DNA delili ceza soruşturması ve davalarında kişinin olay yeri, mağdur veya suç konusu materyalle biyolojik bağlantısını ortaya koyabilen en önemli kriminal delillerden biridir.
Kan, tükürük, saç kökü, sperm, deri hücresi ve diğer biyolojik materyaller üzerinden elde edilen DNA profilleri şüpheli, sanık veya mağdurdan alınan örneklerle karşılaştırılabilir.
Ancak;
“Olay yerinde sanığın DNA'sı bulundu, sanık kesin olarak suçludur.”
şeklinde otomatik bir sonuca ulaşılamaz.
DNA delilinin nerede bulunduğu, biyolojik materyalin oraya ne zaman ve nasıl geçmiş olabileceği, numunenin alınma ve muhafaza koşulları ile dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
DNA Delili Nedir?
DNA delili, kişiden veya olay yerindeki biyolojik materyalden elde edilen genetik profilin başka bir örnekle karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkan kriminal delildir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 78. maddesine göre şüpheli, sanık, mağdur veya diğer kişilerden usulüne uygun şekilde elde edilen örnekler üzerinde, bulgunun kime ait olduğunun belirlenmesi için zorunlu olması hâlinde moleküler genetik inceleme yapılabilir.
Örneğin olay yerinden elde edilen;
- Kan,
- Tükürük,
- Saç kökü,
- Sperm veya diğer cinsel salgılar,
- Deri hücreleri,
- Diğer biyolojik materyaller
üzerinde DNA profili araştırılabilir.
Sanıktan DNA Örneği Nasıl Alınır?
Şüpheli veya sanıktan DNA karşılaştırmasında kullanılmak üzere kan, saç, tükürük, tırnak veya benzeri biyolojik örnek alınması CMK m.75 kapsamında belirli şartlara bağlanmıştır.
Kural olarak hâkim veya mahkeme karar verebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı da karar verebilir; ancak savcının kararı 24 saat içerisinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulmalıdır.
Onaylanmayan karar hükümsüz kalır ve bu şekilde elde edilen deliller kullanılamaz.
Vücuttan biyolojik örnek alınması ayrıca kişinin sağlığına açık ve öngörülebilir şekilde zarar verme tehlikesi taşımamalıdır.
Her Suçta DNA Örneği Alınabilir Mi?
Hayır.
CMK m.75'e göre üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda şüpheli veya sanıktan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük ve tırnak gibi örnekler alınamaz.
Dolayısıyla DNA incelemesi sınırsız bir delil toplama yöntemi değildir.
İsnat edilen suçun niteliği, alınacak örnek ve uygulanacak işlemin kanuni şartları birlikte değerlendirilmelidir.
Mağdurdan DNA Örneği Alınabilir Mi?
Evet.
CMK m.76 kapsamında bir suçun delillerinin elde edilmesi amacıyla mağdur veya diğer kişilerin vücudundan biyolojik örnek alınması mümkündür.
Bu işlem de kişinin sağlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde ve kanunda belirtilen karar usulüne uygun olarak gerçekleştirilmelidir.
Özellikle;
- Cinsel saldırı,
- Kasten öldürme,
- Kasten yaralama,
- Olay yerinde kan veya biyolojik materyal bulunan suçlar
bakımından mağdurdan alınan DNA örneği olay yerindeki farklı DNA profillerinin kimlere ait olduğunun belirlenmesine yardımcı olabilir.
DNA İncelemesine Kim Karar Verir?
Burada biyolojik örneğin alınması ile örnek üzerinde moleküler genetik inceleme yapılması birbirinden ayrılmalıdır.
CMK m.79'a göre CMK m.78 kapsamında moleküler genetik inceleme yapılmasına yalnızca hâkim karar verebilir.
Kararda incelemeyi yapacak bilirkişinin de gösterilmesi gerekir.
Dolayısıyla savcının belirli şartlarla biyolojik örnek alınmasına karar verebilmesi, DNA üzerinde moleküler genetik incelemeye de tek başına karar verebileceği anlamına gelmez.
DNA İncelemesinde Her Türlü Genetik Bilgi Araştırılabilir Mi?
Hayır.
CMK m.78, DNA incelemesinin amacını sınırlandırmıştır.
Moleküler genetik inceleme;
- Soybağının belirlenmesi veya
- Elde edilen bulgunun şüpheli, sanık ya da mağdura ait olup olmadığının tespit edilmesi
amacıyla gerçekleştirilebilir.
Alınan örnekler üzerinde bu amaçların dışında genetik tespit yapılması yasaktır.
Bu düzenleme kişinin genetik bilgilerinin ceza soruşturması bahanesiyle sınırsız şekilde araştırılmasını önlemeye yönelik önemli bir güvencedir.
Olay Yerindeki DNA Sanığa Aitse Mahkûmiyet Kesin Midir?
Hayır.
DNA eşleşmesi bilimsel açıdan oldukça güçlü bir bağlantı ortaya koyabilir. Ancak bu bağlantının suç açısından ne ifade ettiği ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önemli bir kararında, işyerinin dışındaki herkesin girip çıkabildiği park alanında bulunan kola kutusundan alınan biyolojik örneğin sanığın DNA profiliyle eşleştiği belirlenmiştir.
Ancak sanığın bölgedeki kafelere sürekli gittiğini söylemesi, DNA'nın işyerinin dışında ortak kullanım alanındaki bir nesneden alınması, çalınan malların sanıkta bulunmaması ve kamera ya da görgü tanığı olmaması birlikte değerlendirilmiş; DNA eşleşmesi mahkûmiyet için yeterli görülmemiştir.
Dolayısıyla;
DNA eşleşmesi = suçun kesin ispatı
şeklinde bir denklem kurulamaz.
DNA'nın Nerede Bulunduğu Neden Önemlidir?
Çünkü DNA delilinin ispat gücü, biyolojik materyalin elde edildiği yerle doğrudan bağlantılıdır.
Örneğin sanığın DNA'sının;
- Herkesin kullandığı bir bardakta,
- Ortak kullanım alanındaki masada,
- Kendi evinde,
- Daha önce bulunduğu araçta
çıkması ile;
- Mağdurun tırnaklarının altında,
- Suçta kullanılan silahın özel bir bölümünde,
- Sanığın bulunmadığını söylediği kilitli suç mahallinde,
- Failden kaynaklandığı değerlendirilen biyolojik materyalde
bulunması aynı şekilde değerlendirilemez.
DNA delilinde temel soru yalnızca;
“Bu DNA kime ait?”
değil,
“Bu kişinin DNA'sı burada neden bulunuyor?”
sorusudur.
DNA Delili Ne Zaman Bırakıldığını Gösterir Mi?
DNA profili esas olarak biyolojik materyalin hangi kişiyle uyumlu olduğunu ortaya koyar.
Ancak çoğu olayda DNA'nın yüzeye tam olarak hangi gün veya saatte bırakıldığını tek başına belirlemez.
Örneğin bir otomobilde sanığın DNA'sının bulunması, kişi aracı daha önce kullanmışsa suç tarihindeki kullanımını otomatik olarak ispatlamayabilir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bir trafik dosyasında araçtan alınan DNA örneklerinin kazadan sekiz gün sonra elde edilmiş olması ve araç içerisindeki kişilerin olay sonrasında yer değiştirmiş olabilme ihtimali tartışılmış; DNA bulgularının sürücünün kimliğini belirlemede olayın diğer koşullarından bağımsız değerlendirilemeyeceği görülmüştür.
DNA Başka Bir Yolla Olay Yerine Geçebilir Mi?
Evet.
DNA'nın bir yerde bulunması her zaman kişinin o yüzeye doğrudan dokunduğunu veya suç sırasında orada bulunduğunu göstermeyebilir.
Uygulamada ikincil DNA transferi olarak ifade edilen durumlarda biyolojik materyal bir kişi veya nesne aracılığıyla başka bir yüzeye taşınabilir.
Örneğin kişinin kullandığı bir eşyanın daha sonra başka biri tarafından olay yerine götürülmesi veya kişiler arasında ortak kullanılan materyaller biyolojik izlerin farklı şekilde taşınmasına neden olabilir.
Bu ihtimal her dosyada var kabul edilmez; ancak somut olayda makul bir ihtimal bulunuyorsa kriminal değerlendirmede göz önünde bulundurulmalıdır.
Karışık DNA Profili Nedir?
Bir biyolojik örnekte birden fazla kişiye ait DNA materyali bulunabilir.
Bu durumda karışık DNA profili ortaya çıkabilir.
Örneğin çok sayıda kişinin kullandığı;
- Araç,
- Telefon,
- Silah,
- Kapı kolu,
- Kıyafet
üzerinde birden fazla kişinin biyolojik materyalinin bulunması mümkündür.
Bu tür dosyalarda kriminal raporda sanığın DNA profilinin karışıma katkıda bulunan kişilerden biriyle uyumlu olup olmadığı ve sonucun hangi istatistiksel güçte olduğu önemlidir.
Karışık DNA profili;
“Bu materyale yalnızca sanık temas etmiştir.”
anlamına gelmez.
DNA Delili Cinsel Suçlarda Ne Kadar Önemlidir?
Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı gibi suçlarda DNA bulguları oldukça önemli olabilir.
Örneğin mağdurdan alınan biyolojik örnekte sanığa ait DNA profilinin bulunması cinsel temasın gerçekleştiğine ilişkin güçlü bir teknik bulgu oluşturabilir.
Ancak DNA her durumda suçun bütün unsurlarını ispatlamaz.
Örneğin taraflar arasında cinsel temasın gerçekleştiği tartışmasız ancak temasın rızaya dayalı olup olmadığı tartışmalıysa DNA delili temasın varlığını gösterebilir fakat rıza meselesini tek başına çözmez.
Bu nedenle cinsel suçlarda;
- Mağdur beyanı,
- Adli muayene,
- Mesajlar,
- Kamera kayıtları,
- Tanıklar,
- Sanık savunması,
- DNA bulguları
birlikte değerlendirilmelidir.
Mağdurun Tırnak Altında Sanığın DNA'sı Bulunursa Ne Olur?
Bu bulgu somut olayın şartlarına göre oldukça güçlü bir delil olabilir.
Özellikle mağdur ile sanığın daha önce fiziksel temasının bulunmadığı bir olayda, mağdurun tırnak altından sanığa ait DNA elde edilmesi olay sırasında fiziksel temas yaşandığını destekleyebilir.
Ancak yine;
- Tarafların daha önce temas edip etmediği,
- Numunenin ne zaman alındığı,
- Numunenin nasıl muhafaza edildiği,
- Olayın niteliği
değerlendirilmelidir.
Teknik bulgunun olay içerisindeki anlamını belirlemek mahkemeye aittir.
DNA'nın Bulunmaması Sanığın Suçsuz Olduğunu Gösterir Mi?
Tek başına hayır.
Bir suç mahallinde sanığın DNA'sının bulunmaması, sanığın mutlaka olay yerinde bulunmadığını veya suçu işlemediğini göstermeyebilir.
Çünkü fail;
- Eldiven kullanmış olabilir,
- Biyolojik materyal bırakmamış olabilir,
- DNA bırakılan alanlardan numune alınamamış olabilir,
- Materyal çevresel etkiler nedeniyle bozulmuş olabilir,
- Temizlik yapılmış olabilir.
Bu nedenle;
“DNA çıkmadı, kesin beraat gerekir.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Ancak iddia sanığın belirli bir materyalle fiziksel temasına dayanıyor ve kriminal inceleme bunu desteklemiyorsa DNA bulunmaması savunma bakımından önemli olabilir.
Olay Yerinde Başkasına Ait DNA Bulunursa Ne Olur?
Bu durumda söz konusu DNA profilinin sahibinin kim olduğunun araştırılması gerekebilir.
Özellikle suçun failinin bıraktığı düşünülen biyolojik materyalin sanığa değil başka bir kişiye ait olması, savunma bakımından son derece önemli olabilir.
Cumhuriyet savcısı maddi gerçeği araştırmak amacıyla yalnızca şüphelinin aleyhine değil lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür. Adalet Bakanlığının 2026 tarihli açıklamasında da CMK m.160 kapsamında savcının şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplayıp muhafaza etme yükümlülüğü vurgulanmıştır.
Bu nedenle dosyadaki farklı DNA profillerinin araştırılmadan bırakılması somut olayın özelliklerine göre eksik soruşturma iddiasına konu olabilir.
DNA Örneğinin Alındığı Yer ve Zaman Önemli Midir?
Evet.
DNA delilinin güvenilirliğinde numunenin ne zaman ve nereden alındığı büyük önem taşır.
Örneğin olaydan hemen sonra alınan biyolojik örnek ile günler sonra birçok kişinin erişebildiği bir eşya üzerinden alınan örneğin delil değeri aynı olmayabilir.
Yargıtayın DNA ile ilgili kararlarında da numunenin olay yeriyle bağlantısı ve ne zaman elde edildiği delilin ispat gücü değerlendirilirken dikkate alınmaktadır.
DNA Numunesinin Muhafaza Zinciri Neden Önemlidir?
Biyolojik materyalin olay yerinden kriminal laboratuvara ulaşıncaya kadar karışmadan, kirlenmeden veya değiştirilmeden muhafaza edildiğinin denetlenebilir olması gerekir.
Özellikle;
- Numunenin kim tarafından alındığı,
- Hangi tarihte alındığı,
- Hangi ambalaja konulduğu,
- Mühürlenip mühürlenmediği,
- Kimlere teslim edildiği,
- Laboratuvara ne zaman ulaştığı
önem taşır.
Numune zincirindeki ciddi belirsizlikler veya karışma ihtimali DNA raporunun güvenilirliğine yönelik itiraz sebebi olabilir.
DNA Numunesi Kirlenirse Ne Olur?
Biyolojik örneğin başka DNA materyalleriyle kontamine olması inceleme sonucunu etkileyebilir.
Bu nedenle biyolojik materyal alınırken ve laboratuvara gönderilirken uygun kriminal prosedürlerin izlenmesi gerekir.
Örneğin aynı eldivenle farklı materyallere temas edilmesi veya numunelerin uygun şekilde ayrı paketlenmemesi teorik olarak bulaşma riskini artırabilir.
Savunma açısından özellikle beklenmedik bir DNA eşleşmesi varsa;
- Numunenin alınma tutanağı,
- Delil torbası,
- Mühür bilgileri,
- Laboratuvar kabul kayıtları,
- Kriminal inceleme yöntemi
incelenebilir.
DNA Raporuna İtiraz Edilebilir Mi?
Evet.
DNA incelemesinin kriminal rapor hâline gelmesi, raporun tartışılamayacağı anlamına gelmez.
Savunma veya katılan taraf;
- Numunenin yanlış kişiden alındığını,
- Muhafaza zincirinde sorun bulunduğunu,
- Numunenin kontamine olmuş olabileceğini,
- Karışık DNA profilinin yanlış yorumlandığını,
- İstatistiksel değerlendirmenin yetersiz olduğunu,
- İncelemenin yeniden yapılması gerektiğini
ileri sürebilir.
Gerekli hâllerde ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talep edilebilir.
Yeniden DNA İncelemesi İstenebilir Mi?
Evet.
Özellikle;
- İlk rapor belirsizse,
- Karışık DNA profili bulunuyorsa,
- İki rapor arasında çelişki varsa,
- Numunenin yeterliliği tartışmalıysa,
- Kullanılan yöntem konusunda teknik itiraz bulunuyorsa
yeni veya ek moleküler genetik inceleme talep edilebilir.
Ancak moleküler genetik inceleme yapılması CMK m.79 kapsamında hâkim kararına bağlıdır.
DNA Raporu Mahkemeyi Bağlar Mı?
Hayır.
DNA raporu güçlü bir bilimsel delil olmakla birlikte, nihai hukuki değerlendirmeyi mahkeme yapar.
CMK m.217 kapsamında hâkim kararını duruşmada ortaya konulan ve tartışılan hukuka uygun deliller üzerinden oluşturur. Yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilen delillerle ispat edilebilir.
Dolayısıyla DNA uzmanı;
“Sanık bu suçu işlemiştir.”
şeklinde hukuki karar vermez.
Uzman, örneklerin genetik açıdan eşleşip eşleşmediğini ve teknik bulguları açıklar. Bu bulgunun suç açısından ne anlama geldiğini mahkeme dosyanın tamamıyla birlikte değerlendirir.
DNA Delili Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?
Bazı dosyalarda DNA delili son derece güçlü olabilir ancak her durumda tek başına mahkûmiyet için yeterli olduğu söylenemez.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017 tarihli kararında sanığın DNA'sı olay yeri yakınındaki kola kutusundan elde edilmiş ancak materyalin herkesin erişebildiği bir alanda bulunması ve başka destekleyici delil olmaması nedeniyle mahkûmiyet için yeterli görülmemiştir.
Burada belirleyici olan;
- DNA'nın bulunduğu yer,
- Sanığın orada bulunmasına ilişkin açıklaması,
- Biyolojik materyalin suçla doğrudan bağlantısı,
- Diğer delillerin DNA eşleşmesini destekleyip desteklemediğidir.
DNA Eşleşmesi Varsa Sanığın Açıklaması Önemli Midir?
Evet.
Sanığın DNA'nın o materyalde neden bulunduğuna ilişkin açıklaması değerlendirilmelidir.
Örneğin sanık;
“Ben bu eve daha önce misafir olarak gittim.”
diyorsa bunun doğru olup olmadığı araştırılabilir.
Buna karşılık sanık;
“Bu kişiyi hiç tanımıyorum, hayatımda o eve girmedim.”
demiş ancak DNA'sı kilitli yatak odasındaki özel bir materyalde bulunmuşsa bu delilin ispat gücü daha yüksek olabilir.
Mahkeme savunmayı DNA bulgusuyla ve diğer delillerle birlikte değerlendirmelidir.
DNA Delili Hukuka Aykırı Elde Edilmişse Kullanılabilir Mi?
Kural olarak hayır.
CMK m.217/2 gereğince yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispatlanabilir. Adalet Bakanlığının delillerin kabul edilebilirliğine ilişkin kılavuzunda da hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı açıkça belirtilmektedir.
Örneğin kanunda gerekli karar alınmadan biyolojik örnek elde edilmesi, CMK m.75 kapsamında hâkim onayına tabi savcı kararının onaylanmaması veya moleküler genetik incelemenin CMK m.79'a aykırı yapılması hâlinde delilin hukuka uygunluğu tartışılabilir.
CMK m.75 uyarınca Cumhuriyet savcısının örnek alınmasına ilişkin kararının hâkim veya mahkeme tarafından onaylanmaması hâlinde elde edilen delillerin kullanılamayacağı açıkça düzenlenmiştir.
DNA Sonuçları Başka Amaçla Kullanılabilir Mi?
CMK m.80 DNA incelemesi sonucunda elde edilen bilgileri kişisel veri olarak kabul etmektedir.
Bu sonuçların ceza dosyasındaki amaç dışında kullanılması ve yetkisiz kişilere verilmesi yasaktır.
Bu sınırlama genetik verilerin kişinin en hassas kişisel verileri arasında yer alması nedeniyle önemlidir.
DNA Kayıtları Ne Zaman Yok Edilir?
CMK m.80/2'nin mevcut düzenlemesine göre belirli durumlarda genetik inceleme sonuçlarının yok edilmesi öngörülmektedir.
Ancak bu konuda önemli ve güncel bir gelişme bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesi 25 Aralık 2025 tarihli E.2025/141, K.2025/274 sayılı kararıyla CMK m.80/2'yi iptal etmiş; karar 18 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Bu nedenle iptal hükmü 18 Aralık 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Dolayısıyla genetik verilerin saklanması ve yok edilmesi bakımından mevzuatın güncel hâlinin dosya tarihi itibarıyla ayrıca kontrol edilmesi önemlidir.
DNA Delili Sanığın Lehine Kullanılabilir Mi?
Evet.
DNA incelemesi yalnızca savcılık iddiasını destekleyen bir delil değildir.
Örneğin olay yerindeki;
- Kan,
- Tükürük,
- Sperm,
- Saç kökü,
- Deri hücresi
sanığa değil başka bir kişiye ait çıkabilir.
Bu durum özellikle suçlamanın temelinin sanığın olay yerinde bulunduğu veya mağdurla fiziksel temasta bulunduğu iddiasına dayanması hâlinde önemli bir savunma delili olabilir.
Bu nedenle savunma gerekli durumlarda yalnızca mevcut DNA raporuna itiraz etmekle kalmayıp eksik biyolojik materyallerin de incelenmesini talep edebilir.
DNA Delili Yoksa Beraat Kararı Verilir Mi?
Her durumda hayır.
Ceza mahkemesi DNA dışında;
- Kamera kayıtları,
- Tanık veya mağdur beyanları,
- Parmak izi,
- HTS kayıtları,
- Telefon mesajları,
- Balistik incelemeler,
- Sanık savunmaları
gibi diğer hukuka uygun delilleri değerlendirebilir.
Ancak suçun niteliği gereği DNA bulgusunun bulunması bekleniyor ve bu konudaki kriminal sonuç sanığın savunmasını destekliyorsa delil yokluğu önemli hâle gelebilir.
Nihai olarak mahkûmiyet için sanığın suçu işlediğinin her türlü makul şüpheden uzak şekilde ispatlanması gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da mahkûmiyetin yüksek ihtimale değil kesin ve açık ispata dayanması gerektiğini, giderilemeyen şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi DNA Dosyalarında Uygulanır Mı?
Evet.
DNA çok güçlü bir bilimsel delil olsa da biyolojik materyalin suçla bağlantısına ilişkin makul şüpheler giderilemiyorsa bu şüphe sanık aleyhine yorumlanamaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kola kutusundaki DNA örneğine ilişkin kararında da tam olarak bu yaklaşım benimsenmiş; DNA profili sanıkla uyumlu olmasına rağmen delilin bulunduğu yer ve sanığın makul açıklaması nedeniyle suçun sanık tarafından işlendiği kesin olarak ispatlanmış sayılmamıştır.
Bu nedenle bilimsel eşleşmenin güçlü olması, eşleşmenin suçla bağlantısının ayrıca ispatlanması gereğini ortadan kaldırmaz.
DNA Deliline Karşı Savunmada Nelere Bakılmalıdır?
DNA bulunan bir ceza dosyasında özellikle şu sorular önemlidir:
- DNA hangi materyalden elde edildi?
- Materyal olay yerinin tam olarak neresindeydi?
- Numune ne zaman alındı?
- Sanığın bu yere daha önce hukuka uygun şekilde temas etmesi mümkün mü?
- DNA doğrudan mı yoksa ikincil transferle mi geçmiş olabilir?
- Numune karışmış veya kontamine olmuş olabilir mi?
- Delilin muhafaza zinciri kesintisiz mi?
- Moleküler genetik inceleme için usulüne uygun hâkim kararı var mı?
- DNA dışında sanığı suçla ilişkilendiren başka deliller bulunuyor mu?
Bu hususların her biri DNA raporunun ispat gücünün belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Sonuç
DNA delili ceza davasında en güçlü kriminal delillerden biri olabilir ancak tek başına ve olayın koşullarından bağımsız şekilde sanığın suçlu olduğunu göstermez.
CMK m.78 ve m.79 kapsamında moleküler genetik inceleme belirli amaçlarla sınırlıdır ve bu incelemeye yalnızca hâkim karar verebilir.
DNA delilinin değerlendirilmesinde;
- Biyolojik materyalin nerede bulunduğu,
- Ne zaman ve nasıl elde edildiği,
- Sanığın o materyalle doğal veya önceki temas ihtimali,
- Numunenin muhafaza zinciri,
- Kontaminasyon veya transfer ihtimali,
- Diğer delillerle uyumu
birlikte dikkate alınmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun DNA profiliyle ilgili kararında da sanığın DNA'sının olay yeri yakınındaki bir materyalde bulunması, bunun suç sırasında bırakıldığının kesin olarak ispatlanamadığı ve başka güçlü delil bulunmadığı koşullarda mahkûmiyet için yeterli görülmemiştir.
Bu nedenle;
“DNA sanığa ait çıktı, artık başka delile gerek yoktur.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Mahkûmiyet için DNA delilinin suçun işlendiği olayla bağlantısının da her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı şekilde ortaya konulması gerekir. Aksi hâlde şüpheden sanık yararlanır ilkesi kapsamında beraat gündeme gelebilir.
Esenyurt ceza avukatı, Büyükçekmece ceza avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Bahçeşehir ceza avukatı ve İstanbul ağır ceza avukatı kapsamında DNA delilleri, kriminal raporlar, moleküler genetik incelemeler, hukuka aykırı deliller, delil yetersizliği, beraat ve ağır ceza davalarına ilişkin hukuki destek alınabilir.
İletişim: 0542 547 48 51