Çocuğun Anne veya Babayı İstemesi Velayeti Etkiler Mi?

Boşanma ve velayet davalarında en sık karşılaşılan sorulardan biri çocuğun;

“Annemle yaşamak istiyorum.”

veya

“Babamla yaşamak istiyorum.”

şeklindeki beyanının velayet kararını belirleyip belirlemeyeceğidir.

Çocuğun anne veya babadan biriyle yaşamak istediğini söylemesi velayet kararında önemli bir unsurdur.

Ancak çocuğun tercihi tek başına ve her durumda belirleyici değildir.

Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Yargıtay uygulamasına göre yeterli idrak seviyesine ulaşmış çocuğun kendisini doğrudan ilgilendiren velayet konusunda görüşünün alınması ve bu görüşe gereken önemin verilmesi gerekir. Bununla birlikte çocuğun üstün yararı farklı bir sonucu gerektiriyorsa çocuğun ifade ettiği tercihin aksine karar verilmesi de mümkündür.

Dolayısıyla;

“Çocuk babayı seçerse velayet kesin babaya verilir.”

veya

“Çocuk anneyi istediğini söyledi, dava artık bitmiştir.”

şeklindeki değerlendirmeler hukuken doğru değildir.

Velayet Kararında Çocuğun İsteği Önemli Midir?

Evet.

Özellikle yaşı ve olgunluk seviyesi nedeniyle kendi görüşünü oluşturabilecek durumda bulunan çocuğun velayet konusundaki düşüncesi önemlidir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri, yeterli idrake sahip çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerini ifade edebilmelerine ve bu görüşlere gereken önemin verilmesine ilişkin güvenceler içermektedir.

Yargıtay da velayet uyuşmazlıklarında bu ilkeyi açık biçimde uygulamaktadır.

Çocuk Babasını İstiyorsa Velayet Babaya Verilir Mi?

Otomatik olarak verilmez.

Çocuğun;

“Babamla yaşamak istiyorum.”

demesi velayet değerlendirmesinde önemli bir veridir.

Ancak mahkeme bunun yanında çocuğun neden babasıyla yaşamak istediğini, mevcut yaşam düzenini, eğitimini, sağlık durumunu, anne ve babayla ilişkisini ve babanın çocuğun bakımını sağlayabilecek koşullara sahip olup olmadığını değerlendirir.

Çocuğun beyanı diğer delillerle birlikte ele alınır.

Çocuk Annesini İstiyorsa Velayet Anneye Verilir Mi?

Aynı şekilde çocuğun;

“Annemle yaşamak istiyorum.”

demesi de tek başına velayetin anneye verilmesini zorunlu kılmaz.

Çocuğun tercihi önemli olmakla birlikte nihai değerlendirme üstün yarar üzerinden yapılır.

Mahkeme çocuğun anne yanında kalmasının bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişimi bakımından uygun olup olmadığını diğer delillerle birlikte değerlendirir. Yargıtay'ın güncel yaklaşımında da çocuğun görüşünün üstün yarar değerlendirmesinin yalnızca bir parçası olduğu kabul edilmektedir.

Çocuk Kimi İsterse Velayet Ona Mı Verilir?

Hayır.

Velayet konusunda karar verme yükümlülüğü çocuğa bırakılamaz.

Çocuğun görüşü alınır ancak nihai kararı mahkeme verir.

Çünkü velayet yalnızca;

“Kimin yanında yaşamak istiyorsun?”

sorusuna verilen cevaptan ibaret değildir.

Çocuğun eğitiminden sağlığına, güvenliğinden psikolojik gelişimine kadar bütün koşullar değerlendirilmelidir.

Yargıtay açıkça, çocukların üstün yararı gerektirdiğinde çocukların görüşlerinin aksine karar verilebileceğini kabul etmektedir.

Çocuğun Görüşü Neden Alınır?

Çünkü velayet kararından doğrudan etkilenecek kişi çocuktur.

Çocuğun hangi ebeveynle daha güçlü ilişki kurduğu, nerede kendisini güvende hissettiği, mevcut yaşam düzeninden memnun olup olmadığı ve anne-baba ilişkilerini nasıl algıladığı velayet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Özellikle belirli bir olgunluk seviyesine ulaşmış çocukların yaşamlarının bundan sonraki bölümünü doğrudan etkileyecek velayet kararında tamamen söz hakkından yoksun bırakılması doğru değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da idrak çağındaki çocuğun velayet konusunda görüşünün alınması gerektiğini kabul etmektedir.

Çocuğun Görüşü Kaç Yaşından İtibaren Alınır?

Kanunda;

“7 yaşından sonra çocuk dinlenir.”

“8 yaşındaki çocuk velayetini seçebilir.”

veya

“12 yaşından sonra çocuk kimi isterse ona verilir.”

şeklinde kesin bir yaş sınırı bulunmamaktadır.

Temel kavram idrak çağıdır.

Çocuğun yaşı kadar zihinsel ve duygusal gelişimi ile kendisini ilgilendiren velayet konusunda anlamlı bir görüş oluşturabilecek olgunlukta bulunup bulunmadığı önemlidir.

Bu nedenle her çocuk somut durumuna göre değerlendirilmelidir.

7 Yaşındaki Çocuğun Görüşü Alınır Mı?

Alınması somut olayın ve çocuğun gelişim seviyesinin değerlendirilmesine bağlıdır.

Sadece nüfus yaşına bakılarak;

“7 yaşındaki çocuk dinlenmez.”

şeklinde kesin bir sonuç çıkarılamaz.

Çocuğun velayet konusunda anlamlı bir görüş oluşturabilecek gelişim seviyesine sahip olup olmadığı değerlendirilir.

10 Yaşındaki Çocuk Kimi İsterse Ona Mı Verilir?

Hayır.

Çocuğun yaşı arttıkça görüşünün velayet değerlendirmesindeki önemi de uygulamada artabilir.

Ancak 10 yaşında, 12 yaşında veya daha büyük olması çocuğa hukuken tek başına velayeti belirleme yetkisi vermez.

Çocuğun tercihi yine üstün yarar kapsamında değerlendirilir.

15 Yaşındaki Çocuğun İsteği Daha Fazla Önem Taşır Mı?

Genellikle daha ileri yaş ve olgunluk seviyesindeki çocuğun kendi yaşam düzenine ilişkin değerlendirmesi önemli bir ağırlığa sahip olabilir.

Örneğin ergenlik dönemindeki bir çocuğun;

okulu,

arkadaş çevresi,

sosyal hayatı,

anne ve babayla ilişkisi

ve hangi ebeveynle yaşamak istediği konusunda daha bilinçli bir değerlendirme yapabilmesi mümkündür.

Bununla birlikte hukuki ölçüt yine üstün yarardır.

18 Yaşına Gelen Çocuk İçin Velayet Kararı Verilir Mi?

Hayır.

Velayet ergin olmayan çocuklar bakımından söz konusudur.

Çocuk 18 yaşını tamamlayarak ergin olduğunda kural olarak velayet sona erer ve nerede yaşayacağına kendisi karar verir.

İdrak Çağı Ne Demektir?

İdrak çağı, çocuğun kendisini ilgilendiren bir konuda olayları anlayabilecek, sonuçlarını değerlendirebilecek ve kendi görüşünü oluşturabilecek yeterli zihinsel ve duygusal olgunluğa ulaşmasını ifade eder.

Bu nedenle idrak çağı yalnızca nüfus yaşıyla belirlenmez.

Çocuğun bireysel gelişimi önemlidir.

İdrak Çağındaki Çocuğun Dinlenmesi Zorunlu Mudur?

Velayet konusunda yeterli idrake sahip çocuğun görüşünün alınması son derece önemlidir.

Yargıtay, idrak çağındaki çocukların görüşleri alınmadan ve gerekli sosyal inceleme yapılmadan velayet hakkında karar verilmesini eksik inceleme olarak değerlendirebilmektedir.

Nitekim bir Yargıtay kararında sosyal inceleme raporu düzenlenmeden ve idrak çağındaki çocukların görüşleri alınmadan velayetin anneye bırakılması doğru bulunmamış; çocukların görüşlerinin alınarak diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Çocuk Mahkemede Mi Dinlenir?

Çocuğun görüşünün alınma şekli somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

Çocuk mahkeme tarafından dinlenebileceği gibi uzmanlar aracılığıyla gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında da değerlendirme yapılabilir.

Burada amaç çocuğu anne ve baba arasındaki uyuşmazlığın ortasına yerleştirmek değil, çocuğun gerçek düşüncesini güvenli biçimde ortaya çıkarmaktır.

Çocuk Hâkim Tarafından Dinlenebilir Mi?

Evet.

Yargıtay kararlarında idrak çağında bulunan çocuğun gerektiğinde mahkemece bizzat dinlenerek velayet konusundaki görüşünün alınması gerektiği açıkça belirtilmektedir.

Ancak çocuğun dinlenme yöntemi belirlenirken yaşı ve psikolojik durumu dikkate alınmalıdır.

Pedagog Çocukla Görüşür Mü?

Velayet uyuşmazlıklarında psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanlardan yararlanılabilir.

Uzman incelemesinde çocukla görüşülerek anne ve babayla ilişkisi, yaşam koşulları ve velayet konusundaki düşünceleri değerlendirilebilir.

Yargıtay, gerektiğinde her iki ebeveyn ve çocuklarla görüşülerek uzman raporu hazırlanmasını istemektedir.

Sosyal İnceleme Raporunda Çocuğun İsteği Yazılır Mı?

Uzman görüşmesinde çocuğun velayet konusundaki düşünceleri ve ebeveynlerle ilişkisine ilişkin değerlendirmeler rapora yansıyabilir.

Ancak sosyal inceleme raporu yalnızca;

“Çocuk annesini istiyor.”

veya

“Çocuk babasını istiyor.”

şeklinde bir tercih tespitinden ibaret olmamalıdır.

Çocuğun yaşam koşulları ve üstün yararının bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.

Sosyal İnceleme Raporu Çocuğun İsteğinden Daha Önemli Midir?

Bu iki unsur birbirinin alternatifi değildir.

Çocuğun görüşü, sosyal inceleme raporu ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.

Mahkeme yalnızca uzman raporuna veya yalnızca çocuğun tercihine bağlı değildir.

Nitekim Yargıtay'ın 17.03.2025 tarihli kararında tek uzman tarafından hazırlanan ve velayet konusunda hüküm kurmaya elverişli bulunmayan sosyal inceleme raporu yeterli görülmemiş; psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı uzmanlarından oluşan bir heyet aracılığıyla anne, baba ve çocukların koşullarının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Çocuğun Anne veya Babayı Neden İstediği Önemli Midir?

Evet, son derece önemlidir.

Örneğin çocuk;

“Babam bana istediğim her şeyi alıyor.”

diyerek babasını tercih edebilir.

Başka bir çocuk;

“Annemde kurallar var, babam istediğim kadar oyun oynamama izin veriyor.”

diyebilir.

Bu tür tercihler ile;

“Babamın yanında kendimi güvende hissediyorum.”

“Annem yıllardır benimle ilgileniyor.”

“Babam okulumu ve tedavimi düzenli takip ediyor.”

gibi çocuğun gerçek bakım ve güvenlik ihtiyaçlarına ilişkin açıklamalar aynı ağırlıkta değerlendirilmez.

Bu nedenle yalnızca çocuğun kimi seçtiğine değil, neden seçtiğine de bakılmalıdır.

Çocuğa Hediyeler Alarak Kendisini Seçmesini Sağlamak Velayeti Etkiler Mi?

Çocuğun tercihini maddi imkânlarla etkilemeye çalışmak velayet bakımından sağlıklı bir davranış değildir.

Mahkeme çocuğun beyanının gerçek ve özgür iradesini yansıtıp yansıtmadığını değerlendirmelidir.

Velayet anne veya baba arasındaki popülerlik yarışması değildir.

Temel mesele çocuğun uzun vadeli üstün yararıdır.

Çocuğu Anne veya Babaya Karşı Doldurmak Velayeti Etkiler Mi?

Evet.

Çocuğun diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde yönlendirilmesi velayet bakımından önem taşıyabilir.

Yargıtay velayet değerlendirmesinde ebeveyn tarafından gerçekleştirilen yönlendirme davranışının dikkate alınabileceğini kabul etmektedir.

Bu nedenle çocuğun;

“Annemi görmek istemiyorum.”

veya

“Babamı sevmiyorum.”

şeklindeki beyanının arkasında diğer ebeveynin etkisinin bulunup bulunmadığı araştırılabilir.

Çocuğun Beyanı Yönlendirilmiş Olabilir Mi?

Olabilir.

Özellikle yoğun çatışmalı boşanma davalarında çocuk anne veya babadan birinin etkisi altında kalabilir.

Bu nedenle uzman görüşmesinin amacı yalnızca çocuğa;

“Kimin yanında kalmak istiyorsun?”

sorusunu sormak değildir.

Çocuğun beyanının kendi düşüncesini yansıtıp yansıtmadığı, korku veya baskı altında olup olmadığı ve ebeveynlerden biri tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği değerlendirilmelidir.

Çocuk Bir Gün Anneyi Bir Gün Babayı İsterse Ne Olur?

Çocuğun değişken beyanları tek başına sağlıklı bir velayet sonucu çıkarmaya elverişli olmayabilir.

Bu durumda çocuğun neden farklı beyanlarda bulunduğunun araştırılması önemlidir.

Çocuk anne ve babayı kaybetme korkusu yaşayabilir, ebeveynlerin baskısı altında kalabilir veya bulunduğu ortama göre farklı cevaplar verebilir.

Bu nedenle çocuğun bütün psikososyal durumu değerlendirilmelidir.

Çocuk Mahkemede Anneyi, Pedagoga Babayı İstediğini Söylerse Ne Olur?

Beyanlar arasındaki farklılığın nedeni araştırılır.

Mahkeme;

beyanların tarihlerini,

hangi ortamda verildiğini,

çocuğun o tarihte kimin yanında yaşadığını,

yönlendirme ihtimalini

ve uzman değerlendirmelerini birlikte dikkate alabilir.

Çocuğun son söylediği söz otomatik olarak doğru kabul edilmez.

Çocuk Korktuğu İçin Bir Ebeveyni İstediğini Söyleyebilir Mi?

Evet.

Çocuk, ebeveynlerden birinin tepkisinden korktuğu için gerçek düşüncesini ifade etmekte zorlanabilir.

Bu nedenle özellikle şiddet, tehdit veya yoğun aile içi çatışma bulunan dosyalarda çocuğun uygun koşullarda ve baskıdan uzak biçimde dinlenmesi önemlidir.

Çocuğun Anne veya Babayla Uzun Süredir Yaşıyor Olması Önemli Midir?

Evet.

Çocuğun kurulu yaşam düzeni velayet değerlendirmesinde önemlidir.

Yargıtay, velayetin belirlenmesinde mümkün olduğu ölçüde çocuğun alıştığı ortamın değiştirilmemesine özen gösterilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Bu nedenle çocuk uzun süredir babanın yanında yaşıyor, okuluna buradan devam ediyor ve düzeni sağlıklı şekilde devam ediyorsa bu durum çocuğun;

“Babamla yaşamak istiyorum.”

beyanını destekleyen önemli bir unsur olabilir.

Aynı değerlendirme anne yanında kurulu düzen bakımından da geçerlidir.

Çocuk Uzun Süredir Baba Yanındaysa Velayet Babaya Verilir Mi?

Otomatik olarak değil.

Ancak çocuğun baba yanında sağlıklı ve istikrarlı bir yaşam düzeninin bulunması önemli olabilir.

Özellikle çocuk;

baba yanında yaşamaya devam etmek istediğini söylüyor,

okul düzeni baba yanında devam ediyor,

bakımı baba tarafından sağlanıyor

ve uzman incelemesi de bu düzenin çocuğun yararına olduğunu gösteriyorsa bu olgular birlikte güçlü bir değerlendirme oluşturabilir.

Çocuk Uzun Süredir Anne Yanındaysa Velayet Anneye Verilir Mi?

Aynı ilkeler anne bakımından da geçerlidir.

Çocuğun anne yanında sağlıklı ve istikrarlı bir düzen kurmuş olması, bakımının anne tarafından sürdürülmesi ve çocuğun anneyle yaşamaya devam etmek istemesi önemli olabilir.

Ancak yine otomatik bir sonuç söz konusu değildir.

Çocuğun Okulu Velayet Tercihinde Önemli Midir?

Evet.

Çocuğun;

okul düzeni,

öğretmenleri,

arkadaş çevresi,

akademik durumu

ve hangi ebeveynin eğitim hayatıyla fiilen ilgilendiği önemlidir.

Yargıtay velayet değerlendirmesinde çocuğun eğitim durumunun ve kimin yanında eğitimini sürdürdüğünün dikkate alınması gerektiğini kabul etmektedir.

Bu nedenle çocuk bir ebeveyn yanında kurulu eğitim düzenini sürdürmek istediğini söylüyorsa bu beyan diğer koşullarla birlikte önem kazanabilir.

Çocuğun Arkadaş Çevresi Velayeti Etkiler Mi?

Tek başına belirleyici değildir.

Ancak çocuğun sosyal çevresi kurulu yaşam düzeninin bir parçasıdır.

Özellikle ileri yaştaki çocuklarda okul, arkadaş çevresi ve sosyal ilişkilerin tamamen değişmesi çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimini etkileyebilir.

Bu nedenle üstün yarar değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Çocuğun Kardeşinden Ayrılmak İstememesi Önemli Midir?

Evet.

Kardeş ilişkilerinin korunması velayet değerlendirmesinde önemli bir unsurdur.

Yargıtay, mümkün oldukça kardeşlerin birbirinden ayrılmamasına özen gösterilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Dolayısıyla çocuk;

“Kardeşim annemde olduğu için annemle kalmak istiyorum.”

şeklinde bir gerekçe ifade ediyorsa kardeş ilişkisinin çocuğun üstün yararı üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Kardeşlerden Biri Anneyi, Diğeri Babayı İsterse Ne Olur?

Her çocuğun yaşı, ihtiyaçları, görüşü ve ebeveynlerle ilişkisi ayrı ayrı değerlendirilir.

Ancak kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi de göz önünde bulundurulur.

Nitekim velayet yargılamalarında çocukların görüşleri alındıktan sonra farklı ebeveynlerde kalmalarına karar verilen somut olaylar da bulunmaktadır.

Dolayısıyla kardeşlerin mutlaka aynı ebeveyne verilmesi şeklinde mutlak bir kural yoktur.

Çocuğun Anne veya Babayı Seçmesi Diğer Ebeveynin Kötü Olduğunu Gösterir Mi?

Hayır.

Çocuk bir ebeveynle yaşamayı tercih ederken diğer ebeveyni sevmediği veya onun kötü bir ebeveyn olduğu anlamına gelmeyebilir.

Örneğin çocuk okuluna yakın olduğu için babayla veya yıllardır günlük bakımını annesi üstlendiği için anneyle yaşamayı tercih edebilir.

Velayet kararının anne veya babadan birine verilmesi diğer ebeveynin cezalandırılması anlamına gelmez.

Çocuğun Babayı İstememesi Babanın Çocukla Görüşmesini Engeller Mi?

Tek başına hayır.

Velayet ile kişisel ilişki birbirinden farklı konulardır.

Çocuğun babayla görüşmek istememesinin nedeni araştırılmalıdır.

Gerçek bir güvenlik riski, şiddet veya istismar iddiası varsa bunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Buna karşılık diğer ebeveyn tarafından yönlendirme bulunuyorsa farklı bir sonuç ortaya çıkabilir.

Yargıtay'ın güncel uygulamasında kişisel ilişki kurma hakkının yalnızca anne veya babaya değil, çocuğa da ait bir hak olduğu kabul edilmektedir.

Çocuğun Anneyi Görmek İstememesi Kişisel İlişkiyi Kaldırır Mı?

Otomatik olarak kaldırmaz.

Çocuğun görüşmek istememesinin nedeni araştırılır.

Çocuğun üstün yararı ile ebeveynin görüşme hakkı çatıştığında çocuğun yararına üstünlük tanınır.

Bu nedenle kişisel ilişkinin kapsamı ve şekli somut koşullara göre düzenlenmelidir.

Çocuğun Bir Ebeveyni İstememesi Şiddet İddiasından Kaynaklanıyorsa Ne Olur?

Bu durumda iddianın ciddi biçimde araştırılması gerekir.

Çocuğun şiddet veya kötü muamele nedeniyle bir ebeveynin yanında yaşamak istemediğini söylemesi sıradan bir tercih olarak değerlendirilmemelidir.

Sağlık kayıtları, okul kayıtları, uzman incelemeleri, tanık anlatımları, kolluk veya savcılık dosyaları ve diğer deliller incelenebilir.

Yargıtay'ın velayet değerlendirmesinde şiddet ve kötü davranış da dikkate alınması gereken unsurlar arasındadır.

Çocuğun İstismar İddiası Varsa Ne Yapılır?

Çocuğun fiziksel veya cinsel istismara ilişkin ciddi bir beyanda bulunması hâlinde velayet uyuşmazlığının ötesinde çocuğun güvenliğinin korunması gerekir.

Bu tür iddialarda uzman incelemeleri ve varsa adli soruşturmalar büyük önem taşır.

Yargıtay'ın yakın tarihli bir kararında da çocuk tarafından ileri sürülen cinsel istismar iddiasının bulunduğu dosyada yalnızca mevcut eksik incelemeyle yetinilmemiş; anne, baba ve çocuklarla yeniden görüşülerek kapsamlı sosyal inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Çocuğun Anne veya Babayı İstemesi Velayetin Değiştirilmesi İçin Yeterli Midir?

Tek başına her durumda yeterli değildir.

Ancak mevcut velayet kararından sonra çocuk belirli bir yaş ve olgunluk seviyesine ulaşmış, yaşam koşulları değişmiş ve artık diğer ebeveynle yaşamak istediğini tutarlı biçimde ifade ediyorsa bu durum velayetin değiştirilmesi davasında önemli olabilir.

Mahkeme yine mevcut koşulları ve çocuğun üstün yararını değerlendirir.

Çocuğun Yaşı Büyüdükçe Velayet Değiştirilebilir Mi?

Sadece yaşının büyümesi velayetin değiştirilmesi için otomatik sebep değildir.

Ancak çocuğun büyümesiyle;

eğitim ihtiyaçları,

sosyal çevresi,

ebeveynlerle ilişkisi

ve kendi görüşü

değişebilir.

Bu yeni koşullar mevcut velayet düzeninin artık çocuğun üstün yararına uygun olmadığını gösteriyorsa değişiklik gündeme gelebilir.

Çocuk Kendi İsteğiyle Babasının Yanına Giderse Velayet Otomatik Değişir Mi?

Hayır.

Çocuğun fiilen babanın yanında yaşamaya başlaması mahkeme kararındaki velayeti kendiliğinden değiştirmez.

Ancak bu fiilî durum uzun süre devam etmiş ve çocuk baba yanında sağlıklı bir düzen kurmuşsa velayetin değiştirilmesi talebinde önemli bir olgu olabilir.

Çocuk Kendi İsteğiyle Annesinin Yanına Giderse Velayet Otomatik Değişir Mi?

Hayır.

Aynı şekilde fiilî yaşam değişikliği velayet kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Gerekirse velayetin değiştirilmesi için mahkemeden yeni bir düzenleme talep edilmelidir.

Çocuğun Görüşü Alınmadan Velayet Kararı Verilmişse Ne Olur?

Çocuk idrak çağında bulunuyorsa ve görüşünün alınması gerekirken alınmamışsa bu durum kararın hukuka uygunluğu bakımından önemli olabilir.

Yargıtay, idrak çağındaki çocukların görüşleri alınmadan verilen velayet kararlarını eksik inceleme nedeniyle bozabilmektedir.

Bu nedenle özellikle istinaf veya temyiz incelemesinde çocuğun dinlenmemiş olması önemli bir itiraz konusu olabilir.

Çocuk Yargılama Sırasında Fikrini Değiştirirse Ne Olur?

Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılama sırasında meydana gelen gelişmeler de dikkate alınabilir.

Yargıtay, velayet uyuşmazlıklarında yargılama devam ederken ortaya çıkan yeni gelişmelerin dahi re'sen değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Bu nedenle yıllar önce alınmış bir çocuk beyanının dava uzadığında hâlen güncel olup olmadığı da önem kazanabilir.

Yıllar Önce Alınan Çocuk Beyanı Yeterli Midir?

Her durumda yeterli olmayabilir.

Çocuğun yaşı ilerledikçe yaşam koşulları ve görüşleri değişebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun değerlendirdiği bir olayda da çocuğun daha önce verdiği beyanın üzerinden önemli süre geçmesi nedeniyle güncel görüşünün alınmasının gerekliliği üzerinde durulmuştur.

Dolayısıyla özellikle uzun süren velayet davalarında çocuğun güncel görüşünün belirlenmesi önem taşıyabilir.

Çocuğun Görüşü İstinaf veya Temyiz Aşamasında Değişirse Dikkate Alınabilir Mi?

Velayetin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılama sırasında meydana gelen gelişmeler önem taşıyabilir.

Yargıtay yakın tarihli bir kararında temyiz aşamasında dosyaya giren yeni gelişmelerin de velayet bakımından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek güncel uzman incelemesi ve çocukların görüşlerinin alınmasını istemiştir.

Bu nedenle velayet uyuşmazlığında yalnızca dava açıldığı tarihteki durum esas alınmaz.

Çocuğun Anne veya Babayı İstemesi Nasıl İspatlanır?

Çocuğun velayet konusundaki iradesini ortaya koymanın en sağlıklı yolu çocuğun anne veya baba tarafından hazırlanmış dilekçe veya video ile konuşturulması değildir.

Mahkeme ve uzmanlar aracılığıyla çocuğun özgür iradesinin belirlenmesi daha sağlıklı bir yöntemdir.

Çocuğun ebeveynler arasındaki davada delil üretmeye zorlanması çocuğun psikolojisine zarar verebilir.

Çocuğa Video Çektirip “Babamla Kalmak İstiyorum” Dedirtmek Doğru Mudur?

Bu tür kayıtlar son derece dikkatli değerlendirilmelidir.

Çocuğun kamera karşısında anne veya babadan birini seçmeye zorlanması yönlendirme iddiasını doğurabilir.

Velayet yargılamasında amaç çocuğu delil hâline getirmek değil, onun üstün yararını korumaktır.

Bu nedenle çocuğun görüşünün tarafsız uzman ortamında alınması çok daha sağlıklı olabilir.

Çocuğa Dilekçe Yazdırmak Velayette Etkili Olur Mu?

Tek başına güvenilir bir yöntem değildir.

Çocuğun gerçekten kendi iradesiyle mi yazdığı, içeriğin ebeveynlerden biri tarafından mı yönlendirildiği tartışma konusu olabilir.

Özellikle idrak çağındaki çocuğun mahkeme veya uzman tarafından uygun ortamda dinlenmesi daha sağlıklı bir değerlendirme sağlar.

Çocuğun WhatsApp Mesajları Velayette Kullanılabilir Mi?

Somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.

Ancak çocuk ile ebeveyn arasındaki özel yazışmaların dosyaya sunulmasında çocuğun mahremiyeti ve üstün yararı ayrıca gözetilmelidir.

Çocuğun velayet konusundaki iradesini belirlemek için yalnızca mesaj kayıtlarına dayanmak yerine uzman görüşmesinden yararlanılması daha sağlıklı olabilir.

Çocuğun Anne veya Babayı İstemesi Tek Başına Sosyal İnceleme Raporunu Geçersiz Kılar Mı?

Hayır.

Çocuğun beyanı ile uzman raporu arasında farklılık bulunması hâlinde bu çelişkinin nedeni değerlendirilmelidir.

Uzman raporunun yetersiz olması hâlinde yeni veya daha kapsamlı inceleme yaptırılması gerekebilir.

Yargıtay'ın 17.03.2025 tarihli kararında da hüküm kurmaya elverişli bulunmayan tek uzman raporuyla yetinilmemesi gerektiği kabul edilmiştir.

Velayet Davasında Çocuğun İsteğine Karşı Nasıl Savunma Yapılır?

Karşı taraf;

“Çocuk beni istiyor.”

diyorsa yalnızca;

“Hayır, aslında beni istiyor.”

şeklinde savunma yapmak doğru değildir.

Çocuğun beyanının neden üstün yararıyla örtüşmediği somut olarak ortaya konulmalıdır.

Örneğin;

çocuğun uzun süredir mevcut ebeveyn yanında sağlıklı düzeninin bulunması, okulunun ve sosyal çevresinin burada olması, karşı tarafın bakım koşullarının yetersizliği, çocuğun yönlendirilmiş olabileceğine ilişkin somut olaylar veya uzman raporlarındaki tespitler ileri sürülebilir.

Ancak çocuğun tercihinin sırf istenmeyen bir sonuç doğurması nedeniyle değersizleştirilmesi doğru değildir.

Çocuk Babayı İstiyorsa Baba Nasıl Bir Talepte Bulunmalıdır?

Babanın yalnızca;

“Çocuk benimle yaşamak istiyor.”

demesi yerine bu tercihin çocuğun üstün yararıyla neden örtüştüğünü açıklaması daha güçlüdür.

Örneğin çocuğun uzun süredir baba yanında yaşaması, okulunun bu bölgede bulunması, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının baba tarafından takip edilmesi, çocuğun baba yanında kurulu düzeni ve uzman görüşleri birlikte ortaya konulabilir.

Böylece çocuk tercihi tek başına bırakılmayıp objektif koşullarla desteklenmiş olur.

Çocuk Anneyi İstiyorsa Anne Nasıl Bir Talepte Bulunmalıdır?

Aynı yaklaşım anne bakımından da geçerlidir.

Çocuğun anneyle yaşama isteği;

fiilî bakım geçmişi,

eğitim ve sağlık düzeni,

anneyle kurduğu duygusal bağ,

yaşam ortamı

ve uzman değerlendirmeleriyle birlikte ortaya konulmalıdır.

Güncel Yargıtay Uygulamasında Çocuğun Görüşüne Nasıl Yaklaşılıyor?

Yargıtay'ın yaklaşımı iki temel ilke üzerine kuruludur.

Birincisi, yeterli idrake sahip çocuk kendisini doğrudan ilgilendiren velayet konusunda dinlenmelidir ve görüşüne gereken önem verilmelidir.

İkincisi ise çocuğun tercihi mutlak değildir.

Çocuğun üstün yararı farklı bir düzenlemeyi gerektiriyorsa mahkeme çocuğun görüşünün aksine karar verebilir.

Yargıtay ayrıca idrak çağındaki çocukların görüşleri alınmadan ve gerekli uzman incelemesi yapılmadan velayet kararı verilmesini eksik inceleme olarak değerlendirebilmektedir.

17.03.2025 tarihli güncel kararda da çocuğun üstün yararının kapsamlı biçimde araştırılması, gerekli uzman incelemelerinin yapılması ve çocukların görüşlerinin değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Dolayısıyla güncel uygulamada;

çocuğun görüşü önemlidir ancak velayet kararının tek ölçütü değildir.

Sonuç

Çocuğun anne veya babadan biriyle yaşamak istediğini söylemesi velayet kararını etkileyebilir.

Özellikle yeterli idrak seviyesine ulaşmış çocuğun velayet konusunda görüşünün alınması ve görüşüne gereken önemin verilmesi gerekir.

Ancak;

“Çocuk kimi isterse velayet ona verilir.”

şeklinde bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.

Mahkeme çocuğun tercihi yanında;

çocuğun yaşını,

mevcut yaşam düzenini,

okulunu,

sağlık durumunu,

anne ve babayla ilişkisini,

bakımını fiilen kimin üstlendiğini,

kardeş ilişkilerini,

şiddet veya ihmal bulunup bulunmadığını,

yönlendirme ihtimalini

ve uzman raporlarını

birlikte değerlendirir.

Çocuğun üstün yararı ile çocuğun ifade ettiği tercih aynı yöndeyse çocuğun beyanı velayet değerlendirmesinde oldukça önemli hâle gelebilir.

Buna karşılık çocuğun tercihinin yönlendirme, baskı veya geçici nedenlerden kaynaklandığı tespit edilirse ya da tercih çocuğun güvenliği ve gelişimi açısından uygun değilse mahkeme bu beyanın aksine karar verebilir. Yargıtay uygulaması da çocukların üstün yararı gerektiğinde görüşlerinin aksine karar verilebileceğini açıkça kabul etmektedir.

Bu nedenle velayet davasında yalnızca;

“Çocuk beni istiyor.”

demek yerine;

“Çocuğun benimle yaşama isteği neden onun üstün yararıyla örtüşüyor?”

sorusunun somut delillerle cevaplanması gerekir.

Çocuğun Velayet Tercihi Hakkında Hukuki Destek

Çocuğun anne veya babadan birini tercih ettiği velayet uyuşmazlıklarında çocuğun yaşı ve idrak seviyesi, tercihinin özgür iradesine dayanıp dayanmadığı, mevcut yaşam düzeni, okul ve sağlık koşulları, sosyal inceleme raporları ve ebeveynlerin bakım olanakları birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle çocuğun uzun süredir bir ebeveyn yanında yaşadığı, diğer ebeveynle yaşamak istediğini ifade ettiği, yönlendirme iddiasının bulunduğu veya çocuğun beyanlarının yargılama sırasında değiştiği dosyalarda güncel uzman incelemesi ve çocuğun üstün yararının somutlaştırılması önem taşımaktadır.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde velayet davaları, velayetin değiştirilmesi, geçici velayet, çocukla kişisel ilişki kurulması, iştirak nafakası, boşanma davaları ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur aut odit aut fugit nemo minima rerums unsers sadips amets. 

BİZE ULAŞIN
+905425474851
info@avukatumutsarikaya.com
Gökevler mah 539 sokak, Oğuzkent Sitesi 1g, 34522 Esenyurt/İstanbul
ADRES