İcra takibinde ödeme emri veya icra emrinin borçluya Tebligat Kanunu'na uygun şekilde tebliğ edilmesi, borçlunun itiraz ve şikâyet haklarını süresinde kullanabilmesi açısından büyük önem taşır.
Tebligatın yanlış adrese yapılması, kanuni şartlar oluşmadan muhtara bırakılması veya tebligatın yetkisiz bir kişiye teslim edilmesi gibi durumlarda usulsüz tebligat gündeme gelebilir.
Ancak usulsüz tebligatın bulunması, icra takibinin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez. İcra ve İflas Kanunu'nun 22. maddesine göre icra mahkemesine yapılan şikâyet, mahkeme tarafından ayrıca karar verilmedikçe icrayı durdurmaz.
Bu nedenle;
“Ödeme emri usulsüz tebliğ edildiği için icra takibi otomatik olarak durmuştur.”
şeklinde bir değerlendirme doğru değildir.
Usulsüz Tebligat Nedir?
Tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmelikte öngörülen kurallara uygun yapılmaması hâlinde usulsüz tebligattan söz edilir.
Örneğin;
- Tebligatın yanlış adrese yapılması,
- Tebligat Kanunu m.21 şartları oluşmadan muhtara bırakılması,
- Tebligat mazbatasındaki zorunlu işlemlerin yerine getirilmemesi,
- Tebligatın yetkili olmayan kişiye teslim edilmesi,
- Adres kayıt sistemine ilişkin tebligat prosedürünün yanlış uygulanması
usulsüzlük oluşturabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da tebligata ilişkin şekil şartlarının eksiksiz uygulanması gerektiğini ve Tebligat Kanunu'na aykırı tebligatların usulsüz sayılabileceğini kabul etmektedir.
Usulsüz Tebligat Tamamen Geçersiz Midir?
Her durumda değil.
Tebligat Kanunu m.32 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.53 uyarınca usulsüz yapılmış bir tebligat, muhatap tarafından öğrenilmişse geçerli hâle gelir.
Bu durumda muhatabın tebligatı öğrendiğini beyan ettiği tarih, kural olarak tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Örneğin ödeme emri dosyada 1 Ağustos tarihinde tebliğ edilmiş görünmesine rağmen tebligat usulsüzse ve borçlu icra takibini 20 Ağustos tarihinde öğrendiğini bildiriyorsa, şartları oluştuğu takdirde tebliğ tarihinin 20 Ağustos olarak düzeltilmesi gündeme gelebilir.
Usulsüz Tebligat İcra Takibini Otomatik Durdurur Mu?
Hayır.
Usulsüz tebligat iddiasıyla icra hukuk mahkemesine şikâyette bulunulması takibi kendiliğinden durdurmaz.
İİK m.22 açık şekilde şikâyetin, icra mahkemesi tarafından karar verilmedikçe icrayı durdurmayacağını düzenlemektedir.
Bu nedenle borçlu açısından yalnızca;
“Tebligat usulsüzdür.”
denilmesi yeterli olmayabilir.
Somut dosyada şartları bulunuyorsa ayrıca icra takibinin tedbiren durdurulması da talep edilmelidir.
Usulsüz Tebligat Şikâyeti Nereye Yapılır?
İcra takiplerindeki ödeme emri veya icra emrinin usulsüz tebliğ edildiği iddiası kural olarak icra hukuk mahkemesine şikâyet yoluyla ileri sürülür.
İİK m.16 uyarınca icra dairesinin kanuna aykırı işlemleri hakkında icra mahkemesine şikâyette bulunulabilir.
Mahkemeden somut olayın özelliklerine göre;
- Tebligatın usulsüz olduğunun tespiti,
- Tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesi,
- Buna bağlı işlemlerin değerlendirilmesi,
- Takibin tedbiren durdurulması
talep edilebilir.
Usulsüz Tebligat Şikâyetinin Süresi Kaç Gündür?
İcra hukukunda usulsüz tebligat şikâyeti kural olarak öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içerisinde yapılmalıdır.
İİK m.16, icra işlemlerine karşı şikâyetin işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılacağını düzenlemektedir.
Örneğin borçlu icra dosyasını 10 Eylül tarihinde öğrendiğini belirtiyorsa, usulsüz tebligat şikâyeti bakımından bu öğrenme tarihi son derece önemlidir.
Bu nedenle;
“Tebligat yıllar önce yapılmış görünüyor, artık usulsüz tebligata hiçbir şekilde başvurulamaz.”
şeklinde otomatik bir değerlendirme doğru değildir.
Öncelikle tebligatın usulüne uygun olup olmadığı ve borçlunun takipten ne zaman haberdar olduğu incelenmelidir.
Öğrenme Tarihi Neden Önemlidir?
Usulsüz tebligatın en önemli sonuçlarından biri tebliğ tarihinin değişebilmesidir.
Tebligat usulsüzse ancak borçlu daha sonra takipten haberdar olmuşsa, Tebligat Kanunu m.32 kapsamında öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği bir uyuşmazlıkta tebliğ tarihinin borçlunun öğrendiğini bildirdiği tarih olarak düzeltilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Bu durum özellikle;
- Borca itiraz,
- Yetkiye itiraz,
- İmzaya itiraz,
- Kambiyo takibine itiraz
gibi süreye bağlı haklar açısından önem taşır.
Borçlu Öğrenme Tarihini İstediği Gibi Belirleyebilir Mi?
Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi önemlidir; ancak uygulamada bu konu dosyadaki somut belgelerle birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2023 tarihli bir kararında usulsüz tebligatta borçlunun bildirdiği öğrenme tarihinin esas olduğu, daha önceki öğrenmenin ise yazılı belgeyle ortaya konulabileceği belirtilmiştir.
Örneğin borçlunun daha önce icra dosyasına dilekçe vermiş olması veya takipten haberdar olduğunu açıkça gösteren bir işlem yapmış olması öğrenme tarihi değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Tebligat Muhtara Yapılmışsa Her Zaman Usulsüz Müdür?
Hayır.
Tebligatın muhtara bırakılmış olması tek başına tebligatı usulsüz hâle getirmez.
Tebligat Kanunu'nun 21. maddesindeki şartların gerçekleşmesi hâlinde muhtara yapılan tebligat hukuka uygun olabilir.
Ancak kanundaki prosedürün eksik uygulanması tebligatı usulsüz hâle getirebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir dosyada, adres kayıt sistemi adresine yapılan tebligatta gerekli şerhin bulunmaması nedeniyle Tebligat Kanunu m.21/2 kapsamında gerçekleştirilen işlem usulsüz kabul edilmiştir.
Dolayısıyla;
“Tebligat muhtara bırakılmışsa kesinlikle usulsüzdür.”
şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Tebligat zarfının ve mazbatanın mutlaka incelenmesi gerekir.
Usulsüz Tebligat Nedeniyle Borca İtiraz Hakkı Yeniden Kullanılabilir Mi?
Şartları varsa evet.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borca itiraz süresi, ödeme emrinin usulüne uygun tebliği ile işlemeye başlar.
Mahkeme tebligatın usulsüz olduğuna ve tebliğ tarihinin borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine karar verirse, borçlunun 7 günlük borca itiraz süresi bu düzeltilmiş tarih dikkate alınarak değerlendirilebilir.
Bu nedenle usulsüz tebligat şikâyetiyle birlikte süresi içerisinde icra dairesine borca itiraz yapılması da uygulamada önem taşır.
Yalnızca usulsüz tebligat davasının sonucunun beklenmesi, somut dosyaya göre yeni süre sorunları yaratabilir.
Usulsüz Tebligat Nedeniyle Yapılan Hacizler Kalkar Mı?
Tebligatın usulsüz olduğunun tespit edilmesi mevcut bütün hacizlerin her durumda otomatik olarak ortadan kalkacağı anlamına gelmez.
Mahkemenin vereceği kararın kapsamı, takip türü, haczin hangi aşamada uygulandığı ve ödeme emrinin kesinleşip kesinleşmediği birlikte değerlendirilmelidir.
Ancak ödeme emrinin kesinleşmesinden önce yapılmaması gereken işlemler usulsüz tebligata dayanılarak gerçekleştirilmişse bu işlemlerin hukuki durumu ayrıca şikâyet konusu yapılabilir.
Bu nedenle dilekçede yalnızca tebliğ tarihinin düzeltilmesi değil, dosyadaki mevcut haciz ve diğer takip işlemlerinin durumu da açıkça değerlendirilmelidir.
Banka Hesabındaki Haciz Usulsüz Tebligat Nedeniyle Durdurulabilir Mi?
Borçlu çoğu zaman icra takibini banka hesabına bloke konulduğunda öğrenmektedir.
Böyle bir durumda öncelikle;
- Ödeme emrinin nasıl tebliğ edildiği,
- Tebligat adresinin doğru olup olmadığı,
- Tebligat mazbatasındaki işlemler,
- Borçlunun gerçek öğrenme tarihi
incelenmelidir.
Tebligat usulsüzse icra hukuk mahkemesine şikâyet edilerek tebliğ tarihinin düzeltilmesi ve şartlarına göre takibin tedbiren durdurulması talep edilebilir.
Ancak şikâyetin yapılması banka haczini kendiliğinden kaldırmaz.
Araç veya Taşınmaz Haczi Varsa Ne Olur?
Aynı kural araç ve taşınmaz hacizlerinde de geçerlidir.
Usulsüz tebligat iddiasının ileri sürülmesi;
- Araç haczini,
- Taşınmaz haczini,
- Banka hesabı haczini,
- Maaş haczini
otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Mahkemeden gerekli durdurma veya ilgili icra işleminin kaldırılmasına yönelik kararın alınması gerekebilir.
Tebligat Usulsüzse İcra Takibi İptal Edilir Mi?
Usulsüz tebligat ile icra takibinin tamamen iptali aynı şey değildir.
Çoğu durumda usulsüzlük, takibin varlığından ziyade ödeme emrinin hangi tarihte tebliğ edilmiş sayılacağı üzerinde sonuç doğurur.
Yargıtay uygulamasında da usulsüz ödeme emri tebligatında çoğunlukla tebligatın tamamen yok sayılmasından ziyade tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmektedir.
Dolayısıyla;
“Tebligat usulsüzse icra dosyası tamamen iptal edilir.”
şeklinde genel bir değerlendirme doğru değildir.
Takibin Durdurulması Ayrıca Talep Edilmeli Midir?
Evet.
Usulsüz tebligat şikâyetinin icrayı kendiliğinden durdurmaması nedeniyle özellikle haciz veya satış tehlikesi bulunan dosyalarda;
“Yargılama sonuçlanıncaya kadar icra takibinin tedbiren durdurulması”
açıkça talep edilmelidir.
İcra mahkemesi dosyanın durumuna göre bu talebi ayrıca değerlendirir.
Usulsüz Tebligatta En Sık Yapılan Hata Nedir?
En önemli hata, borçlunun icra takibini öğrendikten sonra uzun süre hiçbir işlem yapmamasıdır.
Çünkü öğrenme tarihinden itibaren;
- Usulsüz tebligat şikâyeti,
- Borca itiraz,
- Yetkiye itiraz,
- İmzaya itiraz
bakımından kısa süreler gündeme gelebilir.
Diğer önemli hata ise yalnızca icra müdürlüğüne;
“Tebligat usulsüzdür.”
şeklinde dilekçe vermekle yetinilmesidir.
Tebligat usulsüzlüğünün tespiti ve tebliğ tarihinin düzeltilmesi bakımından kural olarak icra hukuk mahkemesine şikâyet yoluna başvurulması gerekir.
Sonuç
Usulsüz tebligat nedeniyle icra takibinin durdurulması mümkündür; ancak usulsüzlük takibi kendiliğinden durdurmaz.
İİK m.22 gereğince icra mahkemesine yapılan şikâyet, mahkeme ayrıca karar vermedikçe icra işlemlerini durdurmaz. Bu nedenle usulsüz tebligat şikâyetiyle birlikte şartları varsa takibin tedbiren durdurulmasının ayrıca talep edilmesi önemlidir.
Tebligat Kanunu m.32 kapsamında usulsüz tebligatın muhatap tarafından öğrenilmesi hâlinde öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da usulsüz ödeme emri tebligatlarında tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
İcra hukukundaki usulsüz tebligat şikâyetinin ise kural olarak öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içinde yapılması gerekir.
Bu nedenle;
“Tebligat usulsüz olduğu için icra takibi zaten kendiliğinden durmuştur.”
şeklinde hareket edilmemeli; tebligat evrakı, öğrenme tarihi ve dosyadaki haciz işlemleri birlikte değerlendirilerek süresinde gerekli başvurular yapılmalıdır.
Esenyurt icra avukatı, Büyükçekmece icra avukatı, Beylikdüzü icra avukatı, Bahçeşehir icra avukatı ve İstanbul icra avukatı kapsamında usulsüz tebligat, icra takibinin durdurulması, borca itiraz, hacizlerin kaldırılması ve icra hukuk mahkemesine şikâyet süreçlerine ilişkin hukuki destek alınabilir.
İletişim: 0542 547 48 51