İcra Takibinde Borçlu Olmadığınızı Nasıl İspatlarsınız? Menfi Tespit Davası Nedir?

Bir kişi gerçekte borçlu olmadığı hâlde hakkında icra takibi başlatılmasıyla karşılaşabilir. Borcun daha önce ödenmiş olması, imzanın kendisine ait olmaması, sözleşmenin geçersiz olması, senedin bedelsiz kalması, borcun hiç doğmamış olması veya takipte talep edilen miktarın gerçeği yansıtmaması bu durumlara örnek gösterilebilir.

Borçlu, ödeme emrine süresinde itiraz edememiş veya icra takibi kesinleşmiş olsa dahi her durumda gerçekten borçlu hâle gelmez. Maddi hukuk bakımından borcun bulunmadığının ileri sürülebilmesi için şartları varsa menfi tespit davası açılabilir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası, kişinin icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespit edilmesini sağlayan hukuki yoldur. Yargıtay da menfi tespit davasını, gerçekte bulunmayan bir borç veya geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle takibe maruz kalan kişinin borçlu olmadığını tespit ettirmek amacıyla açtığı dava olarak tanımlamaktadır.

Menfi Tespit Davası Nedir?

Menfi tespit davası en basit ifadeyle, kişinin “Ben bu borcun borçlusu değilim” iddiasının mahkeme tarafından tespit edilmesini istediği davadır.

Örneğin 500.000 TL'lik bir senede dayanılarak hakkınızda icra takibi başlatılmış ancak senet gerçekte teminat amacıyla verilmiş, borç daha önce ödenmiş veya dayanak hukuki ilişki hiç gerçekleşmemiş olabilir.

Bu durumda icra dosyasındaki borcun maddi hukuk bakımından mevcut olmadığı ileri sürülerek menfi tespit davası açılması gündeme gelebilir.

Menfi tespit davası yalnızca icra takibi başladıktan sonra değil, henüz takip başlatılmadan önce de hukuki yarar bulunması şartıyla açılabilir.

İcra Takibi Kesinleşmişse Menfi Tespit Davası Açılabilir Mi?

Evet.

Ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edilmemesi ve icra takibinin kesinleşmesi, borçlunun maddi hukuk bakımından gerçekten borçlu olduğunu kesin olarak ortaya koymaz.

Yargıtay uygulamasında, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya yapılan itiraz kaldırılmış olsa dahi borçlunun menfi tespit davası açarak gerçekte borçlu olmadığını ileri sürebileceği kabul edilmektedir.

Dolayısıyla icra dosyasının UYAP'ta “kesinleşmiş” görünmesi tek başına menfi tespit davası açılmasına engel değildir.

Menfi Tespit Davası Hangi Durumlarda Açılabilir?

Menfi tespit davasının dayanağı her dosyada farklı olabilir.

Borç daha önce ödenmiş olabilir. Takibe dayanak senetteki imzanın borçluya ait olmadığı ileri sürülebilir. Senedin karşılıksız veya bedelsiz kaldığı iddia edilebilir. Taraflar arasında ileri sürülen sözleşmenin hiç kurulmadığı veya geçersiz olduğu savunulabilir. Borcun miktarının yanlış olduğu yahut takip yapan kişinin alacaklı sıfatının bulunmadığı ileri sürülebilir.

Önemli olan, icra takibine konu edilen borcun maddi hukuk bakımından neden mevcut olmadığının somut şekilde ortaya konulmasıdır.

Borçlu Olmadığınızı Nasıl İspatlarsınız?

Menfi tespit davasında kullanılacak deliller, borçlu olunmadığı iddiasının sebebine göre değişir.

Ödeme yapıldığı ileri sürülüyorsa banka dekontları, makbuzlar ve hesap hareketleri önemlidir. Borcun başka bir şekilde sona erdiği iddia ediliyorsa sözleşmeler, ibranameler, taraflar arasındaki yazışmalar ve ticari kayıtlar incelenebilir.

Senet veya çek gibi yazılı bir belgeye karşı borçsuzluk ileri sürülüyorsa yazılı delille ispat kuralları özellikle önem kazanır.

Yargıtay'ın menfi tespit davalarına ilişkin kararlarında da ispat yükünün her durumda otomatik olarak alacaklıya ait olmadığı; hangi tarafın hangi vakıadan kendi lehine sonuç çıkardığına göre belirlenmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Menfi Tespit Davasında İspat Yükü Kimdedir?

Bu konu menfi tespit davalarının en önemli noktalarından biridir.

Davanın adının “borçlu olmadığının tespiti” olması, ispat yükünün her durumda davacı borçlunun üzerinde olduğu anlamına gelmez. İspat yükü, tarafların hangi vakıaya dayandığına göre değerlendirilir.

Örneğin alacaklı herhangi bir hukuki ilişkinin varlığına dayanıyorsa, bu ilişkinin varlığını ispat etmesi gerekebilir.

Buna karşılık borçlu, varlığı kabul edilen bir borcun ödendiğini ileri sürüyorsa ödeme olgusunu kural olarak borçlu ispatlamalıdır.

Benzer şekilde “malen” kaydını içeren bir bono bakımından Yargıtay, malın teslim alındığına ilişkin yazılı ikrarın aksini ileri süren borçlunun bunu ispatlaması gerektiğini kabul etmektedir.

Dolayısıyla menfi tespit davasında ispat yükü, somut olay ve tarafların savunmalarına göre ayrıca belirlenmelidir.

Borcu Ödediğinizi Nasıl İspatlarsınız?

İcra takibine konu borcun daha önce ödendiği ileri sürülüyorsa ödeme belgeleri büyük önem taşır.

Banka havalesi veya EFT açıklamalarında borcun hangi ilişkiye ilişkin olduğunun belirtilmiş olması ispatı kolaylaştırabilir. Elden ödeme iddialarında ise makbuz, ibraname veya yazılı belge bulunması önemlidir.

Özellikle yüksek miktarlı borçlarda yalnızca tanık anlatımına dayanılması, yazılı delille ispat kuralları nedeniyle yeterli olmayabilir.

Bu nedenle ödeme yapılırken banka açıklamalarının doğru yazılması ve ödeme belgelerinin saklanması sonraki uyuşmazlıklarda önemli bir avantaj sağlar.

İcra Takibinden Önce Menfi Tespit Davası Açılabilir Mi?

Evet.

Henüz icra takibi başlatılmamış olsa dahi kişinin borçlu olmadığı hâlde ciddi ve yakın bir takip tehdidiyle karşı karşıya bulunması durumunda hukuki yarar mevcutsa menfi tespit davası açılabilir.

Takipten önce açılan menfi tespit davasının önemli özelliklerinden biri, mahkemenin şartları varsa ihtiyati tedbir yoluyla ileride başlatılacak icra takibini durdurabilmesidir.

İİK m.72 uyarınca mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde 15'inden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra Takibi Başladıktan Sonra Menfi Tespit Davası Açılabilir Mi?

Evet.

İcra takibi başladıktan sonra da borçlu menfi tespit davası açabilir.

Ancak burada önemli bir fark bulunmaktadır: İİK m.72'ye göre takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında mahkeme, ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin kendisini durduramaz.

Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir.

Borçlu hakkında takip başlamışsa yalnızca menfi tespit davası açılması, takip işlemlerini kendiliğinden durdurmaz.

Menfi Tespit Davası Açınca Hacizler Durur Mu?

Hayır.

İcra takibi başladıktan sonra menfi tespit davası açılması, mevcut takibi ve haciz işlemlerini otomatik olarak durdurmaz.

Borçlu hakkında banka hesabı haczi, maaş haczi, araç haczi veya başka cebri icra işlemleri devam edebilir.

Bu nedenle menfi tespit davasının açılmış olmasının “artık icra durdu” şeklinde değerlendirilmesi doğru değildir.

İİK m.72/3 gereğince takipten sonra açılan davada takibin tamamen durdurulması mümkün olmamakla birlikte kanunda öngörülen koşullarla icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir talep edilebilir.

İcra Veznesindeki Paranın Alacaklıya Ödenmesi Engellenebilir Mi?

Şartları varsa evet.

Takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında mahkeme takibi tamamen durduramaz. Ancak borçlu, gecikmeden doğabilecek zararları karşılamak üzere ve alacağın yüzde 15'inden aşağı olmamak kaydıyla teminat göstererek icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesini talep edebilir.

Bu tedbir, takibin durması anlamına gelmez.

Haciz ve tahsil işlemleri devam edebilir ancak icra veznesine giren paranın dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya aktarılması engellenebilir.

Menfi Tespit Davası Devam Ederken Borç Ödenirse Ne Olur?

Bu durumda İİK m.72'nin önemli bir sonucu ortaya çıkar.

Menfi tespit davası devam ederken borcun cebri icra nedeniyle ödenmesi hâlinde, dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşebilir.

Yargıtay da menfi tespit davası sırasında borcun ödenmesi hâlinde davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Böylece davacı artık yalnızca “borçlu olmadığının tespitini” değil, ödemek zorunda kaldığı paranın kendisine geri verilmesini istemiş olur.

İstirdat Davası Nedir?

İstirdat davası, kişinin gerçekte borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalması hâlinde ödediği paranın geri alınması amacıyla açılan davadır.

Menfi tespit davası ile istirdat davası arasındaki temel fark budur.

Henüz ödeme yapılmamışsa esas olarak borçlu olmadığının tespiti istenir. Borç cebri icra sonucu ödenmişse artık paranın geri alınması gündeme gelir.

Bu nedenle icra dosyasının hangi aşamada olduğu, hangi davanın açılması gerektiğinin belirlenmesi açısından önemlidir.

Ödeme Emrine İtiraz Süresi Kaçırılmışsa Menfi Tespit Davası Açılabilir Mi?

Evet.

Borçlu ödeme emrine süresinde itiraz etmemiş ve takip kesinleşmiş olsa dahi, şartları bulunuyorsa menfi tespit davası açabilir.

Ödeme emrine itiraz ile menfi tespit davası birbirinden farklı hukuki yollardır.

Ödeme emrine itiraz, icra takibi içerisindeki bir savunma yoludur. Menfi tespit davası ise kişinin maddi hukuk bakımından gerçekten borçlu olup olmadığının mahkeme tarafından incelendiği ayrı bir davadır.

Yargıtay, takip kesinleşmiş olsa dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri süren kişinin menfi tespit davası açabileceğini kabul etmektedir.

Menfi Tespit Davası İcra Hukuk Mahkemesinde Mi Açılır?

Kural olarak hayır.

Menfi tespit davası, icra hukuk mahkemesinde görülen klasik bir şikâyet veya itiraz davası değildir. Genel hükümlere göre görülen bir hukuk davasıdır.

Görevli mahkeme, borcun dayandığı hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir.

Örneğin ticari nitelikteki bir uyuşmazlıktan doğan menfi tespit davasında asliye ticaret mahkemesi; kira ilişkisinden doğan belirli uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi; özel bir görev kuralının bulunmadığı hâllerde ise asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.

Yargıtay da görevli mahkemenin takip konusu alacağın temelindeki hukuki ilişkiye göre belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Menfi Tespit Davası Nerede Açılır?

İİK m.72'ye göre menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde veya davalı alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

Ancak görev ve yetki değerlendirmesi yapılırken uyuşmazlığın ticari, tüketici, kira veya başka özel bir hukuki ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığı da dikkate alınmalıdır.

Sahte İmzalı Senet Nedeniyle Menfi Tespit Davası Açılabilir Mi?

Somut olayın özelliklerine göre evet.

Kişinin imzalamadığı bir senede dayanılarak hakkında takip yapılması hâlinde imzaya itiraz ve takip türüne göre icra hukukuna özgü başka yollar bulunabileceği gibi menfi tespit davası da gündeme gelebilir.

Ancak imza incelemesi gerektiren uyuşmazlıklarda hangi hukuki yolun, hangi süre içerisinde kullanılacağı önemlidir.

Bu nedenle ödeme emrinin tebliğinden sonra beklenmesi, icra hukukuna özgü kısa süreli başvuru haklarının kaybedilmesine neden olabilir.

Senedin Bedelsiz Olduğu İleri Sürülebilir Mi?

Evet.

Bir senedin düzenlenmiş olması her olayda altında yatan borcun tartışılamayacağı anlamına gelmez.

Senedin teminat amacıyla verildiği, karşılığında mal veya hizmet teslim edilmediği ya da temel borç ilişkisinin sona erdiği ileri sürülebilir.

