Boşanma Davasında Çocuğun Yurtdışına Çıkarılması Engellenebilir Mi?

Boşanma davalarında anne veya babanın müşterek çocuğu yurtdışına götüreceğinin öğrenilmesi, özellikle çocuğun geri getirilmeyeceği yönünde ciddi endişe bulunan dosyalarda önemli bir uyuşmazlık yaratabilir.

Bu durumda sıklıkla;

“Çocuğa yurtdışı çıkış yasağı koydurabilir miyim?”

“Velayet bende, diğer ebeveynden izin almadan çocuğu yurtdışına çıkarabilir miyim?”

“Çocuğun pasaportuna engel koydurabilir miyim?”

soruları gündeme gelmektedir.

Bu konuda tek bir cevap bütün durumlar için geçerli değildir.

Özellikle şu üç durum birbirinden ayrılmalıdır:

  • Boşanma davasının henüz devam etmesi,
  • Geçici velayetin anne veya babadan birine verilmiş olması,
  • Boşanmanın kesinleşerek velayetin kesin olarak bir ebeveyne bırakılmış olması.

Güncel Yargıtay uygulaması, velayeti kesin olarak kendisinde bulunan ebeveynin çocukla yurtdışına çıkmasının genel ve süresiz biçimde diğer ebeveynin muvafakatine bağlanmasına oldukça sınırlayıcı yaklaşmaktadır.

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20 Kasım 2025 tarihli, 2025/5404 Esas ve 2025/9980 Karar sayılı kararında velayeti annede bulunan çocukların yurtdışına çıkışının babanın rızasına bağlanması; annenin velayet hakkı ile anne ve çocukların seyahat özgürlüğünü kısıtlayacağı gerekçesiyle hukuka uygun bulunmamıştır. Yargıtay, babanın bu yönde hâkim müdahalesi istemekte hukuki yararının bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Buna karşılık boşanma davası devam ederken çocuğun yurtdışına götürülerek geri getirilmeyeceğine ilişkin somut ve ciddi bir risk bulunuyorsa, TMK m.169 kapsamında çocuğun korunmasına yönelik geçici tedbirler talep edilmesi gündeme gelebilir.

Bu nedenle bir boşanma avukatı tarafından yurtdışı çıkış uyuşmazlığı değerlendirilirken öncelikle velayetin kimde olduğu, davanın hangi aşamada bulunduğu ve gerçekten çocuk kaçırma riski bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Boşanma Davasında Çocuğa Yurtdışı Çıkış Yasağı Konulabilir Mi?

Boşanma davası devam ederken aile mahkemesinden çocuğun korunmasına yönelik geçici tedbirler talep edilmesi mümkündür.

Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesine göre boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, dava devam ettiği sürece çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri resen alabilir.

Bu kapsamda somut dosyanın özelliklerine göre çocuğun yurtdışına çıkarılmasının geçici olarak sınırlandırılması talep edilebilir.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır:

Genel, belirsiz ve süresiz bir yurtdışı yasağı ile belirli ve somut bir çocuk kaçırma riskine karşı geçici koruma tedbiri aynı şey değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20 Mart 2013 tarihli, 2012/2-799 Esas ve 2013/389 Karar sayılı kararında da çocuğun yurtdışına çıkışının sürekli yasaklanmasının velayet hakkını aksatacağı ve seyahat özgürlüğüyle bağdaşmayacağı; ancak çocuğun korunması amacıyla tedbiren ve geçici olarak sınırlama yapılabileceği belirtilmiştir.

Dolayısıyla;

“Boşanma davam var, çocuk hiçbir şekilde yurtdışına çıkamasın.”

şeklindeki soyut bir taleple,

“Diğer taraf tek yön uçak bileti almış, yabancı ülkede kalıcı konut tutmuş, çocuğun okul kaydını sildirmiş ve çocuğu geri getirmeyeceğini yazılı olarak bildirmiştir.”

şeklindeki somut risk aynı şekilde değerlendirilmez.

Velayet Annedeyse Baba Çocuğun Yurtdışına Çıkmasını Engelleyebilir Mi?

Kural olarak velayet kesin olarak anneye bırakılmışsa baba, yalnızca velayet hakkı kendisinde olmadığı gerekçesiyle çocuğun bütün yurtdışı seyahatlerini kendi rızasına bağlatamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20 Kasım 2025 tarihli kararında tam olarak bu mesele değerlendirilmiştir.

Baba, velayeti annede bulunan çocukların kendi kişisel ilişki günlerine denk gelen tarihlerde yurtdışına çıkarılmasının kendi muvafakatine bağlanmasını istemiştir.

Yargıtay;

  • Çocukla kişisel ilişkiyi koruyan ayrı hukuki mekanizmaların bulunduğunu,
  • Yurtdışına çıkışın babanın rızasına bağlanmasının annenin velayet hakkını sınırlandıracağını,
  • Anne ve çocukların seyahat özgürlüğünü kısıtlayacağını

belirterek bu talebin hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Dolayısıyla bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından böyle bir uyuşmazlık değerlendirilirken velayet sahibi olmayan ebeveynin genel bir “veto hakkı” bulunduğu varsayılmamalıdır.

Velayet Babadaysa Anne Çocuğun Yurtdışına Çıkmasını Engelleyebilir Mi?

Aynı hukuki ilkeler baba bakımından da geçerlidir.

Velayet kesin olarak babadaysa annenin yalnızca;

“Ben izin vermiyorum.”

demesi bütün yurtdışı seyahatlerini otomatik olarak engellemez.

Velayet hakkının hangi ebeveynde bulunduğuna göre değerlendirme yapılır.

Ancak çocuğun kaçırılması, geri getirilmeme riski veya kişisel ilişkinin sistematik biçimde ortadan kaldırılması gibi somut bir durum varsa aile mahkemesinden çocuğun üstün yararına yönelik uygun önlemler talep edilebilir.

Burada esas mesele ebeveynin kadın veya erkek olması değil, çocuğun üstün yararıdır.

Boşanma Sonrası Çocuğun Pasaportu İçin Diğer Eşin İzni Gerekir Mi?

Velayet kesin olarak anne veya babadan birine verilmişse önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün güncel açıklamasına göre boşanma sonrasında ergin olmayan çocuğun velayeti mahkeme kararıyla hangi ebeveyne verilmişse pasaport başvurusunda o ebeveynin muvafakati yeterlidir.

Örneğin velayet anneye verilmişse pasaport işlemi bakımından babanın ayrıca muvafakat vermesi genel olarak aranmaz.

Aynı durum velayet babadaysa baba bakımından geçerlidir.

Bu nedenle;

“Baba izin vermezse velayeti annede olan çocuk hiçbir şekilde pasaport alamaz.”

şeklindeki düşünce güncel Nüfus ve Vatandaşlık İşleri uygulaması bakımından doğru değildir.

Boşanma Davası Devam Ederken Pasaport İçin Kimin İzni Gerekir?

Boşanma davası henüz kesinleşmemişse durum farklıdır.

Evlilik devam ederken anne ve baba kural olarak velayeti birlikte kullanır.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün açıklamalarında da boşanma davasının devam ettiği dönemde kesinleşmiş velayet hükmü yerine mahkemece verilen ara karara göre işlem yapılacağı belirtilmektedir.

Dolayısıyla boşanma davasında geçici velayet;

  • Anneye,
  • Babaya

verilmiş olabilir.

Pasaport işlemleri bakımından bu ara kararın içeriği önem taşır.

Geçici Velayet Anneye Verilmişse Çocuğu Yurtdışına Çıkarabilir Mi?

Geçici velayet, çocuğun dava süresince kimin bakım ve gözetiminde kalacağını düzenler.

Ancak geçici velayet hakkının da çocuğun üstün yararına uygun şekilde kullanılması gerekir.

Örneğin anne;

  • Bir haftalık tatil,
  • Aile ziyareti,
  • Eğitim programı

için çocukla yurtdışına çıkmak istiyor olabilir.

Buna karşılık çocuğu kalıcı olarak başka bir ülkeye götürerek;

  • Okulunu değiştirmek,
  • Diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi sona erdirmek,
  • Boşanma yargılamasının fiili sonuçlarını değiştirmek

istiyorsa uyuşmazlık çok daha farklı değerlendirilir.

Bu durumda mahkeme TMK m.169 kapsamında çocuğun korunmasına yönelik yeni bir ara karar verebilir.

Yurtdışına Tatil İçin Gitmek ile Kalıcı Taşınmak Aynı Şey Midir?

Hayır.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Kısa süreli yurtdışı seyahati

Örneğin:

  • Bir haftalık tatil,
  • Aile ziyareti,
  • Okul gezisi,
  • Sportif faaliyet

söz konusu olabilir.

Çocuğun yurtdışına kalıcı olarak yerleştirilmesi

Burada ise;

  • Mutat mesken,
  • Eğitim,
  • Diğer ebeveynle kişisel ilişki,
  • Velayetin fiili kullanımı

çok daha ciddi şekilde etkilenir.

Dolayısıyla mahkemenin kısa tatille kalıcı yerleşme planını aynı şekilde değerlendirmesi beklenemez.

Velayet Sahibi Ebeveyn Çocukla Yurtdışına Kalıcı Olarak Taşınabilir Mi?

Her olayda otomatik olarak yasak olduğu söylenemez.

Nitekim Yargıtay'ın güncel uygulamasında velayet hakkını kullanan ebeveynin yurtdışında yaşaması tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli kabul edilmemektedir.

Öte yandan yurtdışına taşınmanın;

  • Çocuğun eğitimine,
  • Yaşam düzenine,
  • Diğer ebeveynle kişisel ilişkiye,
  • Psikolojik ve sosyal gelişimine

etkileri değerlendirilmelidir.

Mahkeme gerektiğinde kişisel ilişkiyi yeni ülke ve mesafeye uygun şekilde yeniden düzenleyebilir.

Bu nedenle;

“Velayet bende, çocuğu dünyanın istediğim ülkesine kalıcı götürürüm.”

şeklindeki yaklaşım da,

“Çocuk yurtdışına taşındı, velayet kesin değişir.”

yaklaşımı da doğru değildir.

Diğer Ebeveynin Muvafakati Her Yurtdışı Seyahatinde Şart Mıdır?

Velayet kesin olarak bir ebeveyne verilmişse Türk hukukunda diğer ebeveynin her yurtdışı seyahatinde mutlaka muvafakat vermesini gerektiren genel bir kural bulunmamaktadır.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü de pasaport işlemleri bakımından velayet sahibi ebeveynin muvafakatini yeterli kabul etmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/9980 sayılı güncel kararı ise yurtdışına çıkışın diğer ebeveynin muvafakatine bağlanmasını velayet hakkı ve seyahat özgürlüğüne aykırı bir sınırlama olarak değerlendirmiştir.

Ancak gidilecek ülkenin vize, sınır veya havayolu uygulamalarının ayrıca muvafakatname istemesi mümkün olabilir.

Bu, Türk aile hukukundaki velayet kuralından ayrı bir uygulama meselesidir.

Çocuğun Yurtdışına Kaçırılacağına İlişkin Risk Varsa Ne Yapılabilir?

Burada soyut korku ile somut risk birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin;

“Eski eşim yabancı ülke vatandaşı, o nedenle kesin çocuğu kaçırır.”

şeklindeki varsayım tek başına yeterli olmayabilir.

Buna karşılık;

  • Tek yön bilet alınması,
  • Çocuğun okul kaydının silinmesi,
  • Yurtdışında kalıcı ev tutulması,
  • Eşyaların yurtdışına gönderilmesi,
  • “Çocuğu bir daha göremeyeceksin” mesajları,
  • Daha önce çocuğu teslim etmeme davranışları

gibi somut olgular kaçırma riskinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Böyle bir durumda boşanma dosyasında TMK m.169 kapsamında ivedi ve geçici tedbir talep edilebilir.

Bir Büyükçekmece boşanma avukatı tarafından böyle bir talep hazırlanırken yalnızca “çocuğu kaçıracak” denilmemeli, bu tehlikeyi gösteren somut olay ve belgeler ortaya konulmalıdır.

Yabancı Uyruklu Ebeveyn Olması Tek Başına Yurtdışı Yasağı İçin Yeterli Midir?

Kural olarak tek başına yeterli kabul edilmemelidir.

Ebeveynin;

  • Alman,
  • Fransız,
  • İngiliz,
  • Amerikan,
  • Başka bir ülke vatandaşı

olması kendi başına çocuğu kaçıracağı anlamına gelmez.

Yurtdışı bağlantısı risk değerlendirmesinde dikkate alınabilir ancak somut olaylarla desteklenmelidir.

Aksi yaklaşım velayet sahibi ebeveynin seyahat ve velayet haklarını gereksiz biçimde sınırlayabilir.

Çocuğa Süresiz Yurtdışı Çıkış Yasağı Konulabilir Mi?

Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı süresiz ve genel yasağa karşıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/389 sayılı kararında çocuğun yurtdışına çıkarılmasının sürekli yasaklanmasının velayet hakkını aksatacağı ve seyahat özgürlüğüne aykırı olacağı belirtilmiştir. Koruma amacıyla bir sınırlama gerekiyorsa bunun geçici ve tedbir niteliğinde olması gerektiği ifade edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli güncel kararında da velayeti annede olan çocukların yurtdışına çıkışının genel biçimde babanın rızasına bağlanması hukuka aykırı bulunmuştur.

Dolayısıyla;

“Çocuk 18 yaşına kadar yurtdışına çıkamaz.”

şeklindeki genel ve ölçüsüz sınırlamalar güncel içtihat yaklaşımıyla bağdaşmamaktadır.

Çocuğun Yurtdışına Çıkışı Diğer Ebeveynin Rızasına Bağlanabilir Mi?

Boşanma kesinleşmiş ve velayet bir ebeveyne verilmişse güncel Yargıtay yaklaşımına göre kural olarak hayır.

20 Kasım 2025 tarihli Yargıtay kararında, velayet annedeyken çocukların yurtdışına çıkmasının babanın rızasına bağlanması açık şekilde hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay ayrıca kişisel ilişki kararının ihlali ihtimalinin çözümünün, çocuğun bütün seyahatlerini diğer ebeveynin iznine bağlamak olmadığını vurgulamıştır.

Kişisel ilişkiyi koruyan ayrı kanuni yollar bulunmaktadır.

Kişisel İlişki Günlerinde Çocuk Yurtdışına Götürülebilir Mi?

Velayet sahibi ebeveyn diğer ebeveynle kurulmuş kişisel ilişki kararına uymak zorundadır.

Örneğin mahkeme;

“Çocuk her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu babayla görüşecektir.”

demişse velayet sahibi annenin tam bu tarihlerde çocuğu sürekli yurtdışına götürerek görüşmeyi engellemesi sorun yaratabilir.

Ancak Yargıtay'ın 2025/9980 sayılı kararına göre bunun çözümü bütün yurtdışı seyahatlerini diğer ebeveynin rızasına bağlamak değildir.

Kişisel ilişki kararlarına uyulmaması halinde;

  • Çocuk teslimi ve kişisel ilişki sistemi,
  • TMK m.324 kapsamındaki sonuçlar,
  • Gerekirse velayet değişikliği

gündeme gelebilir.

Yurtdışına Gidilerek Kişisel İlişki Sürekli Engellenirse Velayet Değişebilir Mi?

Somut olayın ağırlığına göre evet.

TMK m.324 uyarınca velayet sahibi ebeveyn diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmalıdır.

Sistematik biçimde;

  • Çocuk teslim edilmemesi,
  • Kişisel ilişki tarihlerinde sürekli ülke dışına çıkılması,
  • Çocuğun yerinin gizlenmesi,
  • Diğer ebeveynle iletişimin tamamen kesilmesi

velayet hakkının kullanımı bakımından önemli olabilir.

Ancak velayet değişikliği diğer ebeveyni cezalandırma amacıyla değil, çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa yapılabilir.

Çocuğu Yurtdışına Götürmek Zina veya Boşanma Kusuruyla İlgili Midir?

Doğrudan değil.

Çocuğun yurtdışına çıkarılması öncelikle;

  • Velayet,
  • Çocuğun korunması,
  • Kişisel ilişki

alanında değerlendirilir.

Eşin boşanmada kusurlu olması, örneğin sadakatsizlik gerçekleştirmesi, çocuğun yurtdışına çıkıp çıkamayacağını otomatik olarak belirlemez.

Velayet ve çocukla ilgili bütün düzenlemelerde temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Boşanma Davası Devam Ederken Diğer Ebeveyn Çocuğu Habersiz Yurtdışına Götürürse Ne Olur?

Boşanma henüz kesinleşmemiş ve velayet konusunda özel bir ara karar bulunmuyorsa durum daha karmaşıktır.

Evlilik devam ederken velayet kural olarak anne ve baba tarafından birlikte kullanılır.

Mahkeme boşanma davasında;

  • Geçici velayeti,
  • Çocuğun ikametini,
  • Kişisel ilişkiyi,
  • Koruyucu tedbirleri

düzenleyebilir.

Bu nedenle çocuğun tek taraflı şekilde yurtdışına götürülerek diğer ebeveynle ilişkisinin kesilmesi halinde aile mahkemesine ivedi tedbir talebi sunulması gündeme gelebilir.

Mahkemeden Yurtdışı Tedbiri İstenirken Ne Sunulmalıdır?

Talep mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır.

Örneğin;

“Davalının müşterek çocuğu yurtdışına kaçırma ihtimali bulunmaktadır.”

şeklindeki tek cümle yerine;

“Davalı 10.09.2026 tarihinde müvekkile gönderdiği mesajda müşterek çocuğu Almanya'ya götürerek bir daha Türkiye'ye dönmeyeceğini açıkça bildirmiş, 15.09.2026 tarihinde müşterek çocuğun okul kaydını sildirmiş ve kendisi ile çocuk adına tek yön Frankfurt uçak bileti satın almıştır.”

şeklinde somut anlatım çok daha güçlüdür.

Delil olarak somut olaya göre;

  • Uçuş rezervasyonları,
  • Mesajlar,
  • Okul kayıtları,
  • Yurtdışı iş veya kira belgeleri,
  • Daha önceki çocuk teslim ihlalleri

sunulabilir.

“Yurtdışında Ailesi Var” Demek Yeterli Midir?

Tek başına çoğu zaman yeterli bir somutlaştırma değildir.

Türkiye'de çok sayıda kişinin yurtdışında;

  • Anne-babası,
  • Kardeşi,
  • Akrabası,
  • İşi

bulunmaktadır.

Bu olgunun varlığı tek başına kişinin çocuğu kaçıracağı anlamına gelmez.

Ancak başka somut işaretlerle birleştiğinde risk değerlendirmesine katkı sağlayabilir.

Mahkeme Pasaporta El Koyabilir Mi?

Aile mahkemesinin çocuğun korunmasına ilişkin tedbirleri ile ceza muhakemesindeki adli kontrol niteliğindeki “yurtdışına çıkamamak” tedbiri birbirine karıştırılmamalıdır.

Aile hukukundaki uyuşmazlıkta asıl talep;

  • Çocuğun yurtdışına çıkarılmasının geçici olarak engellenmesi,
  • Velayete ilişkin geçici düzenleme,
  • Pasaport işlemlerinin velayet kararına uygun yürütülmesi

şeklinde ele alınmalıdır.

Özellikle süresiz, sınırsız ve genel yasak talepleri güncel Yargıtay içtihadı karşısında hukuken sorunludur.

Çocuk Yurtdışına Çıkarılmışsa Ne Yapılabilir?

Çocuk zaten yurtdışına götürülmüşse mesele yalnızca “çıkış yasağı” olmaktan çıkar.

Çocuğun velayet hakkı ihlal edilerek mutat meskeninin bulunduğu ülkeden başka bir ülkeye götürülmesi veya orada haksız biçimde alıkonulması halinde 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi ve Türkiye bakımından 5717 sayılı Kanun gündeme gelebilir.

5717 sayılı Kanunun amacı, velayet hakkı ihlal edilerek Sözleşmeye taraf ülkeler arasında haksız biçimde götürülen veya alıkonulan çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkeye iadesine ilişkin usulü düzenlemektir.

Adalet Bakanlığı da bu işlemlerde Türkiye'nin Merkezî Makamı olarak görev yapmaktadır.

Uluslararası Çocuk Kaçırma Ne Demektir?

Her yurtdışı seyahati çocuk kaçırma değildir.

5717 sayılı Kanun bakımından önemli olan çocuğun, fiilen kullanılan velayet hakkı ihlal edilerek mutat meskeninin bulunduğu Sözleşmeye taraf ülkeden başka bir ülkeye haksız şekilde götürülmesi veya orada alıkonulmasıdır.

Örneğin çocuk;

“Bir haftalığına tatil için”

götürülmüş ancak geri getirilmemiş olabilir.

Bu durumda başlangıçta hukuka uygun olan seyahat sonradan haksız alıkoyma niteliği kazanabilir.

Çocuğu Yurtdışına Götürüp Geri Getirmemek Ne Sonuç Doğurur?

Somut olayda uluslararası çocuk iadesi süreci başlatılabilir.

Adalet Bakanlığının açıklamasına göre çocuğun velayet hakkı ihlal edilerek haksız biçimde başka bir taraf ülkeye götürüldüğünü veya orada alıkonulduğunu ileri süren kişi, çocuğun iadesi için ilgili merkezî makamlara başvurabilir.

Bu sürecin amacı doğrudan;

“Velayet hangi ebeveynde olmalıdır?”

sorusunu çözmek değildir.

Temel amaç, şartları varsa çocuğun mutat mesken ülkesine hızlı biçimde iadesidir.

Mutat Mesken Nedir?

Mutat mesken, çocuğun yaşamının fiilen merkezlendiği yeri ifade eden uluslararası aile hukuku kavramıdır.

Örneğin çocuk yıllardır;

  • Almanya'da yaşıyor,
  • Orada okula gidiyor,
  • Sosyal çevresi orada bulunuyor

ise Almanya çocuğun mutat meskeni olarak değerlendirilebilir.

Çocuğun bir ebeveyn tarafından Türkiye'ye getirilmesi, mutat meskenin otomatik olarak Türkiye'ye dönüştüğü anlamına gelmez.

Uluslararası çocuk kaçırma uyuşmazlıklarında bu nedenle çocuğun gerçek yaşam merkezi ayrıntılı şekilde araştırılır.

Çocuk Yurtdışındayken Velayet Davası Açmak Yeterli Midir?

Her durumda değil.

Eğer uyuşmazlık uluslararası çocuk kaçırma niteliğindeyse klasik velayet davasından ayrı olarak Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun kapsamında iade prosedürünün değerlendirilmesi gerekir.

Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü bu kapsamda Merkezî Makam işlemlerini yürütmektedir.

Bu nedenle çocuk yurtdışına götürülmüşse vakit kaybetmeden hukuki yol belirlenmesi özellikle önemlidir.

Yurtdışına Çıkış Yasağı Uluslararası Çocuk Kaçırmayı Tamamen Önler Mi?

Hayır.

Hiçbir tedbir mutlak garanti sağlamaz.

Önemli olan çocuğu gereksiz şekilde tüm seyahatlerden mahrum bırakmak yerine, varsa somut riskin ölçülü biçimde yönetilmesidir.

Çocuğun kaçırılmasına ilişkin ciddi bir risk varsa;

  • Geçici velayet,
  • Çocukla kişisel ilişki düzeni,
  • Somut süreli koruyucu tedbirler

birlikte değerlendirilebilir.

Çocuğun Eğitim İçin Yurtdışına Gitmesine Diğer Ebeveyn Engel Olabilir Mi?

Velayet sahibi ebeveyn ile diğer ebeveyn arasında bu konuda uyuşmazlık çıkabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 4 Mart 2024 tarihli, 2023/7231 Esas ve 2024/1454 Karar sayılı dosyasına eğitim amacıyla yurtdışına çıkış konusunda uyuşmazlık yansımıştır. Dosyada velayet sahibi anne, çocuğun yurtdışında eğitim görmesi amacıyla izin talebinde bulunmuştur.

Bu tür uyuşmazlıklarda;

  • Çocuğun yaşı,
  • Eğitim planı,
  • Yurtdışındaki okul,
  • Çocuğun görüşü,
  • Diğer ebeveynle kişisel ilişkinin nasıl devam edeceği

birlikte değerlendirilmelidir.

Diğer Ebeveyn Sebepsiz Muvafakat Vermiyorsa Mahkemeye Başvurulabilir Mi?

Somut olayda gerçekten bir resmi muvafakat ihtiyacı ortaya çıkmışsa aile mahkemesine başvurulması mümkündür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 4 Temmuz 2024 tarihli, 2024/3491 Esas ve 2024/5336 Karar sayılı kararına konu olayda velayet sahibi anne, Romanya'ya yerleşmek amacıyla çocuğun yurtdışına çıkışında babanın muvafakatinin aranmaması için dava açmış; davanın kabulüne ilişkin karar Yargıtay incelemesine konu olmuştur.

Ancak güncel 20 Kasım 2025 tarihli Yargıtay kararıyla birlikte özellikle velayeti kesin olarak bir ebeveynde bulunan çocuklar bakımından diğer ebeveynin genel muvafakat şartının velayet ve seyahat özgürlüğünü sınırlandırdığı çok daha açık biçimde ortaya konulmuştur.

Çocuğun Yurtdışına Çıkışı Velayeti Etkiler Mi?

Tek başına yurtdışına seyahat etmek velayet değişikliğini gerektirmez.

Ancak velayet sahibi ebeveyn;

  • Çocuğu sürekli diğer ebeveynden kaçırıyorsa,
  • Kişisel ilişkiyi bilinçli şekilde engelliyorsa,
  • Çocuğu geri getirmiyorsa,
  • Çocuğun eğitim ve gelişimini ciddi biçimde bozuyorsa

TMK m.183 ve m.324 kapsamında velayet düzeninin yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

Velayet değişikliği her zaman çocuğun üstün yararına göre yapılır.

Çocuğun Görüşü Alınır Mı?

Çocuğun yaşı ve olgunluğu uygunsa görüşü önem taşır.

Özellikle;

  • Yurtdışında eğitim,
  • Yurtdışına kalıcı taşınma,
  • Velayet değişikliği

gibi çocuğun bütün yaşamını etkileyecek kararlar bakımından idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması gerekebilir.

Ancak çocuğun;

“Ben yurtdışına gitmek istiyorum.”

veya;

“Gitmek istemiyorum.”

demesi tek başına karar verdirmez.

Mahkeme yine çocuğun üstün yararını bütün koşullarla birlikte değerlendirir.

Yurtdışı Yasağı Talebinde En Sık Yapılan Hata Nedir?

En sık yapılan hata somut tehlike göstermeden genel bir yasak istemektir.

Örneğin;

“Davalının yurtdışı bağlantıları bulunmaktadır. Bu nedenle çocuğun 18 yaşına kadar yurtdışına çıkışı yasaklansın.”

şeklindeki talep hem ölçülülük hem de güncel Yargıtay içtihadı bakımından sorunludur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu daha önce sürekli yurtdışı yasağını seyahat özgürlüğü ve velayet hakkı bakımından sakıncalı bulmuş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise 2025 yılında velayet sahibi ebeveynin yurtdışı seyahatlerini diğer ebeveynin muvafakatine bağlamanın hukuki yarar bulunmayan bir sınırlama olduğunu açıkça belirtmiştir.

Daha sağlıklı talep;

  • Somut risk,
  • Deliller,
  • Tedbirin neden gerekli olduğu,
  • Ne kadar süre gerekli olduğu

açıklanarak hazırlanmalıdır.

Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Çocuğun Yurtdışına Çıkarılması

Çocuğun yurtdışına çıkarılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda boşanma davasının aşaması ve velayet statüsü belirleyici önemdedir.

Bir Esenyurt boşanma avukatı tarafından yurtdışı tedbiri talep edilirken yalnızca diğer ebeveynin yabancı ülke bağlantısından değil, çocuğun geri getirilmeyeceğine ilişkin somut olay ve delillerden hareket edilmelidir.

Bir Büyükçekmece boşanma avukatı ile yürütülen boşanma davasında TMK m.169 kapsamında geçici velayet ve çocuğun korunmasına yönelik tedbirlerin gerekli olup olmadığı, tedbirin ölçülülüğüyle birlikte değerlendirilmelidir.

Bir Beylikdüzü boşanma avukatı tarafından boşanma sonrası velayet uyuşmazlığında ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/9980 sayılı güncel kararı dikkate alınarak velayet sahibi ebeveynin bütün yurtdışı seyahatlerini diğer ebeveynin muvafakatine bağlayan genel kısıtlamalardan kaçınılmalıdır.

Aynı şekilde bir Bahçeşehir boşanma avukatı ile süreç takip edilirken çocuğun yurtdışına götürülüp geri getirilmemesi hâlinde 1980 Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun kapsamında uluslararası çocuk iadesi sürecinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç

Boşanma davasında çocuğun yurtdışına çıkarılması bazı durumlarda geçici olarak sınırlandırılabilir; ancak çocuğa genel, belirsiz ve süresiz biçimde yurtdışı çıkış yasağı konulması veya velayet sahibi ebeveynin bütün yurtdışı seyahatlerinin diğer ebeveynin iznine bağlanması güncel Yargıtay uygulamasında kabul görmemektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20 Mart 2013 tarihli kararında sürekli yurtdışı yasağının velayet hakkı ve seyahat özgürlüğüyle bağdaşmayacağı; çocuğun korunmasını gerektiren durumlarda ise geçici tedbirlerin farklı değerlendirilebileceği belirtilmiştir.

Daha da önemlisi Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20 Kasım 2025 tarihli, 2025/5404 Esas ve 2025/9980 Karar sayılı güncel kararında, velayeti annede bulunan çocukların yurtdışına çıkışının babanın muvafakatine bağlanması açıkça hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay bu tür bir düzenlemenin annenin velayet hakkını ve anne ile çocukların seyahat özgürlüğünü sınırlandıracağını belirtmiştir.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün güncel uygulamasına göre de boşanma sonrasında ergin olmayan çocuğun velayeti mahkeme kararıyla hangi ebeveyne verilmişse pasaport işlemleri bakımından o ebeveynin muvafakati yeterlidir.

Bununla birlikte boşanma davası devam ederken;

  • Çocuğun yurtdışına kaçırılacağı,
  • Geri getirilmeyeceği,
  • Eğitim ve yerleşim düzeninin tek taraflı değiştirileceği,
  • Diğer ebeveynle kişisel ilişkinin tamamen ortadan kaldırılacağı

yönünde somut ve ciddi riskler varsa mahkemeden TMK m.169 kapsamında geçici koruyucu tedbirler istenebilir.

Böyle bir talepte özellikle şu hususlar ortaya konulmalıdır:

  • Çocuğun geçici velayeti kimde?
  • Çocuğun pasaportu var mı?
  • Yurtdışı seyahati tatil mi, kalıcı taşınma mı?
  • Tek yön bilet veya yurtdışı yerleşim hazırlığı var mı?
  • Çocuğun okul kaydı değiştirilmiş mi?
  • Diğer ebeveyni çocuğu bir daha göstermemekle tehdit eden mesajlar var mı?
  • Daha önce çocuk teslimi engellenmiş mi?
  • İstenen tedbir gerçekten geçici ve ölçülü mü?

Çocuk zaten yurtdışına çıkarılmış ve geri getirilmemişse ise uyuşmazlık farklı bir boyuta geçer. Şartları bulunuyorsa 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun kapsamında çocuğun mutat mesken ülkesine iadesi talep edilebilir. Adalet Bakanlığı bu süreçte Türkiye'nin merkezî makamı olarak görev yapmaktadır.

Sonuç olarak;

“Diğer ebeveyn istemiyorsa çocuk hiçbir zaman yurtdışına çıkamaz.”

ifadesi doğru olmadığı gibi,

“Velayet bende, çocuğu yurtdışına götürüp geri getirmeme konusunda sınırsız yetkim vardır.”

ifadesi de doğru değildir.

Her durumda esas olan çocuğun üstün yararı, velayet hakkının hukuka uygun kullanılması ve diğer ebeveynle kişisel ilişkinin korunmasıdır.

Esenyurt boşanma avukatı, Büyükçekmece boşanma avukatı, Beylikdüzü boşanma avukatı ve Bahçeşehir boşanma avukatı kapsamında çocuğun yurtdışına çıkarılması, geçici velayet, yurtdışı tedbirleri, kişisel ilişkinin korunması, velayetin değiştirilmesi ve uluslararası çocuk kaçırma uyuşmazlıklarının somut olayın özelliklerine ve güncel Yargıtay uygulamasına göre değerlendirilmesi için hukuki destek alınabilir.

Boşanma, velayet, yurtdışı çıkış tedbirleri ve uluslararası çocuk kaçırma uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık için:

İletişim: 0542 547 48 51

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES