynaklanan mal rejimi uyuşmazlıklarının somut olayın özelliklerine ve güncel Yargıtay uygulamasına göre değerlendirilmesi için hukuki destek alınabilir.

Boşanma, mal kaçırma ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hukuki danışmanlık için:

İletişim: 0542 547 48 51

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES