Ceza soruşturmalarında uyuşturucu madde, silah, telefon, bilgisayar, kaçak eşya veya başka suç delillerinin önemli bir bölümü arama işlemleri sonucunda ele geçirilmektedir.
Ancak bir delilin gerçekten bulunmuş olması, o delilin mahkeme tarafından mutlaka kullanılabileceği anlamına gelmez.
Türk hukukunda temel kural açıktır:
Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller ceza yargılamasında hükme esas alınamaz.
Anayasa’nın 38. maddesine göre kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. CMK m.206/2-a kanuna aykırı elde edilen delilin reddedileceğini, CMK m.217/2 ise yüklenen suçun ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispatlanabileceğini düzenlemektedir.
Bu nedenle bir ceza avukatı tarafından arama yapılan dosya incelenirken yalnızca;
“Ne bulundu?”
sorusuna değil;
“Nasıl bulundu?”
sorusuna da cevap aranmalıdır.
Hukuka Aykırı Arama Nedir?
Arama işleminin kanunda öngörülen şartlara uyulmadan gerçekleştirilmesi hukuka aykırılık oluşturabilir.
Örneğin;
- Gerekli arama kararı bulunmaması,
- Yetkisiz merci tarafından arama emri verilmesi,
- Arama kararının kapsamadığı yerde arama yapılması,
- Arama süresinin dışında işlem yapılması,
- Kanuni koşullar bulunmadığı hâlde gece araması gerçekleştirilmesi
arama işleminin hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirebilir.
CMK m.119’a göre arama kural olarak hâkim kararıyla yapılır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle arama yapılabilir. Konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda ise kolluk amirinin tek başına verdiği emir yeterli değildir; hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca varsa Cumhuriyet savcısının yazılı emri gerekir.
Arama Kararında Neler Yazmalıdır?
CMK m.119 uyarınca arama kararında veya emrinde;
- Aramanın nedenini oluşturan fiil,
- Aranacak kişi,
- Aranacak konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,
- Karar veya emrin geçerli olacağı süre
açıkça belirtilmelidir.
Dolayısıyla arama yetkisi sınırsız değildir.
Örneğin belirli bir konut hakkında verilen arama kararının hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın aynı kişinin başka bir işyerinin aranması için kullanılması mümkün değildir.
Aramanın yer, kişi, eşya ve zaman bakımından kararın sınırları içerisinde kalması gerekir.
Arama Kararı Olmadan Eve Girilebilir Mi?
Kural olarak konutta arama için hâkim kararı gerekir.
Ancak kanunda düzenlenen;
- Gecikmesinde sakınca bulunan hâller,
- Suçüstü,
- Firar eden kişinin yakalanması
gibi özel durumlar farklı değerlendirilebilir.
CMK m.118’e göre konut, işyeri ve diğer kapalı yerlerde gece araması kural olarak yasaktır. Bunun suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller gibi istisnaları vardır.
Dolayısıyla;
“Polis isterse her zaman eve girip arama yapabilir.”
şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.
İşyerinde Arama Kararı Gerekir Mi?
Evet.
İşyeri de CMK m.119 kapsamında özel olarak korunmaktadır.
Konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama kural olarak hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan durumda ise Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle gerçekleştirilebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/577 E., 2024/318 K. sayılı kararına konu olayda, işyeri ve depo olarak kullanılan kapalı bölüme usulüne uygun arama kararı olmadan girilmiş ve kaçak sigaralar ele geçirilmiştir.
Ceza Genel Kurulu, arama kararı veya geçerli yazılı arama emri bulunmadığından elde edilen delilin hukuka aykırı olduğunu değerlendirmiştir.
Hukuka Aykırı Aramada Uyuşturucu Bulunursa Ne Olur?
Uyuşturucu madde gerçekten bulunmuş olsa bile öncelikle arama işleminin hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilir.
Örneğin polis;
- Arama kararı bulunmaksızın,
- Suçüstü hâli mevcut olmaksızın,
- Hukuken geçerli başka bir arama yetkisi olmadan
kapalı bir alana girerek uyuşturucu madde bulmuşsa, bulunan uyuşturucunun delil olarak kullanılabilirliği ciddi şekilde tartışılır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen suç konusu eşyanın CMK m.206 ve m.217 gereğince hükme esas alınamayacağı açık biçimde kabul edilmektedir.
Hukuka Aykırı Delille Mahkûmiyet Verilebilir Mi?
Kural olarak hayır.
Anayasa m.38/6 uyarınca;
kanuna aykırı elde edilen bulgular delil olarak kabul edilemez.
CMK m.217/2 de suçun ancak hukuka uygun biçimde elde edilmiş delillerle ispat edilebileceğini düzenlemektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024 tarihli kararlarında da hukuka aykırı aramayla ele geçirilen suç konusu eşyanın hükme esas alınamayacağı belirtilmektedir.
Bu delil çıkarıldığında dosyada mahkûmiyet için yeterli başka delil kalmıyorsa beraat kararı gündeme gelebilir.
Yargıtay Hukuka Aykırı Arama Nedeniyle Beraat Kararı Verilmesini Kabul Ediyor Mu?
Evet.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/577 E., 2024/318 K. sayılı kararında usulüne uygun arama kararı bulunmaksızın kapalı işyeri ve depo alanından ele geçirilen kaçak sigaraların hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.
Suçun maddi konusunu oluşturan bu deliller değerlendirme dışında bırakıldığında mahkûmiyet için yeterli hukuka uygun delil bulunmaması nedeniyle beraat sonucunun ortaya çıkabileceği kabul edilmiştir.
Bu karar özellikle;
“Suç eşyası bulunduysa aramanın nasıl yapıldığının artık önemi yoktur.”
şeklindeki düşüncenin doğru olmadığını göstermektedir.
Aramaya Rıza Gösterilmesi Arama Kararı Yerine Geçer Mi?
Her durumda hayır.
Özellikle kapalı bir yerde gizlenmiş suç delilinin bulunması için fiilen arama yapılması gerekiyorsa;
“Şüpheli izin verdi.”
ifadesi tek başına arama kararının yerine geçmeyebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024 tarihli kararlarında, şüphelinin sonradan eşyayı “rızaen teslim etmiş” gibi gösterilmesinin, öncesinde hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen aramayı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmediği vurgulanmıştır.
Bununla birlikte kişinin suç eşyasını özgür iradesiyle kendiliğinden teslim etmesi farklıdır.
Arama yapılmadan kişinin elindeki eşyayı gönüllü biçimde teslim etmesi durumunda muhafaza altına alma hükümleri gündeme gelebilir.
Açıkta Görülen Suç Eşyası İçin Arama Kararı Gerekir Mi?
Her durumda değil.
Burada “arama” ile “açıkta bulunan suç eşyasının görülmesi” birbirinden ayrılmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/457 E., 2024/171 K. sayılı kararında işyerindeki masa ve raflarda açıkta ve gözle görülür biçimde bulunan kaçak sigaraların kolluk tarafından görülmesi, gizlenmiş bir şeyi bulmaya yönelik bir “arama” işlemi olarak değerlendirilmemiştir.
Dolayısıyla;
kapalı çekmecenin açılması
ile
masanın üzerinde açıkça duran suç eşyasının görülmesi
aynı hukuki durum değildir.
Suçüstü Hâlinde Arama Kararı Gerekir Mi?
Suçüstü hâllerinde kolluğun yetkileri daha geniştir.
Örneğin polis bir kişinin açıkça uyuşturucu sattığını görmüş ve suçüstü hâlinde müdahale etmişse, delillerin kaybolmasını önlemek amacıyla gerekli tedbirleri alma yetkisi bulunabilir.
Ancak her ihbar veya her şüpheli davranış suçüstü hâli oluşturmaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/318 sayılı kararında da yalnızca ihbar bulunmasının ve kişinin işyeri önünde görülmesinin otomatik olarak suçüstü kabul edilmemesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Bu nedenle soruşturma dosyalarında;
“Suçüstü vardı.”
şeklindeki kolluk değerlendirmesinin gerçekten CMK'daki koşulları taşıyıp taşımadığı ayrıca incelenmelidir.
Arama Sırasında İki Arama Tanığı Bulunması Gerekir Mi?
CMK m.119/4’e göre Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapılabilmesi için o yerin ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulması gerekir.
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinde de aramada hazır bulunacak kişilere ilişkin ayrıntılı düzenlemeler bulunmaktadır. Ayrıca kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamayacağı belirtilmiştir.
Ancak her usul eksikliğinin otomatik olarak aynı sonucu doğuracağı söylenemez. Aramadaki ihlalin niteliği ve temel haklara etkisi somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Arama Yapılırken Avukat Çağrılabilir Mi?
Evet.
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğine göre kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.
Ancak;
“Avukat gelene kadar hiçbir şekilde arama yapılamaz.”
şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Özellikle delillerin kaybolma veya yok edilme riski varsa arama işleminin niteliğine göre işlem devam edebilir.
Buna rağmen müdafiin hazır bulunması arama tutanağının ve işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi açısından önem taşıyabilir.
Arama Tutanağı Neden Önemlidir?
Arama sonunda düzenlenen tutanak son derece önemlidir.
Tutanakta;
- Aramayı yapan görevliler,
- Arama tarihi ve saati,
- Arama yapılan yer,
- Hazır bulunan kişiler,
- Ele geçirilen eşyalar
gibi bilgiler bulunmalıdır.
Bir ağır ceza avukatı tarafından dosya incelenirken arama kararı ile arama tutanağının karşılaştırılması özellikle önemlidir.
Örneğin;
- Karar saat 10.00–16.00 için verilmiş fakat arama 19.00'da yapılmış olabilir.
- Arama kararı yalnızca ev için verilmiş fakat araç da aranmış olabilir.
- Kararda belirtilmeyen başka bir depo aranmış olabilir.
Bu tür durumlarda aramanın kapsam dışına çıkıp çıkmadığı değerlendirilmelidir.
Hukuka Aykırı Aramada Bulunan Telefon İncelenebilir Mi?
Telefonun fiziksel olarak ele geçirilmesi ile içeriğinin incelenmesi ayrı hukuki işlemlerdir.
Telefon hukuka aykırı bir aramayla ele geçirilmişse ilk aşamada elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğu tartışılır.
Bunun yanında telefonun;
- Mesajlarının,
- Fotoğraflarının,
- WhatsApp içeriklerinin,
- Dijital verilerinin
incelenmesi ayrıca CMK'daki dijital inceleme ve el koyma hükümleri bakımından değerlendirilmelidir.
Bu nedenle;
telefon ele geçirildi → içindeki her şey otomatik delildir
sonucu doğru değildir.
Hukuka Aykırı Delilden Yola Çıkılarak Bulunan Başka Deliller Ne Olur?
Bu konu uygulamada daha karmaşıktır.
Örneğin hukuka aykırı bir aramada bulunan telefon içeriğinden başka bir depo tespit edilmiş ve daha sonra o depoda suç eşyası bulunmuş olabilir.
Amerikan hukukundaki “zehirli ağacın meyvesi” kavramı bu tür durumlar için kullanılmaktadır.
Türk hukukunda doğrudan hukuka aykırı elde edilen delilin hükme esas alınamayacağı açıktır. Ancak o delilden sonra ortaya çıkan başka ve bağımsız delillerin durumu her olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/378 E., 2024/64 K. sayılı kararında da hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen maddi delil ile dosyadaki ikrar, ihbar veya diğer delillerin birbirinden ayrılarak değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin tartışmalara yer verilmiştir.
Dolayısıyla;
“Bir delil hukuka aykırıysa dosyadaki bütün deliller otomatik geçersizdir.”
şeklinde genel bir kural kurmak doğru değildir.
Bağımsız diğer deliller ayrıca incelenmelidir.
Hukuka Aykırı Delil Tek Delilse Ne Olur?
Bu durumda beraat ihtimali ciddi biçimde gündeme gelir.
Örneğin kişi hakkında uyuşturucu ticareti suçundan dava açılmış ancak;
- Uyuşturucu yalnızca hukuka aykırı aramayla bulunmuş,
- Telefon veya mesaj delili yok,
- Alıcı veya tanık bulunmuyor,
- Para trafiği bulunmuyor,
- Başka hukuka uygun delil yoksa
hukuka aykırı delil çıkarıldıktan sonra mahkûmiyet için yeterli ispat kalmayabilir.
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da hukuka aykırı elde edilen delilin tek veya belirleyici delil olarak mahkûmiyette kullanılmasının adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturduğu kabul edilmektedir.
Hâkim Hukuka Aykırı Delili Kendiliğinden Dikkate Almak Zorunda Mıdır?
Mahkeme delilin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmelidir.
CMK m.206/2-a uyarınca kanuna aykırı elde edilen delil reddedilir.
CMK m.230 gereğince mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde de hükme esas alınan ve reddedilen deliller açıklanmalı; hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği belirlenen deliller ayrıca gösterilmelidir.
Dolayısıyla mesele yalnızca;
“Sanık itiraz etti mi?”
sorusundan ibaret değildir.
Mahkemenin hukuka aykırı olduğu belirlenen bir delili hükmün temel dayanağı yapmaması gerekir.
Hukuka Aykırı Arama Dava Dilekçesinde Nasıl İleri Sürülmelidir?
Yalnızca;
“Arama hukuka aykırıdır.”
demek yerine hangi hukuka aykırılığın bulunduğu somutlaştırılmalıdır.
Örneğin:
“Müvekkile ait işyerinde yapılan arama sırasında hâkim tarafından verilmiş bir arama kararı bulunmadığı gibi gecikmesinde sakınca bulunan hâle ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emri de dosyada mevcut değildir. Suçüstü hâlinin koşulları da oluşmamıştır. Bu nedenle aramada ele geçirilen maddeler Anayasa m.38/6 ile CMK m.206/2-a ve 217/2 kapsamında hukuka aykırı delil niteliğindedir ve hükme esas alınamaz.”
şeklinde somut bir hukuki itiraz ileri sürülebilir.
Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de Hukuka Aykırı Arama
Bir Esenyurt ceza avukatı tarafından arama işlemi incelenirken arama kararının tarihi, saati, kapsamı ve aramanın fiilen nasıl gerçekleştirildiği birlikte değerlendirilmelidir.
Bir Büyükçekmece ceza avukatı ile yürütülen soruşturmada özellikle uyuşturucu, silah veya kaçakçılık dosyalarında arama kararının CMK m.116-119 hükümlerine uygun olup olmadığı araştırılmalıdır.
Bir Beylikdüzü ceza avukatı tarafından işyeri veya konutta gerçekleştirilen aramalarda arama kararı, tutanaklar, kamera kayıtları ve elkoyma işlemleri birlikte incelenmelidir.
Bir Bahçeşehir ceza avukatı veya ağır ceza avukatı tarafından ise hukuka aykırı delil dosyadan çıkarıldığında geriye mahkûmiyet için yeterli başka hukuka uygun delil kalıp kalmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Hukuka aykırı aramada ele geçirilen deliller kural olarak ceza yargılamasında hükme esas alınamaz.
Anayasa m.38/6;
“Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.”
kuralını getirmektedir.
CMK m.206/2-a hukuka aykırı delilin reddedileceğini, CMK m.217/2 ise suçun ancak hukuka uygun şekilde elde edilen delillerle ispatlanabileceğini düzenlemektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024 tarihli kararlarında da usulüne uygun arama kararı veya emri bulunmaksızın kapalı alanlarda yapılan aramalarda ele geçirilen suç konusu eşyanın hukuka aykırı delil niteliğinde olabileceği açık biçimde kabul edilmiştir.
Ancak her dosyada öncelikle gerçekten bir arama işlemi bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Örneğin açıkta ve gözle görülür şekilde duran suç eşyasının muhafaza altına alınması ile kapalı bir çanta, çekmece veya depoda gizlenmiş eşyanın araştırılarak bulunması aynı hukuki işlem değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/171 sayılı kararında da açıkta bulunan suç eşyası bakımından bu ayrım yapılmıştır.
Bu nedenle bir arama dosyasında özellikle;
- Arama kararı var mı?
- Kararı yetkili merci mi verdi?
- Arama doğru adreste mi yapıldı?
- Kararın süresi içerisinde mi yapıldı?
- Gece aramasının şartları var mıydı?
- Suçüstü gerçekten mevcut muydu?
- Arama kararının kapsamı aşıldı mı?
- El koyma işlemi hukuka uygun mu?
- Hukuka aykırı delil çıkarılırsa başka delil kalıyor mu?
soruları değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak;
“Suç eşyası bulunduysa nasıl bulunduğunun önemi yoktur.”
yaklaşımı Türk ceza muhakemesi hukukunda doğru değildir.
Delilin içeriği kadar elde edilme yöntemi de hukuka uygun olmak zorundadır.
Esenyurt ceza avukatı, Büyükçekmece ceza avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Bahçeşehir ceza avukatı ve İstanbul ağır ceza avukatı kapsamında hukuka aykırı arama, elkoyma, uyuşturucu, silah, telefon incelemesi ve ceza yargılamasında yasak delillere ilişkin hukuki destek alınabilir.
İletişim: 0542 547 48 51