Ancak özellikle kambiyo senetlerinde senedin soyut borç ikrarı niteliği ve yazılı delille ispat kuralları nedeniyle ispat daha teknik hâle gelebilir.

Yargıtay kararlarında da örneğin “malen” kaydı bulunan bonoda malın teslim alındığına ilişkin yazılı ikrarın aksini iddia eden tarafın iddiasını ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir.

Borcun Bir Kısmından Sorumlu Değilseniz Menfi Tespit Davası Açılabilir Mi?

Evet.

Menfi tespit davasının mutlaka takipteki borcun tamamına ilişkin olması gerekmez.

Örneğin 1.000.000 TL üzerinden başlatılan takipte gerçekte yalnızca 400.000 TL borç bulunduğu ileri sürülüyorsa, kalan miktar bakımından borçlu olunmadığının tespiti talep edilebilir.

Bu durumda dava değeri ve talep sonucu doğru şekilde belirlenmelidir.

Takipte ana para dışında faiz, cezai şart, masraf veya başka fer'î alacaklar bulunuyorsa bunların da ayrı ayrı incelenmesi gerekebilir.

Menfi Tespit Davasında Takip Dosyası Neden Önemlidir?

Menfi tespit davası açılmadan önce icra dosyasının tamamının incelenmesi gerekir.

Takip talebi, ödeme emri, tebliğ evrakı, takip dayanağı senet veya sözleşme, ödeme kayıtları, hacizler ve tahsilatlar birlikte değerlendirilmelidir.

Bazen borçlu olmadığının ileri sürülmesinden önce daha hızlı sonuç doğurabilecek başka bir hukuki yol bulunabilir.

Örneğin tebligat usulsüz olabilir, ödeme emrine itiraz süresi henüz başlamamış olabilir veya takip türüne özgü şikâyet ve itiraz nedenleri bulunabilir.

Bu nedenle menfi tespit davası her icra uyuşmazlığında ilk ve tek çözüm yolu değildir.

Menfi Tespit Davasının Kabul Edilmesi Ne Sonuç Doğurur?

Mahkeme davacının takip konusu borçtan sorumlu olmadığı sonucuna ulaşırsa borçlu olmadığının tespitine karar verir.

Davanın icra takibiyle bağlantılı olması hâlinde bu karar takip üzerinde de sonuç doğurabilir.

İİK m.72, davanın borçlu lehine veya alacaklı lehine sonuçlanmasına bağlı olarak icra takibi ve tazminat konusunda ayrıca sonuçlar öngörmektedir. Bu nedenle dava açılırken takip dosyasının durumu ile ihtiyati tedbir taleplerinin doğru şekilde kurulması önemlidir.

Sonuç

Hakkınızda icra takibi başlatılmış olması, maddi hukuk bakımından mutlaka borçlu olduğunuz anlamına gelmez.

Borç hiç doğmamış, daha önce ödenmiş, takip yanlış kişiye yöneltilmiş, senet bedelsiz kalmış veya takipte gerçekte mevcut olmayan bir borç talep edilmiş olabilir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca kişi, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açabilir. Takibin kesinleşmiş olması da tek başına bu davanın açılmasına engel değildir.

Ancak takipten önce ve takipten sonra açılan menfi tespit davalarının ihtiyati tedbir bakımından önemli farklılıkları vardır. Takip başladıktan sonra menfi tespit davası açılması takibi kendiliğinden durdurmaz. Şartları varsa teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi talep edilebilir.

Borç menfi tespit davası devam ederken cebri icra nedeniyle ödenirse davaya istirdat davası olarak devam edilmesi de mümkündür.

Bu nedenle borçlu olunmadığı düşünülen bir icra dosyasında öncelikle takip dayanağı, tebligatlar, ödeme belgeleri ve kullanılabilecek icra hukuku yollarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Menfi Tespit ve İcra Takiplerinde Hukuki Destek

Menfi tespit davası, istirdat davası, ödeme emrine itiraz, borca itiraz, imzaya itiraz, usulsüz tebligat, icra takibinin iptali, haksız haciz ve hacizlerin kaldırılması gibi icra hukuku uyuşmazlıklarında dosyanın somut özelliklerine göre değerlendirme yapılması önemlidir.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar ve İstanbul genelinde icra, alacak, menfi tespit ve istirdat uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES