Ceza Davasında Teşhis İşlemi Nasıl Yapılır ve Hatalı Teşhis Delil Olur Mu?

Teşhis işlemi, bir suçun mağduru veya tanığının olayın failinin şüpheli olup olmadığını belirlemesi amacıyla gerçekleştirilen önemli bir ceza soruşturması işlemidir.

Özellikle yağma, hırsızlık, dolandırıcılık, cinsel saldırı, kasten yaralama ve benzeri suçlarda mağdur veya tanığın faili kısa süre görmüş olması nedeniyle teşhis işlemi dosyanın en önemli delillerinden biri hâline gelebilir.

Ancak teşhis işleminin güvenilir olabilmesi için kanunda öngörülen usule uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun Ek 6. maddesinde teşhisin nasıl yapılacağı ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.

Bu nedenle;

“Mağdur sanığın fotoğrafını gösterdi, sanık kesin olarak faildir.”

şeklinde otomatik bir sonuca ulaşılamaz.

Teşhis İşlemi Nedir?

Teşhis işlemi, olaydaki fail ile gözaltına alınan şüphelinin aynı kişi olup olmadığının belirlenmesine yönelik bir soruşturma işlemidir.

PVSK Ek m.6'ya göre polis, bunun belirlenmesi bakımından zorunluluk bulunması hâlinde Cumhuriyet savcısının talimatıyla teşhis işlemi yaptırabilir.

Teşhis işleminin amacı, mağdur veya tanığın karşısına doğrudan bir kişiyi çıkarıp;

“Suçu bu kişi mi işledi?”

şeklinde yönlendirici bir soru sormak değildir.

Şüphelinin başka benzer kişiler arasından ve kanunda belirtilen usule uyularak teşhis edilmesi gerekir. Adalet Bakanlığının Tanığa Yaklaşım Kılavuzu'nda da teşhis, failin belirlenmesine yönelik bir delil elde etme yöntemi olarak açıklanmaktadır.

Teşhis İşleminden Önce Mağdurdan Eşkâl Tarifi Alınması Gerekir Mi?

Evet.

Teşhis işleminin en önemli aşamalarından biri, kişiye şüpheli gösterilmeden önce failin tarif ettirilmesidir.

PVSK Ek m.6'ya göre teşhiste bulunacak kişinin faili tarif eden beyanlarının işlem başlamadan önce tutanağa geçirilmesi gerekir.

Örneğin mağdura;

  • Failin tahmini yaşı,
  • Boyu,
  • Kilosu,
  • Saç ve sakal durumu,
  • Ten rengi,
  • Kıyafetleri,
  • Ayırt edici fiziksel özellikleri

sorulabilir.

Bunun nedeni mağdurun daha sonra gösterilecek kişiden etkilenerek eşkâl tarifini değiştirmesinin önlenmesidir.

Örneğin mağdur ilk ifadesinde;

“Fail yaklaşık 1.70 boyunda, sakalsız ve 20-25 yaşlarındaydı.”

demiş ancak daha sonra 1.90 boyunda ve yoğun sakallı bir kişiyi kesin şekilde teşhis etmişse, bu çelişkinin mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Teşhis İşleminde Kaç Kişi Bulunmalıdır?

Şüphelinin tek başına mağdur veya tanığın karşısına çıkarılması kural olarak teşhis usulüne uygun değildir.

PVSK Ek m.6'ya göre teşhise tabi tutulan kişilerin;

  • Birden fazla,
  • Aynı cinsten,
  • Yaş,
  • Boy,
  • Ağırlık,
  • Giyim ve genel görünüş

bakımından birbirlerine benzer olmaları gerekir.

Amaç şüphelinin diğer kişilerden kolayca ayrılmasını engellemektir.

Örneğin 25 yaşındaki şüphelinin yanında 60-70 yaşlarında kişiler bulundurulması veya şüphelinin tek sakallı kişi olması teşhis işleminin güvenilirliğini tartışmalı hâle getirebilir.

Şüphelinin Diğer Kişilerden Farklı Görünmesi Teşhisi Etkiler Mi?

Evet.

Teşhisin temel amacı tanığın şüpheliye yönlendirilmemesidir.

Örneğin teşhis sırasında;

  • Yalnızca şüphelinin kelepçeli olması,
  • Yalnızca şüphelinin olayda tarif edilen kıyafeti giymesi,
  • Şüphelinin diğer kişilerden belirgin biçimde farklı yaşta olması,
  • Polislerin şüpheliyi işaret eden davranışlarda bulunması

işlemin güvenilirliğini etkileyebilir.

PVSK Ek m.6 bu nedenle teşhise tabi kişilerin fiziksel özellikleri bakımından benzer olmasını öngörmekte, gerektiğinde şüphelinin görünüşünde teşhise uygun değişiklik yapılmasına da izin vermektedir.

Teşhis Yapan Kişi Şüpheliyi Önceden Görebilir Mi?

Teşhis usulünün amacı kişiyi yönlendirmeden failin belirlenmesidir.

PVSK Ek m.6'ya göre teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tabi tutulan kişilerin birbirlerini görmemeleri gerekir.

Örneğin mağdurun polis merkezinde beklerken şüpheliyi kelepçeli şekilde polislerin arasında görmesi, ardından birkaç dakika sonra teşhis işlemine alınması teşhisin güvenilirliğini tartışmalı hâle getirebilir.

Çünkü mağdur daha önce gördüğü kişiyi teşhis sırasında bilinçli veya bilinçsiz şekilde seçebilir.

Bu nedenle teşhis işleminden önce mağdur veya tanığın şüpheliyle karşılaşmaması önemlidir.

Teşhis İşlemi Kaç Defa Yapılır?

PVSK Ek m.6'ya göre teşhis işlemi en az iki kez tekrarlanmalıdır.

Ayrıca teşhiste bulunacak kişiye;

şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında hiç bulunmuyor olabileceğinin

hatırlatılması gerekir.

Bu uyarı oldukça önemlidir.

Çünkü mağdura;

“Bu kişilerden hangisi yaptı?”

denildiğinde kişi failin mutlaka grup içerisinde bulunduğunu düşünebilir.

Oysa doğru soruşturma yöntemi, failin bu kişiler arasında bulunmayabileceğini açıkça hatırlatmaktır.

Teşhis İşlemi Kayda Alınır Mı?

Evet.

PVSK Ek m.6 uyarınca teşhis işlemine tabi tutulan kişilerin işlem sırasında birlikte fotoğrafları çekilmeli veya görüntüleri kaydedilmeli ve soruşturma dosyasına konulmalıdır.

Teşhis işlemi ayrıca tutanağa bağlanmalıdır.

Bu kayıtlar daha sonra mahkemenin;

  • Teşhis grubunun benzer kişilerden oluşup oluşmadığını,
  • İşlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığını,
  • Şüphelinin diğer kişilerden kolayca ayrılıp ayrılmadığını

denetleyebilmesi açısından önemlidir.

Fotoğraftan Teşhis Yapılabilir Mi?

Evet.

PVSK Ek m.6 şüphelinin fotoğrafı üzerinden teşhis yapılmasına açıkça izin vermektedir.

Ancak fotoğraftan teşhis de belirli kurallara tabidir.

Kanuna göre;

  • Tek bir fotoğraf gösterilemez,
  • Aynı kişinin farklı fotoğrafları gösterilemez,
  • Değişik kişilere ait fotoğraflar kullanılmalıdır,
  • Fotoğraflar aynı büyüklük ve benzer özellikte olmalıdır.

Bu nedenle polis tarafından yalnızca şüphelinin fotoğrafının mağdura gösterilip;

“Seni gasp eden kişi bu mu?”

şeklinde yapılan teşhis işlemi PVSK Ek m.6'da belirtilen usule uygun değildir.

Tek Fotoğraf Üzerinden Teşhis Yapılabilir Mi?

Hayır.

Kanun bu konuda oldukça açıktır.

PVSK Ek m.6'ya göre;

tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz.

Yargıtay uygulamasında da tek fotoğraf üzerinden yapılan teşhislerin hukuka uygunluğu ciddi şekilde sorgulanmaktadır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bir kararında, tek fotoğraf üzerinden gerçekleştirilen teşhisin PVSK Ek m.6'ya aykırı olduğu ve bu şekilde yapılan teşhisin hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir.

Yine başka bir Yargıtay kararında tek fotoğrafla gerçekleştirilen teşhisin usule aykırı olduğu, teşhisin güvenilirliği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde araştırılmadan mahkûmiyet kurulmasının hatalı olduğu kabul edilmiştir.

Aynı Kişinin Beş Farklı Fotoğrafı Gösterilirse Teşhis Geçerli Olur Mu?

Hayır.

Kanunun amacı yalnızca ekrana birden fazla fotoğraf koyulması değildir.

Fotoğrafların farklı kişilere ait olması gerekir.

Dolayısıyla şüphelinin;

  • Vesikalık fotoğrafı,
  • Sosyal medya fotoğrafı,
  • Ehliyet fotoğrafı,
  • Polis kayıt fotoğrafı

aynı anda gösterilerek;

“Hangisi fail?”

denilmesi kanunun aradığı çoklu fotoğraflı teşhis değildir.

PVSK Ek m.6 aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yapılmasını da açıkça yasaklamaktadır.

Fotoğrafların Birbirinden Çok Farklı Olması Teşhisi Etkiler Mi?

Evet.

Fotoğraf teşhisinde farklı kişilerin fotoğraflarının aynı büyüklük ve özellikte olması gerekir.

Örneğin;

  • Şüphelinin fotoğrafının renkli, diğerlerinin siyah beyaz olması,
  • Yalnızca şüphelinin fotoğrafında isim bulunması,
  • Şüphelinin fotoğrafının diğerlerinden çok daha büyük olması,
  • Diğer kişilerin fiziksel özelliklerinin şüpheliyle hiçbir şekilde benzememesi

teşhisin yönlendirici olup olmadığı konusunda tartışma yaratabilir.

Yargıtay kararlarında da teşhis fotoğrafında şüphelinin kimliğini ele verebilecek yazı veya özelliklerin bulunmasının işlemin güvenilirliğinin değerlendirilmesinde önem taşıdığı görülmektedir.

Teşhis ile Yüzleştirme Aynı Şey Midir?

Hayır.

Teşhis ve yüzleştirme birbirine benzeyen ancak farklı hukuki işlemlerdir.

Teşhis, failin kim olduğunun belirlenmesine yönelik olarak PVSK Ek m.6 kapsamında gerçekleştirilen işlemdir.

Yüzleştirme ise daha önce ifade vermiş kişiler veya şüpheli ile tanık arasındaki çelişkilerin giderilmesi ya da kimliğin belirlenmesi amacıyla kişilerin karşı karşıya getirilmesidir.

CMK m.52/2'ye göre tanıklar kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleriyle ve şüpheliyle yüzleştirilebilirler.

Dolayısıyla teşhis işlemi ile yüzleştirme aynı hukuki kurallara tabi değildir.

Mağdur Mahkemede Sanığı Gösterirse Bu Teşhis Sayılır Mı?

Mahkeme huzurunda mağdurun sanığı tanıdığını söylemesi delil olarak değerlendirilebilir; ancak bu durum soruşturma aşamasında PVSK Ek m.6 kapsamında yapılan formal teşhis işlemiyle tamamen aynı değildir.

Örneğin mağdur duruşmada;

“Karşımda oturan sanık beni gasp eden kişidir.”

diyebilir.

Mahkeme bu beyanı değerlendirirken özellikle;

  • Mağdurun sanığı daha önce tanıyıp tanımadığını,
  • Olay sırasında faili ne kadar süre gördüğünü,
  • Aydınlatma koşullarını,
  • İlk verdiği eşkâl tarifini,
  • Soruşturmadaki teşhis işlemlerini,
  • Diğer delilleri

birlikte değerlendirmelidir.

Duruşma salonunda sanığın zaten sanık sandalyesinde bulunması nedeniyle buradaki gösterme işleminin, yönlendirilmemiş bir çoklu teşhis işlemiyle aynı güvenilirliğe sahip olduğu otomatik olarak kabul edilmemelidir.

Şüpheliyi Önceden Tanıyan Kişide Teşhis Usulü Aynı Şekilde Uygulanır Mı?

Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.

PVSK Ek m.6'daki klasik teşhis işlemi esasen mağdur veya tanığın tanımadığı failin kimliğini belirlemeye yöneliktir.

Eğer tanık sanığı zaten;

  • Mahalleden,
  • İşyerinden,
  • Akrabalıktan,
  • Önceki arkadaşlıktan,
  • Uzun süredir devam eden başka bir ilişkiden

tanıyorsa fotoğraf üzerinden kişinin kimliğini söylemesi her zaman klasik anlamda bir “teşhis işlemi” olarak değerlendirilmeyebilir.

Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2023 tarihli bir kararında, teşhiste bulunan kişilerin sanığı önceden iyi tanıyor olmaları nedeniyle fotoğraf üzerinden kişinin kimliğinin belirtilmesini klasik PVSK Ek m.6 teşhisiyle aynı şekilde değerlendirmemiştir.

Bu nedenle;

“Tek fotoğraf gösterildi, bu nedenle her durumda beyan geçersizdir.”

şeklinde dosyanın özelliklerinden bağımsız bir değerlendirme de yapılmamalıdır.

Öncelikle kişinin sanığı olaydan önce tanıyıp tanımadığı belirlenmelidir.

Hatalı Teşhis Delil Olur Mu?

Hatalı veya usulsüz teşhisin nasıl gerçekleştirildiğine göre değerlendirme yapılmalıdır.

Örneğin;

  • Tek fotoğraf kullanılması,
  • Mağdurun önce şüpheliyi görmesi,
  • Fotoğrafta şüphelinin adının yazması,
  • Diğer kişilerin şüpheliye hiç benzememesi,
  • Önceden eşkâl tarifi alınmaması,
  • Teşhis tutanağının usulüne uygun düzenlenmemesi

teşhisin güvenilirliğini ciddi şekilde etkileyebilir.

Yargıtay kararlarında PVSK Ek m.6'ya aykırı tek fotoğraf teşhisinin hükme esas alınamayacağı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.

Ancak her usul eksikliğinin davanın sonucuna etkisi somut olayın bütün delilleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Hatalı Teşhis Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?

Kural olarak mahkûmiyet, her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu da teşhise dayalı mahkûmiyet bakımından teşhis işleminin her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Özellikle sanık aleyhine;

  • Sadece tartışmalı bir teşhis bulunması,
  • Teşhisi destekleyen kamera kaydının bulunmaması,
  • Parmak izi veya DNA bulunmaması,
  • Tanık anlatımlarının çelişkili olması,
  • Mağdurun ilk tarifinin sanığa uymaması

hâlinde mahkûmiyet için gereken ispat seviyesinin oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi bir kararında hukuka aykırı teşhis tutanağı dışında sanıkların suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında mahkûmiyet yerine beraat gerektiğini kabul etmiştir.

Mağdur “Yüzde 50 Benziyor” Derse Mahkûmiyet Verilebilir Mi?

Tek başına böyle bir teşhisin kesin teşhis niteliğinde olduğu söylenemez.

Mağdur veya tanığın;

“benziyor”, “olabilir”, “sanırım bu kişi”, “yüzde 70 eminim”

şeklindeki ifadeleri ile;

“Kesinlikle bu kişidir.”

şeklindeki beyan aynı ispat gücüne sahip değildir.

Mahkeme teşhiste bulunan kişinin ne ölçüde emin olduğunu, olay sırasında faili görme imkânını ve diğer delilleri birlikte değerlendirmelidir.

Sanığın kimliği konusunda giderilemeyen ciddi şüphe bulunuyorsa ceza yargılamasının temel ilkesi olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gündeme gelir.

İlk Teşhis ile Mahkemedeki Beyan Çelişirse Ne Olur?

Uygulamada mağdur veya tanığın soruşturma aşamasında şüpheliyi teşhis edip daha sonra mahkemede;

“Artık emin değilim.”

veya;

“Sanık olayın faili değildir.”

demesi mümkündür.

Bu durumda mahkeme otomatik olarak ilk veya son beyana üstünlük tanıyamaz.

Değerlendirmede;

  • İlk teşhisin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı,
  • Mağdurun faili olay sırasında görme imkânı,
  • Beyan değişikliğinin nedeni,
  • Sanıkla mağdur arasında sonradan ilişki kurulup kurulmadığı,
  • Diğer maddi deliller

birlikte değerlendirilmelidir.

Yargıtay kararlarında da soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki teşhis farklılıklarının nedenlerinin araştırılması ve teşhisin güvenilirliğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği görülmektedir.

Kamera Görüntüsü Teşhis Beyanını Destekleyebilir Mi?

Evet.

Teşhis işlemi tek başına değerlendirilmek zorunda değildir.

Örneğin mağdur sanığı teşhis etmiş ve aynı zamanda;

  • Kamera görüntülerinde sanığa benzeyen kişi görülmüş,
  • Sanığın telefonu olay yerinde sinyal vermiş,
  • Suç konusu eşya sanıktan ele geçirilmiş,
  • Sanığın üzerinde olayda tarif edilen kıyafet bulunmuş,
  • DNA veya parmak izi sanıkla eşleşmişse

teşhis beyanının güvenilirliği diğer delillerle desteklenebilir.

Buna karşılık maddi deliller teşhis edilen kişinin fail olamayacağını gösteriyorsa teşhis beyanının doğruluğu yeniden sorgulanmalıdır.

Teşhis Tutanakları Mahkemede Tartışılabilir Mi?

Evet.

Teşhis tutanağının dosyaya girmiş olması onun tartışmasız doğru kabul edileceği anlamına gelmez.

Savunma;

  • Teşhis öncesi eşkâl tarifinin alınıp alınmadığını,
  • Kaç kişinin teşhise çıkarıldığını,
  • Kişilerin birbirine benzeyip benzemediğini,
  • İşlemin kaç kez tekrarlandığını,
  • Şüphelinin grupta olmayabileceği uyarısının yapılıp yapılmadığını,
  • Fotoğrafların aynı nitelikte olup olmadığını,
  • İşlemin görüntü kaydının bulunup bulunmadığını,
  • Tutanağın nasıl hazırlandığını

inceleyebilir.

PVSK Ek m.6'da bu işlemlerin ayrıntılı şekilde düzenlenmiş olması, teşhis tutanağının yargılama sırasında denetlenebilir olması gerektiğini göstermektedir.

Usulsüz Teşhise Karşı Ne Yapılabilir?

Teşhis işleminin hukuka veya usule aykırı olduğu düşünülüyorsa soruşturma ve kovuşturma aşamasında bu husus ileri sürülebilir.

Özellikle;

  • Teşhis tutanaklarının,
  • Kullanılan fotoğrafların,
  • Teşhis sırasındaki görüntü kayıtlarının,
  • Mağdurun ilk eşkâl tarifinin

dosyaya getirtilmesi talep edilebilir.

Mahkeme aşamasında ise usulsüz teşhis işleminin hükme esas alınmaması ve gerekiyorsa teşhiste bulunan kişinin duruşmada dinlenerek teşhis koşullarının açıklığa kavuşturulması istenebilir.

Ayrıca teşhis dışında başka kesin ve inandırıcı delil bulunmaması hâlinde CMK m.223/2-e kapsamında beraat talep edilmesi gündeme gelebilir.

Sonuç

Teşhis işlemi ceza davasında önemli bir delil olabilir ancak kanunda öngörülen usule uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekir.

PVSK Ek m.6 kapsamında teşhis işleminde;

  • Teşhisten önce failin eşkâli tarif ettirilmeli,
  • Teşhise tabi kişiler birden fazla ve birbirine benzer olmalı,
  • Teşhiste bulunan kişi şüpheliyle önceden karşılaştırılmamalı,
  • İşlem en az iki kez tekrarlanmalı,
  • Failin grup içerisinde bulunmayabileceği hatırlatılmalı,
  • İşlem fotoğraf veya görüntüyle kayıt altına alınmalı,
  • Teşhis tutanağı düzenlenmelidir.

Fotoğraftan teşhis yapılması mümkündür ancak tek fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yapılamaz. Farklı kişilerin aynı büyüklük ve özellikte fotoğrafları kullanılmalıdır.

Yargıtay kararlarında da tek fotoğraf üzerinden yapılan teşhisin PVSK Ek m.6'ya aykırı olabileceği ve özellikle başka güçlü delil bulunmayan durumlarda bu tür teşhisin mahkûmiyete esas alınmasının hukuka aykırılık oluşturabileceği kabul edilmektedir.

Bu nedenle;

“Mağdur sanığı teşhis etti, artık başka delile gerek yoktur.”

şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.

Teşhisin nasıl yapıldığı, mağdurun ilk eşkâl tarifi, sanığı görme süresi ve koşulları, teşhisteki kesinlik derecesi ve teşhisi destekleyen diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir. Teşhis sonucunda sanığın fail olduğu konusunda giderilemeyen makul bir şüphe kalıyorsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.

Esenyurt ceza avukatı, Büyükçekmece ceza avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Bahçeşehir ceza avukatı ve İstanbul ağır ceza avukatı kapsamında teşhis işlemleri, usulsüz fotoğraf teşhisi, yüzleştirme, delil yetersizliği, beraat ve ağır ceza davalarına ilişkin hukuki destek alınabilir.

İletişim: 0542 547 48 51

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES